YEREL HABERLER - 24 Mart 2012 Cumartesi 12:35

MİLLETVEKİLİ ÖZCAN ULUPINAR`DAN TEMENLER KÖYÜNE ZİYARET

A
A
A
MİLLETVEKİLİ ÖZCAN ULUPINAR`DAN TEMENLER KÖYÜNE ZİYARET

AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, heyelan bölgesi olan Temenler köyünü ziyaret etti.
Geçtiğimiz günlerde meydana gelen heyelan sonrası evlerinin bazıları hasar görenleri ziyaret etmek amacıyla bölgeye giden AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ve beraberindeki heyet, Temenler köyünde incelemelerde bulundular. Köy ziyaretine, Çaycuma İlçe Kaymakamı Hasan Yaman, Çaycuma Garnizon Komutanı Üsteğmen Erhan Balçık, Perşembe Belediye Başkanı Rasim Miyanyedi, Çaycuma Belediye Başkanı Mithat Gülşen, İl Genel Meclis Üyesi Arif Sefercik, AK Parti Çaycuma İlçe Başkanı Günyamin Bostancı ve AK Parti Devrek İlçe Başkanı Özcan Özmekik eşlik etti. Burada inceleme yapan Milletvekili Özcan Ulupınar ve beraberindekiler, heyelanın yaşandığı alanda vatandaşlardan ve Köy Muhtarı Yaşar Canbaz`dan bilgi aldı.
Ulupınar, vatandaşlara kiralık ev bulmaları halinde kiralarının karşılanacağını söyledi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Melikgazi 45 ilden daha büyük Kayseri’nin 2025 yılı nüfusu 1 milyon 458 bin 991 olarak açıklanırken, Melikgazi 593 bin 262 nüfusuyla Türkiye’nin en büyük ilçeleri arasında 19. Sırada yer aldı. Melikgazi’nin vatandaşlar tarafından tercih edilen bir ilçe olduğunu ve önemli hizmetler aldığını belirten Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, yaptığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Her yıl olduğu gibi bu yıl da TÜİK tarafından il ve ilçe nüfusları açık açıklandı. Bu kapsamda Melikgazi ilçemiz Türkiye’nin en büyük ilçeleri arasında 19. sırada yer alıyor. İl olacak olsak şu anda 37. büyük il olacağız; yani 45 ilden daha büyük bir nüfusa sahibiz. 593 bini aşkın nüfusumuz şu anda kayıtlı. Günlük olarak bütün ilçelerden ve şehir dışından gelen vatandaşlarımız da Melikgazi içerisinde merkezi bölgelerde sürekli zaman geçiriyor; alışveriş, iş görüşmeleri, ziyaretler yapıyorlar. Dolayısıyla Melikgazi ilçemiz çok geniş ve büyük bir ilçe. Bu kapsamda bizler buna layık olacak şekilde gece gündüz demeden hizmetler yapıyoruz. Okullar, sağlık ocakları, kütüphaneler, parklar, camiler, Kur’an kursları, sosyal tesisleri başta olmak üzere bu ilçeye en güzel hizmetleri kazandırmaya çalışıyoruz. Melikgazi Belediyemizin bir başka özelliği de Türkiye’de en çok ruhsat veren ilçe konumunda olması. İlçemizin dinamik bir yapısı var. Kentsel dönüşümle güzel yapılaşmalarla hakikaten her geçen gün daha da büyümeye, daha da güzelleşmeye devam ediyor. İnşallah önümüzdeki yıl da bu büyüklük aynı şekilde devam edecek gibi görünüyor. Melikgazi Kayseri’de çok tercih edilen, vatandaşların memnuniyetinin yüksek olduğu bir ilçe olmaya devam ediyor."
Samsun Bu ilçede çocuk sahibi olan ailelere 6 bin TL nakdi destek SAMSUN (İHA) – Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, destek programlarına yenilerini eklemeye devam ettiklerini ifade ederek ailelere 6 bin Türk lirası destek sağladıklarını söyledi. Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, aile bütçesine katkı sunan yeni destek programlarını hayata geçirmeyi sürdürdüklerini kaydetti. Bebek destek paketi, nikâh ücret desteği gibi ailelere yönelik pek çok destek programını uygulamaya aldıklarını dile getiren Başkan İbrahim Sandıkçı, 2026 yılında ilçede çocuk sahibi olan tüm ihtiyaç sahibi ailelere 6 bin Türk lirası destek sağladıklarını söyledi. Sosyal belediyeciliğe dair çalışmalara büyük bir hassasiyetle devam ettiklerini ailelere, özel gereksinimli bireylere ve öğrencilere yönelik desteklere aralıksız bir şekilde devam ettiklerini ifade eden Başkan İbrahim Sandıkçı, "Ailelerimize 6 bin Türk lirası destek sağlıyoruz" dedi. Ailelere yönelik destekleri sürdürdüklerini belirten Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde ailelerimize özel destek programlarımıza yenilerini eklemeye devam ediyoruz. Aile bütçesine katkılar sunan desteklerimiz çerçevesinde, 2026 yılında ilçemizde çocuk sahibi olan ihtiyaç sahibi ailelerimizin tamamına 6 bin Türk lirası destek sağlıyoruz. Bu yıl da ailelerimizin başvuru sürecini tamamlamasının ardından destek ödemelerimizi hesaplara yatırıyoruz. Aile bütçesine katkılar sunan desteklerimizi kesintisiz bir şekilde sürdürüyoruz" diye konuştu. Aile bağlarının güçlenmesine yönelik etkinlikler gerçekleştirmeye de devam ettiklerini aktaran Başkan Sandıkçı, "Aile bütçesine katkılar sunan desteklerimiz ile birlikte ayrıca, aile bağlarının ve aile içi iletişimin güçlenmesine yönelik programlar ve etkinlikler gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerimize ailelerimiz ilgiyle katılım sağlıyor. Ailelerimizin önerileri doğrultusunda program içeriklerimizi çeşitlendiriyor ve yenilerini eklemeyi sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Canik Belediyesi’nin ailelere yönelik 6 bin TL destek başvuruları, belediye hizmet binası zemin katta bulunan Kadın, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü üzerinden şahsen başvuru yoluyla gerçekleştirilebiliyor.
Gaziantep Bakan Yumaklı: "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıda israf ediliyor" Hasan Kalyoncu Üniversitesinde düzenlenen Sıfır Atık Çalıştayı Sonuç Konferansı’nda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gaziantep’te Sıfır Atık Vakfı, Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı’na katıldı. Konferansta konuşan Bakan Yumaklı, gıda güvenliği, israf, kuraklık, İklim değişikliği ve sıfır atık ile ilgili önemli konulara değindi. Sürdürülebilir gıda sistemleri, su verimliliği ve israfın azaltılması yönünde küresel politikaları güçlendirmek için çabaladıklarını belirtti. "Toplantıyı ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" Çalıştay hakkında bilgi veren Bakan Yumaklı, "Bugün; Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nın sonuçlarını değerlendirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sakarya ve Muğla’nın ardından, çalıştayların üçüncü ayağı olarak bugün Gaziantep’teyiz. COP31 sürecinde ’Yerelden Ulusala: İsraf ve Atık’ temasıyla düzenlenen bu toplantıyı; yerelde geliştirilen bilgi, deneyim ve çözüm önerilerinin, ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" dedi. "Programın Gaziantep’te düzenlenmesi tesadüf değil" Çalıştayın Gaziantep’te gerçekleştirilmesinin tesadüf olmadığını belirten Bakan Yumaklı, "Gaziantep, yalnızca sanayi üretimi ve ticaret kapasitesiyle değil; tarımsal üretim gücü ve köklü gıda kültürüyle de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Özellikle Antep fıstığı üretiminde, Türkiye dünyada üçüncü sırada bulunmakta, ülkemizde Antep fıstığının yaklaşık yarısı da Gaziantep’te yetiştirilmektedir. Ayrıca Gaziantep, tam 108 coğrafi işaretli ürüne sahiptir. AB coğrafi işaretli ürün sayısı ise 5’e yükselmiştir. Şehrin bu üretim kapasitesi; yüksek katma değer, kırsal istihdam, gıda sanayisi ve ihracat açısından stratejik bir alan oluşturmaktadır. Gaziantep’te tarım; işleme, depolama, ticaret ve sofraya ulaşma aşamalarını kapsayan bütüncül bir gıda ekosistemi içinde ele alınmaktadır. Bu bütüncül yapının en güçlü tamamlayıcısı ise Gaziantep’in mutfak kültürüdür. Gaziantep, UNESCO Fark Oluşturan Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dahil edilen Türkiye’nin ilk şehridir. Bu unvan Gaziantep mutfağının, yerel üretime dayanan, mevsimine göre ürün kullanan ve israfı en aza indirmeye öncelik veren bir gelenek olduğunu da tescillemektedir. Bu yönüyle Gaziantep israfla mücadelede, sıfır atık hareketinde yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel beşiktir" ifadelerini kullandı. "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır" Dünyanın iklim değişikliği, artan kuraklık ve nüfus artışı nedeniyle su varlığı ve gıda güvenliği açısından kritik bir süreçten geçtiğine dikkati çeken Bakan Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir. Gıda israfı, aynı zamanda kaynak ve en önemlisi su israfıdır. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde, gıda ve su israfına yönelik başlatılan yaklaşımlar tam da bu sorunlara çözüm üretme iradesinin somut tezahürleridir. Bu anlayış doğrultusunda başlattığımız ’Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık’ kampanyasıyla topluma verdiğimiz mesaj şudur: kayıp ve israf ortak çabayla önlenebilir ve bu dayanışma o kaybı umuda dönüştürebilir. Kampanya kapsamında yaptığımız faaliyetler aracılığıyla, kamuoyunda büyük bir farkındalık oluşturduk. Bu süreç israfla mücadelenin yalnızca mevzuatla değil; davranış değişikliğiyle mümkün olabileceğini açıkça göstermiştir. Suda sıfır kayıp ilkesiyle yürüttüğümüz su verimliliği seferberliği ise yalnızca bir kampanya değil bir zihniyet dönüşümüdür" ifadelerine yer verdi. "Sensör tabanlı sulama teknolojisiyle yüzde 40’a varan su tasarrufu sağlandı" Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40’a varan su tasarrufu sağlandığını söyleyen Yumaklı, "Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40’a varan su tasarrufu sağlanmıştır. Modern sulama sistemleriyle sulanan alan oranı yüzde 33’e ulaşmıştır. Hedefimiz bu oranı yüzde 50’nin üzerine çıkarmaktır. Ayrıca suyu merkeze alan üretim planlaması ve kuraklığa karşı dayanıklı yeni türlerin geliştirilmesi, bu seferberliğin önemli yapıtaşları olmuştur. Su israfı yalnızca musluğu açık bırakmak değil üretimde, tarımda, sanayide ve şehirlerde suyu verimsiz ve plansız kullanmaktır. Evlerde gri su sistemleri, sanayide geri kazanım teknolojileri, tarımda basınçlı ve damla sulama sistemleriyle bu israfı önlemek mümkündür. Amacımız; her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci oluşturmaktır" şeklinde konuştu. "Gıda ve su israfının tehdit oluşturduğunu ve önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu vurguladık" Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nu, 17-19 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da başarıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Yumaklı, "Foruma, 100’ün üzerinde ülke temsilcisi ile 118 kurum ve kuruluş katıldı. Kamu kurumları, özel sektör, akademi, yerel yönetimler ve sivil toplum temsilcileri, sıfır atık politika ve stratejilerini İstanbul’da kapsamlı biçimde ele aldı. Bu sürecin devamında da ’Gıda ve Su İsrafını Önlemek-Geleceği Sahiplenmek’ temalı yüksek düzeyli paneli İstanbul’da düzenledik. Bu toplantıda ise 15’i bakan olmak üzere, 31 ülkenin ve uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisiyle buluştuk. Gıda ve su israfının küresel geleceğimiz açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu sorunun önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu güçlü bir şekilde vurguladık. Bu toplantılar Sıfır Atık Hareketi’nin küresel merkezinin İstanbul olması yönündeki iradeyi daha da güçlendirmiştir. Ancak küresel platformlarda konuşulan hedeflerin gerçek karşılığını göreceğimiz asıl yer şehirlerimizdir. İşte bu nedenle, bugün Gaziantep’teyiz. Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda yürütülen bu çalıştaylar, ortak bir metodolojiye dayanmaktadır. Tematik masa sistemi ve sorun, çözüm, hedef ve izleme yaklaşımı sayesinde bu toplantılar, yalnızca tespit yapmakla kalmamış; uygulanabilir ve izlenebilir politika girdileri üretmiştir. Bu kapsamda her il için hazırlanacak yerel sıfır atık hedef belgeleri, yerel ihtiyaçların ulusal politika tasarımına veri sağlaması açısından son derece önemlidir" dedi. "Evsel atıktan enerji üretmek somut örneklerden biri" Gaziantep’te yürütülen yerel uygulamaların sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar üretebildiğini açıkça gösterdiğini ifade eden Bakan Yutmaklı, "Yıllık yaklaşık 650 bin ton evsel atıktan elde edilen enerjiyle, yaklaşık 50 bin hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması, atığın çevresel bir yük olmaktan çıkarılarak ekonomik bir değere dönüştürüldüğünün en somut örneklerinden biridir. ‘Geri Dönüşüm Evde Başlar’ ve ’Yeşil Antep’ gibi projeler, yerelde sahiplenilen bu dönüşüm iradesinin güçlü örnekleridir. Atığı kaynağında önleme, önlenemez ise katma değere dönüştürme, israfla mücadelenin temelidir. Bu yerel çabalar Türkiye’nin iklim hedefleriyle de doğrudan ilişkilidir. Atık yönetimi, döngüsel ekonomi, gıda israfını önleme ve su verimliliği bu hedefe ulaşmada öncelikli politika alanları arasında yer almaktadır. Bu mücadele merkezi idareden yerel yönetimlere, özel sektörden hane halkına her bir vatandaşımızın ortak sorumluluğudur. Bu çalıştaylar ve sonuç konferansları, COP31 süreci öncesinde Türkiye’nin sıfır atık yaklaşımını, yerel uygulamalar üzerinden, sahaya dayalı ve somut örneklerle anlatabilmesine imkan tanımaktadır. Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı’nın elde edilen çıktıları daha da güçlendireceğine, ulusal ve yerel politika bağını pekiştireceğine ve Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yaptığı bu dönemde, yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bütün çalışmalarımızda bize güçlü desteğini veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Emine Erdoğan Hanımefendiye şükranlarımı sunuyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, Sıfır Atık Vakfı’na, Gaziantep Valiliğine, Gaziantep Büyükşehir Belediyesine, üniversitelerimize ve sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" diye konuştu. Düzenlenen çalıştaya, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Haluk Kalyoncu ve akademisyenler katıldı.
Samsun Tarımsal üretimde Samsun başı çekiyor SAMSUN (İHA) – Yüzölçümünün yüzde 40’ına yakınında tarım yapılan Samsun, 12 farklı kalemde üretilen tarımsal ürünlerle Türkiye genelinde başı çekiyor. Bu ürünler arasında lahana, fındık, çeltik ve karnabahar öne çıkıyor. Samsun’un yüzölçümünün 380 bin 743 hektarlık alanı (yüzölçümünün yüzde 39,15’i) işlenen tarım alanı olarak dikkat çekiyor. Bu alanların 221 bin 780 hektarı tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin ekildiği alanlardan oluşuyor. 19 bin 107 hektar alan nadasa bırakılırken, 11 bin 667 hektar alan sebze bahçesi, 128 bin 166 hektar alan meyve, içecek ve baharat bitkileri ekili alan, 23 hektar alan ise süs bitkileri ekili alan olarak belirtiliyor. Tarımsal ürün üretiminde Samsun, 12 farklı kalemde Türkiye genelinde ilk 5 sırada yer alıyor. Buna göre Türkiye’de yılda 327 bin ton olarak gerçekleşen lahana üretiminin yüzde 35’ini tek başına karşılayan Samsun, bu alanda 1’inci sırada bulunuyor. Ayrıca 173 bin 568 ton çeltik, 114 bin 89 ton fındık ve 59 bin 679 ton karnabahar üretimiyle ülke genelinde 2’nci sırada yer alıyor. Samsun, 445 ton kenevir, 13 bin 599 ton kivi, 19 bin 470 ton pırasa ve 12 bin 23 ton brokoli üretimiyle Türkiye’de 3’üncü sırada bulunurken; 5 bin 162 ton barbunya fasulye ve 6 bin 738 ton turp üretimiyle 4’üncü sırada yer alıyor. Ayrıca 158 bin 570 ton biber ve 7 bin 839 ton işlenmemiş tütün üretimiyle Türkiye genelinde 5’inci sırada yer alıyor.
Samsun Samsun’da siber güvenlik zirvesi: "Siber güvenlikte asıl oyun değiştirici gençlerin fikirleri olacak" Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen I. Samsun Siber Güvenlik Zirvesi’nde, savunma sanayinde yerlileştirme, siber güvenlikte inovasyon ve gençlerin rolü ele alındı. Savunma Sanayii Başkanlığı yetkilileri, siber güvenlikte asıl oyun değiştiricinin gençlerin fikirleri olacağını vurguladı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ve Samsun İl Emniyet Müdürlüğü iş birliğinde I. Samsun Siber Güvenlik Zirvesi düzenlendi. Savunma Sanayii Başkanlığı, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı ve Türkiye Siber Vatan programından yetkililerin katıldığı bu programda; siber güvenlikte yerlileştirme stratejisi, kişisel verilerin korunması, dijital dünyada bireysel güvenlik, SİBERVATAN Programı ve SİBERAY ile ilgili konuşma ve panel oturumları gerçekleştirildi. Akademisyenler, üniversite öğrencileri, kamu kurumları ve özel sektör temsilcileri programa katıldı. "Siber güvenlik ekonomik istikrarın ve toplumsal huzurun temel unsurlarından biridir" Programda ilk olarak konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, "Devletlerin altyapıları, kurumların iş süreçleri, üniversitelerin akademik verileri ve bireylerin günlük yaşamları büyük ölçüde dijital ortama taşınmıştır. Bu dönüşüm bizlere büyük imkânlar sunarken, aynı ölçüde ciddi riskleri de beraberinde getirmiştir. Bugün bir ülkenin enerji sistemleri, bankacılık altyapısı, ulaşım ağları, sağlık hizmetleri ve hatta savunma mekanizmaları siber uzayda hedef alınabilmektedir. Artık savaşlar yalnızca karada, havada ya da denizde değil; klavyelerle, algoritmalarla ve veri merkezleri üzerinden yürütülmektedir. Bu nedenle siber güvenlik, yalnızca bir bilişim konusu değil; ulusal egemenliğin, ekonomik istikrarın ve toplumsal huzurun temel unsurlarından biridir. Bu perspektifinden baktığımızda, siber güvenliği güçlü olmayan bir devlet; dış müdahalelere, ekonomik kayıplara ve itibar zedelenmesine açık bir yapı demektir. Nitelikli insan kaynağına, güçlü akademik çalışmalara ve yerli teknolojilere yatırım yapmadan, bu alanda sürdürülebilir bir güvenlikten söz etmemiz mümkün değildir. Üniversiteler olarak bizim sorumluluğumuz tam da burada başlamaktadır. Siber güvenlik alanında yapılacak her akademik çalışma, her disiplinler arası yaklaşım ve her yetiştirilen nitelikli insan kaynağı; ülkemizin dijital geleceğine yapılmış bir yatırımdır. Ancak mesele yalnızca devletler ve kurumlarla sınırlı değildir. Bireysel düzeyde siber güvenlik, artık herkesin günlük yaşamını doğrudan ilgilendiren bir konudur. Kişisel verilerimizin korunması, dijital kimliğimizin güvenliği, özel hayatımızın mahremiyeti; hepsi siber güvenlik bilinciyle doğrudan ilişkilidir. Ve doğru önlemler alınmadığında ciddi tehditlerle karşı karşıya kalınabilmektedir. "Siber güvenlik alanında asıl oyun değiştirici olan sizlerin fikirleri olacaktır" Savunma Sanayi Başkanlığı Siber Güvenlik ve Bilişim Sistemleri Daire Başkanı Murat Çizgel, "Bugün itibarıyla savunma sanayinde girmediğimiz bir ürün, yapmadığımız bir platform; önümüzdeki dönem itibarıyla da yurt dışına satmayacağımız bir platform yok. Hepsini bir şekilde Allah’ın izniyle gerçekleştiriyoruz ve gerçekleştirmeye de devam edeceğiz. Savunma sanayinde bu noktaya gelmenin temel sebeplerinden birincisi inançtır. Yapabileceğimize ve daha da önemlisi bunu yapmamız gerektiğine inandık. 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı bize şunu göstermiştir: Başkasının silahıyla ancak onun izin verdiği ölçüde sahada güçlü olabiliyorsunuz. Türkiye olarak hem kendi coğrafyamızda hem de dost ve müttefik ülkelerle birlikte güçlenme politikası izleyen bir ülke olarak, savunma sanayisini kendimiz üretmediğimiz takdirde savaş alanında gerçek anlamda güçlü olamayacağımızı gördük. Yaklaşık 25 yıl önce bu bir inançtı; "Ben bunu yapmak zorundayım ve yapabilirim." Ancak sadece inanmak yeterli değildi, bunun için bir strateji ortaya koymak gerekiyordu. Strateji, bugünden yarına sonuç alınabilecek bir süreç değildir. Öncelikle "yapmayı öğrenmek" kavramını oluşturduk ve yabancılarla iş yaparken onlardan nasıl yapılacağını öğrendik. Daha sonra sözleşmelerimizi bu doğrultuda oluşturduk ve süreçleri daha iyi kavradık. Ardından ortak üretim aşamasına geçtik; Biz de bir şeyler yapmaya başlayabiliriz, gelin beraber yapalım dedik. Bu süreçte kendimize olan güvenimiz daha da arttı. 2004 yılı çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bu yıl, artık belli bir noktaya geldiğimizi ve kendi gücümüzle bir şeyler yapabileceğimizi gördük; siyasi irade ortaya kondu ve bugün adını andığımız birçok savunma sanayi ürününün yurt içinde geliştirilmesi kararı alındı. Çünkü inovasyonun en güçlü olduğu dönem, siz gençlerin şu anda sahip olduğu hayal gücüdür. Siber güvenlik alanında, uçak geliştirmek gibi devasa altyapılar kurmaya ihtiyaç olmadığını biliyoruz. Burada sizlerden beklentimiz; olmayanı, farklı olanı düşünmeniz ve hayallerinizi gerçeğe dönüştürmenizdir. Devlet olarak gençlerimize diyoruz ki, inovatif fikirlerinizle bize destek olun; biz de devlet olarak bu inovatif fikirleri öncelikli olarak destekleyelim. Yerli olmayan, henüz millîleştiremediğimiz ürünler varsa, onları yerli hâle getirmek için devlet desteği sunmaya devam edeceğiz. Ancak biri çıkıp ’Ben klasik bir firewall yerine farklı bir yapı öneriyorum ve bu yapı çok daha iyi olacak. Biz bunu üç arkadaş düşündük, lütfen bizi destekleyin’ dediğinde, bizim önceliğimiz bu inavasyon fikirler olacaktır. Çünkü bu tür yaklaşımların küresel ölçekte başarı şansı çok daha yüksektir. Artık 25–30 yıldır yapılan bir ürünün yerine yeni bir yaklaşım sunduğunuzda ve bunun çok daha güvenli olduğunu ortaya koyduğunuzda, sürdürülebilir bir ürün geliştirmiş olursunuz. Siber güvenlik alanında asıl oyun değiştirici olan sizlerin fikirleri olacaktır. Bizler de devlet olarak bu fikirlerin destekçisi olacak ve sizlerin yanında duracağız. Elbette yerli olmayan siber güvenlik ürünlerini millîleştirme hedefimiz devam etmektedir; ancak inovatif yaklaşımlarla bize gelmeniz durumunda bu fikirler destekleme süreçlerinde çok daha öncelikli olacaktır. Bunun haricinde de devletin sizlere sunması gereken destekler bulunmaktadır" diye konuştu. Programda ayrıca Samsun Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turgut Türkmen de bilişim suçlarının bireysel etkileri üzerine bir konuşma gerçekleştirdi. Programa ayrıca Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salih Zeki Murzioğlu katıldı. Samsun Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin bilgilendirmesiyle program sona erdi.