YEREL HABERLER - 26 Mart 2012 Pazartesi 13:48

ALAPLI`DA SORUNLAR MASAYA YATIRILDI

A
A
A
ALAPLI`DA SORUNLAR MASAYA YATIRILDI

Zonguldak`ın Alaplı ilçesi Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) tarafından, siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi.
Alaplı ilçesi Ticaret ve Sanayi Odası binasında düzenlenen toplantıya; Alaplı Belediye Başkanı Dr. Nevzat Çimenoğlu, AK Parti Alaplı İlçe Başkanı Faruk Çaturoğlu, CHP Alaplı İlçe Başkanı Nuri Tekin, MHP Alaplı İlçe Başkanı İsmail Altay, Demokrat Parti Alaplı İlçe Başkan Vekili Çetin Yüksel, DSP Alaplı İlçe Başkanı Yaşar Önelge, Alaplı TSO Başkanı Rafet Kılıç, TSO Meclis Başkanı Şenol Usaç, TSO Yönetim Kurulu ve meclis üyeleri ve TSO Genel Sekreteri Taner Arslan, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Şerafettin Kocaman, Ziraat Odası Başkanı Şeref Türkoğlu, Şöforler ve Otomobilciler Odası Başkanı Kemal Çam, Kent Konseyi Başkanı Mustafa Öztürk, Gazeteciler Derneği Başkanı Doğan Bostancı, Emniyet Hizmetleri Destekleme Derneği Başkanı Hikmet Ulukaya katıldı. Alaplı TSO Başkanı Rafet Kılıç, düzenlenen toplantı ile amaçlarının ilçenin acil sorunlarına çözüm bulmak olduğunu söyledi. Belirli aralıklarla bu toplantıları düzenlemeye devam edeceklerini belirten Kılıç, "Alaplı adına bu tür birliktelik ortamına katıldığınız için hepinize teşekkür ederim. Bundan böyle bu tür ortamlarda sık sık bir araya gelip ilçemizin acil sorunlarına hep birlikte çözüm aramaya devam edeceğiz. Bugünkü toplantımızın gündem konusu Kdz Ereğli istikametinden Alaplı ya gelirken yeni köprü üzerindeki Alaplı ya girişteki kavşağın iptal edilip kapatılması ile ilçemizin gördüğü ekonomik ve sosyal zararın masaya yatırılması ve bu yanlışın biran önce düzeltilmesi olacaktır. İkinci gündem maddemizde ise Alaplı ya açılması düşünülen Sosyete Pazarı ile ilgili Belediye Başkanımız bilgi verecekler`` dedi.
Alaplı Belediye Başkanı Nevzat Çimenoğlu da, "Ticari anlamda ilçemizin canlanması için bu kavşağın açtırılması büyük önem arz ediyor. Biz Alaplı için geçmişteki tartışmaları bir kenara bırakarak ortak akıl ile neler yapabiliriz bu yolu nasıl açtırabiliriz diye hep birlikte çaba göstererek bu sorunu ortadan kaldırmak istiyoruz. Herkes bu yolun açılması için çok uğraştı ve defalarca temaslarda bulunduk. Fakat yönetmelik gereği köprü girişine trafik ışıkları koyularak yolun açılmasına kaza riski oluşur ve sorumluluk ağır olur gerekçesi ile karayollarınca izin verilmedi. Burada sizlerin de önerileri ile bir talepte bulunalım TSO`nun yazmış olduğu dilekçeyi genişletelim bir dosya oluşturup Ulaştırma Bakanlığına, Karayolları Genel Müdürlüğüne müracaatta bulunalım. Bölge milletvekillerimize de konunun takibi için bilgi verelim`` diye konuştu. AK Parti Alaplı İlçe Başkanı Faruk Çaturoğlu da, kavşak sorununun çözümüne yönelik birçok girişimde bulunduklarını belirterek şunları söyledi:
``Biz bu sorunun çözümü için çok uğraştık fakat Karayollarınca her seferinde önümüze çıkan buranın açılmasının trafik kurallarına uygun olmadığı yönünde oldu. Milletvekillerimize TSO İle birlikte son ziyaretimizde bu yolun mutlaka açılması gerekliliğini bir kez daha izah ettik. Bizim talebimiz ısrarla trafik ışıkları konulmak sureti ile geçmişteki hali ile tekrar açılmasıdır. Çünkü geçmişte de burada bir sorun olmamıştır. Türkiye`nin çeşitli ilçelerinde böyle kavşaklar mevcuttur. En yakını Düzce Konuralp`tedir.``
CHP Alaplı İlçe Başkanı Nuri Tekin de, sorunun çözümü için üzerlerine düşen görevi yapmaya hazır olduklarını belirterek, "İktidarın bu yolu şimdiye kadar açması gerekiyordu. Fakat bu yolu şimdiye kadar açmak mümkün olmadı ne yazık ki. Alaplı ekonomisi bu yolun açılmadığı sürece gerilemeye devam edecektir. Gerekli girişimleri bu kez hep birlikte yeniden yapalım. Alaplı için ne yapılması gerekiyorsa biz daima göreve hazırız`` diye konuştu.
MHP Alaplı İlçe Başkanı İsmail Altay da, Alaplı için her göreve hazır olduklarını kavşağın kapalı kalmasının ilçeye son derece zarar verdiğini, Ereğli istikametinden gelenlerin ilçeye girmeden transit olarak geçtiklerini sitede ve köylerde yaşayan halkında alışverişlerini artık Ereğli den yaparak evlerine döndüklerini söyledi. Toplantıya katılan oda başkanları ve sivil toplum örgütü başkanları da konunun kapsamlı bir dosya hazırlanmak suretiyle Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü nezdinde bölge milletvekilleri ile birlikte ziyaretler yapılmak suretiyle takibinin yapılmasını, gerekirse heyet oluşturularak bu yolun mutlaka açılması zorunluluğunu ilgili makamlara tekrardan bildirilmesi gerektiği yönünde görüş belirttiler. Toplantının ikinci gündem maddesi ise ilçeye açılmak istenen giyim pazarı oldu. Bu konuda açıklama yapan Alaplı Belediye Başkanı Dr. Nevzat Çimenoğlu, ihraç fazlası kaliteli markalı ürünleri ilçe de kapalı pazaryerinde cumartesi günleri sosyete pazarı açmak suretiyle talepte bulunan bir Kooperatifin bulunduğunu söyledi. Çimenoğlu, "Bu kooperatifin Alaplı da pazar açması bize ne getirir ne götürür tabi bunu düşünmek zorundayız. İlçe esnafımıza da bu pazarda yer gösterebileceklerini belirttiler.Düşünüyorum böyle kaliteli bir pazar olacaksa ilçemizde hareketlilik yaşanacaktır.İlçe dışından bu pazara büyük bir talep olacağını düşünüyorum`` dedi.
Toplantı da ayrıca yeni köprü üzerindeki kavşağın eskisi gibi açtırılması için kapsamlı bir dosya hazırlanarak Ulaştırma Bakanlığı`na, Karayolları Genel Müdürlüğü`ne ve bölge milletvekillerine sunulması ve takibinin yapılması için heyet oluşturularak Bakanlık nezdinde ziyaretler yapılmasına karar verildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Eğitim-Bir-Sen’li 1000 sendikacı kadın lider, Türkiye buluşmasında bir araya geldi Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonları 9. Türkiye Buluşması; Genel Başkan Ali Yalçın, Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ve Türkiye genelindeki 146 şubeden 1000 sendikacı kadın liderin katılımıyla Kızılcahamam’da gerçekleştirildi. "Örgütlü kadın, güçlü toplum" temasıyla düzenlenen buluşmada, kadın eğitim çalışanlarının karşılaştığı sorunlar, elde edilen kazanımlar ve yeni dönem hedefleri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıda ayrıca kadınların, küresel sistemin dayattığı yozlaşmaya karşı durma kararlılığı, sapkın akımlarla mücadele, dijital dünyanın denetimi, aile ve emeği önceleyen politikalar ile şiddetle mücadele konuları görüşüldü. "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır" Toplantının açılışında konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "34 yıllık sendikal mücadelemizi emeğimizi değerli kılmak, ekmeğimizi büyütmek için sürdürüyoruz. Bunun yanında küresel güç odaklarının dayattığı çarpık ve yozlaşmış anlayışa karşı da net bir tavır alıyoruz" dedi. Yalçın, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün dünyayı saran kapitalist emperyalist düzen nasıl barış üretmiyorsa, ’kadın hakları ve özgürlükleri’ diye servis ettikleri süslü paketler de insanlığı felakete sürüklüyor. Hiç kimse bu ifsada kayıtsız kalmamızı beklemesin. Ne sessiz kalırız ne de bize reçete diye sunulan zehre uzanırız. Çünkü biz meseleye bambaşka bir yerden bakıyoruz. Bizim anlayışımızda kadın; güç savaşlarının aparatı, kültürel değişimin ajanı değil, toplumun vicdanı, medeniyetin taşıyıcısı, geleceğin kurucusudur. Kadınlar Komisyonumuz da sadece teşkilatımızın, sendikamızın bir parçası değil, inancımızın, kültürümüzün, değerlerimizin müstahkem kalesidir. İşte bu anlayışla kadınıyla erkeğiyle Eğitim-Bir-Sen olarak bizler, küresel sistemin çürümüş düzenine karşı duruyoruz." "Sendikal mücadelemiz, kadınların desteğiyle büyüyüp güçleniyor" Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimi yalnızca bir meslek alanı değil, bir medeniyet inşası olarak gördüklerini, bu büyük yürüyüşün en güçlü taşıyıcısı olan kadınların emeğini, iradesini ve dönüştürücü gücünü her zaman merkeze aldıklarını belirten Yalçın, şunları söyledi: "Okullarda ve üniversitelerde geleceği inşa eden, bilgiyi şefkatle yoğuran, emeğiyle topluma yön veren kadın eğitimcilerimizin azmi, yarınlarımızın teminatıdır. Kadınların desteğiyle büyüyüp güçlenen sendikal mücadelemiz, adaletin, hakkın ve insan onurunun daha gür bir sesle savunulmasına vesile olmaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak, kadınların emeğini görünür kılan, sözünü güçlendiren ve karar süreçlerindeki etkisini artıran bir anlayışla yol yürümeye kararlıyız. Kadın komisyonumuzun örgütlenme bilincindeki artış, sendikal mücadelemiz kadar ülkemiz ve geleceğimiz için de önem taşımaktadır. Çünkü biliyoruz ki; kadının emeği güçlendikçe toplum güçlenir, kadınların sesi yükseldikçe gelecek daha sağlam inşa edilir." "Durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz" Ali Yalçın, sendikal mücadeledeki kararlılıklarının altını çizerek, şöyle konuştu: "Bugün, ‘ücrette denge’, ‘gelirde adalet’ çağırımız, temel mücadele hattımızdır. Anamızın ak sütü gibi helal olan refah payı gelmeden, gelir vergisi yüzde 15’e sabitlenmeden, birinci dereceye 3600 ek gösterge hayata geçirilmeden, akademik zam gerçekleşmeden, selasını 8. Dönem Toplu Sözleşme’de okuyup ‘bu yasayla buraya kadar’ dediğimiz 4688 sayılı Kanun değişmeden, reform paketiyle kamu personel sistemi değiştirilmeden durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz." "Bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz" Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen teşkilatının bu ülkenin sendikal tarihine, emek mücadelesine, "Yaparsa Eğitim-Bir-Sen yapar" sözünü mühürlediğini vurguladı. Yalçın, konuşmasının devamında şunları kaydetti: "Biz ki bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz. Biz ki üyelerimizin emanet ettiği yetkiyi, masada, sahada, medyada, sosyal diyalog kanallarının tamamında kararlılıkla mücadeleye dönüştüren hareketiz. İşte bunun en son örneğini kadın kamu görevlilerinin analık hakları konusunda, etkili mücadelemiz sonucu doğum sonrası yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin kazanımda gördük. Yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin yönetmelik yürürlüğe konulmuş fakat kapsamı dar uygulamada eksiklikler vardı. 9 yıl boyunca toplu sözleşmeden tutun da KPDK’ya, KİK’e, ikili görüşmelere kadar birçok platformda ‘kadınların analık hakları örselenmesin, kamu görevlileri arasına ayrım konmasın’ dedik. Ve nihayetinde bu talebimiz kazanıma dönüştü." "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır" Yalçın, bu kazanımların kapsamının genişlemesi için ter akıttıklarını ifade ederek, "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır. Tencerede dert değil, aş kaynayacaksa, kadın eğitim çalışanlarının iç huzuru için iş huzuru sağlanacaksa bu ses duyulsun istiyoruz. Tabi şunu da ifade etmeliyim ki bugün bu taleplerimiz birilerine imkânsız gelebilir. Dün süt iznine de 24 hafta ücretli doğum izinlerine de imkânsız deniliyordu ama ne oldu? Dün mümkün değil denilen bugün mümkün oldu, bakın kazanıma dönüşüyor" dedi. Ali Yalçın, birilerinin yaptığı gibi temennileri değil, sahanın taleplerini konuştuklarını, akademik sendikacılık yaptıklarını, taleplerinin altını bilimsel verilerle doldurduklarını belirterek, "Sadece sorunları sıralamıyor, çözümleri geliştiriyoruz. ‘Söyledik, bizden çıktı, işimiz bitti’ demiyor, taleplerimizi takip ediyoruz, kazanıma dönüştürüyoruz" dedi. "Görevi başında vefat eden kamu görevlilerinin şehit sayılması için TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne başvurduk" Ali Yalçın, eğitimciler olarak yaşadıkları en can yakıcı sorunların başında eğitimde şiddet sorununun geldiğine işaret ederek, birkaç yıl önce Eyüpsultan’da görev yapan okul müdürü İbrahim Oktugan’ın öldürüldüğünü, bir süre önce de İstanbul’da Fatma Nur Çelik öğretmenin acısını yaşadıklarını hatırlattı. "O gün meslek hayatımın en zor günlerinden birini yaşadım. Gittik cenazemizi omuzladık, ailemizin yanında olduk. Yüreğimiz yandı, içimiz parçalandı. Fatma Nur öğretmenimizin acısını içimize gömdük ama kimse bu meseleyi kapattığımızı zannetmesin" diyen Yalçın, şöyle konuştu: "Bizim tek bir meslektaşımızı daha şiddete kurban vermeye, ağzı süt kokan tek bir yavrumuzun daha yetimliğine, öksüzlüğüne tahammülümüz yok. Biz eğitimde şiddet konusunda kınama mesajı değil, şiddet yasasının tavizsiz uygulanmasını istiyoruz. Bu konuda da bazı yeni adımlar attık, ‘şiddet nedeniyle görevi başında vefat eden kamu görevlileri şehit sayılmalı ve buna bağlı haklardan yararlandırılmalı’ dedik. Düzenleme yapılması için de talebimizi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne gönderdik. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum." "Analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme yetmez ama evet" Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ise konuşmasında aile ve kadın emeğinin korunmasının önemine işaret ederek, "Aile, bir medeniyetin taşıyıcı kolonu, bir milletin hafızasıdır. Aile zayıflarsa toplum ayakta kalamaz. Bu nedenle aileyi merkeze alan sosyal politikaların güçlendirilmesi şarttır. Bizim teklifimiz, kadın kamu çalışanlarının mali ve özlük haklarını koruyan, çocuğun ve toplumun üstün yararını ve değerleri gözeten bir çalışma hayatı" dedi. Sıdıka Aydın, yeni dönemde sendikal mücadele alanlarına ilişin açıklamasında, 81 ilde 15 bin 44 kadın eğitim çalışanıyla analık haklarına ilişkin yaptıkları saha araştırmasının sonuçlarından örnekler vererek şu ifadeleri kullandı: "Çalışma sürelerinin kadın kamu görevlileri lehine yeniden düzenlenerek, haftalık çalışma süresi 32 saate ya da mesai günlerinin 4 güne düşürülmesi, analık izin sürelerinin artırılması ve tam istihdam güvencesiyle yeni nesil çalışma modellerinin geliştirilmesi üzerine olacaktır. Bizim teklifimiz net, maaş kaybı olmadan, özlük hakları korunarak, insan, aile ve değerleri merkeze alan bir çalışma hayatı. Çalışma hayatındaki kadınların analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme için yetmez ama evet diyoruz. Doğum izin süresinin 60 aya çıkarılması doğru olandır. Biz bu doğru olanın yapılması için mücadelemizi sürdüreceğiz." Küresel güç odaklarının "özgürlük, modernlik" adı altında toplumlara empoze ettiği kimliği belirsizleştiren ve aileyi zayıflatan anlayışların basite indirgenecek bir mesele olmadığının altını çizen Aydın, "Doğrudan doğruya toplumu ve çocukları hedef alan bir ifsad projesidir. Cinsiyetin belirsizleştiren aile kurumunun kutsallığını ortadan kaldırıp zayıflatan bir zeminden sağlıklı ve geleceğe taşınan bir toplum çıkmaz. Aile kırmızı çizgimizdir! Fıtratı yok sayan, aile kurumunu zayıflatan hiçbir yaklaşım ve çalışmayı kabul etmiyoruz" dedi. Dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerine de dikkati çeken Aydın, kontrolsüz dijital içeriklerin çocuklar ve gençler üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Aynı evin içinde ama birbirlerinden uzak ebeveyn ve çocuklardan oluşan ailelerin sayısının, dijital dünyanın dayatmasıyla her geçen gün arttığına işaret eden Aydın, şunları kaydetti: "Dijital dünyanın esiri değil, efendisi olmalıyız. Karanlık odakların ürettiği algoritmalara teslim olmayacağız, çocuklarımızı bu algoritmaların mahkumu yapmayacağız. Dijital platformlar, kültürel değerlerimizi koruyacak şekilde denetlenmeli; şiddet, zorbalık ve müstehcen içerikli platformlara karşı etkin, hukuki tedbirler alınmalıdır. Aile dostu dijital içerikler üretilmeli, ahlak dışı gündüz kuşağı yayınları tümden yasaklanmalıdır. Sosyal medya kullanımında getirilen 15 yaş sınırlamasına ilişkin mevzuatın çıkarılmasını önemsiyoruz. Bu düzenlemenin başarıya ulaşması adına atılacak adımlara destek vermeye hazırız."