KÜLTÜR SANAT - 25 Aralık 2022 Pazar 13:37

Tarih kokan müze

A
A
A
Tarih kokan müze

Erzincan’ın turizmde öncü ilçelerinden biri olan Kemaliye’deki Etnografya Müzesi, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Erzincan’ın turizmde öncü ilçelerinden biri olan Kemaliye’deki Etnografya Müzesi, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.


Kemaliye ilçe merkezindeki tarihi bina içerisinde bulunan Etnografya Müzesi’nde etnografik eşya ve folklorik kıyafetler sergileniyor. Kemaliyeli vatandaşların bağışları ile toplanan tüm etnografik eşyalar, müze ziyaretçilerine ilçenin engin kültürü hakkında izlenimler bırakarak, geçmişi günümüze taşıyor.


Kemaliye Müzesinin bulunduğu tarihi binanın yapılış tarihi ise tam olarak bilinmiyor. Dış cephenin kesme büyük taşlardan yapılmış olması, binaya estetik ve ihtişam kazandırıyor. Fırat Nehrine bakan arka cephe ahşap malzemeyle yapılırken binanın pencereleri ve pencere kolları da özgün mimariyi yansıtan önemli kısımlar olarak göze çarpıyor.


Uzunca bir süre binanın alt katı Ceza ve Tutukevi olarak kullanılsa da 1999 yılında tamamını Kemaliyelilerin sağladığı maddi imkanlarla Kaymakamlık Köylere Hizmet Götürme Birliği kanalıyla, restorasyon yapıldı. Binanın orta katının girişinde bulunan oda, sedirle kaplanarak, Kemaliye Kültür Turizm ve Folklor Derneği’ne fasıl ve folklor gösterileri için ayrıldı. Orta katın girişinden sonra bulunan büyük salon, ara holler, bir büyük ve üç küçük odadan oluşan bölümleri etnografik eşya ve folklorik kıyafetler sergileniyor.


Kemaliye Etnografya Müzesinde toplanan 600’e yakın tarihi eşya ve folklorik kıyafetler, bağışlayanların isimleriyle birlikte ışıklı camekanlar içerisinde, açıkta ve cansız mankenlerin üzerinde sergileniyor.


İlçeye gelen yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği Kemaliye Etnografya Müzesi, ziyaretçilerini geçmişte yolculuğa çıkarıyor.


Müzeyi ziyarete gelen Şevval Öz, Kemaliye halkının buraya bağışladığı eşyalar sayesinde binanın tarih koktuğunu belirterek, müzeye olan hayranlığını kaydetti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Uzman Diyetisyen Uç: "Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki ölüm sertliğine dikkat edilmelidir" Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki ölüm sertliğine dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Uzman Diyetisyen Gülben Uç, "Bu sertlik hem pişirmede, hem de sindirimde zorluk oluşturur. Özellikle mide rahatsızlıkları olan bireyler, eti 24 saat bekletmeden tüketmemelidir" dedi. Kurban Bayramına sayılı günler kala Elazığ Medilines Hastanesi Uzman Diyetisyeni Gülben Uç, sağlıklı beslenme hakkında bilgiler verdi. Bayram boyunca kırmızı et tüketiminin miktarı ve sıklığının arttığını aktaran Uzman Diyetisyen Uç, "Kırmızı et; iyi kalite hayvansal proteinin yanı sıra, demir, çinko, fosfor, magnezyum mineralleri ile B12, B6, B1 ve A vitaminleri içermektedir. Ancak yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içerikleri yüksektir. Bu nedenle kalp-damar hastaları, diyabet hastaları, hipertansiyon hastaları ve böbrek hastaları risk altındadır. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki ölüm sertliği yani Rigor Mortis olayına da dikkat edilmelidir. Bu sertlik hem pişirmede, hem de sindirimde zorluk oluşturur. Özellikle mide rahatsızlıkları olan bireyler, eti 24 saat bekletmeden tüketmemelidir" diye konuştu. Uç, "Etler, C ve E vitaminini içermezler. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi veya etlerin yanında C vitamininden zengin sebze, salata, taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi oldukça önemlidir. Bu yöntem demirin emilimini arttırır. Buzdolabında -2 santigrat derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise -18 santigrat derecede daha uzun süre etler saklanabilmektedir. Pişirme yöntemi olarak; haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan ve kavurma yönteminden kaçınılmalıdır. Kavurma ve kırmızı et öğle öğününde tüketilmeli, akşam öğününde ise sebze, kuru baklagil gibi posa içeriği yüksek yemekler tercih edilmelidir" şeklinde konuştu.
Denizli Semt pazarındaki ‘göz hakkı’ sepetleri yürekleri ısıttı Denizli’nin Mehmetçik Mahallesi Demokrasi Meydanı Pazaryerinde tezgâh açan pazarcı esnafı, alışılmışın dışında bir uygulamayla vatandaşların ilgisini çekiyor. Pazar girişlerinde ve tezgâh önlerinde bulunan iki ayrı sepette yer alan ürünler, "göz hakkı" anlayışıyla ücretsiz olarak vatandaşların beğenisine sunuluyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren pazara gelen vatandaşlar, tezgâhların önünde bulunan sepetlerdeki meyve ve sebzelerden dilediklerini alarak tadına bakabiliyor. Özellikle çocukların yoğun ilgi gösterdiği uygulama, pazarda sıcak ve samimi görüntülerin oluşmasına neden oluyor. Vatandaşların ürünleri deneyerek alışveriş yapmasının hem güven oluşturduğunu hem de bereket getirdiğini belirten Mehmet Genç, yıllardır esnaflık kültüründe yer alan "göz hakkı" geleneğini yaşatmaya çalıştıklarını ifade etti. Mehmet Genç, pazarcılığın sadece satış yapmak olmadığını belirterek, "Biz burada sadece ürün satmıyoruz. İnsanlarla sohbet ediyor, onların memnuniyetini önemsiyoruz. Tezgâhın önüne koyduğumuz sepetlerdeki ürünleri isteyen herkes alıp tadına bakabiliyor. Bu bizim kültürümüzde var. Eskiden büyüklerimiz buna ‘göz hakkı’ derdi. Biz de bu geleneği sürdürmek istiyoruz" dedi. Pazarda alışveriş yapan vatandaşlar ise uygulamadan memnun olduklarını dile getirdi. Özellikle doğal ve taze ürünlerin tadına bakma imkânı bulduklarını söyleyen vatandaşlar, pazarcı esnafının bu yaklaşımının güven verdiğini ifade etti. Bazı vatandaşlar çocuklarının da ürünleri severek tükettiğini belirterek uygulamanın örnek olması gerektiğini söyledi. Pazarcı esnafının sergilediği bu dayanışma ve paylaşım kültürü, alışverişin ötesinde sosyal bir ortam oluşturuyor. Demokrasi Meydanı Pazaryeri’nde sürdürülen "göz hakkı" standı uygulaması, hem vatandaşların hem de diğer pazarcı esnafının dikkatini çekmeye devam ediyor.