GÜNDEM - 13 Aralık 2023 Çarşamba 09:51

Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin oranı yüzde 39,8 oldu

A
A
A
Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin oranı yüzde 39,8 oldu

Araştırma sonuçlarına göre çalışan sayısı 10 ve daha fazla olan girişimlerin yüzde 39,8’i, 2020-2022 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemde yenilik faaliyetinde bulundu. Bir önceki referans dönemde (2018-2020) bu oran yüzde 38,5 olarak hesaplandı.


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı Yenilik Araştırması’nın sonuçlarını paylaştı. Araştırma sonuçlarına göre çalışan sayısı 10 ve daha fazla olan girişimlerin yüzde 39,8’i, 2020-2022 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemde yenilik faaliyetinde bulundu. Bir önceki referans dönemde (2018-2020) bu oran yüzde 38,5 olarak hesaplandı. Çalışan sayısı 10-49 olan girişimlerin yüzde 37,2’si, 50-249 çalışanı olan girişimlerin yüzde 47,4’ü, 250 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin ise yüzde 70,5’i piyasaya yeni ya da önemli ölçüde iyileştirilmiş bir ürün (mal ya da hizmet) sunmaya veya iş süreci yeniliği uygulamaya yönelik çalışmalarda bulundu. Sanayi sektöründe yenilik faaliyetlerinde bulunan girişimlerin oranı yüzde 42,9 iken; hizmet sektöründe bu oran yüzde 36,0 oldu.


Ürün yenilikçisi girişimlerin yüzde 75,0’ı ürünlerini rakiplerinden önce pazara sundu


Girişimlerin yüzde 19,8’i ürün yeniliğinde bulundu. Bir önceki araştırma sonuçlarının açıklandığı 2018-2020 yıllarını kapsayan üç yıllık referans dönemde ürün yeniliği yapan girişimlerin oranı yüzde 19,7 olarak hesaplandı. Ürün yeniliği yapan girişimler arasından mal yeniliği yapanların oranı yüzde 81,4, hizmet yeniliği yapanların oranı ise yüzde 68,1 olarak hesaplandı. Yeni veya önemli ölçüde iyileştirilmiş ürünlerin pazardaki durumu ele alındığında, ürün yeniliklerinin yüzde 96,6’sının girişim için yeni olduğu, yüzde 75,0’ının ise girişimin faaliyet gösterdiği pazar için yeni olduğu gözlemlendi.


Girişimler en fazla mal üretme veya hizmet sağlama yöntemlerinde yenilik uyguladı


Girişimlerin yüzde 35,0’ı temel işletmecilik fonksiyonları olarak da adlandırılan iş süreci yeniliğinde bulundu. Bir önceki araştırma sonuçlarında bu oran yüzde 30,2’idi. İş süreçlerinde en fazla yeniliğin uygulandığı alan, yüzde 77,2 ile mal üretme veya hizmet sağlama yöntemleri oldu. Bu kategoriyi yüzde 73,2 ile muhasebe veya diğer idari işlemler ve yüzde 68,9 ile bilgi işlem veya iletişim yöntemleri izledi.


Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin yüzde 28,7’si finansal destek aldı


Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin yüzde 28,7’si çeşitli kaynaklardan finansal destek aldı. Bu girişimlerden yüzde 46,5’i merkezi kamu kurum/kuruluşlarından, yüzde 11,0’ı yerel veya bölgesel kamu kuruluşlarından, yüzde 7,0’ı diğer AB kurumlarından ve yüzde 6,4’ü Avrupa Birliği (AB) Horizon 2020 Araştırma ve İnovasyon Programı’ndan aldığı finansal destekleri araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) veya diğer inovasyon faaliyetlerinde kullandığını belirtti.


Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin yüzde 36,8’i iş birliği yaptı


Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin yüzde 36,8’i diğer girişim, kişi veya kuruluşlar ile iş birliği yaptı. Bu girişimlerin yüzde 68,9’u Ar-Ge veya diğer yenilik faaliyetlerinde iş birliği yaparken diğer rutin girişimcilik faaliyetlerinde iş birliği yapanların oranı yüzde 70,9 oldu.


Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin yüzde 24,3’ü yurt içinde, yüzde 5,9’u Avrupa ülkelerinde, yüzde 4,4’ü diğer ülkelerde Ar-Ge/yenilik faaliyetleri için iş birliğine gitti.


Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin stratejilerinde yüksek kaliteye odaklanma öne çıktı


Girişimlerin ekonomik performansı bakımından izlediği stratejilere göre, yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin yüzde 72,2’si yüksek kaliteye, yüzde 71,8’i mevcut müşteri gruplarını memnun etmeye, yüzde 64,2’si müşteriye özel çözümlere ve yüzde 63,4’ü yeni müşteri gruplarına ulaşmaya odaklandı.


Yenilik faaliyetinde bulunan her dört girişimden biri patent başvurusunda bulundu


Yenilik faaliyetleri ile elde edilen rekabetçi avantajı etkin koruma yöntemlerinin de sorgulandığı araştırmada, yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin yüzde 48,1’inin ticari marka tescili yaptırdığı tespit edildi. Bunu yüzde 25,4 ile patent başvurusu, yüzde 24,1 ile ticari sır kullanımı, yüzde 15,7 ile faydalı model başvurusu, yüzde 13,4 ile endüstriyel tasarım tescili ve yüzde 12,6 ile telif hakkı başvurusu izledi.


Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin yüzde 31,3’ü yeni teknolojiye dayalı yatırım yaptı


Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin yüzde 54,9’u daha önce kullanılan ile aynı veya geliştirilmiş teknolojiye dayalı makine, ekipman veya yazılım satın alırken, yüzde 31,3’ü daha önce kullanılmayan yeni bir teknolojiye dayalı makine, ekipman veya yazılım satın aldı. Bir önceki referans dönemde (2018-2020) bu oranlar sırasıyla yüzde 60,6 ve yüzde 36,6’ydı.


Enerji, su ve malzemenin maliyeti çevresel yenilik yapmada en önemli faktör oldu


Araştırma kapsamında girişimlerin ortaya koyduğu yenilik faaliyetlerinde çevreyi koruma katkısının önemli olma durumu analiz edildi.


Bu durum girişim içinde sağlanan çevresel faydalar bakımından incelendiğinde, girişimlerin yüzde 37,2’si kullandıkları malzemeyi çevreyi daha az kirleten veya çevre için tehlikeli olmayanlar ile değiştirdi, yüzde 35,4’ü birim üretim başına toprak, gürültü, su veya hava kirliliğinin azaltılmasını sağladı. Bu girişimlerin yüzde 34,2’si ise birim üretim başına enerji kullanımını veya toplam karbon ayak izini azalttı, yine aynı oranda girişimde kullanmak ya da satmak amacıyla atık, su ve malzemenin geri dönüşümünü sağladı.


Nihai kullanıcı tarafından ürünlerin kullanımı süresince ortaya çıkan çevresel faydalara göre, girişimlerin yüzde 42,3’ü daha dayanıklı ürünler sayesinde ürün kullanım süresinin uzamasını, yüzde 38,0’ı kullanım sonrası ürünlerin geri dönüşümünün kolaylaştırılmasını, yüzde 37,9’u ise hava, su, gürültü ve toprak kirliliğinin azaltılmasını sağladı.


Girişimleri çevresel yenilik yapmaya iten faktörler incelendiğinde, girişimlerin yüzde 42,4’ü enerji, su ve malzemenin yüksek maliyeti nedeniyle, yüzde 39,7’si girişimin itibarını geliştirme amacıyla, yüzde 33,2’si mevcut çevresel vergiler, ücretler ve ödemeler nedeniyle yenilik faaliyetinde bulunduklarını belirtti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize ‘Miray kuş’ imza gününde Rizeli 13 yaşındaki doğuştan engelli Miray, 3 eseriyle kitap fuarında imza dağıttı. Rize Kitap Fuarı, bu yıl da birbirinden değerli yazarları ve kitapseverleri bir araya getirirken, fuarın en dikkat çeken isimlerinden biri kendi hayallerinden yola çıkarak ‘Miray kuş’ adı altında 3 kitap yazan 13 yaşındaki minik yazar Miray Özcan oldu. Doğuştan serebral palsi (SP) hastası olan Miray Özcan, kaleme aldığı 3 kitabıyla fuar alanında Rize İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından kurulan ‘Genç Yazarlar ve Şairler’ isimli stantta yerini aldı. Küçük yaşına rağmen gösterdiği azim ve üretkenlikle ziyaretçilerin büyük ilgisini çeken Özcan, gün boyunca okuyucularıyla bir araya gelerek kitaplarını imzaladı. Fuarı ziyaret eden çok sayıda vatandaş, minik yazardan imza alabilmek için standı önünde yoğunluk oluşturdu. Rize Valiliği ile Rize Belediyesi iş birliğinde düzenlenen fuarda Miray Özcan’ın standı, özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere her yaştan ziyaretçinin uğrak noktalarından biri haline geldi. Özcan’ın yazarlık yolculuğu ve azmi, fuara katılanlar tarafından takdirle karşılandı. Minik yazarın standını ziyaret eden Rahmi Metin de Miray Özcan ile yakından ilgilendi. Özcan’ın kitaplarından satın alan Metin, kitapları genç yazara imzalatarak destek verdi. Ziyaret sırasında kısa bir sohbet gerçekleştiren Metin, Miray’ın başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İstanbul Bilim diplomasisi için ortak çağrı İlim Yayma Ödülleri İstişare Kampı kapsamında Silivri’de düzenlenen basın toplantısında, akademisyenlerin imzasını taşıyan "Bölgesel İstikrar İçin Bilim Diplomasisi" bildirgesi kamuoyuna açıklandı. Silivri’de 1-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen 2. İlim Yayma Ödülleri İstişare Kampı, bilim dünyasını ve karar vericileri ilgilendiren önemli bir bildirgeyle gündeme geldi. Kamp kapsamında düzenlenen basın toplantısında, farklı disiplinlerden ödül sahibi akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan "Bölgesel İstikrar İçin Bilim Diplomasisi" başlıklı metin kamuoyuyla paylaşıldı. Programda İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan’ın yanı sıra akademisyenler, üniversite temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu yer aldı. Akademik birikim politika önerisine dönüştü Toplantıda yapılan konuşmalarda, İlim Yayma Ödülleri’nin yalnızca bireysel başarıları ödüllendiren bir organizasyon olmadığı, aynı zamanda akademik bilgi üretimini toplumsal ve siyasal karar süreçlerine entegre etmeyi hedeflediği vurgulandı. Necmettin Bilal Erdoğan, ödül sahibi akademisyenlerin her yıl istişare kamplarında bir araya gelerek ortak akıl geliştirdiğini ve bu sürecin somut çıktılarının bildirgeler aracılığıyla kamuoyuna sunulduğunu ifade etti. Geçtiğimiz yıl yayımlanan "Sağlıkta Teknolojik İstiklal" bildirgesinin kamu kurumları nezdinde karşılık bulduğunu hatırlatan Erdoğan, bu yıl hazırlanan bildirgenin ise çok daha geniş bir çerçevede, bölgesel istikrar ve uluslararası iş birliği ekseninde şekillendiğini belirtti. "Bölgesel istikrar dışa bağımlı olamaz" Akademisyenler tarafından kaleme alınan bildirgede, özellikle Orta Doğu ve çevresinde yaşanan çatışmalar, enerji hatları üzerindeki jeopolitik baskılar ve uluslararası sistemdeki belirsizlikler detaylı şekilde ele alındı. Bu gelişmelerin, bölgesel barış ve güvenliğin yalnızca dış merkezli yapılarla sürdürülemeyeceğini ortaya koyduğu vurgulandı. Metinde, bölge ülkelerinin kendi tarihsel, kültürel ve bilimsel birikimlerinden hareketle yeni bir iş birliği zemini oluşturması gerektiği ifade edilirken, bu zeminin askeri ittifaklar ya da geçici siyasi uzlaşılarla değil; bilimsel üretim, eğitim, teknoloji ve ortak değerler üzerine inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bilim diplomasisi stratejik araç olarak konumlandırıldı Bildirgede bilim diplomasisi; yalnızca akademik bir faaliyet alanı değil, aynı zamanda krizleri önleyen, güven inşa eden ve uzun vadeli istikrarı destekleyen stratejik bir araç olarak tanımlandı. Ortak akademik ağlar, veri paylaşım sistemleri, öğrenci ve akademisyen hareketliliği gibi unsurların bölgesel iş birliğinin temel yapı taşları olduğu belirtildi. Türkiye’nin sahip olduğu yükseköğretim kapasitesi, savunma sanayiindeki gelişimi, diplomatik tecrübesi ve tarihsel bağları sayesinde bu süreçte öncü bir aktör olabileceği vurgulandı. Sekiz maddelik yol haritası açıklandı Toplantıda kamuoyuna duyurulan bildirgede, bölgesel istikrarın sağlanmasına yönelik somut öneriler de yer aldı. Bu kapsamda; ülkeler arası ortak politika üretimini sağlayacak daimi ilmi komisyonların kurulması, büyükelçilikler bünyesinde bilim ateşeliklerinin oluşturulması ve araştırma kurumları arasında ortak fon mekanizmalarının geliştirilmesi önerildi. Ayrıca üniversiteler arası iş birliklerinin güçlendirilmesi, ortak veri havuzlarının kurulması, öğrenci değişim programlarının daha etkin hale getirilmesi ve deprem, iklim, enerji gibi alanlarda bölgesel bilimsel çalışma gruplarının oluşturulması gerektiği ifade edildi. Savunma ve güvenlik teknolojilerinde ortak AR-GE ağlarının kurulması da bildirgenin dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Uluslararası öğrenci ve akademisyen vurgusu Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin uluslararası öğrenci ve akademisyenler açısından önemli bir cazibe merkezi olduğu da vurgulandı. Bu potansiyelin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik ve kültürel etkiler oluşturduğuna dikkat çekildi. Uluslararası öğrencilerin mezuniyet sonrasında ülkelerinde üst düzey görevlere gelerek Türkiye ile güçlü bağlar kurduğu ifade edilirken, bu durumun Türkiye’nin küresel etkisini artıran önemli bir unsur olduğu kaydedildi.