SAĞLIK - 10 Temmuz 2018 Salı 10:25

Vücutta oluşan egzama problemine dikkat

A
A
A
Vücutta oluşan egzama problemine dikkat

Dr.

Dr. Belda Yurtseven Tüner, vücutta oluşan egzama problemine dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu.


Dermatoloji Uzmanı Dr. Belda Yurtseven Tüner, “Egzama dediğimiz cilt problemin çeşitleri vardır. Çocukluk çağda başlayan Atopik dermatit, temasa veya mesleksel temasa bağlı kontakt dermatit bazen strese bağlı olan veya enfeksiyon ile tetiklenen numuneler egzama veya nörodermatit gibi. Bazıları tekrarlayıcı olabilir, çeşidine göre tedavileri verilir. Bazı steroidli ponadlar, immunmodulatör kremler, yumuşak yıkama jelleri ve yoğun nemlendirici kremlere gerek duyulabilir tedavide” dedi.


Dr. Tüner, tedavi için kortizonlu ilaç tedavisi içinse, “Gerekli ve şiddetli durumlarda tabii ki kullanıyoruz. Kortizon da sonuçta bir ilaç her ilaç gibi yan etkileri olabilir fakat çok sık ve suiistimal edilerek kullanılmadığı ve kontrollü verildiğinde bir sıkıntı olmayacaktır” şeklinde konuştu.


Tedavi yöntemi için öncelikle egzamanın neden oluştuğunun anlaşılması gerektiğini belirten Dr. Tüner, tedavi çeşitleri ile egzamadan tamamen kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çorum’da "mest" ustası zamana direniyor Çorum’da 73 yaşındaki mest ustası, yok olmaya yüz tutan mesleğini yaşatarak el işçiliğiyle deri mestler üretiyor. Her geçen gün ilginin azaldığı mesleğini sürdüren usta, ölene kadar üretmeye devam edeceğini ifade etti. Çorum’da yaşayan 73 yaşındaki Ahmet Yurdakul, unutulmaya yüz tutan mest ustalığını yaşatmaya devam ediyor. Çocukken ayakkabıcılarda çıraklık ve kalfalık yapan Yurdakul, uzun yıllar çalıştığı bankadan emekli olduktan sonra mesleğine dönmeye karar verdi. İl merkezindeki Ayakkabıcılar Arastası’ndaki dükkanında mest üretmeye başlayan Yurdakul, unutulmaya yüz tutan mest ustalığına yaşına rağmen devam ediyor. Dana ve koyun derisini kıllanarak mestler yapan Yurdakul, geleneksel yöntemlerle yaptığı mestlere ilginin her geçen gün azaldığını ifade etti. "Sadece mest üzerine çalışmaya başladım" Bankada çalıştığı süre boyunca da boş zamanlarda ayakkabıcılığa devam ettiğini dile getiren Yurdakul, "Ortaokula gittim ama devam etmedim. Daha sonra ayakkabıcıda çıraklığa başladım. 15 sene boyunca çıraklık ve kalfalık yaptım. Meslekte yetiştim. 1976’da işi bıraktım, bir bankada çalışmaya başladım. 2001’de emekli olduktan sonra evde oturmaktansa vatandaşlara hizmet etmek istedim. Sadece mest üzerine çalışmaya başladım. 65 yıl içinde bu ayakkabılığı hiç bırakmadım, bankadaki mesaimin ardından aynı işe devam ettim" dedi. "Çırak yok, kimse gelmiyor" Mesleğin çırak yetişmediği için yok olacağını kaydeden Yurdakul, "Bu mesleği devam ettirmek istiyorum ama yetişecek çırak yok, kimse gelmiyor. Biz yıllarca çıraklık, kalfalık yaptık. İki sene, üç sene mesleği öğrenelim diye ücret almadık. Kalfa olduktan sonra ücret vermeye başladılar. Ama şimdi çocuk geliyor, ‘ben çırak olmak istiyorum’ diyor. ‘Ücret isteyecek misin’ diye sorduğumda istediğini söylüyor. Ama biz işi öğrenene kadar hiç ücret istemedik" diye konuştu.
Amasya 45 yaşında polislikten ayrılıp öğretmen oldu, emekliliğini 20 yıl uzattı Türk Polis Teşkilatı’nda 18 yıl görev yapan bir polis, 45 yaşında KPSS’ye girip öğretmenliği kazandı. Amasya’da yaşayan teknik eğitim fakültesi mezunu Refik Aydın, 10 yıl sonra emekli olabilecekken içinde ukde kalan çok sevdiği öğretmenlik mesleği için emeklilik süresini 20 yıla uzattı, ayrıca maaşı da azaldı. 2002 yılında Selçuk Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Otomotiv Öğretmenliği bölümünden mezun olduktan sonra öğretmen alımı az olduğu için polislik mesleğine yönelen Sivaslı Refik Aydın, kazandığı Polis Meslek Eğitim Merkezindeki eğitimini tamamlayıp göreve başladı. 55 yaşında emekli olabilecekken 65’e uzattı 18 yıldır polislik yapan evli ve 2 çocuk babası Aydın, öğretmenlik hayalinden hiç vazgeçmedi. Bu uğurda 55 yaşında emekli olabilecekken 65 yaşına kadar çalışmayı göze aldı. KPSS’ye girip yüzlerce kişi arasından 51 kişinin alımının yapıldığı alanında 13. sırada yer bulmayı başardı. 2 ay önce yeni görevine başladı Bunun üzerine polislikten istifa ederek 2 ay önce Amasya’nın Suluova ilçesindeki Şehit Erkan Ayas Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde motorlu araçlar teknolojisi alanında sözleşmeli öğretmen olarak göreve başladı. "İçimde bir ukde vardı" İçinde ukde olarak kalan öğretmenlik mesleğine 45 yaşında kavuşurken durumunu duyanların şaşırdığını anlatan Aydın, "Polislik onurlu bir meslek. Severek yaptım. Ama içimde bir ukde vardı. Motorlu araçlar öğretmenliğine olan ilgimden dolayı sektördeki gelişmeleri ve teknik makaleleri sürekli takip ettim" dedi. "Emekliliğimin 10 yıl daha uzaması çok sorun değil" Öğrencilik yıllarına oranla modern atölye ve dersliklere sahip okulunda kısa sürede sevilen bir eğitimci olarak kabul gören Aydın, "İlgi ve sevgi duyduğum meslek hatırına emekliliğimin uzaması çok sorun değil. Polisliği sürdürseydim emekliliğe 10 yılım kalmıştı. Bu durumda 10 yıl daha artıp 65 yaşına kadar uzadı. Şu an sözleşmeli öğretmen olduğum için de maaşım bir miktar eksildi" diye konuştu.
İstanbul 10 saat süren ameliyatla bacak kemiğinden yeniden çene yapıldı Dişlerindeki gevşeme şikayetiyle Nijerya’dan Türkiye’ye gelen 24 yaşındaki Munır Bashır Yuguda’nın çenesinde, her an ölümcül bir kanamaya yol açabilecek nadir bir damar yumağı tespit edildi. Gencin alt çenesi 10 saatlik zorlu operasyonda tamamen alınırken, yerine bacak kemiğinden yepyeni bir çene yapılarak hayata döndürüldü. Sadece sıradan bir diş gevşemesi ve ağrı şikayetiyle başlayan süreç, 24 yaşındaki Nijeryalı Munır Bashır Yuguda için adeta bir yaşam mücadelesine dönüştü. Türkiye’ye gelerek Medipol Sağlık Grubu’na başvuran gencin yapılan tetkiklerinde, çene kemiğini tamamen saran, kemikte erimeye yol açan ve en ufak bir darbede dahi ciddi kanamalara sebep olabilecek nadir bir damar yumağı tespit edildi. Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Akgül, Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sina Uçkan ile Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan’ın ortak yürüttüğü multidisipliner tedavi planıyla hasta, tıp dünyasında parmakla gösterilecek 10 saatlik bir operasyonla sağlığına kavuştu. Hayati risk oluşturdu Prof. Dr. Akgül, "Hastamızda oluşan damar yumağı hastanın yaşamı için ciddi bir risk oluşturuyordu. Ağız içinde oluşabilecek en küçük bir travma bile kontrolsüz ve uzun süren kanamalara yol açarak hayati tehlikeye neden olabilirdi. Hastanın dış görünümünde belirgin bir şişlik olmaması tanıyı zorlaştırsa da dişlerdeki gevşeme önemli bir bulgu olarak karşımıza çıktı. Tespit edilen damar yumağının tedavisinde öncelikle embolizasyon işlemi uygulandık. Birçok hastada sadece embolizasyon yeterli olabilirken, bu vakada lezyonun geniş alanı etkilemesi, çene kemiğinde incelmeye ve diş kayıplarına yol açması nedeniyle cerrahi müdahale de gerekliydi. Öncelikle damar yumağını embolize ederek kanama riskini azalttık. Ardından belirli bir süre bekleyerek hastanın stabil hale gelmesini sağladık" diye konuştu. Damar yumağı nedeniyle gelişen nadir bir durum Hastada çeneyi tamamen saran damar yumağına bağlı nadir bir hastalık bulunduğunu belirten Doç. Özkan, "Bu durum hem diş kayıplarına hem de çene kemiğinde ciddi erimeye yol açıyordu. Oldukça kanlı bir bölge olduğu için ameliyat öncesinde mutlaka damarların tıkanması ve tümörün küçültülmesi gerekiyordu. Bu kapsamda girişimsel radyoloji ekibi tarafından hastaya tam embolizasyon işlemi uygulandı. Embolizasyon sonrası yumağın küçülmesini dikkatle takip ettik ve damarların kontrol altına alındığının görülmesi üzerine cerrahi planlamaya geçtik. Bu tür nadir vakalarda tedavi sürecini aşamalı ve dikkatli bir şekilde ilerletmek hayati önem taşıyor" şeklinde konuştu. Bacak kemiğinden yeni çene oluşturuldu Ameliyat sürecine ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Özkan, "Cerrahi sırasında çene kemiğini açarak damarları tıkanmış yumağı herhangi bir kanama komplikasyonu olmadan çıkardık. Ardından oluşan boşluğu hastanın bacağından aldığımız damarlı kemik dokusuyla yeniden şekillendirdik ve çene formuna getirerek yerine naklettik. Bu kemiğin damarlarını boyun bölgesindeki damarlara bağlayarak yaşamasını sağladık. Ağız içindeki doku eksikliğini de koldan aldığımız dokularla tamamladık. Oldukça uzun ve zorlu geçen ameliyat başarıyla sonuçlandı. Operasyon multidisipliner ekip çalışmasıyla gerçekleşti. Ameliyatın birinci ayında hastanın ağız içi tamamen iyileşti, çene hareketlerinde herhangi bir problem bulunmuyor. İlerleyen süreçte kemik iyileşmesi tamamlandığında dental implant uygulamalarıyla hastanın eksik dişleri de tamamlanacak" ifadelerini kullandı. Multidisipliner yaklaşımla başarılı tedavi Nijeryalı hastanın tedavi sürecinin multidisipliner bir yaklaşımla planlandığını ifade eden Prof. Dr. Uçkan, "Bu hastada serbest doku nakli yani ‘free flap’ uygulanması gerekiyordu. En kritik nokta, nakledilen dokunun yeni yerinde sağlıklı şekilde yaşamasıdır ve bu süreç plastik cerrahi ekibi tarafından başarıyla yönetildi. Biz de çene cerrahisi olarak tümörlü kemiği kontrollü şekilde çıkardık. Çıkarmadan önce çenenin formunu korumak adına bölgeyi uygun plaklarla sabitledik, ardından patolojik dokuyu tamamen temizledik. İki branşın koordineli şekilde süreci yönetmesi sonucun başarısında belirleyici oldu" dedi. "Ağrılarım azaldı, kendimi daha iyi hissediyorum" Nijerya’dan gelen Munır Bashır Yuguda yaşadığı zorlu süreci ve duygularını şu sözlerle aktardı: "24 yaşındayım ve dişlerimde yaşadığım ciddi problemler nedeniyle buraya başvurdum. Süreçte benimle ilgili üç kez detaylı tarama yapıldı ve ardından ameliyat kararı alındı. İlk olarak girişimsel radyoloji kapsamında embolizasyon işlemi uygulandı. Yaklaşık iki ay sonra Doktor Burak ve Doktor Sena’nın birlikte gerçekleştirdiği, yaklaşık 10 saat süren oldukça zorlu bir ameliyat geçirdim. Ameliyat sırasında alt çenem tamamen alındı ve bacağımdan alınan kemikle yeniden yapılandırıldı. Ayağımdan alınan kemik çeneme yerleştirilerek yeniden kan dolaşımı sağlandı. Gerçekten çok zor bir süreçti ama doktorlarım çok başarılı bir operasyon gerçekleştirdi. Şu an ameliyatımın sonucu oldukça iyi, ağrılarım büyük ölçüde azaldı ve her geçen gün kendimi daha iyi hissediyorum."
Ordu Baykuş ile çiftçinin 20 yıllık dostluğu: Her yıl aynı ambara yuvalıyor Ordu’da yaşayan Atilla Karakaya’nın serendisi (ambar), yaklaşık 20 yıldır bir baykuşun yumurta bırakıp yavrularını büyüttüğü yer oluyor. Karakaya ise baykuşlarla yakından ilgileniyor. Perşembe ilçesinde yaşayan 62 yaşındaki Atilla Karakaya’nın ambarına yıllar önce gelen bir baykuş, yumurtalarını bıraktı. Durumu fark eden Karakaya, yavrular için buraya boş arı peteği yerleştirerek yuva hazırladı. Karakaya, o günden bu yana baykuşların her mart ayında gelip yumurta bıraktığını, yavruların büyüyünce buradan ayrıldıklarını ve her birine isim verdiğini belirtti. "Onlar için ambarı kaldırmadım" Hayvanlara her zaman sevgi beslediğini belirten Atilla Karakaya, "Ben bu hayvanın yuvasını bozmadım, hatta baykuşlar için ambarı oradan kaldırmadım. Her sene yuva yaptıkları için düzenlerini bozmadım. Bu 20 yılda doğaya çok sayıda yavru baykuş kazandırıldı. Geçen yıl 2 yumurta vardı ama 1 yavru çıktı. Bu yıl ise 4 yumurtadan 3 yavru çıktı" dedi. "Yavrulara isim veriyorum" Bu yıl yumurtadan çıkan 3 yavruya Pamuk, Ateş ve Pusu isimlerini verdiğini aktaran Karakaya, "Her yıl farklı isimler veriyorum. Buradan ayrılıp gidiyorlar ama nereye gittiklerini bilmiyorum. Kendi aralarında da mıntıka kavgası oluyor. Sonrasında başka yerlere gidip yuva yapıyorlar. Doğada dengeyi sağlıyorlar. ‘Uğursuz’ diyenler var ama benim kapımda her gece ötüyorlar, çok şükür uğursuzluk yok" diye konuştu.
Erzurum Erzurum Diplomasi Araştırmaları Merkezi’nden gençlere küresel farkındalık ve stratejik hazırlık Erzurum Diplomasi Araştırmaları Merkezi (EDAM)Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Engin, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle başlatılan, lise, üniversite ve lisansüstü öğrencilerine yönelik eğitim ve kariyer programında faaliyet gösteren Erzurum Diplomasi Akademisi’nin, artık "Erzurum Diplomasi Araştırmaları Merkezi" adıyla faaliyetlerine devam edeceğini vurguladı. 11 yıl önce Erzurum Diplomasi Akademisi ismiyle faaliyetlerine başlayan EDAM, 2026 yılı itibariyle yeni isim ve kurumsal kimliğiyle diplomasi ve uluslararası ilişkiler alanında geliştirdiği çok yönlü eğitim ve araştırma modeliyle çalışmalarını sürdürüyor. Erzurum Diplomasi Araştırmaları Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Engin, merkezin düzenli olarak gerçekleştirdiği yüz yüze etkinlikler ve çevrim içi analiz programlarıyla katılımcıların küresel gelişmeleri çok boyutlu değerlendirme becerilerini geliştirmeyi amaçladığını ifade etti. "Birikim ve İstikamet Buluşmaları" Program kapsamında her ay düzenlenen panel ve sunumların yanı sıra, günlük olarak ulusal ve uluslararası gelişmelere dair analizler okunmakta ve raporlandığını vurgulayan Engin, " Haftalık akış içerisinde bir gün katılımcı sunumlarına, bir gün ise uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen atölye ve müzakere oturumlarına ayrılmaktadır. Merkez bünyesinde; Türk Dünyası, Teopolitik, Teknopolitik, Jeopolitik, Ekopolitik, Kültür-sanat ve Diplomasi tarihi başlıklarında 7 tematik atölye aktif olarak yürütülmektedir. Bununla birlikte ayda bir düzenlenen "Birikim ve İstikamet Buluşmaları" ile seçilmiş katılımcılar, alanında uzman isimlerle bir araya gelerek derinlemesine analiz ve değerlendirme imkânı bulmaktadır" dedi. "Yerelden küresele uzanan bir vizyon" Engin, sözlerine daha sonra şöyle devam etti, "Merkez çalışmaları kapsamında ise 6 farklı lisede yürütülen 10 haftalık "Temel Diplomasi Atölyeleri" ile öğrencilere; Türkiye’nin komşuları, Balkanlar, Avrupa, Afrika, Orta Doğu, Türk Dünyası, İslam Atlası, Amerika, Asya-Pasifik ve finansal okuryazarlık gibi geniş bir içerik sunulmaktadır. Programlar, saha çalışmaları ve kurum ziyaretleriyle desteklenerek teorik bilginin uygulamayla pekiştirilmesi sağlanmaktadır. Erzurum Diplomasi Araştırmaları Merkezi, bu bütüncül yaklaşımıyla yalnızca bilgi aktaran değil; analiz eden, yorumlayan ve çözüm üreten bireyler yetiştirmeyi hedeflemekte, yerelden küresele uzanan bir vizyon ortaya koymaktadır."