SAĞLIK - 04 Aralık 2019 Çarşamba 12:35

Ameliyattan korkanlar için; ameliyatsız alt-üst göz kapağı estetiği

A
A
A
Ameliyattan korkanlar için; ameliyatsız alt-üst göz kapağı estetiği

Göz Hastalıkları Uzmanı Op.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hakan Yüzer ameliyattan korkanlar için ameliyatsız alt-üst göz kapağı estetiğini önerdi.


Yüzer, göz kapağı ve çevresinde meydana gelen sıkıntılar nedeni ile zaman içerisinde estetik cerrahi alanında göz kapağı estetiği adı altında yeni nesil bir tedavi yönteminin geliştirildiğini ifade ederek, “Geliştirilen bu tedavi yöntemi sayesinde son derece acısız bir şekilde göz kapağınız ile alakalı tüm sorunların önüne geçebilmek mümkün hale geldi. Üst göz kapağı estetiği, bu noktada önem arz ediyor. Gözün yapısına baktığımız zaman göz kırpma hareketlerinde esas işlev, üst göz kapağına aittir. Ameliyat olmaksızın göz kapağı sorunlarının önüne geçmek, artık Plazma enerjisi sayesinde mümkün hale geliyor. Sorunu kısa süre içerisinde ortadan kaldırmamız için yeterli bir tedavi yöntemi. Göz kapağı estetiği, gözünüzün alt ve üst kısmını çevreleyen kapakların doğuştan ya da sonradan ortaya çıkan etkenler ile yaşadığı sorunlardan kurtulması ya da daha estetik bir görünüme sahip olması için gerçekleştirdiğimiz operasyonlardır. Adından da anlaşılabileceği üzere estetik bir operasyon yöntemidir” dedi.


Dr. Yüzer, göz kapağı operasyonlarında eski dönemde lokal anestezi ve sedasyon adı verilen genel anestezi yöntemleri ile sürecin yürütüldüğünü ancak günümüz teknolojileri sayesinde Plazma Enerjisi kullanılarak lazer ile tedavi sürecine geçmiş bulunduklarını belirterek, “Bu sınıf içerisinde birçok farklı neden sayabiliriz. Hastalarımız, öncelikli olarak estetik kaygılar nedeni ile bu yönteme başvuruyor. Yaşın ilerlemesine bağlı kırışıklıklar, şüphesiz ki bu noktada en önemli detay maddesi. Genelleyecek olursak; Doğuştan gelen üst göz kapağı düşüklüğü, üst göz kapağının işlevini yitirmesi, yaşlılığa bağlı gelişen kırışıklıklar ve sarkmalar, göz çevresinde meydana gelen kırışıklıklar, bu noktada bizlere en çok başvurulan sorunlar. Nitekim lazer göz kapağı estetiği ile bu süreçlerin yönetimi çok daha sağlıklı, çok daha kolay”


Yüzeri Üst ve Alt Göz Kapağı Estetiklerini ise şöyle anlattı:


“Üst Göz Kapağı Estetiği: Göz kapağı alt ve üst kısım olmak üzere iki ayrı doku yapısını bizlere sunar. Üst göz kapağı, genel itibari ile göz ile alakalı tüm işlevleri gerçekleştirir. Hareket eden bir doku olması nedeni ile göz önündedir. Üst göz kapağında meydana gelen sorunların tamamına karşı Plazma Enerjisi tedavisi ile sorunsuz bir şekilde çözüm üretiyoruz. Genel itibari ile; Üst göz kapağında meydana gelen kırışıklık ve sarkmaların giderilmesi, doğuştan gelen ya da sonradan oluşan göz kapağı düşüklüğe bağlı göz kapağının kaldırılması, göz kapağının daha sıkı bir dokuya kavuşması, Plexr Plazma lazer tedavisi ile son derece mümkün hale gelebiliyor. Bu da beraberinde birçok avantaj sağlıyor.


Alt Göz Kapağı Estetiği: Üst göz kapağına nazaran biraz daha küçük bir et dokusu diyebiliriz. İşlevsel olarak da üst kapağa nazaran daha geri planda durabilir. Ancak göz altı kırışıklıkları nedeni ile görüntü olarak da en çabuk etkilenen doku olarak niteleyebiliriz. Tabi ki tedavi yöntemimi ile; Alt göz kapağında meydana gelen kırışıklık ve sarkmaların giderilmesi, doğuştan gelen ya da sonradan oluşan göz kapağı düşüklüğe bağlı göz kapağının kaldırılması, göz kapağının daha sıkı bir dokuya kavuşması, Plazma Enerjisi tedavisi ile mümkün. Göz estetiği konusunda yeni nesil bir tedavi yöntemi olduğunu söyleyebiliriz”


Dr. Yüzer, teknolojinin sunduğu imkanlardan sonuna kadar yararlandıklarını da kaydederek, “Plazma ile lazer göz kapağı estetiği sayesinde çok kısa sürede ağrısız, sızısız bir işlem gerçekleştiriyoruz. Aşamaları inceleyecek olursak öncelikle göz bölgenizin ve çevresinin her ihtimale karşı sürdüğümüz anestezik etkili bir krem ile uyuşmasını sağlıyoruz.(Lokal anestezi ile de işlemi başlatabiliriz.) Uyuşmanın gerçekleşmesi ile birlikte üst ya da alt göz kapağına ya da ikisine birden lazer atışları gerçekleştiriyoruz. Lazer atışları ile birlikte deriniz hızlı bir şekilde buhar haline dönüşüyor ve kısa sürede dökülerek yeni, genç deri dokusu ortaya çıkıyor. Yeni doku ile birlikte sarkmalar, kırışıklıklar ve diğer tüm görsel sorunlar ortadan kalkıyor. Daha sıkı bir doku ortaya çıkıyor. Operasyonumuz ise sadece ve sadece 30 dakikalık bir zaman dilimi içerisinde noktalanıyor. Tabi ki göz kapağının incelenmesine bağlı sorun analizinin ardından birkaç seans uygulama gerekebilir” açıklamalarında bulunud.


Dr. Yüzer, Göz Kapağı Estetiğinin operasyon süreci ise şu sözlerle anlattı:


“Önceliğimiz, her zaman için göz kapağınızı şikayetlerinizden önce analiz etmek. Elde ettiğimiz verilere göre de en doğru tedavi yöntemini en hızlı şekilde uygulamak. Dolayısı ile operasyon sürecinden önce her ne olursa olsun kapsamlı bir analiz ile göz kapaklarının hem görüntü hem de işlevsel anlamda incelenmesi önceliğimiz. Operasyon birçok kişinin merak ile araştırdığı bir operasyon. Dolayısı ile merak ettiğiniz sorulara da cevap vermek önceliğimiz. Klasik yöntemleri bir kenara bırakın. Lazer tedavi sayesinde en ufak bir görsel sorun ve acı hissetmeden istediğiniz görüntüye sahip olabilme şansını yakalıyorsunuz. Genel olarak avantajlarından söz edecek olursak; Cerrahi bir operasyon olmadığından dolayı en ufak bir iz ya da doğallık dışı görüntü ortaya çıkmaz. Uygulanan alan üzerinde etkisini çok kısa bir süre dilimi içerisinde gösterir. Lokal anestezi ya da uyuşturucu krem sayesinde çok kısa sürede uyuşmayı meydana getirebiliyoruz. Ek olarak fazladan en ufak bir cilt çıkarılması sorunu olmaz. Sadece sarkan bölge için operasyon yapılır”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Türk Sanat Müziği konseri Kayserililerden büyük ilgi gördü Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı tarafından Türk Sanat Müziği Kent Korosu Konseri düzenlendi. Konsere katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Türk Sanat Müziğinin eşsiz nameleri ile kulakların pasını silen konserde Kayserililer ile bir araya gelirken konsere katılan vatandaşlar etkinlikten dolayı Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürlerini iletti. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetiminde Kayseri’ye ayrı bir renk katan kültür sanat etkinlik ve faaliyetlerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, Kayserilileri kültür sanat etkinlikleri ile ücretsiz bir şekilde buluştururken Başkan Büyükkılıç da etkinlikleri yakından takip ediyor. Bu çerçevede Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı tarafından düzenlenen Türk Sanat Müziği Kent Korosu Konserine katılarak hemşehrileri ile birlikte Türk Sanat Müziğinin eşsiz namelerini dinledi. 4 Nisan Cumartesi günü saat 19.30’da Kadir Has Kültür ve Sanat Merkezi’nde Kayserililerin yoğun ilgisi altında gerçekleşen konserde Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Fatih Temeltaş, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanı Salih Özgöncü eşlik etti. Konserde konuşan Başkan Büyükkılıç, Şef Mustafa Uyan ve koroya teşekkür ederek, "Ağzınıza sağlık, yüreğinize sağlık" dedi. Kayseri’de etkinliklerin çok olmasının kendilerini keyiflendirdiğini ifade eden Büyükkılıç, "Şehrimizde sosyal hayatın renklenmesi bizleri keyiflendiriyor. Mustafa Hocam da bizim kıymetlimiz. Kayserimize Türk Sanat Müziğimizi sevdiren dostlarımızdan" diye konuştu. Başkan Büyükkılıç, 9 Mayıs’ta Kadir Has Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek Türk Halk Müziği Konseri’ne de tüm sanatseverleri davet ederek, "İnşallah orada da birlikte olmaya çalışacağız. Çok şükür salonumuz dolu Türk Sanat Müziği sevenlerimiz, hemşehrilerimiz bizi yalnız bırakmadı" ifadelerini kullandı. Başkan Büyükkılıç, konserin sonunda Şef Mustafa Uyan’a çiçek takdiminde bulundu. Yoğun ilgi gören Türk Sanat Müziği Kent Korosu Konseri Kayserililere müzik dolu keyifli bir akşam yaşatırken, vatandaşlar Büyükşehir’in ücretsiz kültür sanat etkinliklerinden dolayı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a teşekkür ederek, bu tarz etkinliklerin devam etmesi yönündeki temennilerini dile getirdiler.
Kayseri Gençler, Akıl Küpü Kütüphaneleri’nde geleceğe en iyi şekilde hazırlanıyor Gençlerin sosyal, kültürel, eğitim hayatlarının yanı sıra kariyerlerine de destek olarak onları geleceğe en iyi şekilde hazırlama noktasında önemli merkezler olan Melikgazi Belediyesi’nin Akıl Küpü Kütüphanelerine ilgi her geçen gün artıyor. İlçeye 18 adet kütüphane kazandırdıklarını ve gençlerin de bunları büyük bir memnuniyetle kullandığını söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu; "Melikgazi Belediyesi olarak bilginin ışığında geleceğe daha sağlam yürüyen donanımlı nesillerin yetişmesine katkı sağlamak için çalışıyoruz. Kitaplar ve kütüphaneler bizim en büyük hazinelerimizdendir. Belediye olarak eğitime ve gençlerimize büyük önem veriyoruz. Bunu yalnızca okullara ve öğrencilere verdiğimiz destek ile değil gençlerimizin uğrak noktası haline gelen Akıl Küpü Kütüphanemizle de sürdürüyoruz. İlçede bulunan 18 adet Akıl Küpü Kütüphanemiz sessiz ve nezih ortamıyla ders çalışmak ve kitap okumak isteyen öğrencileri ağırlamaya devam ediyor. En çok kütüphane yapan belediyelerden biriyiz. İlçemizde gençlerimizin rahat çalışması, vatandaşlarımızın okuma alışkanlığını geliştirmek, kitap sevgisini artırmak, okuyucuların kitaplardan daha çok faydalanmasını sağlamak üzere kütüphanelerimizin sayısını artırıyoruz. Melikgazi’mizi kültürel ve entelektüel altyapısıyla da güçlendirmeye devam ediyoruz. Gençlerimizin faydalanması, güvenli ve nezih mekanlarda ders çalışıp kitap okumaları için kütüphanelerimizin sayısını artırmak ve geliştirmek belediyeler olarak ortak sorumluluğumuzdur. Özellikle genç nesillerin kitapla daha fazla buluşturulması, modern kütüphane imkanlarının artırılması lazım. Ayrıca artık Akıl Küpü Kütüphanelerimize üye olmak isteyen gençlerimizin sıra beklemeden kayıt olması giriş-çıkış saatlerini takip etmesi ve üyelik işlemlerini yönetmesi artık çok daha kolay oldu. Gençler tesisler.melikgazi.bel.tr adresinden online olarak hızlıca işlemlerini yapabilecekler. Herkesi kütüphanelerimize bekleriz" dedi. Ayrıca gençlere bir kolaylık daha sağlayan Melikgazi Belediyesi, yeni geliştirdiği sistem ile kayıt ve üyelik işlemleri, bakiye kontrolü ve giriş-çıkış bilgileri gibi işlemlerin artık online olarak yapılabileceğini hatırlattı.
Van Van’daki STK’lardan İsrail’e karşı ortak tepki Van Filistin’e Destek Platformu ve Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi, İsrail ve Amerika’nın zulmüne ortak tepki göstererek birlik çağrısı yaptılar. Van Filistin’e Destek Platformu ve Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi öncülüğünde Beşyol Meydanı’nda toplanan binlerce vatandaş, Kent Meydanı’na kadar yürüdü. Burada Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan basın açıklamasını Van Filistin’e Destek Platformu Dönem Sözcüsü Ahmet Faruk Çevik okudu. Çevik, "Ümmet coğrafyası ateş çemberinde, Siyonist İsrail ve işbirlikçisi ABD bölgemizi yakıp yıkmaya devam ediyor. Çocuklar, kadınlar ve masumlar gözlerimizin önünde her gün katlediliyor. Bizlere evlerimizde oturmak yakışmaz, işte bugün zalime karşı mazlum kardeşlerimizin yanında olduğumuzu haykırmak ve tüm dünyada bu zalimleri lanetlemek ve zulmün durdurulmasını da bizleri yönetenlerden istemek için bir araya geldik. Bizler, bölgemizde yürütülen kirli senaryoları, zulmü ve katliamları lanetliyoruz. Bölge halklarının iradesini yok sayan, sınırları kanla yeniden çizmeyi hedefleyen hiçbir askeri girişimi, işgali ya da saldırıyı kabul etmiyoruz. Kendi topraklarımızda hem işgalci İsrail’i hem de bölgeyi kaos bataklığına çeviren Amerikan askeri varlığını reddediyoruz" dedi. Ahmet Faruk Çevik, Gazze’de saldırganlıkları devam eden İsrail’in Kudüs’te de boş durmadığını belirterek, "İlk kıblemiz Mescid-i Aksa tüm Ramazan ayı boyunca ibadetlere kapalı tutuldu. Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı cinayetler ve işkenceler artarken İslam’ın sembolü Mescid-i Aksa’nın yıkılması tehdidiyle karşı karşıyayız. Bugün Siyonist terör şebekesi 7 Ekim’de Gazze topraklarında başlattığı soykırım ve katliamlarını 2,5 yıldır devam ettiriyor. Gazze’de bittiği ve ateşkese girdiği düşünülen soykırım ve katliam süreci ateşkes sürecinin garantör olduğu iddiasındaki Müslüman devletlerin pasifliğinin bir sonucu olarak hiç bitmeden devam ediyor. Son günlerde Gazze’de Siyonist caniliğin 7 Ekim sürecindeki hızıyla devam ettiğini görmekteyiz. Gazze’de siviller ve toplu olarak yaşadıkları yerler bombalamaya çocuk kadın ve yaşlılar katledilmeye devam ediyor. Şimdi de katil İsrail Filistinli esirleri idam edecek" ifadelerini kullandı. Küresel vahşi Epstein çetesinin boş durmadığını vurgulayan Çevik, "Yüz yıla yakındır mazlumların kanını içen, küçük çocukları korkunç şekilde katleden bu çete, bugün de; Filistin esirleri idam etmek için hazırlık yapmaktadır. Maalesef yine herkes ölüm sessizliğine gömülmüştür. Şunu iyi bilmeliyiz ki Filistin esirleri için şehadet bir kurtuluş olacaktır; ama bizim için bir zillet ve utanç kaynağı olacaktır. Amerika’yı ve İsrail’i gözünde büyütenler unutmayın bizim Rabbimiz en büyüktür ve sadece zalimlere mühlet vermektedir. Zamanı geldiğinde göz açıp kapayana kadar iktidarlarını yerle bir edecektir. Sessizliğin suça ortaklık olduğu bu kritik zamanda, zulme karşı duruşumuzu meydanlara taşımak için ayağa kalkıyoruz. Van sivil toplum kuruluşları ve vicdan sahibi insanlar olarak; bölgedeki işgale, kutsallarımıza yönelik saldırılara ve emperyalist sömürüye karşı olan tüm halkımızı da zalimlere karşı durmaya ve meydanlara inmeye davet ediyoruz. Soykırıma karşı tek ses, tek yürek olmak; kardeşlerimizin yalnız olmadığını göstermek için tüm vicdan sahiplerini bu onurlu direnişe omuz vermeye davet ediyoruz" şeklinde konuştu. Yapılan açıklamanın ardından kalabalık dağıldı.
Gümüşhane Torul’un gizemli su kaynakları: Gülaçar köyünde mevsimsel doğa olayı Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Gülaçar köyünde, her yıl nisan ayında eşine az rastlanır bir doğa olayı yaşanıyor. Kar sularının dağ içindeki mağaraları doldurmasıyla iki farklı yamaçtan aynı anda fışkıran gizemli sular, yaklaşık 15 gün boyunca görsel bir şölen sunup ardından sırra kadem basıyor. Gülaçar köyü, her yıl bahar mevsimiyle birlikte doğa tutkunlarını ve fotoğrafçıları kendine çeken esrarengiz bir fenomene ev sahipliği yapıyor. İkisu-Şiran kara yolu güzergahındaki köyün her iki yamacında, nisan ayı ile birlikte devasa su kaynakları aynı anda gün yüzüne çıkıyor. Dağın adeta tam ortasından fışkıran bu sular, bir şelale edasıyla vadiye dökülürken, yaklaşık iki haftalık sürenin sonunda yine aynı anda kesilerek ortadan kayboluyor. Mağaralarda biriken kar suları şelaleye dönüşüyor Bölge sakinleri ve doğa gözlemcileri tarafından "gizemli sular" olarak adlandırılan bu olay, bilimsel olarak karların erimesiyle açıklanıyor. Yüksek kesimlerdeki karların eriyerek dağın iç yapısındaki mağara ve boşluklara dolduğu, bu suyun basınçla birlikte dışarıya tahliye edildiği tahmin ediliyor. Bölgede çeşitli efsanelere de konu olan bu durum, Gülaçar deresinin iki tarafında karşılıklı bir görsel şölen meydana getiriyor. "Aynı gün başlayıp aynı gün kesiliyor" Doğa olayını yerinde incelemek üzere köye gelen fotoğraf sanatçısı Metin Aydın, yaşadığı şaşkınlığı şu sözlerle dile getirdi: "Gülaçar köyünde nisan aylarında çıkan şelaleleri görmeye geldik. Üç tanesini gezebildik, ancak ulaşılamayan başka kaynaklar da var. Kocaman dağın altından adeta fışkıran çok büyük sularla karşılaştık. En enteresan olanı ise iki karşılıklı yamaçtaki suların aynı gün akmaya başlayıp, 15 gün sonra aynı gün kesilmesi. Buradaki eski patikalar ve yosunlu doku insanı etkiliyor; herkesin gelip görmesini isterim." Doğanın bahar coşkusu Şelalelerin sert ve yoğun akışına dikkat çeken Fatma Cebeci Aydın ise, "Henüz bahar tam gelmemiş olsa da biz baharın coşkusunu bu şelalelerde gördük. Suyun kaynağının direkt dağın altından çıktığını gözlemledik. Son derece keyifli bir tırmanış ve gözlem oldu" ifadelerini kullandı. Uzun yıllardır kullanılmayan patikaların arasından ulaşılan bu sular, Gümüşhane’nin keşfedilmeyi bekleyen gizli rotalarından biri olma özelliğini koruyor.
İzmir İzmir’i dinleyen film: Kıyının Sesi Kemeraltı’nın kalabalığı, Konak Meydanı’nın uğultusu ve Urla kıyılarında dalgaların ritmi İzmir’in gündelik yaşamına karışan sesler kayıt altına alınarak "Kıyının Sesi" adlı belgeselde bir araya geldi. Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Film Tasarımı ve Yönetimi Bölüm Başkanı V. Doç. Dr. Sevcan Sönmez ile Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Can Özer, İzmir’in farklı noktalarında duyulan doğal sesleri kayda alarak kentin işitsel hafızasını belgeselde topladı. "Kıyının Sesi" adlı yapımda İzmir’in gündelik hayatını oluşturan sesler görüntülerle birlikte izleyiciye sunuldu. Yaklaşık üç ay süren çekim sürecinin ardından tamamlanan "digitİZMir: Sonic Shore" adlı belgeselin yönetmenliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurgusunu Sevcan Sönmez üstlenirken; müzikleri ve yapımcılığını Mehmet Can Özer gerçekleştirdi. Film sürecinde İzmir’in farklı bölgelerinde kapsamlı ses ve görüntü kayıtları alındı. Çalışma boyunca sokaklardan sahil hattına, park alanlarından mahallelere kadar kentin pek çok noktasında çekimler gerçekleştirildi. Yaşar Üniversitesi akademisyenlerinin hazırladığı belgeselde, şehir sesleri ile görüntülerin üst üste bindirilmesiyle katmanlı bir İzmir deneyimi oluşturulması amaçlandı. Bu yaklaşım, izleyiciye hem gerçek hem de duyusal bir şehir atmosferi sunuyor. Deniz ve doğa sesleri, kuş cıvıltıları, eski yerleşimlerdeki yankılar ve gündelik hayatın uğultusu filmin en belirgin işitsel unsurları arasında yer aldı. Festivalin hafızası niteliğinde İzmir’de on yıl boyunca düzenlenen digitİZMir Uluslararası Elektroakustik Müzik Festivali’nde gösterilen belgesel, aynı zamanda festival için bir arşiv ve tanıklık niteliği taşıyor. Besteci Mehmet Can Özer tarafından düzenlenen festival, Türkiye’de elektroakustik müzik alanındaki en özgün ve kapsamlı etkinliklerden biri olarak kabul ediliyor. Festival boyunca Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılar, besteciler ve akademisyenler İzmir’de bir araya gelerek konserler, atölyeler ve söyleşiler gerçekleştirdi. İzmir Fransız Kültür Merkezi, Goethe-Institut ve Yaşar Üniversitesi destekleriyle hazırlanan film, ilk gösterimini İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleştirerek İzmirli izleyiciyle buluştu. ’digitİZMir: Sonic Shore’, yalnızca bir festivalin hikâyesini anlatmakla kalmayıp elektroakustik müzik ile bir kentin sesi arasındaki ilişkiye odaklanan deneysel ve kişisel bir sinema çalışması olarak öne çıkıyor.