POLİTİKA - 02 Haziran 2026 Salı 11:35

Bakan Çiftçi, "Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez"

A
A
A
Bakan Çiftçi, "Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Erzurum’da 32 ilden 150 kaymakamın katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada net mesajlar verdi. Devlet-millet ilişkisi, Terörsüz Türkiye hedefi, radikalleşme ile mücadele, uyuşturucu ve organize suçlarla mücadele, sahipsiz sokak hayvanları, kadına yönelik şiddet, trafik güvenliği, okul güvenliği, çarşı ve mahalle bekçiliği ve kamuda sosyal medya kullanımı başlıklarına dikkat çeken Bakan Çiftçi, "Türkiye Yüzyılı, kalkınmanın, güvenliğin, huzurun, adaletin, güçlü ailenin, güçlü toplumun ve güçlü devlet aklının yüzyılı olacaktır" dedi.


Erzurum Milli Eğitim Akademisi Toplantı Salonu’ndaki toplantının açılışında konuşan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kaymakamlara hitap ederken sözlerine "Alvarlı Efe ve İbrahim Hakkı hazretlerinin ihlas ve irfanıyla mayalanmış, Mülki İslam’ın kilidi olan, imanla yoğrulan, Nene hatun ve dadaşlar diyarı Erzurum’da düzenlediğimiz hizmet içi eğitim seminerimizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum" diyerek başladı ve sonrasında " Ülkemizin dört bir yanında devletimizi temsil eden siz değerli kaymakamlarımızla muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda "Mülki İdarede, Kamu düzeni ve Güvenliği Vizyonunu" değerlendirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Binlerce yıllık devlet geleneğimizde devlet aklını ve milletle kurulan güven bağını temsil eden Mülki İdare Amiri, büyük bir mesuliyet bilinciyle milletimizin duasını zırh bilerek, kamu düzeninin sağlanması sorumluluğunu ve milletimize hizmet etme şuurunu taşıyan kişidir. Sizler görev yaptığınız yerlerde devletimizin gören gözü, işiten kulağı, uzanan eli ve vicdanısınız" dedi.


"Milletin değerleriyle artık devletimizin istikameti bir kılınmıştır"


Türk Milletinin devletin kapısını adaletin, merhametin ve hizmetin kapısı bildiğini vurgulayan Bakan Çiftçi, sözlerine şöyle devam etti "Bu nedenle; devlet vakarıyla hareket etmekle mükellefiz. Bu bilinçten hareketle, devletimizle milletimiz arasında gönül köprüsünü kuracak olanlar sizlersiniz. Bu gönül köprüsü yıllar yılı kurulmadı, kurulan köprülere ise hayat hakkı tanınmadı. Devletiyle arasına duvarlar örülen bu aziz millet merhum Abdurrahim Karakoç’un dizelerinde ifade ettiği üzere; Gitmişti makama arz-ı hâl için, ’Bey’ dedi, yutkundu, eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim ’Şey’ dedi, yutkundu, eğdi başını. Ve yıllar yılı hep başını eğdi ve yutkundu. Fakat o günler milletin bağrından çıkan irade ile birlikte artık geride kalmıştır. Jakoben zihniyet ve vesayet prangaları kırılmıştır. Milletin değerleriyle artık devletimizin istikameti bir kılınmıştır. Türkiye Yüzyılı hedefi de tam olarak bu anlayış üzerinde yükselmektedir"


"Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez"


Terör ve terörizm; etnik, ideolojik, siber ve organize suç yapılarıyla bağlantılı tüm biçimleriyle kamu düzenimizin yanı sıra; toplumsal birlikteliğimizi, ekonomik istikrarımızı, ve milletimizin huzurunu hedef alan en büyük tehditlerden biridir. 40 yılı aşkın süredir mücadele ettiğimiz bölücü terör örgütü ve uzantıları, ülkemizin aydınlık geleceğine gölge olmuştur. Ancak devletimizin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü kararlı mücadele neticesinde terör örgütü bitme noktasına getirilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan Terörsüz Türkiye süreci, bu meselenin ülkemizin gündeminden tamamiyle çıkarılması bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. Terörsüz Türkiye vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz; Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz. Bu noktadan hareketle mülki idare amirlerimiz bu politika doğrultusunda huzuru ve güvenliği daha da güçlü kılma adına her zamankinden daha fazla çalışmak ve gayret göstermek durumundadır. Şüheda toprağı olan bin yıldır vatan bildiğimiz ve ebediyen vatanımız olan bu topraklarda birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde yaşamaya, istikbale hazırlanmaya devam edeceğiz.


"Milletimizi ayakta tutan değerler önemli"


İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, radikalleşme ile mücadeleye dikkat çekerek, " Günümüz şartlarında artık radikalleşme; etnik ayrışmalar, dini istismar, dijital propaganda, şiddeti normalleştiren çevrimiçi içerikler ve marjinal ideolojiler üzerinden çok boyutlu bir tehdit hâline gelmiştir. Dijital tekno kültürün çeşitlenen etki alanlarıyla birlikte, özellikle gençlerimizin sosyal medya, kapalı dijital ağlar, sanal topluluklar ve manipülatif içerikler üzerinden etkilenme riski sürekli olarak artmaktadır. Bir sürecin ve sebepler zincirinin nihai sonucu olan radikalleşme bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Aile içinde yaşanan sorunlarla başlayan ve dışlanma hissi, aidiyet arayışı, sosyal yalnızlık, ekonomik kırılganlık, dezenformasyon gibi unsurların etkisiyle aşamalı biçimde gelişen bu sorunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerekmektedir. Bu nedenle meseleyi güvenlik yaklaşımıyla ele alırken sosyal, kültürel, eğitsel ve psikolojik boyutlarını göz önünde bulundurmak zorundayız. Milletimizi ayakta tutan değerleri, yani ahlakı, vicdanı, iyiliği, sevgiyi idraklere sunacak bir mücadele ortaya koymalıyız. Bulunduğunuz şehirlerde kurumlarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızla bu çerçevede meselenin temeline inecek çalışmalar yürütmek büyük bir önem taşımaktadır.


"Uyuşturucu sebebiyle kaybedecek tek insanımıza dahi tahammülümüz yoktur


Uyuşturucu ve organize suçlarla mücadele, yeni güvenlik paradigmamızın en önemli alanlarından biridir. Uyuşturucu ticareti ve organize suç faaliyetleri; insanı, aileyi, toplumsal düzeni, kamu güvenliğini ve devlet otoritesini hedef alan çağımızın vebasıdır. Bugün yeni nesil organize suç örgütleri; teknolojik imkânlardan faydalanan, uluslararası bağlantılar kuran, farklı suç alanlarında faaliyet gösterebilen hibrit yapılara dönüşmüştür. Uyuşturucu gelirleri; kara para aklama, silah kaçakçılığı, düzensiz göç, dijital suçlar ve terör finansmanı gibi alanları da besleyebilmektedir. Göz aydınlığı çocuklarımız ve gençlerimiz ise bu tehdidin en hassas hedef kitlesidir. Dijital platformlar, çevrimiçi oyun ağları ve sosyal medya üzerinden oluşan manipülasyon alanları, suç örgütlerinin etki alanına girmeleri bakımından


ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenle mücadelemizi operasyonel boyutta sürdürürken, aynı zamanda önleyici güvenlik anlayışıyla hareket etmek durumundayız. Yeni güvenlik anlayışımız; olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören, suçu oluşmadan engelleyen, veriyi analiz eden ve sahadaki koordinasyonu güçlendiren bir yaklaşıma dayanmaktadır. Mülki idare amirlerimizden beklentimiz; yerel düzeyde risk alanlarını doğru analiz etmeleri, kurumlar arası koordinasyonu sağlamaları, aile, eğitim, sosyal hizmet ve güvenlik birimlerini aynı masa etrafında buluşturmalarıdır. Uyuşturucu sebebiyle kaybedecek tek insanımıza dahi tahammülümüz yoktur" diye konuştu.


"Merhamet medeniyetinin mensuplarıyız"


Sahipsiz sokak hayvanları konusunun kamu düzeni, halk sağlığı ve toplumsal huzur bakımından büyük bir önem arz ettiğini dile getiren Bakan Çiftçi, "Sokaklarımızdaki sahipsiz hayvanların kontrolsüz bir şekilde çoğalması meselesi insan hayatı başta olmak üzere trafik kazaları, bulaşıcı hastalık, doğal dengeyi bozma, kamusal alanda huzursuzluk ve güvensizlik gibi birçok soruna kaynaklık teşkil ediyor. Şehirlerimizde büyük bir sorun yumağı haline gelen bu meselede hamdolsun büyük bir yol alınmıştır. Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşaallah. Biz yaralı bir kuş için vakıf kurmuş merhamet medeniyetinin mensuplarıyız. Yaratılan her canlının bir vazifesi ve o vazife etrafında bir doğal dengenin olduğunun idrakinden hareketle Allah’ın dilsiz kullarından da mükellefiz, sorumluyuz. Bu sorumluluk bilincinden hareketle bakanlığımızca bu alanda önemli bir çalışma ve seferberlik başlatılmış; sahipsiz sokak hayvanlarının toplanmasından aşılama ve kısırlaştırılmasına, hayvan bakımevlerinin kapasitesinin artırılmasından yerel yönetimlerle koordinasyona kadar birçok çalışma yürütülmektedir. Ancak bu sorun tamamen ortadan kalkmış değildir. Bu alandaki çalışmaların devamlılık içinde yürütülmesi ve bundan sonraki süreçte de mülki idare amirlerimizin konuyu yakından takip etmesi, belediye ve ilgili kurumlarımızı harekete geçirmesi önem arz etmektedir" şeklinde konuştu.


"Kadın; ailenin, toplumun ve hayatın merkezindedir"


Kadına yönelik şiddetle mücadelenin, devlet-vatandaş ilişkisinin sahadaki en önemli güven testlerinden birisi olduğunu hatırlatan Bakan Çiftçi, " Kadına yönelik şiddetin her biçimi ve türü sadece bir asayiş meselesi değildir. Kadına yönelik şiddet, aile kurumuna, toplumsal huzura ve milletimizin geleceğine yönelen ciddi bir tehdittir. Bizim inanç dünyamızda kadın Allah’ın emanetidir. Bizim medeniyet tasavvurumuzda kadın; ailenin, toplumun ve hayatın merkezindedir. Ve dahi kurucusudur. 6284 sayılı Kanun, kadınların korunması ve şiddetin önlenmesi bakımından hayati bir hukuki araçtır. Bu kanunun etkinliğini sahada tahkim etmek ve güçlü kılmak noktasında mülki idare amirlerimizin takibi ve yaklaşımı hayati bir kıymet taşıyor. Bildiğiniz üzere;


Mülki amirlerimiz, ihbar veya şikâyet üzerine koruyucu tedbirlere karar verebilmekte ve gerekli hâllerde bu tedbirlerin süratle uygulanmasını sağlayabilmektedir. Bu yetkinin zamanında ve etkin kullanılması, birçok olumsuz olayın önlenmesi bakımından büyük ehemmiyet taşımaktadır. Açık Kapı Birimlerimizin, YİMER 157 hattının, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Komisyonlarının etkin çalışması son derece önemlidir. Kadına Destek Uygulaması KADES ise


yalnızca teknolojik bir uygulama değildir. KADES’e gelen her ihbar, muhtemel bir şiddet olayının önlenmesi için devlete uzanan bir yardım çağrısıdır. Bu uygulamanın bilinirliğinin artırılması, kadınlarımızın koruyucu mekanizmalara erişiminin kolaylaştırılması ve kamuoyunda farkındalık oluşturulması noktasında sizlerden özel hassasiyet beklediğimi ifade etmek istiyorum" dedi.


"Bizim için en büyük kayıp insan hayatıdır"


Trafik güvenliğinin sağlanması noktasında denetimlerin önemi büyük; fakat denetimler kadar önemli olan bir hususun da, kurallara göre şekillenen bir trafik kültürünün toplumsal anlamda oluşması ve oluşturulması olduğunu dile getiren Bakan Çifçi, sözlerini şöyle sürdürdü, "Burada hepimizin üzerinde büyük bir sorumluluk var. Çünkü geçtiğimiz yıl, 2025 yılı genelinde 6.035 vatandaşımız trafik kazalarında hayatını kaybetmiştir.2024 yılında ise bu sayı 6.351 idi. Bir önceki yıla göre yüzde 5’lik bir azalma söz konusu olsa bile, bu rakamlar hâlâ çok yüksek. Trafik kazaları sadece can kaybına yol açmıyor; yaralanmalara, ekonomik kayıplara ve toplumsal huzurun bozulmasına da neden oluyor.2015-2025 yılları arasında trafik kazalarının ülkemize doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin 308 milyar doları aşması, meselenin ekonomik boyutunu da açıkça göstermektedir. Denetlenen araç sayısındaki artışa paralel olarak ölümlü kazalarda yaşanan düşüş, denetimlerin can güvenliğine katkısını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle rehberlik ve denetim süreçlerini birlikte yürütmeliyiz. Trafik kurallarına uyumu ceza korkusuyla değil, hayatı koruma bilinciyle toplumsal kültüre dönüştürmeliyiz. Bizim için en büyük kayıp insan hayatıdır. Kaybettiğimiz her can, bir ailenin eksilmesi, bir ocağın sönmesi, bir geleceğin yarım kalmasıdır"


"Hiçbir gecikmeye, hiçbir zafiyete müsaade edemeyiz "


Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olayların, okul güvenliği meselesini bir kez daha bütün boyutlarıyla gündeme taşıdığını söyleyen Bakan Çiftçi, "Okullarımız bir eğitim kurumu olduğu kadar, çocuklarımızın geleceğe hazırlandığı, karakter ve şahsiyetinin oluştuğu istikbalimizin referans adreslerindendir. Dijital ve teknik gelişmelerin olumsuz etkilerinin en belirgin olarak kendisini gösterdiği yerlerin başında okullarımız gelmektedir. Fiziksel, psikolojik ve dijital tehditler ekseninde okullarımızda huzur ve güvenliğin tahkim edilmesi noktasında her zamankinden daha özverili çalışmalar ortaya koymak gerekiyor. Şiddet olaylarının, madde kullanımının, akran zorbalığının ve dışarıdan gelebilecek tehditlerin eğitim ortamına taşınmasını engellemek zorundayız. Bu nedenle, İller İdaresi Genel Müdürlüğümüz tarafından gönderilen "Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirlerine İlişkin Genelgenin" harfiyen uygulanmasını bekliyoruz. Kolluk birimlerimizle okul yönetimi, yerel idareler, sağlık ve sosyal hizmet birimleri arasında koordinasyonu tesis edecek olan sizlersiniz. Çocuklarımızın güvenliği konusunda hiçbir ihmale, hiçbir gecikmeye, hiçbir zafiyete müsaade edemeyiz . Bu meseleyi ele alırken kendi çocuklarımızı gözümüzün önüne getirelim ve öyle çalışalım" dedi.


"Çarşı ve mahalle bekçileri gündüz saatlerinde de çalışacak"


Çarşı ve mahalle bekçiliğinin, kamu düzeninin korunmasında vatandaşla en yakın temas kuran güvenlik unsurlarımızdan birisi olduğunu anlatan Bakan Çiftçi, "Bekçilerimizin mahallelerde sürekli ve görünür şekilde görev yapması, suç üzerinde caydırıcı etki oluşturmakta; küçük çaplı olayların büyümeden önlenmesine önemli katkı sağlamaktadır. Bekçilik sistemi, erken müdahale ve yerinde güvenlik anlayışımızın tamamlayıcı unsurlarından biridir. Bekçilerimizin mahalle yapısını tanıması, riskli kişilerin tespiti, şüpheli hareketlerin fark edilmesi ve yerel sorunların erken aşamada belirlenmesi bakımından önemli avantaj sağlamaktadır. Mülki idare amirleri olarak sizlerin; bekçilerin görev planlamasını yerel ihtiyaçlara uygun yapmanız ve kolluk kuvvetleriyle koordinasyonu artırmanız huzur ve güvenin tesisi adına önem arz ediyor .Valilerimize verdiğimiz yetki doğrultusunda çarşı ve mahalle bekçilerimiz artık gündüz saatlerinde de görev yapabilecekler. Bu düzenleme ile bekçilerimiz, özellikle okul ve park çevrelerinde çocuklarımızın, gençlerimizin ve ailelerimizin güvenliği açısından ciddi katkı sağlayacaklar inşallah "diye konuştu.


"Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdır"


Sosyal medyanın çağın en etkili iletişim alanlarından birisi olduğunu vurgulayan Bakan Çiftçi, "Mülki idare amirleri, devletimizin taşradaki en üst düzey temsilcileri olarak devletin saygınlığını, tarafsızlığını ve kurumsal itibarını temsil etmektedir. Bu nedenle sosyal medya kullanımı yalnızca kişisel bir tercih alanı değil, aynı zamanda temsil edilen makamın kamuoyundaki algısını etkileyen önemli bir araç ve platformdur. Kamu hizmetlerinin anlatılması, vatandaşla iletişim kurulması, ihtiyaçların tespit edilmesi ve dezenformasyonla mücadele edilmesi bakımından önemli imkânlar sunmaktadır. Ancak bu alan avantajları kadar ciddi riskler de barındırmaktadır. Bilginin çarpıtılması, kurumların itibarsızlaştırılması, kriz dönemlerinde söylentilerin büyümesi, kişisel hakların ihlali ve kritik verilerin paylaşılması gibi risklere karşı dikkatli olunmalıdır. Paylaşımlar sadece teyit edilmiş bilgilere dayanmalı; devlet ciddiyetine, tarafsızlığa ve makamın saygınlığına uygun olmalıdır. Buradan açıkça uyarıyorum. Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdır; kişisel reklam ve şov alanına dönüştürülmemelidir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya kullanımı konusunda; beğeni almak, gündeme gelmek isteğiyle ölçünün kaçırıldığı noktasında bizlere uyarılarda bulundu. Bu noktadan hareketle, hazırlıklarında sona yaklaştığımız Mülki İdare Amirleri Sosyal Medya Kullanım Rehberi ve Yönergesini yakın zamanda yayımlayacağız. Bu rehber ve yönergeye kati surette uyulmasını bekliyoruz" dedi.


"Milletle kurulan gönül ve güven bağı"


Dezenformasyonun artık küresel ölçekte en ciddi risklerden biri hâline geldiğini hatırlatan Bakan Çifçi, "Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Risk Raporu’nda dezenformasyon, devletlerin dâhil olduğu silahlı çatışmalardan sonra en önemli küresel risklerden biri olarak değerlendirilmektedir. Yapay zekâ, deepfake, manipüle edilmiş video ve görsellerin gelişmesiyle bu tehdidin önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceği açıktır. Yanlış veya doğrulanmamış bilgiler; insanların algısını yönlendirebilmekte, devlet kurumlarına güveni azaltabilmekte ve kriz dönemlerinde panik ortamı oluşturabilmektedir. Yanlış bile olsa ilk bilgi hafızada kalıcı olabilmektedir. Bu nedenle doğru bilgi ile hızlı bilgi arasındaki dengeyi çok iyi kurmak zorundayız. Resmî tatiller, olumsuz hava şartları, asayiş olayları, doğal afetler veya eğitim-öğretime ara verilmesi gibi durumlarda kamuoyunu yanıltabilecek asılsız haber ve paylaşımlar yakından takip edilmelidir. Gerekli durumlarda doğru ve zamanında bilgilendirme yapılmalıdır. Kurumsal sosyal medya hesaplarında mavi tik kullanımının yaygınlaştırılması; sahte hesapların önüne geçilmesi, dezenformasyon riskinin azaltılması ve resmî açıklamaların vatandaş nezdinde güvenilirliğinin artırılması bakımından önemli bir tedbirdir. Ancak unutmayalım ki, Dezenformasyonla mücadelenin en güçlü aracı milletle kurulan gönül ve güven bağıdır. Vatandaş devletine güveniyorsa yalan bilgi karşılık bulamaz. Vatandaş yöneticisine inanıyorsa manipülasyon sonuçsuz kalır" şeklinde konuştu.


"Milletinin yanında duran yöneticiler olun"


İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, mülkü amirlerden beklentilerini sıralarken, "Sadece yöneten değil, dinleyen; sadece talimat veren değil, gönül köprüleri kuran, sadece kriz anlarında görünen değil, her daim milletinin yanında duran yöneticiler olmanızdır. Türkiye Yüzyılı, kalkınmanın, güvenliğin, huzurun, adaletin, güçlü ailenin, güçlü toplumun ve güçlü devlet aklının yüzyılı olacaktır. Bu büyük yürüyüşün sahadaki öncüleri sizlersiniz. Milletimizin duasını arkanızda, devletimizin emanetini omuzlarınızda, tarihimizin sorumluluğunu yüreğinizde taşıdığınızı unutmayın" dedi.



Bakan Çiftçi, "Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Talas’ta milli heyecan paraşüt alanında yaşanacak Talas Belediyesi; A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası kapmasındaki ilk maçı olan Avustralya ile oynayacağı kritik karşılaşma öncesinde vatandaşları milli heyecana ortak olmaya davet ediyor. Yamaç Paraşütü İniş Alanı’nda düzenlenecek özel programda vatandaşlar hem sabah namazında buluşacak hem de dev ekranda milli maç coşkusunu birlikte yaşayacak. 14 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek program, sabahın ilk ışıklarıyla başlayacak. Saat 04.30’da kılınacak sabah namazının ardından katılımcılara saat 05.30’da çorba ikramı yapılacak. Daha sonra vatandaşlar, saat 07.00’de başlayacak Türkiye-Avustralya karşılaşmasını dev ekranda hep birlikte izleyecek. Talas Belediyesi tarafından organize edilen etkinlik; manevi atmosfer ile milli birlik ve beraberlik duygularını aynı çatı altında buluşturacak. Sabah namazıyla başlayacak programda vatandaşlar hem ibadetin huzurunu yaşayacak hem de ay-yıldızlı ekibimize destek vermenin heyecanını paylaşacak. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın; milli takım sevgisini ve birlik ruhunu pekiştirecek organizasyona bütün vatandaşları davet ederek, "Önce sabah namazı, sonra Dünya Kupası heyecanı" sloganıyla gerçekleştirilecek buluşmada Talaslıların tek yürek olacağını ifade etti. Türkiye’nin başarısı için duaların edileceği, dostluk ve kardeşlik ortamında geçecek etkinlikte vatandaşlar unutulmaz bir sabah yaşayacak. Programa her yaştan vatandaşın katılması bekleniyor.
Samsun Vezirköprü’de Uzlaştırma Haftası bilgilendirmesi Samsun’un Vezirköprü ilçesinde Uzlaştırma Haftası dolayısıyla Vezirköprü Adliyesi’nde bilgilendirme standı kuruldu. Etkinlik kapsamında vatandaşlara uzlaştırma sistemi hakkında bilgi verilerek broşür dağıtıldı. Her yıl 27 Mayıs-3 Haziran tarihlerinde kutlanan Uzlaştırma Haftası kapsamında Vezirköprü Adliyesi’nde farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Etkinliğe katılan Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcısı Sadullah Gümüş, vatandaşlarla sohbet ederek uzlaştırma uygulamasına ilişkin bilgiler verdi. Uzlaştırmanın belirli suçlarda uygulanan alternatif bir çözüm yöntemi olduğunu belirten Gümüş, sistemin taraflar arasındaki uyuşmazlıkların daha kısa sürede ve dostane yollarla çözüme kavuşmasını amaçladığını söyledi. Uzlaştırma Haftası’nın toplumda farkındalık oluşturmak adına önemli olduğunu ifade eden Başsavcı Gümüş, "Vatandaşlarımızı uzlaştırma müessesesi hakkında bilgilendirmek amacıyla broşürler dağıtıyoruz. Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda taraflar, ücretsiz olarak yürütülen süreç sayesinde uzun yargılama aşamalarına gerek kalmadan anlaşma sağlayabiliyor. Böylece hem yargının iş yükü azalıyor hem de taraflar daha kısa sürede sonuca ulaşabiliyor" dedi. Gün boyunca açık kalacak stantta vatandaşların soruları cevaplandırılırken, uzlaştırma sisteminin işleyişine ilişkin bilgilendirme faaliyetlerinin devam edeceği belirtildi. Yetkililer, uzlaştırmanın toplumsal uzlaşının güçlenmesine ve adalet hizmetlerinin daha etkin yürütülmesine katkı sunduğunu ifade etti.
Antalya Antalya turizmde de bayramı yaşadı: Yüzde 100 doluluk oranına ulaşıldı POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu, Kurban Bayramı tatilinin Antalya turizmi açısından yoğun ve verimli geçtiğini belirterek, "Otellerin dolulukları yüzde 95 ile yüzde 100 arasında yaşandı. Şu an rezervasyonlarımızın önü açıldı, beklediğimiz gibi güzel bir rezervasyon akışı almaya başladık" dedi. Turizmin başkenti Antalya’da bayram tatilinin ardından Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı sezonun gidişatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Saatçioğlu, 9 günlük Kurban Bayramı tatilinin kentteki oteller açısından yoğun geçtiğini, doluluk oranlarının birçok tesiste yüzde 95 ile yüzde 100 seviyelerine ulaştığını söyledi. "Yoğun 9 günlük bir bayram atlattık" Bayram döneminin Antalya turizmine hareketlilik getirdiğini ifade eden POYD Başkanı Saatçioğlu, "Yoğun 9 günlük bir bayram atlattık, güzel geçti. Otellerin dolulukları yüzde 95-yüzde 100 yaşandı" dedi. Bayram tatiliyle birlikte hem iç pazar hem de dış pazardan gelen misafirlerin kentteki turizm hareketliliğine katkı sunduğunu belirten Saatçioğlu, yaz sezonuna geçiş sürecinde rezervasyon akışının da hızlandığını kaydetti. "Sezon maalesef savaş ve ekonomi daralmasından dolayı geç açıldı" Yılın ilk aylarında turizm sektörünün bazı dış etkenlerden dolayı beklenen tempoya ulaşmakta zorlandığını dile getiren Saatçioğlu, sezonun bu yıl geç açıldığına dikkat çekti. Saatçioğlu, "Sezon maalesef savaş ve ekonomi daralmasından dolayı geç açıldı. Şu an rezervasyonlarımızın önü açıldı, beklediğimiz gibi güzel bir rezervasyon akışı almaya başladık" ifadelerini kullandı. "Geçen seneki rakamları yakalayacağımızı düşünüyoruz" Antalya turizminin yaz sezonunun geri kalanında toparlanma sürecine girdiğini belirten Saatçioğlu, mevcut rezervasyon akışının sektör açısından olumlu sinyaller verdiğini söyledi. Saatçioğlu, "Sezondan beklentimiz, geçen seneki rakamları yakalayacağımız yönünde. Bu da bizleri bu jeopolitik ortamda normal olarak memnun ediyor" diye konuştu. "İlk 5 ayda 3,5 milyon ziyaretçi ağırladık" Bu yılın ilk 5 aylık dönemine ilişkin verileri de paylaşan Saatçioğlu, Antalya’nın bu süreçte 3,5 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını belirtti. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8’lik bir gerileme olduğunu aktaran Saatçioğlu, bu farkın sezon içinde kapanabileceğini ifade etti. Saatçioğlu, "Antalya’yı 2026’nın ilk 5 ayında 3,5 milyon kişi ziyaret etti, bir önceki yılın yüzde 8 altındayız. Büyük bir rakam değil, arayı kapatacağız" dedi.
Antalya Alanya’ya 79 mavi bayrak ve çevre eğitiminde bir ödül daha aldı Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) öncülüğünde, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) koordinasyonunda yürütülen Mavi Bayrak Programı kapsamında gerçekleştirilen sezon denetimlerinin ardından 2026 yılı Mavi Bayrak ödülleri açıklandı. Bu yıl Alanya’da 6 halk plajı, 68 tesis plajı, 4 turizm teknesi ve 1 marina olmak üzere toplam 79 nokta Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Avrupa Birliği’nin 1987 yılını "Çevre Yılı" ilan etmesiyle başlayan Mavi Bayrak Programı, halk sağlığını korumayı ve çevre bilincini artırmayı amaçlıyor. Türkiye’de 1993 yılından bu yana uygulanan program, dünyanın en saygın çevre ödüllerinden biri olarak kabul ediliyor. Mavi Bayraklı plajlar; yüzme suyu kalitesi, çevre yönetimi, güvenlik, çevre eğitimi ve erişilebilirlik gibi birçok kriter doğrultusunda değerlendiriliyor. Düzenli su analizleri, atık su arıtma sistemlerinin uygunluğu, doğal alanların korunması, cankurtaran ve ilk yardım hizmetleri, engelli erişimi, atık yönetimi ve çevre bilgilendirme çalışmaları zorunlu kriterler arasında yer alıyor. Marinalar ve turizm tekneleri ise çevre yönetimi uygulamalarının yanı sıra sosyal sorumluluk projeleri, halkın katılımı ve çevre eğitim faaliyetleri açısından da denetleniyor. Alanya Belediyesi, çevre bilincini artırmaya yönelik çalışmalarıyla bir kez daha önemli bir başarıya imza attı. "2025 Yılı En İyi Çevre Eğitimi ve Bilinçlendirme Etkinlikleri Ödülleri" kapsamında üst üste 6’ncı kez ödüle layık görülen Alanya Belediyesi, çevre alanındaki örnek uygulamalarıyla dikkat çekti. Türkiye genelinde ödül almaya hak kazanan 9 büyükşehir ve ilçe belediyesi arasında yer alan Alanya Belediyesi; sürdürülebilir turizm anlayışı, çevre duyarlılığı ve toplumsal farkındalık projeleriyle takdir topladı. Özellikle çocuklara ve gençlere yönelik çevre eğitimleri, kıyı temizliği etkinlikleri, geri dönüşüm projeleri ve bilinçlendirme kampanyaları ödülün kazanılmasında etkili oldu. Türkiye dünyada ilk 3’teki yerini korudu TÜRÇEV koordinasyonunda yürütülen ve FEE tarafından dünya genelinde 50 ülkede uygulanan Mavi Bayrak Programı kapsamında Türkiye, 2026 yılında da önemli bir başarı elde etti. Açıklanan verilere göre Türkiye genelinde 580 plaj, 30 marina, 18 turizm teknesi ve 26 bireysel yat Mavi Bayrak almaya hak kazandı. FEE’nin merkezi olan Kopenhag’dan duyurulan sonuçlara göre Türkiye, plaj sayısında bir kez daha dünyanın en fazla Mavi Bayraklı plajına sahip üçüncü ülkesi olmayı başardı. Çevreyi koruyan, sürdürülebilir turizmi destekleyen ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmayı hedefleyen çalışmalarıyla Alanya Belediyesi, Mavi Bayrak vizyonunu her geçen yıl daha da güçlendiriyor. Elde edilen başarılar, Alanya’nın temiz, güvenli ve çevre dostu turizm destinasyonu kimliğini ulusal ve uluslararası alanda pekiştiriyor. İlçe genelinde Alanya Belediyesi yerel sorumluluğunda yürütülen çalışmalar kapsamında Bu yıl 6 halk plajı, 68 tesis plajı, 4 turizm teknesi ve 1 marina olmak üzere toplam 79 nokta Mavi Bayrak almaya hak kazandı.
Antalya CW Enerji’den yeni GES sistemleriyle ekonomiye katkı CW Enerji, Denizli’de tekstil üzerine faaliyet gösteren bir şirketin çatısına 3 bin 332,91 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santralinin (GES) kurulumunu tamamladı. Proje ile yılda yaklaşık 384 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 2 milyon 546 bin 877 kg karbondioksit salınımını önlenecek. Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Firma, Kemal Uğurlu Tekstil’in çatısına 3 bin 332,91 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santralinin (GES) kurulumunu tamamladı. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük önem taşıdığını vurguladı. Yılmaz, "Kemal Uğurlu Tekstil ile de güzel bir projeyi hayata geçirdik. Proje kapsamında firmanın çatısına 3 bin 332,91 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santralinin kurulumunu tamamladık. Proje ile yılda yaklaşık 384 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 2 milyon 546 bin 877 kg karbondioksit salınımını önlenecek. Hayata geçirdiğimiz bu proje sürdürülebilir üretim anlayışının somut bir örneğini oluşturuyor. Güneş enerjisi santrali sayesinde işletmenin enerji maliyetleri düşerken, karbon salınımının azaltılmasına da önemli katkı sağlanacak. CW Enerji olarak sanayinin farklı alanlarında yenilenebilir enerji çözümlerimizi yaygınlaştırmaya ve ülkemizin temiz enerji dönüşümüne destek olmaya devam edeceğiz" dedi. "İş ortaklarımızın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sunuyoruz" Yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik verimlilik açısından kritik bir rol oynadığını ifade eden Yılmaz, güneş enerjisinin karbon salımını azaltmada önemli bir araç olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, "Hayata geçirdiğimiz her projeyle ülkemizin yenilenebilir enerji kapasitesini güçlendirirken, iş ortaklarımızın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sunuyoruz. Güneş enerjisi yatırımları, şirketlerin enerji giderlerini azaltırken çevresel etkilerini de minimize etmelerine imkan tanıyor. Türkiye’nin yüksek güneş enerjisi potansiyelini en etkin şekilde değerlendirmek adına AR-GE ve üretim altyapımızı sürekli geliştiriyoruz. Yerli üretim gücümüzle ekonomiye değer katarken, enerji arz güvenliğine de destek sağlıyoruz. Önümüzdeki süreçte de temiz enerji dönüşümüne liderlik edecek projelerimizi artırmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Güneş enerjisinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz" Firmaların yenilenebilir enerjiye yönelmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından da büyük önem taşıdığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti: "Sanayi kuruluşlarının temiz enerji yatırımlarına yönelmesi hem çevresel sorumlulukların yerine getirilmesi hem de rekabet gücünün artırılması açısından kritik bir adım. Biz de CW Enerji olarak, çözümlerimizle işletmelerin bu dönüşüm sürecine kolay ve verimli şekilde adapte olmalarını sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de farklı sektörlerde hayata geçireceğimiz projelerle güneş enerjisinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz" Geleceğe daha güçlü ve sorumlu bir şekilde ilerlemeyi hedefliyoruz Kemal Uğurlu Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Uğurlu da, hayata geçirilen GES projesinin şirketin sürdürülebilirlik vizyonu açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Uğurlu, "Enerji maliyetlerini düşürmenin yanı sıra çevresel sorumluluklarımızı yerine getirmek adına bu yatırımı hayata geçirdik. CW Enerji iş birliğiyle kurulan güneş enerji santrali sayesinde hem üretim süreçlerimizi daha çevreci hale getiriyoruz hem de karbon ayak izimizi azaltıyoruz. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarımıza devam etmeyi planlıyoruz" diye konuştu. Yenilenebilir enerji yatırımlarının uzun vadede şirketin rekabet gücünü artıracağını dile getiren Uğurlu, "Sürdürülebilirlik artık sadece bir tercih değil, aynı zamanda iş yapış biçimimizin temel bir parçası. Bu doğrultuda attığımız her adım, hem çevreye duyarlı üretim anlayışımızı güçlendiriyor hem de müşterilerimize daha sürdürülebilir ürünler sunmamıza imkan tanıyor. GES yatırımımızla birlikte enerji verimliliğimizi artırırken, geleceğe daha güçlü ve sorumlu bir şekilde ilerlemeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.