GÜNDEM - 12 Kasım 2024 Salı 09:28

Ebubekir Efendi’nin Erzurum’dan Afrika’ya uzanan yolculuğu Atatürk Üniversitesinde anlatıldı

A
A
A
Ebubekir Efendi’nin Erzurum’dan Afrika’ya uzanan yolculuğu Atatürk Üniversitesinde anlatıldı

Sultan Abdülaziz tarafından 1862’de Güney Afrika’daki Cape Malay Müslümanlarına dini hizmet vermesi için gönderilen ve bu görevini 17 yıl boyunca başarıyla sürdüren Erzurumlu Ebubekir Efendi, vefatının 144. yılı dolayısıyla Atatürk Üniversitesinde düzenlenen “Türkiye-Güney Afrika İlişkilerinde Ebubekir Efendi Köprüsü” programıyla anıldı.


Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde, Prof. Dr. Kemal Bıyıkoğlu Salonunda düzenlenen programa; Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun yanı sıra; Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Erzurum Büyükşehir Belediyesi (EBB) Genel Sekreteri Zafer Aynalı, Erzurum İl Müftüsü Dr. Rüstem Can, EBB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ergün Engin ile Rektör Yardımcıları, dekanlar, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.


Ebrahim Patel, Ebubekir Efendi’nin Hayatını ve Çalışmalarını Paylaştı


Etkinliğin moderatörlüğünü ve çevirmenliğini üstlenen Cape Town Üniversitesi Afrika Çalışmaları Araştırma Görevlisi Dr. Halim Gençoğlu’nun açılış konuşmasının ardından, Güney Afrika Cumhuriyeti Eski Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı ve aynı zamanda Ulusal Meclis Üyesi Ebrahim Patel, Ebubekir Efendi’nin hayatını ve yaptığı önemli çalışmaları katılımcılarla paylaştı.


Patel, dedesi Ebubekir Efendi’nin, 1863 yılında Osmanlı Cihan Devleti tarafından Güney Afrika’da Müslüman topluluğa dini rehberlik sağlamak amacıyla gönderildiğini belirtti. Ebubekir Efendi’nin, Cape Town’da kurduğu okullarla gençlerin eğitim almasına katkıda bulunduğunu, özellikle kadınların eğitimle tanışmasını sağladığını vurgulayan Patel ayrıca, sosyal adalet ve insan eşitliği gibi evrensel değerlere yaptığı katkıların, bu mirasın bugün de Güney Afrika’daki sosyal hareketlere ve siyasete yansıdığını ifade etti.


Güney Afrika’dan Türkiye’ye Uzanan Ekonomik ve Kültürel Bağlar


Patel, Türkiye ile Güney Afrika arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlenmesi gerektiğinin altını çizerek, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 2 milyar Amerikan dolarına ulaştığını belirtti. Güney Afrika’nın kıtanın en büyük ekonomisi olmasının, Türk şirketlerinin burada daha fazla yatırım yapmasını sağlayacağına inandığını söyleyen Eski Bakan Patel, Türkiye’nin ekonomik gücünü, deneyim ve teknolojisini Güney Afrika ile paylaşmasının önemli olduğunu vurgulayarak, önümüzdeki dönemde Türkiye ile daha fazla iş birliği yapmak istediklerini ifade etti.


Ayrıca, Filistin’deki soykırım iddialarıyla ilgili olarak, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’na İsrail aleyhine açtığı davaya da değinen Patel, 21. yüzyılda dünya için ahlaki bir sınavın Filistin davası olduğunu belirterek, dünya kamuoyunu İsrail’in Filistin’e yönelik uyguladığı politikalar hakkında ses çıkarmaya çağırdı.


Rektör Hacımüftüoğlu’ndan Afrika Araştırmaları Merkezi Müjdesi


Söyleşi vesilesiyle Erzurum’un köklerinin Güney Afrika’ya kadar uzandığına şahit olduklarını ve hem tarihi hem de kültürel bağa sahip olunan bu iki coğrafya arasındaki ilişkilerin vurgulanmasına ev sahipliği yapılıyor oluşundan duyduğu memnuniyet dile getiren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum’da hafızların ilimlerini daha da güçlendirmeleri adına açılacak olan medreseye Ebubekir Efendi adının verilecek olmasını takdirle karşıladıklarını söyledi.


Bu anlamda, Afrika ile olan bağları güçlendirmek, ortak çalışma alanları oluşturabilmek ve Afrika’nın önde gelen üniversiteleri ile daha kolay şekilde iş birliği yapabilmek adına kendilerinin de Afrika Araştırmaları Merkezinin kurulması için adımların en kısa zamanda atılacağını belirtti. Birçok Afrika ülkesinin, sömürgenin boyunduruğundan kurtulması, özgürce yaşama hakkını elde etmesi ve kurulan gönül köprüsünün güçlenmesi adına çalışmaların devam ettiğini belirten Rektör Çomaklı: "Ebubekir Efendi’nin anıları ve eserleri bizim çok kıymetli, Ebubekir Efendi ve eserlerini tanıdıkça ne kadar alim ve bilge bir insan olduğunu her geçen zaman daha iyi anlıyor ve takdir ediyoruz. Biz de böylesine önemli şahsiyetlerin hem kendilerinin hem de geride bıraktıkları eserlerin tanıtılması için gerekenleri yapmaya devam edeceğiz. Bu düşüncelerle programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi.


Ebubekir Efendi’nin İsmi Daru’l Huffaz’ı Medresesinde Yaşatılacak


Böylesine önemli bir alimin Erzurumlu oluşunun ve gittiği coğrafyada da Erzurumlu olarak anılışının gurur verici olduğunu belirten Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi ise Ebubekir Efendi’nin, hem Türkiye’nin hem de Güney Afrika’nın dini, kültürel ve eğitimsel tarihinde silinmez bir iz bırakmış bir şahsiyet olduğunu vurguladı. Atatürk Üniversitesinde düzenlenen bu etkinliğin, onun mirasının yeniden hatırlanmasına ve iki ülke arasındaki bağların güçlendirilmesine katkı sağladığını vurgulayan Vali Çiftçi: “Eğitim, insan hakları ve kültürel iş birliği gibi evrensel değerleri savunan Ebubekir Efendi’nin anısı, sadece Türkiye’de değil, dünya çapında takdir edilmekte ve günümüzde hala etkisini göstermektedir. Biz de büyük zâtın Erzurum’da adını yaşatmak için harekete geçtik ve hafızların hafızlıklarını sağlaması ve hafızlıklarını yarıda bırakmış kişilerin hafızlıklarını tamamlaması amacıyla hizmete girecek olan Daru’l Huffaz’ı medresesine ismini verdik” ifadelerini kullandı.


Ebubekir Efendi’nin Hayatı?


Ebubekir Efendi, Tanzimat devrinde Osmanlı hükümeti tarafından, Cape Malay Müslümanları arasındaki dini ve içtimai ihtilafları çözmek amacıyla 1862’de Güney Afrika’ya gönderildi. 1863’te Cape Town’a vararak burada yaklaşık 17 yıl boyunca dini ve eğitim hizmetleri veren Efendi, bölgedeki kız okulları dahil olmak üzere Türk-İslam okulları kurdu. Afrikaans dilini öğrenerek bu dilde Arap harfleriyle yazdığı "Beyanud’din" ilmihali, onun bölgedeki önemli kültürel katkılarından biriydi. Ebubekir Efendi, sadece bir alim değil, aynı zamanda sosyal adaletin savunucusu olarak, eğitimle toplumsal değişimi tetikleyen önemli bir şahsiyetti. 1880 yılında Cape Town’da vefat etti ve geriye geniş bir kültürel miras bıraktı.


Programın Ardından Heyet, Medresenin Açılışına Katıldı


Atatürk Üniversitesinde düzenlenen Türkiye-Güney Afrika İlişkilerinde Ebubekir Efendi Köprüsü adlı programın ardından heyet, hafızlığını tamamlamış ancak hayatın meşguliyeti içine atıldığı için, hıfzını ihmal etmiş hafızların randevu usulü ile hıfzını sağlamlaştırmalarına hizmet etmek, hafızlığını bir sebeple tamamlayamamış hafız adaylara hafızlıklarını tamamlama imkânı sunacak Ebubekir Efendi “Daru’l-Huffaz’ı medresesinin açılışına katıldı.



Ebubekir Efendi’nin Erzurum’dan Afrika’ya uzanan yolculuğu Atatürk Üniversitesinde anlatıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yeşilçam oyuncularından sanatçı dostları için vefa çağrısı: "Yeşilçam Huzurevi" Türk sineması usta oyuncuları, yıllar sonra "Yeşilçam Huzurevi" projesi için Beyoğlu’nda bir araya geldi. Kemal Sunal ile başrol paylaştığı filmlerle hafızalara kazınan Serpil Nur ve sinemanın "harbi kadını" olarak bilinen Şehnaz Dilan, zor durumdaki sanatçı dostları için destek çağrısında bulundu. Geçmişte milyonları ekran başına kilitleyen, ancak bugün birçoğu geçim sıkıntısı ve barınma sorunuyla mücadele eden Yeşilçam emektarları için Avukat Onur Yağışan kolları sıvadı. "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için adım atan Yağışan’a Yeşilçam oyuncuları Serpil Nur ve Şehnaz Dilan da destek verdi. Usta oyuncular hayatlarını sinemaya adamış ancak şimdilerde yardıma muhtaç durumda olan meslektaşlarının başlarını sokabilecekleri yapının hayata geçirilmesi için çağrıda bulundu. "Çoğu Yeşilçam oyuncusunun evi yok barkı yok, bazıları barakalarda yaşıyor" Sinema Oyuncusu Serpil Nur, çoğu Yeşilçam oyuncusunun evinin olmadığını ifade ederek, "Bazıları barakalarda yaşıyor. Geçtiğimiz yıllarda duydum, barakada yaşayan bir zamanların jön bir sanatçısıydı. Barakada ölüsü bulundu. Hiçbir sanatçı böyle bir sona layık değil. Dilerim avukat beyin çıktığı bu yolda tüm sanatçılar ve devlet destek olup güzel bir yola girer ve o ihtiyacı olan sanatçılarımıza bir mekan, bir yer, bir ev, bir barınak olurlar. Çünkü eski dönemlerde çalışan sanatçıların, bilhassa ikinci, üçüncü rollerde oynayan dostlarımızın, arkadaşlarımızın sigortaları yoktu. Ve bugün hayatlarını idame ettirmeleri için herhangi bir hayat güvenceleri yok; evleri yok, maaşları yok, hiçbir şeyleri yok. Gidin bakımevlerinde, Darülaceze’lerde birçok sanatçı gerçekten çok zor durumda. İnşallah bu çıkılan yolda bir başarı elde edilir. Umuyorum, diliyorum her şey çok güzel olsun" dedi. "Evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım" Sinema oyuncusu Şehnaz Dilan ise evsiz durumda bulunan Yeşilçam oyuncuları için biran önce harekete geçilmesi gerektiğine belirterek, "Avukatımız Onur Yağışan, Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapacak. Lütfen rica ediyorum, bu Yeşilçam oyuncuları için, sokakta kalanlar için, bilhassa evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım. Bunda ses sanatçılarından bilhassa rica ediyorum; destek olmalarını istiyorum ve hükümetin destek olmasını istiyorum. Kimse kalmadı gibi, kalanlar da çok zor durumda. Ben kendilerini biliyorum, görüşüyorum da. Çünkü sinemada son kuşak benim. Bazı dernekler zaten ilgilenmiyor. Derneğe para yatırıyorsunuz, bu kadar. Ama lütfen bir an önce yardımcı olsunlar. Onur Bey’e de buradan çok teşekkür ediyorum gerçekten bu gayretleri için; bizim için koşturması, Allah ondan razı olsun" şeklinde konuştu. "Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim" "Yeşilçam Huzurevi" projesinin hayata geçirmek için girişimlerde bulunan Avukat Onur Yağışan, "Öncelikle, birçok Yeşilçam emektar sanatçımızın ne yazık ki sosyal güvenceleri yok. Ne yazık ki şu an birçok emektar sanatçımızın yaşamlarının son dönemlerini başlarını sokacak, bir ev alacak durumları yok ve evleri de yok. Biz de öncelikle ahde vefa gereği ve bu durumlardan dolayı Yeşilçam emektarlarımızın huzur içinde yaşamaları için "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için kolları sıvadık. Buradaki amacımız şu: Yeşilçam emektarlarımızın, sanatçılarımızın hak ettiği en azından ömürlerinin son dönemlerinde; öncelikle güvenilir ve insanca bir yaşam yaşamaları onların hakkıdır. Bu hakka kavuşmaları için biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Buradan da çağrımız; öncelikle devletimizin, iş insanlarımızın, sağduyulu bütün vatandaşlarımızın bu projeye omuz vermeye davet ediyorum. Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim, sevinç gözyaşlarına boğduralım diyorum ve bütün herkesten destek bekliyorum" ifadelerini kullandı
Adıyaman Adıyaman Veysel Karani Erkek Yurdu’ndan Güneydoğu’da şampiyonluk gururu Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen Yurtlig organizasyonu kapsamında gerçekleştirilen Güneydoğu Bölgesi Masa Tenisi Müsabakaları’nda Adıyaman’ı temsil eden Veysel Karani Erkek Yurdu, büyük bir başarıya imza atarak bölge şampiyonu oldu. Bölge genelinden çok sayıda ilin katılım sağladığı ve yüksek rekabet ortamında geçen müsabakalarda sporcular, hem teknik kapasiteleri hem de mücadeleci ruhlarıyla izleyenlerden tam not aldı. Turnuva boyunca disiplinli oyun anlayışı, takım uyumu ve kararlı performansıyla dikkat çeken Adıyaman temsilcisi, final karşılaşmalarında da üstün bir oyun ortaya koyarak şampiyonluk kupasını kazandı. Organizasyon süresince sporcular yalnızca sportif başarılarıyla değil; fair-play anlayışları, centilmenlikleri ve örnek davranışlarıyla da ön plana çıktı. Bu yönüyle müsabakalar, gençlerin sosyal gelişimine katkı sunan önemli bir platform olma özelliği taşıdı. Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürü Hüseyin Elüstü, elde edilen başarıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Gençlerimizin spora olan ilgisi, azmi ve disiplinli çalışmaları bizleri son derece mutlu ediyor. Yurtlig organizasyonları, gençlerimizin hem fiziksel hem de sosyal yönden gelişmesine önemli katkılar sağlıyor. Bu tür organizasyonlar sayesinde gençlerimiz yeni dostluklar kuruyor, takım ruhunu öğreniyor ve kendilerini daha iyi ifade etme imkanı buluyor. Güneydoğu Bölgesi’nde elde edilen bu anlamlı şampiyonlukta emeği geçen tüm sporcularımızı, antrenörlerimizi ve idarecilerimizi yürekten tebrik ediyorum" diye konuştu. Elde edilen bu başarı, Adıyaman’da spor altyapısına verilen önemin ve gençlere sunulan imkanların somut bir göstergesi olurken, gelecekte kazanılacak yeni başarılar için de önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Adıyaman Veysel Karani Erkek Yurdu sporcularının önümüzdeki süreçte Türkiye finallerinde de aynı başarıyı sürdürmesi hedefleniyor.
İstanbul Yağmur yağdı, İstanbul koştu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile İBB Spor İstanbul tarafından 2016 yılından bu yana organize edilen ’İstanbul’u Koşuyorum’ etkinliğinin bu yılki Asya etabı gerçekleştirildi. Üsküdar’da düzenlenen organizasyonda zorlu hava şartlarına karşın yaklaşık 4 bin kişi parkura çıktı. ’İstanbul’u Koşuyorum, Şehri Hissediyorum!’ sloganıyla hayata geçirilen yarışın startını Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, İBB Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz Duman, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Neyza Akçabay, İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk ve İBB Sportif Değerlendirme Şube Müdürü İlker Öztürk birlikte verdi. Etkinlikte zorlu hava koşullarına rağmen 5K parkurunda 848, 10K parkurunda ise 2 bin 973 olmak üzere toplamda 3 bin 821 koşucu ter döktü. 5K’da şampiyonlar Ali ve Kolpakova Üsküdar’ın tarihi dokusu ve doğal güzellikleri eşliğinde koşulan İstanbul’u Koşuyorum Asya etabında, saat 08.00’de başlayan 5K yarışında erkeklerde Suriyeli Nuri Mohamed Ali, 16:36’lık derecesiyle birinciliğe ulaştı. Ömer Talyak 16:47 ile ikinci sırayı alırken, Iraklı Ishaq Abbas Mahmood Alridha 16:51 ile üçüncü oldu. Kadınlarda ise Rus Mariia Kolpakova, 21:01’lik derecesiyle zirvede yer aldı. İranlı Samin Larki 22:45 ile ikinci, Gizem Taşyaka ise 23:08 ile üçüncü sırada finiş gördü. 5K genel klasmanda dereceye giren kadın ve erkek sporculara hediye çeki verildi. Yarış sonunda birinciler 10 bin, ikinciler 7 bin 500 ve üçüncüler 5 bin lira değerinde hediye çeki kazandı. 10K’da zirve Bakar ve Kapdan’ın Saat 09.15’te başlayan 10K yarışında erkekler kategorisinde 33:09’luk performansıyla Ayhan Bakar birinciliği elde etti. Onu 34:18’lik ile Mestan Turhan ve 34:21 ile Sefa Karakaya takip etti. Kadınlar kategorisinde ise birincilik 41:28 ile koşan Ebru Kapdan’ın oldu. İkinci sırayı 45:22 ile Gamze Turhan, üçüncü sırayı ise 46:38 ile Liubov Özkalgay aldı. 10K yarışında dereceye giren sporcular; birincilikten sekizinciliğe kadar sırasıyla 25 bin, 20 bin, 15 bin, 10 bin, 8 bin, 6 bin, 5 bin ve 4 bin lira para ödülünün sahibi oldu. Ayrıca 10K kategorisinde yarışı 90 dakika içerisinde tamamlayan katılımcılar, 1 Kasım’da düzenlenecek Türkiye İş Bankası 48. İstanbul Maratonu kapsamındaki 15,5K koşusuna katılım için gerekli barajı da geçmiş oldu. Yarış kapsamında 10K parkurunda 13 farklı yaş kategorisinde ilk üçe giren sporculara da kupa ve madalya takdim edildi.
İstanbul Yeşilçam oyuncularından sanatçı dostları için vefa çağrısı: "Yeşilçam Huzurevi" Türk sineması usta oyuncuları, yıllar sonra "Yeşilçam Huzurevi" projesi için Beyoğlu’nda bir araya geldi. Kemal Sunal ile başrol paylaştığı filmlerle hafızalara kazınan Serpil Nur ve sinemanın "harbi kadını" olarak bilinen Şehnaz Dilan, zor durumdaki sanatçı dostları için destek çağrısında bulundu. Geçmişte milyonları ekran başına kilitleyen, ancak bugün birçoğu geçim sıkıntısı ve barınma sorunuyla mücadele eden Yeşilçam emektarları için Avukat Onur Yağışan kolları sıvadı. "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için adım atan Yağışan’a Yeşilçam oyuncuları Serpil Nur ve Şehnaz Dilan da destek verdi. Usta oyuncular hayatlarını sinemaya adamış ancak şimdilerde yardıma muhtaç durumda olan meslektaşlarının başlarını sokabilecekleri yapının hayata geçirilmesi için çağrıda bulundu. "Çoğu Yeşilçam oyuncusunun evi yok barkı yok, bazıları barakalarda yaşıyor" Sinema Oyuncusu Serpil Nur, çoğu Yeşilçam oyuncusunun evinin olmadığını ifade ederek, "Bazıları barakalarda yaşıyor. Geçtiğimiz yıllarda duydum, barakada yaşayan bir zamanların jön bir sanatçısıydı. Barakada ölüsü bulundu. Hiçbir sanatçı böyle bir sona layık değil. Dilerim avukat beyin çıktığı bu yolda tüm sanatçılar ve devlet destek olup güzel bir yola girer ve o ihtiyacı olan sanatçılarımıza bir mekan, bir yer, bir ev, bir barınak olurlar. Çünkü eski dönemlerde çalışan sanatçıların, bilhassa ikinci, üçüncü rollerde oynayan dostlarımızın, arkadaşlarımızın sigortaları yoktu. Ve bugün hayatlarını idame ettirmeleri için herhangi bir hayat güvenceleri yok; evleri yok, maaşları yok, hiçbir şeyleri yok. Gidin bakımevlerinde, Darülaceze’lerde birçok sanatçı gerçekten çok zor durumda. İnşallah bu çıkılan yolda bir başarı elde edilir. Umuyorum, diliyorum her şey çok güzel olsun" dedi. "Evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım" Sinema oyuncusu Şehnaz Dilan ise evsiz durumda bulunan Yeşilçam oyuncuları için biran önce harekete geçilmesi gerektiğine belirterek, "Avukatımız Onur Yağışan, Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapacak. Lütfen rica ediyorum, bu Yeşilçam oyuncuları için, sokakta kalanlar için, bilhassa evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım. Bunda ses sanatçılarından bilhassa rica ediyorum; destek olmalarını istiyorum ve hükümetin destek olmasını istiyorum. Kimse kalmadı gibi, kalanlar da çok zor durumda. Ben kendilerini biliyorum, görüşüyorum da. Çünkü sinemada son kuşak benim. Bazı dernekler zaten ilgilenmiyor. Derneğe para yatırıyorsunuz, bu kadar. Ama lütfen bir an önce yardımcı olsunlar. Onur Bey’e de buradan çok teşekkür ediyorum gerçekten bu gayretleri için; bizim için koşturması, Allah ondan razı olsun" şeklinde konuştu. "Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim" "Yeşilçam Huzurevi" projesinin hayata geçirmek için girişimlerde bulunan Avukat Onur Yağışan, "Öncelikle, birçok Yeşilçam emektar sanatçımızın ne yazık ki sosyal güvenceleri yok. Ne yazık ki şu an birçok emektar sanatçımızın yaşamlarının son dönemlerini başlarını sokacak, bir ev alacak durumları yok ve evleri de yok. Biz de öncelikle ahde vefa gereği ve bu durumlardan dolayı Yeşilçam emektarlarımızın huzur içinde yaşamaları için "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için kolları sıvadık. Buradaki amacımız şu: Yeşilçam emektarlarımızın, sanatçılarımızın hak ettiği en azından ömürlerinin son dönemlerinde; öncelikle güvenilir ve insanca bir yaşam yaşamaları onların hakkıdır. Bu hakka kavuşmaları için biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Buradan da çağrımız; öncelikle devletimizin, iş insanlarımızın, sağduyulu bütün vatandaşlarımızın bu projeye omuz vermeye davet ediyorum. Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim, sevinç gözyaşlarına boğduralım diyorum ve bütün herkesten destek bekliyorum" ifadelerini kullandı