EKONOMİ - 26 Ocak 2026 Pazartesi 10:02

Erzurum "Kırsal Kalkınma Yatırım Programı"nda ikinci sırada

A
A
A
Erzurum "Kırsal Kalkınma Yatırım Programı"nda ikinci sırada

Erzurum’da elde edilen sütün daha sağlıklı şartlarda tüketiciye ulaşması için 2025 yılında 6 adet süt soğutma tankı ve toplamda süte değer projesi kapsamında 764 süt soğutma tankı dağıtıldığını ifade eden Tarım ve Orman İl Müdürü Alpaslan Kenger, "2025 yılı içerisinde 128 adet süt sağım makinesi dağıtıldı" dedi.


Tarım ve Orman İl Müdürü Alpaslan Kenger , 2025 yılı itibariyle; Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Düzenlenmesine Dair Yönetmelik kapsamında Erzurum’da 4 çiftçi örgütü, 2 serbest olmak üzere çalışan 6 danışman hizmet verdiklerini ifade ederek, "Devlet Destekli Tarım Sigortaları kapsamında yıl içerisinde 18.022 poliçe düzenlenmiş; 9 ürün çeşidi için toplam 42 milyon 300 bin 319 TL hasar ödemesi gerçekleştirildi. 2025 yılında 79 bin 745 dekarı yeni başlanan alan olmak üzere toplam 5 adet Mera Islah Projesi kapsamında 1 milyon 65 bin 520 TL ödenek kullanıldı. Erzurum İlinde tarım sektöründe faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör arasında koordinasyonu sağlamak, sektörün sürdürülebilir büyüme stratejilerinin belirlenmesinde kamu-özel sektör eşgüdümünü, sektör kümelenme ve güç birliğini hayata geçirmek amacıyla 23.12.2024 tarihinde Erzurum Valisi Sayın Mustafa Çiftçi imzası ile Tarım Konseyi yönergesi yayınlandı. Bu kapsamda 8 alt başlıkta çalışma grupları oluşturuldu. Çalışma grupları, konuları ile ilgili toplantılarını yaparak Sayın Valimiz Mustafa Çiftçi’ye sunulmak üzere rapor hazırlandı" diye konuştu.


"128 adet süt sağım makinesi dağıtıldı"


Kenger 2025 yılında DAP İdaresine sunulan ve idare tarafından kabul edilen Sağlıklı Anne Sağlıklı Buzağı Projesi ile ilgili yaptığı açıklamada, "İşletme altyapılarının düzeltilip, anaç hayvanların daha sağlıklı olabilmesi ve döl tutma kabiliyetlerinin artması için aşılama ve vitamin mineral takviyelerinin yapılması, yeni doğan buzağılara sindirim yolu enfeksiyonlarını önlemek için immunserum uygulamalarının yapılması ve ilimizde yaygın olarak buzağı ölümlerine sebep olan solunum yolu enfeksiyonlarına karşı buzağılara aşılama çalışmalarının yapılıp buzağı kayıplarının en aza indirilmesi amaçlanmaktadır. İlimizde elde edilen sütün daha sağlıklı şartlarda tüketiciye ulaşması için 2025 yılında 6 adet süt soğutma tankı ve toplamda süte değer projesi kapsamında 100 ile 1000 litre arasındaki kapasitelerde 764 süt soğutma tankı dağıtılmıştır. 2025 yılı içerisinde 128 adet süt sağım makinesi dağıtılmıştır" dedi.


"Sera OSB kurulumu ile alakalı ön inceleme"


Tarım ve Orman İl Müdürü Alpaslan Kenger, Dumlu hizmet binasının tamamlanmasına müteakip çiftçi uygulamalı eğitim merkezi olarak hizmet veremeye başlayacaklarını vurgulayarak, "Eğitim Merkezi Planı; tarımsal potansiyelimize önemli katkı sağlayacağı gibi Bakanlığımızın bölgede planlayacağı tüm toplantılara ev sahipliği yapması ilimizde kısıtlı olan yer ve konaklama arayışını sonlandıracaktır. İlimizin sahip olduğu jeotermal potansiyelin, ekonomik ve çevreci jeotermal ısıtmalı seralar vasıtasıyla tarımsal üretimde kullanılmasını kapsayan Sera OSB kurulumu ile alakalı ön inceleme çalışmaları yapılmaktadır. İlimiz, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı başvurularında başvuru sayısı bakımından Türkiye’de ikinci sırada gelmektedir. İlimizde Kırsalda Bereket Projesi Kapsamında 10 bin 604 adet başvuru yapılmıştır. Proje kapsamında 138 asil 207 yedek olmak üzere toplam 345 üreticimiz 4 bin 581 adet hayvan almaya hak kazanmıştır" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kartal’da Uğur Mumcu anıldı: Mustafa Balbay’dan anlamlı söyleşi Araştırmacı gazeteciliğin simge ismi Uğur Mumcu, ölümünün 33. yıl dönümünde Kartal’da düzenlenen özel bir söyleşi programıyla anıldı. ‘Geçmişten Günümüze Uğur Mumcu’yu Anlamak’ başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte gazeteci ve yazar Mustafa Balbay, Mumcu’nun gazetecilik mücadelesini, aydın kimliğini ve Türkiye’ye bıraktığı fikri mirası Kartallılarla paylaştı. Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program Kartal Belediyesi, Atatürkçü Düşünce Derneği ve UMDER iş birliğiyle düzenlendi. Söyleşiye; CHP Kartal İlçe Başkanı Mert Polat, Kartal Belediyesi başkan yardımcıları, Kartal Belediyesi Meclis Başkan Vekili Özlem Bulut, İYİ Parti Kartal İlçe Başkanı Önder Karakelle, Anahtar Parti Kartal İlçe Başkanı Yunus Şahin, Kartal’daki diğer siyasi parti temsilcileri, Kartal Belediyesi meclis üyeleri, belediye birim müdürleri, mahalle muhtarları, siyasi partilerin Kartal kadın ve gençlik kolu başkanları ile yönetimleri katıldı. Ayrıca Atatürkçü Düşünce Derneği Kartal Şube Başkanı Hülya Arıkan ve yönetimi, UMDER Başkanı Hasan İldan ve yönetimi ile çok sayıda dernek ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi de programda yer aldı. "Uğur Mumcu toplum için bir güvenceydi" Konuşmasında Uğur Mumcu ile genç yaşlarda birlikte çalışma fırsatı bulduğunu belirten Mustafa Balbay, Mumcu’nun yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda toplumun vicdanı olduğunu vurguladı. Balbay, "Ben Uğur Mumcu’yla daha 20’li yaşlarımda çalışmaya başladım. Aranızda onu tanımış, ona dokunmuş olanlar mutlaka vardır. Her şeyden önce dürüstlüğü, korkusuzluğu ve tavır koyan aydın duruşuyla hepimize örnek oldu. Uğur Mumcu toplum için büyük bir güvenceydi; gerçekten çok değerli bir insandı" dedi. Balbay, Mumcu’nun gazetecilik anlayışının yalnızca bilgiye ulaşmakla sınırlı olmadığını, asıl meselenin cesaret olduğunu dile getirerek, "Gerçek gazetecilik sadece geniş haber kaynaklarına sahip olmak değildir. Aynı zamanda yürek ister, cesaret ister. Gazeteci mangal yürekli olmalı. Uğur Mumcu’nun yaşam şiarı buydu. Köşesinde sık sık şu sözü hatırlatırdı: ‘Korkak bin kez ölür, cesur bir kez ölür’" diyerek anlattı. "Öldürülebileceğini bile bile geri adım atmadı" Uğur Mumcu’nun tehditler altında dahi geri adım atmadığını anlatan Balbay, Mumcu’nun yaşadığı çarpıcı bir anıyı katılımcılarla şu sözlerle paylaştı: "O dönem ülkede hep aynı endişe konuşuluyordu: ‘Sırada kim var?’ Çünkü gerçekleri yazan gazeteciler hedefteydi. Uğur Mumcu her an saldırıya uğrayabileceğini biliyordu. Bir gün iki güvenlik uzmanını evine çağırdı ve çok soğukkanlı bir şekilde ‘Ben nasıl öldürülebilirim?’ diye sordu. Uzmanlar günlük alışkanlıklarını sordular. ‘Arabayı kim kullanıyor?’ dediler. ‘Ben kullanıyorum’ cevabını verdi. O, başına gelebilecekleri bilmesine rağmen geri adım atmadı. Kelle koltukta, korkmadan gazetecilik yaptı." "Bazı aydınlar bir ekol ve değer ortaya çıkarır" Balbay, kimi aydınların yalnızca bireysel başarılarıyla değil, toplumda bıraktıkları iz ve oluşturdukları düşünce geleneğiyle hatırlandığını belirerek, "Bazı aydınlar vardır; sadece bir insanı değil koca bir dünyayı temsil ederler. Yerlerine başkaları gelebilir ama onların bıraktığı iz, kurduğu düşünce geleneği ve duruşu kolay kolay tekrar edilemez. Uğur Mumcu da işte böyle bir aydındı. Saydığımız isimler arasında en önde gelenlerden biriydi" ifadelerine yer verdi. "Atatürk’ün aydınlığını unutmayacağız" Konuşmasının sonunda aydınlanma mücadelesinin sürekliliğine dikkat çeken Balbay, Atatürk ve Mumcu’nun mirasının yol gösterici olduğunu vurguladı. "Bir toplum aydınlığı bir kez gördüğünde, o aydınlığı karartsanız da unutmaz. Aşık Veysel’i düşünün. Yedi yaşına kadar dağları, çiğdemi, gülü görmüş; sonra gözleri kör olmuş. Ama o güzellikleri unutmuş mu? Hayır. Biz de Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlığını gördük. Onu unutmayacağız, unutturmayacağız. Nerede olursak olalım bu bağlılığı taşıyacağız. Rehberimiz Uğur Mumcu. Yenilmişlik duygusuna asla prim vermemeliyiz. Onun hayal ettiği Türkiye için yaşıyoruz." Söyleşinin bir bölümünde katılımcılarla soru-cevap gerçekleştirildi. Balbay, izleyicilerden gelen soruları yanıtlayarak hem Uğur Mumcu ile yaşadığı hatıraları hem de günümüz Türkiye’sinde gazeteciliğin karşı karşıya olduğu sorumlulukları değerlendirdi. Program, bu etkileşimli bölüm sayesinde dinleyicilerin aktif katılımıyla daha da zenginleşti. Programın sonunda Mustafa Balbay’a günün anısına Kartal heykelciği ve çiçek takdim edildi. Kartal heykelciği; CHP Kartal İlçe Başkanı Mert Polat, Kartal Belediyesi Meclis Başkan Vekili Özlem Bulut, İYİ Parti Kartal İlçe Başkanı Önder Karakelle ve Anahtar Parti Kartal İlçe Başkanı Yunus Şahin tarafından sunulurken, çiçek takdimi ise Atatürkçü Düşünce Derneği Kartal Şube Başkanı Hülya Arıkan ile UMDER Başkanı Hasan İldan tarafından gerçekleştirildi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, Uğur Mumcu’nun fikri mirasının ve demokrasi mücadelesinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından anlamlı bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.
Giresun Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençeler ile ilgi çekiyor Giresun’un Görele ilçesinde yaşayan Temel Karademir, yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençelerle de dikkatleri üzerine çekiyor. Temel Karademir’in Görele’de ürettiği bu özgün kemençeler, hem yöresel kültürü yaşatıyor hem de sanata farklı bir bakış kazandırıyor. Karademir’in ustalığı, "yapıyor ama çalamıyor" ifadesiyle özetlenen ilginç hikayesiyle farklı bir boyut kazanıyor. Uzun yıllar kamuda görev yaptıktan sonra emekli olan Temel Karademir, emekliliğinin ardından yöneldiği kemençe yapımında kısa sürede kendini geliştirerek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından El Sanatları alanında "Kemençe Yapım Sanatçısı" ünvanı aldı. Karademir, geleneksel Görele Kemençesi’nin yanı sıra kepçeden, bastondan ve tarımda kullanılan bel demirinden yaptığı kemençelerle de ilgi görüyor. Yapıyor ama çalmıyor Yaptığı kemençelerin tınısının sanatçılar tarafından beğenildiğini belirten Karademir, ürünlerinin sadece Türkiye’de değil yurt dışında yaşayan hemşerilerinden de talep gördüğünü söyledi. Kemençe yapımına olan ilgisini anlatan Karademir, "30 yılı aşkın kamu hizmetimin ardından emekli oldum. Emeklilikle birlikte el sanatlarına daha fazla zaman ayırma fırsatı buldum. Yetenek sınavına girerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kemençe yapım sanatçısı belgesi aldım. Yaptığım kemençeler, tınısı nedeniyle sanatçılar tarafından beğenildi" dedi. Dükkânda dekor diye başladı, ilgi odağı oldu Sadece klasik kemençelerle yetinmediğini vurgulayan Karademir, hayal gücünü işine yansıttığını ifade ederek "Aklıma gelen ne varsa onu kemençeye dönüştürmeye çalıştım. Kepçe kemençe, baston kemençe, bel demirinden yapılan kemençeler gibi pek çok farklı model ürettim. Çoğunu dükkanımda dekor olsun diye yaptım ama beklediğimden fazla ilgi gördü. İlginç olan şu ki ben kemençe yapıyorum ama çalmaya hiç merak etmedim. Merak etmeyince de öğrenemedim" diye konuştu.
Antalya Türkiye tohumda ithalatçı değil ihracatçı ülke konumuna yükseldi Tohumculuk sektörünün temsilcileri, Türkiye’nin dünyada hızla güçlenen bir tohum üreticisi ve ihracatçısı haline geldiğini belirterek, İsrail tohumuna bağımlılık iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi iş birliğinde hazırlanan Tarım Gündem Programının konukları Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı M. Kayhan Yıldırım ile Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRKTED) Başkanı Burak Gönen oldu. ATB Basın Danışmanı Vahide Yanık’ın hazırlayıp sunduğu programda tohum ve tohumculuk sektörü konuşuldu. "İsrail tohumuna bağımlılık algısı bilgi kirliliği" Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, tohumun tarımın başlangıç noktası olduğunu belirtirken, "Tohum bir ülke için milli güvenlik meselesidir. Tohumu üreten ülkeler tarımda özgürlüğünü ve gıda güvenliğini sağlamıştır" dedi. Ülkedeki tarım ürünlerinde "İsrail tohumuna bağımlı" olunduğuna ilişkin algının tamamen yersiz olduğunu kaydeden Yıldırım, "İsrail’den bizim ne ithalatımız ne de ihracatımız var. 1980-90’lı yıllarda hibrit tohumda İsrail firmalarının sebep olduğu dominant etkideki algı hala devam ediyor. Bu bilgi kirliliğidir. Türkiye bırakın İsrail’e tohumda bağımlılığı, tohum ihracatında önemli bir yere sahiptir" dedi. Sertifikalı tohum 1,3 milyon tona ulaştı Yerli tohumun stratejik önemine dikkat çeken Yıldırım, pandeminin ardından, gıdaya bağımlılığın ön palana çıktığı ve savaşların olduğu bir dünyada tohumun öneminin daha da anlaşıldığını söyledi. Türkiye’de 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohum miktarının, 2024 yılında 1,3 milyon tona ulaştığını bildiren Kayhan Yıldırım, "2018’den beri ülkemiz gerçek bir tohum ihracatçısı pozisyonundadır. 2018’de tohumda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 8 iken, 2024’te bu rakam yüzde 134’e çıkmıştır. Türkiye dünya pazarında önemli bir aktördür. Tohumda 70 milyar dolarlık dünya pazarının içerisinde, Türkiye 750 milyon dolar ile 11’inci sıradadır. Kamunun desteği, özel sektörün Ar-Ge çalışmalarıyla tohumda 1 milyar doları aşma hedefindeyiz. Tohumda dünyada ilk 5’i girmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. 14 bin 500 tescilli tohum Türkiye’nin 14 bin 500 tescilli tohum ürünü bulunduğuna dikkat çeken Kayhan Yıldırım, "Çeşitliliğimizin çok olması büyük avantaj. Sektörün talebi doğrultusunda raf ömrü uzun çeşitten, soğuğa dayanıklı çeşide kadar her türlü ıslah çalışmasını yapıp sektörün hizmetine sunabiliyoruz. Tarım milli meselesi, gıda güvenliğimizi garantiye almamız şart, tarım stratejik bir ürün. O nedenle tarıma öncelik verilmeli. Ekstra finans kaynakları, teşviklerle tarım desteklenmeli. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir’ demiş, evet ‘çiftçi bu ülkenin ikinci ordusudur, milli güvenliğidir’. Kırsaldan başlayarak tarımı desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. Antalya, sebze tohumculuğunun başkenti Türkiye Tohum Endüstrisi Derneği Başkanı Burak Gönen, İsrail ile 2023-2024’ten sonra ithalat ve ihracatın tamamen kapandığını vurgularken, "İsrail’den ne ithalat, ne ihracat yapıyoruz" dedi. Tohumculuğun özel sektörün katkısıyla ivme kazandığını, Antalya’nın da bir üs haline geldiğini kaydeden Gönen, "Tarımın merkezi Antalya, tohumculuğun merkezi Antalya vasfını kazandı. Bir çok tohum firması 1984’ten itibaren Antalya’da kurulmaya başladı. Uluslararası tohum firmaları da Antalya’da şirketler, tesisler kurmaya, ortaklıklar oluşturmaya başladı. Sebze tohumculuğu alanında faaliyet gösteren firmaların yaklaşık yüzde 80’i Antalya merkezlidir. Antalya sebze tohumculuğunun başkenti haline geldi" diye konuştu. İklim krizine dayanıklı yeni nesil tohumlar TÜRKTED olarak tohumculuğun gelişmesi için vizyon ortaya koyduklarını söyleyen Burak Gönen, "Tohum firmaları olarak ıslaha çalışmalarımızı hastalık ve zararlılara karşı geliştiriyoruz. İklim krizinin olduğu şu dönemde birim alandan daha yüksek verimi alacağımız çeşitleri üretmemiz lazım. İklim değişikliğiyle birlikte hastalık ve zararlılar artıyor, çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Hedef: Tohumda dünyada ilk 5 2000’li yıllardan sonra çiftçinin sertifikalı tohuma yöneldiğini belirten Gönen, "Sertifikalı tohum demek yüzde 30 oranında verim artışı, hastalıktan ari çeşit kullanılması demek" dedi. 2024’te 1,3 milyon ton olan sertifikalı tohum miktarını 2030 yılında 1,5 tona çıkarma hedefinde olduklarını anlatan Gönen, "Sertifikalı tohum demek kaliteli tohum demek" dedi. Tohumda ihracatın da sertifikalı tohumdan geçtiğini belirten Burak Gönen, bir domatesin renginden, raf ömrüne kadar, bir salkımda kaç domatesten olacağına hangi hastalıklara dayanıklı olacağına kadar ıslah çalışmalarıyla belirlendiğine dikkat çekti. Gönen, Türkiye’nin tohum ticaretinde 11’inci sırada olan yerini 5’inci sıraya yükseltme hedefinde olduklarını söylerken, "Tarımda mevcut politikalar güçlendirilmeli. Güçlü adımlar atılmalı" diye konuştu. 2026 asya pasifik tohumculuk kongresi Antalya’da Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi’nin 1-5 Aralık tarihlerinde Antalya’da yapılacağını belirten Gönen, Çin’de yapılan kongreye 1400 delege, Hindistan’da yapılan kongreye 600 civarında delege katıldığını, Antalya’daki kongreye 2 binin üzerinde katılımcı beklediklerini kaydetti. Gönen, "APSA 2026’ya rekor katılım bekliyoruz" dedi. Gönen, Tohumculuk Kongre’sinin ticarete ve teknolojik anlana olumlu yansıyacağını da sözlerine ekledi.
Mersin İş Sanat Anadolu Sergileri’nin yeni yıldaki ilk durağı Mersin oldu Türkiye İş Bankası Pozcu Şubesi’nde izlenen "Narenciye Mevsimi" seçkisi, Akdeniz’de gündelik yaşamın ritmini belirleyen güçlü bir kültürel değere odaklandı. Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan yapılan özel seçkileri izleyiciyle buluşturan İş Sanat Anadolu Sergileri’nin yeni yıldaki ilk durağı, 24-25 Ocak tarihlerinde Mersin oldu. İş Bankası Pozcu Şubesi’nde sergilenen "Narenciye Mevsimi" seçkisi, Akdeniz ikliminin özgün atmosferini natürmorttan peyzaja uzanan geniş bir yelpazeyi sanatseverlerin beğenisine sundu. Seçkide Nurettin Ergüven, İbrahim Çallı, Ercümend Kalmık, Numan Pura, Cevdet Bilgişin, Hasan Vecih Bereketoğlu, Ziya Keseroğlu, Ali Karsan, İlhami Demirci, Naciye İzbul ve Ayhan Dürrüoğlu gibi sanatçıların eserleri ilgiyle izlendi. Farklı kuşakların bakış açılarını yansıtan eserleri sanat tarihçisi Doç. Dr. Ayşe Köksal ziyaretçilere anlatırken, çocuklara yönelik sanat atölyesi de düzenlendi. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin öğrenme programlarının düzenli faaliyetlerinden biri olan Anadolu Sergileri bugüne dek 4 bini aşkın sanatsevere ulaştı. İbrahim Çallı’nın eserlerini Çal ilçesindeki izleyicilerle buluşturan seçkiyle başlayan Anadolu Sergileri, Hocalar ve Öğrenciler (Milas), Mavinin İzinde (Gelibolu), Büyük Zafer (Kocatepe), Aşina Yüzler (Antakya), Çarşı-Pazar (Midyat), Ege Havası (Edremit) ve Mavinin Sırları (İznik) gibi farklı seçkileri sanatseverlere sundu. MarCom, Sardis, Toplumsal Fayda Ödülleri ve İstanbul Marketing Awards platformlarının farklı kategorilerinde ödüllere layık görülen Anadolu Sergileri, önümüzdeki aylarda da ortak kültürel mirasın doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturmayı sürdürecek. Anadolu Sergileri’nin Şubat ayındaki durağı Türkiye İş Bankası Lüleburgaz Şubesi olacak.
Erzincan Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nın 4. kısmı tamamlandı Erzincan Belediyesi’ne ait Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nda yapımı tamamlanan 4. kısım alanı hizmete hazır hale getirildi. Temmuz 2025’te yapımına başlanan ve yaklaşık 48 milyon TL’ye mal olan yeni alan, 32 bin metrekare büyüklüğünde olup kullanım ömrünü dolduran 3. kısım sahanın yerine devreye alınacak. Artan atık miktarı ve çevresel sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda ihtiyaç duyulan yeni depolama alanı, Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde inşa edildi. Yeni depolama sahasında çevre ve yer altı sularının korunması amacıyla taban kısmına kil örtüsü serilirken, bunun üzerine jeomembran ve geotekstil keçe uygulaması yapılarak tam geçirimsizlik sağlandı. Ayrıca çöpten kaynaklanabilecek sızıntı sularının kontrol altına alınması amacıyla saha tabanına drenaj boruları yerleştirildi. Toplanan sızıntı sularının, çöp suyu sızıntı havuzuna güvenli şekilde aktarılması planlanıyor. Yaklaşık 10 yıl süreyle hizmet vermesi öngörülen 4. kısım alanının devreye alınmasıyla birlikte, kullanım ömrünü tamamlayan 3. kısım alanın ise ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda çevreye zarar vermeyecek şekilde kapatılacağı bildirildi. Erzincan Belediyesi, yeni düzenli depolama sahasıyla birlikte çevre koruma standartlarını yükseltmeyi ve kentin uzun vadeli atık yönetimini güvence altına almayı hedefliyor.