GÜNDEM - 14 Ocak 2025 Salı 09:34

İlkokuldayken başlayan yazma tutkusuyla 20 yaşında 3’üncü kitabını hazırlıyor

A
A
A
İlkokuldayken başlayan yazma tutkusuyla 20 yaşında 3’üncü kitabını hazırlıyor

Eskişehir’de liseden mezun olduktan sonra üniversite okumak yerine ilkokulda başlayan yazma tutkusunun peşinden giden Sudem Lara Berivan Demir, kariyerini yazarlık yaparak şekillendirmeye gayret ediyor.


Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden mezun olan Sudem Lara Berivan Demir, ilkokul öğretmenin yazdırdığı küçük hikayelerle 15 yaşında kitap yazmaya başladı. Daha sonrasında kendisini geliştirmeye çabalayan ve yazma tutkusunu kariyerini şekillendirmek için kullanan Demir, ilk çıkarttığı kitabıyla geçtiğimiz yıl bir fuarda okuyucularıyla buluştu. Üniversite okumak yerine gece gündüz demeden yazdığı kitaplarla geleceğine yön veren genç yazar, yakın bir tarihte de 2’nci kitabını çıkarttı. Kitapları hazırlarken takıldığı yerler olduğunda annesinden destek alan Demir, şimdi ise 3’üncü kitabını piyasaya sürmeye hazırlandığını belirtti.



"Daha fazla okuyucuyla kitaplarımı buluşturmak istiyorum"


’Karanlıktaki Işık’ isimli ilk kitabını 18 Kasım 2024 tarihinde çıkarttığını dile getiren Sudem Lara Berivan Demir, "İlkokul hocamın yazdırdığı küçük hikayeler beni bu süreçte yönlendirmişti. 15 yaşında başladığım ilk kitabı 17 yaşında bitirdim. Daha sonrasında da kitap fuarına çıktığımda ikinci kitabımı yıl sonu çıkaracağıma okurlarıma söz vermiştim. Bu sözümü tuttum, ikinci kitabım ’Fısıltı’yı çıkardım. Şimdi hedefim, daha çok fazla kitaplara yönlenmek ve daha fazla okuyucuyla kitaplarımı buluşturmak" dedi.



"Üniversite okumayı düşünmüyorum"


Gününün büyük bir bölümünü kitap yazmaya ayırdığını dile getiren Demir, "7/24 kitapların içinde boğuşuyorum, kurgularla savaşıyorum. Yepyeni şeyler çıkartmaya çalışıyorum. O yüzden benim için kitaptan fazla bir şey yok. Şimdilik üniversite okumayı düşünmüyorum. Okuyucularla kitaplarımı buluşturmak istiyorum. Kariyerime roman yazarı olarak yön vermeyi düşünüyorum. Şu an 3’üncü kitabımın yazım aşaması tamamen bitti. Sadece biraz düzenleme lazım. Bayağı sürpriz bir kitap olacak. Gece gündüz hiç uyumadan yazdığım 2 buçuk ayda yazımını bitirdiğim bir kitap. Sabah uyandım ve uyandığım an aklıma gelen bir kurguydu. Anında bunu kitap haline getirdim. Konusu psikolojik gerilimle ilgili" şeklinde konuştu.



"Kitap yazarken takıldığım yerler olduğunda annemden fikir alıyorum"


Bu süreçte annesinin hep kendisine destek olduğuna dikkat çeken Demir, sözlerine şöyle devam etti:


"Tüm kitaplarımın yazım sürecinde yanımda olan kişi, kahramanım, bana yön veren, ağlasam da, mutlu olsam da benim yanımdan hiç ayrılmayan, ne olursa olsun derdimi tasamı dinleyen kişi annemdir. Bir şeye takıldığımda gidip ona soruyorum. O da bana tavsiyelerde bulunuyor, beni toparlamaya çalışıyor. Kitap bittiğinde eline alıyor, okuyor ve beni güzelce değerlendiriyor. Beni kızı olarak değil, bir okuyucu olarak eleştirmesi hoşuma gidiyor."



İlkokuldayken başlayan yazma tutkusuyla 20 yaşında 3’üncü kitabını hazırlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’da liseliler milli ve manevi değerleri ezgilerle yaşatıyor Samsun’da liseli koro grubu, milli ve manevi değerleri farklı kesimlerle buluşturarak kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sunuyor. Atatürk Anadolu Lisesi’nde görevli müzik öğretmeni Ferhat Doğan’ın öncülüğünde milli ve manevi değerler eğitimi kapsamında oluşturulan öğrenci korosu, toplumun farklı kesimlerine ulaşarak konserler veriyor. Huzurevleri, şehit ve gazi ailesi dernekleri, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ve emniyet güçlerine yönelik konserlerde türküler, Türk dünyasının ortak ezgileri ve marşlar seslendiriliyor. Proje sayesinde öğrenciler sahne deneyimi kazanarak toplum önünde kendilerini ifade etme becerisi geliştirirken, aynı zamanda milli ve manevi değerlere sahip çıkma konusunda sorumluluk bilinci ediniyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda gerçekleştirilen çalışma, öğrencilere okul dışı öğrenme alanları sunarak eğitimi hayatın içine taşıyor. Proje koordinatörü Ferhat Doğan, gençlerin sesinde yeniden hayat bulan bu eserlerin kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir köprü görevi gördüğüne dikkati çekerek, şunları söyledi: "Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde hayata geçirdiğimiz projede öğrencilerimle oluşturduğumuz koroyla birlikte huzurevlerine, şehit derneklerine, gazi derneklerine, emniyet güçleri ve askeri personelimize yönelik konserler gerçekleştiriyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğrencilerimize okul dışı öğrenme alanları oluşturma amacıyla müzik dersini bu fikirle sentezleyerek hayata geçirdik. Öğrencilerimiz sahnede türkülerimizi ve Türk dünyası ezgilerini seslendirirken milli ve manevi değerlerimizi yaşayarak öğreniyor, aynı zamanda toplumla etkileşim kurarak sorumluluk bilinci kazanıyor. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiğimiz bu projemiz, ülkeye örnek teşkil ediyor." Öğrencilerin konserlerde seslendirdiği eserler, dinleyiciler tarafından da büyük beğeni topluyor.
Konya Konya’da otizm spektrum bozukluğu olan bireylere yönelik eğitim ve çalıştay Konya’da Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireylere Yönelik II. Ulusal Eylem Planı (2023-2030) çerçevesinde, eğitim ve çalıştay programı gerçekleştirildi. Konya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen eğitim ve çalıştay programında kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler, alan uzmanları, sivil toplum kuruluşları ile ilgili paydaşlar katılım sağladı. Programda, Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Hakan Sarı başta olmak üzere alanında uzman akademisyenler tarafından otizm spektrum bozukluğu olan bireylere yönelik güncel yaklaşımlar, bilimsel çalışmalar ve hak temelli hizmet modelleri üzerine değerlendirme yaptı. Gerçekleştirilen programda, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin yaşam kalitesinin artırılması, eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, istihdam ve toplumsal yaşama katılım süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik konular ele alındı. Ayrıca kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi, yerelde yürütülebilecek çalışmaların değerlendirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılması amacıyla çeşitli oturumlar düzenlendi. Eğitim programında akademisyenler ve alan uzmanları tarafından katılımcılara otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin ihtiyaçlarına yönelik güncel uygulamalar, kapsayıcı sosyal politika yaklaşımları ve multidisipliner çalışma yöntemleri hakkında bilgiler aktarıldı. Çalıştay bölümünde ise katılımcılar tarafından çözüm önerileri geliştirilerek yerel düzeyde uygulanabilecek faaliyetler değerlendirildi. Konya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Arif Topal, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin toplumsal hayata aktif katılımının desteklenmesi ve ailelerin yaşamlarının kolaylaştırılması amacıyla kurumlar arası koordinasyonun büyük önem taşıdığını vurguladı.
Antalya Trafik Haftası etkinliklerinde kurallara uyan 3 sürücüye plaket verildi Antalya’nın Manavgat ilçesinde Trafik Haftası’nda trafik ekiplerince açılan stantta, kural ihlali yapmayan 3 sürücü plaketle ödüllendirilirken vatandaşlar alkollü araç kullanmanın etkilerini Alkol Simülasyon Gözlüğü ile deneyimledi. 2-8 Mayıs Trafik Haftası kapsamında Manavgat Cumhuriyet Meydanı’nda etkinlik düzenlendi. Trafikle ilgili afiş ve dövizlerin yer aldığı standı gezen vatandaşlara çeşitli hediyeler verildi. Ayrıca trafik kurallarına uyan ve örnek davranış sergileyen 3 araç sürücüsüne plaket verildi. Örnek sürücü olarak plaket alan sürücüler, araç kullananları kurallara uymaya davet ederken, böylelikle kazaların önüne geçilebileceğini belirttiler. Farkındalık oluşturularak vatandaşların trafik kurallarına uymaları amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte en büyük ilgiyi Alkol Simülasyon Gözlüğü gördü. Alkolün etkilerini gözlükle deneyimlediler Alkol etkisi altında araç kullanmanın oluşturduğu zorlukları simüle etmek amacıyla tasarlanan gözlüğü takan vatandaşlar, kısa mesafe yürümelerine rağmen alkolün görsel algı ve koordinasyon üzerindeki etkilerini deneyimlediler. Etkinliğe Manavgat İlçe Emniyet Müdürü Murat Kenan Patat, İlçe Jandarma Komutanlığından J. Teğmen Oğuz Aktop, Manavgat Şoförler Odası Başkan vekili Galip Özden, Jandarma ve Emniyet Trafik Birim Amirleri ve Trafik görevlileri katıldı.
Kocaeli "Meme rekonstrüksiyonunda zamanlama hastaya göre belirlenmeli" Meme kanseri cerrahisi sonrası uygulanan meme onarımı (rekonstrüksiyon) işleminin hem fiziksel hem de psikolojik iyileşme sağladığını belirten Op. Dr. İsmail Tekfiliz, operasyonun zamanlamasının ve kullanılacak yöntemin hastaya özel olarak, multidisipliner bir yaklaşımla belirlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Meme kanseri sonrası uygulanan cerrahilerde, memenin yeniden oluşturulmasının hem fiziksel hem de psikolojik açıdan önemli bir süreç olduğunu belirten VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nden Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Tekfiliz, "Meme rekonstrüksiyonu, hastanın vücut bütünlüğünü yeniden kazandırmayı ve yaşam kalitesini artırmayı hedefler. Günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde doğal görünüme yakın ve hastayı tatmin eden sonuçlar elde edebilmekteyiz" dedi. Meme rekonstrüksiyonunun zamanlamasının hastaya göre değişebildiğini ifade eden Op. Dr. Tekfiliz, "Rekonstrüksiyon işlemi meme alınmasıyla aynı seansta (eş zamanlı) yapılabileceği gibi, bazı hastalarda onkolojik tedavilerin tamamlanmasının ardından gecikmiş olarak da planlanabilir. Bu karar; hastanın genel sağlık durumu, tümör özellikleri ve alacağı kemoterapi ya da radyoterapi gibi ek tedavilere göre multidisipliner olarak verilir" diye konuştu. "Temelde iki ana yöntem uygulanıyor" Rekonstrüksiyonun temelde iki ana yöntemle gerçekleştirildiğini belirten Op. Dr. Tekfiliz, şöyle konuştu: "Alloplastik (protez ile yapılan) ve otolog (hastanın kendi dokuları ile yapılan) rekonstrüksiyon olmak üzere iki ana yaklaşım vardır. Alloplastik yöntemde doku genişletici ile silikon protezler kullanılarak ve iki aşamalı olarak meme oluşturulurken, otolog yöntemde ise hastanın uygun kendi dokularının meme dokusuna mikrocerrahi yöntemlerle transferi gerçekleştirilerek meme dokusu oluşturulması hedeflenir. Her iki yöntemin de kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır ve hasta özelinde değerlendirilmelidir." Tekfiliz, kendi cerrahi pratiğinde sıklıkla iki aşamalı alloplastik rekonstrüksiyonu tercih ettiğini vurgulayarak, "Bu yöntemde ilk aşamada doku genişletici yerleştirilerek cilt ve yumuşak dokular hazırlanır, ikinci aşamada ise kalıcı protez ile meme şekli oluşturulur. Aynı zamanda ikinci aşamada, diğer memeye de gerekli müdahale yapılarak simetri mümkün olduğunca sağlanmaya çalışılır. Bu süreç bize daha kontrollü ve öngörülebilir sonuçlar sağlar. Ancak hastanın beklentisi, yaşam tarzı ve anatomik uygunluğu doğrultusunda otolog rekonstrüksiyon da önemli bir alternatif oluşturmaktadır" şeklinde konuştu. "Tedavi planı multidisipliner bir yaklaşımla oluşturulmalı" Meme rekonstrüksiyonunun yalnızca estetik bir işlem olmadığını vurgulayan Op. Dr. Tekfiliz, "Bu süreç aynı zamanda hastanın psikolojik iyilik halini destekleyen, tedavinin önemli bir parçasıdır. Amaç; hem onkolojik güvenliği sağlamak hem de hastanın kendini daha iyi hissetmesini sağlamaktır. Bu nedenle tedavi planı; genel cerrah, medikal onkolog ve plastik cerrahın birlikte çalıştığı multidisipliner bir yaklaşımla oluşturulmalıdır. Her hastaya aynı yöntem uygulanmaz; doğru hasta seçimi, detaylı bilgilendirme ve kişiye özel planlama başarılı sonuçların anahtarıdır" ifadelerini kullandı.