GÜNDEM - 03 Nisan 2026 Cuma 12:21

Kampüste "Otizm İçin Kırmızı Kampüs Yürüyüşü"

A
A
A
Kampüste "Otizm İçin Kırmızı Kampüs Yürüyüşü"

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü Otizm Spektrum Bozukluğu Eğitimi Anabilim Dalı tarafından, Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında "Otizm İçin Kırmızı Kampüs Yürüyüşü" gerçekleştirildi.


Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken ile Özel Eğitim Bölüm Başkanı ve Otizm Spektrum Bozukluğu Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sezgin Vuran’ın katılımıyla düzenlenen yürüyüşte, kampüs genelinde farkındalık oluşturulması hedeflendi. Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen "Otizm için Kırmızı Kampüs Yürüyüşü" ile otizm spektrum bozukluğuna dikkat çekildi. Üniversitenin Otizm Spektrum Bozukluğu Anabilim Dalı tarafından organize edilen etkinlikte, kampüs içinde farkındalık oluşturulması ve otizmli bireylerin yaşadığı sosyal ve iletişim temelli zorluklara dikkat çekilmesi amaçlandı. Birleşmiş Milletler tarafından Nisan ayının farkındalık ayı olarak kabul edilmesiyle gerçekleştirilen etkinlikte, otizmin nöro-gelişimsel bir farklılık olduğu vurgulanırken, eğitim ve toplumsal destekle bireylerin sosyal yaşama daha aktif katılım sağlayabileceğine dikkat çekildi. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği yürüyüşte, kırmızı renk temasıyla farkındalık mesajı verildi.



Prof. Dr. Diken: "Bu etkinlik, Anadolu Üniversitesinin birikiminin yansımasıdır"


Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, yürüyüşün üniversite açısından önemine değinerek şu ifadeleri kullandı:


"Bu yürüyüş, üniversitemizin 40 yıllık özel eğitim birikiminin bir yansımasıdır. Anadolu Üniversitesi; özel bireylere yönelik hizmetler, merkezler ve programlar açısından hem Türkiye’de hem Avrupa’da örnek gösterilen bir yapıya sahiptir. Eğitim alanındaki başarımızda, özel eğitim bölümümüzün ve bu alanda çalışan akademisyenlerimizin katkısı büyüktür."


Farkındalığın toplumsal dönüşüm için kritik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Diken, kapsayıcı bir toplum için bu tür etkinliklerin sürdürüleceğini belirtti ve sözlerine şunları ekledi:


"Bu sadece otizm için değil; serebral palsi için, diğer motor kısıtlar için, işitme yetersizliği, görme yetersizliği için. Yani açıkçası zedelenmenin yetersizliğe dönüştürdüğü, kişilerin uzuvları veya merkezi sinir sistemini etkilediği her durumu engele dönüştürmemek için toplumun önlemler alması gerekiyor. İlgili karar alıcılar, politika yapıcılar ve yöneticiler bu farkındalığı sağladığında; nasıl ki tekerlekli sandalye kullanan bir birey için tüm fiziksel mekânlarda erişilebilirlik sağlandığında engeller ortadan kalkıyor ve birey ‘engelli’ olmaktan çıkıyorsa, aynı anlayışın toplumun tüm kesimlerine yayılması için de bu farkındalığın oluşturulması gerekmektedir."



Prof. Dr. Vuran: "Hedefimiz farkındalığı yaygınlaştırmak"


Özel Eğitim Bölüm Başkanı ve Otizm Spektrum Bozukluğu Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sezgin Vuran ise otizm farkındalığının artırılmasının temel hedefleri olduğunu ifade ederek, "2 Nisan Otizm Farkındalık Günü, nisan ayı ise farkındalık ayı olarak kabul ediliyor. Biz de öncelikle kampüsümüzde bu konuda bilinç oluşturmayı amaçladık. Daha geniş ölçekte hedefimiz, Eskişehir’de otizmin tanınmasını sağlamak ve ailelere yönelik duyarlılığı artırmak." dedi.


Yürüyüşün temel amacının kampüs içinde farkındalık oluşturmak olduğunu belirten Prof. Dr. Vuran, otizmin toplumda hâlâ yeterince bilinmediğine dikkat çekti. Otizmin bir spektrum olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sezgin Vuran, şu bilgileri paylaştı: "Otizm bir yelpazedir. Otizmli bireylerin yaklaşık yüzde 30’u zihin yetersizliğine sahipken, yüzde 70’i bu durumu yaşamaz; hatta üstün yetenekler gösterebilir. Bu nedenle toplumda doğru bilginin yayılması büyük önem taşır." Prof. Dr. Vuran, otizmli bireylerin toplumsal yaşamda hâlâ çeşitli zorluklarla karşılaştığını belirterek, bu durumun aşılması için hem eğitim hem de toplumsal kabulün gerekli olduğunu ifade etti ve kamusal alanların erişilebilir hâle getirilmesi ve bireylerin oldukları gibi kabul edilmesinin önemine dikkat çekti.



"Farkındalık her gün sürmeli"


Anadolu Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri Koordinatörlüğüne bağlı Engelsiz Anadolu Kulübü Başkanı Şeyma Ataş ise akademisyenlerle iş birliği içinde gerçekleştirilen etkinliğin kulüp üyeleri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Farkındalığın sürekliliğine vurgu yapan Ataş, "Farkındalık yalnızca bir günle sınırlı kalmamalı. Her zaman, her ortamda otizmli bireylerin yanında olmalıyız." ifadelerini kullandı.



Kampüste "Otizm İçin Kırmızı Kampüs Yürüyüşü"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Ticari taksiyle uyuşturucu ticareti yapan sanıkların yargılanmasına devam edildi Kastamonu’da ticari taksi ile uyuşturucu ticareti yaptıkları gerekçesiyle polis ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda tutuklanan 3 şahsın yargılanmasına devam edildi. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele (NARKO) Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından uyuşturucu madde kullanan ve satan şahıslara yönelik yapılan çalışmalar neticesinde M.B.Ç., H.A. ve N.İ.’nin uyuşturucu madde ticareti yaptıkları tespit edildi. Bunun üzerine şahısları teknik takip ve incelemeye alan Narkotik ekipleri, çeşitli tarihlerde söz konusu şahısların birçok kişiye para karşılığında uyuşturucu madde temin ettiğini belirledi. Uzun süre şahısları takibe alan ekipler, 18 Mart 2025 tarihinde operasyon için düğmeye bastı. Operasyon çerçevesinde bindikleri ticari taksi ile uyuşturucu sevkiyatı yapan M.B.Ç., H.A. ve N.İ. gözaltına alındı. Gerçekleştirilen operasyonda şahısların üst ve ev aramalarında ise 24,53 gram metamfetamin, 1,55 gram bonzai, 3,42 gram skunk maddesi, bir miktar kokain, 5 adet uyuşturucu hap ile 6 adet uyuşturucu içiminde kullanılan cam düzenek ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerin ardındın adliyeye sevk edilen M.B.Ç., H.A. ve N.Ç. tutuklandı. Olayın ardından tutuklanan sanıklar hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "Uyuşturucu madde veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından dava açıldı. "Kendimi de gençliğimi de mahvettim" Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık N.İ. ise, "Banka hesabını M.B.Ç. ile ortak kullanıyorum. M.B.Ç.’nin uyuşturucu madde ticareti yaptığını ancak hesabına gelen paraların bu kapsamda gelip gelmediğini bilmiyorum. Ben uyuşturucu madde ticareti yapmadım. Uyuşturucu kullanıcısıyım, içtiğim için çok pişmanım. Kendimi de gençliğimi de mahvettim. Uzun süredir tutukluyum. Tahliyemi istiyorum. Olayda benim bir suçum yoktur. Yakalanan maddeler bana ait değildir" dedi. Kamu kurumunda çalıştığını ve iki çocuk sahibi olduğunu belirten N.İ., "Ben uyuşturucu satmadım. Sadece içiyorum. Kamu kurumunda çalışıyorum. 2 çocuğum var. Şu anda çok mağdurlar. Çok pişmanım, beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık M.B.Ç. ise, "Ben, kimseye uyuşturucu madde satmadım. TAPE görüşmelerim uyuşturucu madde ticaretine ilişkin değildir. N.İ.’ye ait banka hesabı ile ilgili bilgi sahibi değilim. N.İ. ile bir iki ay kadar aynı ikamette yaşadık, yaklaşık iki üç aydır uyuşturucu madde kullanmıyorum. Uyuşturucu madde ticareti yapmadım. Uzun süredir tutukluyum. Beraatımı ve tahliyemi istiyorum" diye konuştu. Tutuklu sanık H.A. de, "Ben kimseye uyuşturucu madde satmadım. M.B.Ç.’nin uyuşturucu madde sattığını biliyorum. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Suçsuzum, yanlış zamanda yanlış yerde bulundum. Tek suçum bu. Yakalanan madde ile bir bağlantım veya ilgim yoktur. Operasyonda herhangi bir şekilde uyuşturucu yakalanmadı. Ben uyuşturucu içiyorum. Ailece mağdur olduk. Tahliyemi ve beraatımı talep ederim" şeklinde konuştu. Duruşmada tanık olarak dinlenen taksi şoförü Ö.K., Saraçlar Mahallesinden taksiye bindikten sonra bir apartmanın önünde durduklarını ve 10 dakika bekledikten sonra şahısların tekrar taksiye binerek çarşıya bıraktığını belirterek, uyuşturucudan herhangi bir bilgisinin de olmadığını söyledi. Cumhuriyet savcısı, duruşmada mütalaasını açıklayarak, sanıkların birlikte hareket ederek fikir ve eylem birliği içerisinde uyuşturucu ticareti yaptıkları gerekçesiyle "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan cezalandırılmalarını talep etti. Mahkeme heyeti, avukatların mütalaaya karşı ek süre talebinde bulunmaları üzerine duruşmayı ileri bir tarihe erteleyerek, sanıkların da tutukluluğunun devamına karar verdi.
Sivas Sinema ve tiyatro oyuncusu Ahmet Yenilmez, savaşta mezun veremeyen okulun öğrencileri ile buluştu Tiyatro ve sinema oyuncusu Ahmet Yenilmez, Çanakkale Savaşı’nda mezun veremeyen, kentin sembolü Sivas Lisesi’nde öğrencileriyle bir araya gelerek, "Bazı acı olaylar, o şehrin onuru olur. Sivas Lisesi de bizim onurumuzdur. Sivas’ın şehit vermemiş ilçesi ve köyü yoktur. Sivas asil Türk Milleti’nin refleksidir" dedi. Tiyatro ve sinema oyuncusu Ahmet Yenilmez, Anadolu’nun kültürel ve tarihi değerlerini aktardığı etkinlikler kapsamında Sivas’ın önemli simgelerinden biri olan Sivas Lisesi’nde öğrenciler ile buluştu. Program sonrası açıklamalarda bulunan Ahmet Yenilmez, Sivas’ın yalnızca Çanakkale’de değil, milli mücadelenin birçok kritik döneminde ön plana çıktığını belirtti. Yenilmez, Çanakkale Savaşı yıllarında Sivas Lisesi’nin hiç mezun veremediğini ve Sivas Kongresi’nin de şehrin sembol olaylarından biri olduğunu ifade etti. " Sivas Lisesi bizim onurumuzdur" Her şehrin sembol hikayesi olduğunu söyleyen Ahmet Yenilmez, "Bizim Anadolu’da başarı hikayesi yazmış insanlarımız var. Bu insanları yetiştiren köklü okullarımızda var. Bu okulları mezunları ve şimdiki öğrenciler ile buluşturmak istedik. Her şehrin sembol hikayeleri var. Bu hikayeleri meddah tarzında kayıt altına alsak güzel olur dedik. 18. yüzyılın sonundan başlayıp yüz yıl boyunca çeşitli savaşlarda hep şehitler vermişiz. 1927 yılında nüfus sayımı yapıldığında 13 buçuk milyon nüfusumuz çıkıyor. Bunlardan yarısı kadın ve çocuk iken diğer kalan ise savaş gazileri ve yaşlılar çıkıyor. Çanakkale Savaşı çok önemliydi. Böyle bir var oluş ve yok oluş savaşında Sivas hiç durmadı. Kadını, yaşlısı ve çocuğu ile cepheye koşmuş. Birçok vilayette olduğu gibi Sivas Lisesi de o dönem hiç mezun verememiş. Bazı acı olaylar, o şehrin onuru olur. Sivas Lisesi de bizim onurumuzdur. Sivas’ın şehit vermemiş ilçesi ve köyü yoktur. Sivas asil Türk Milleti’nin refleksidir" diye konuştu.
Tokat Uluslararası öğrencilere Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı uyarı yapıldı Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde düzenlenen bilgilendirme programında uluslararası öğrenciler, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi başta olmak üzere bulaşıcı hastalıklara karşı korunma ve erken teşhis konusunda bilinçlendirildi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde (TOGÜ) Uluslararası Öğrenciler için Sağlık Hizmetleri ve Bulaşıcı Hastalıklar Bilgilendirme Programı gerçekleştirildi. Fen Edebiyat Fakültesi Şehit Erdem Diker Konferans Salonu’nda düzenlenen programa farklı ülkelerden uluslararası öğrenciler katıldı. Türkçe Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Tokat İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen programda, Türkiye’de eğitim gören yabancı uyruklu öğrencilerin sağlık sistemine erişimi ve karşılaşabilecekleri sağlık riskleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Sağlık sistemine erişim süreçleri anlatıldı Programın ilk bölümünde söz alan İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Toplum Sağlığı Birimi Sorumlusu Rahmi Bayır, yabancı uyruklu bireylerin Türkiye’de sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanabileceklerini detaylı şekilde anlattı. Bayır, özellikle randevu sistemleri, aile hekimliği hizmetleri ve acil durumlarda izlenecek yollar hakkında önemli bilgiler verdi. Bulaşıcı hastalıklara karşı bilinçlendirme Etkinliğin devamında konuşan İl Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Birimi’nden Dr. Tuğba Keskin Taşkın ise bulaşıcı hastalıklar konusunda sunum gerçekleştirdi. Taşkın, özellikle sıtma ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hakkında bilgi vererek, korunma yöntemleri ve erken teşhisin önemine dikkat çekti.
Tekirdağ Uzayda rekabet kızışıyor: Türkiye sahaya iniyor Türkiye’nin uzaya giden ikinci astronotu olan Tuva Cihangir Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlayan Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Astronot Tuva Cihangir Atasever, Tekirdağ’da bir araya geldiği öğrencilerle uzay yolculuğu deneyimlerini paylaştı. Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Tuva Cihangir Atasever, ilkokul ve lise öğrencilerine uzay yolculuğu sürecini, aldığı eğitimleri ve bilimsel çalışmalarını aktardı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, uzayın bilinmeyen yönleri sade bir dille anlatıldı. Astronot Alper Gezeravcı ile birlikte ABD, Almanya ve Japonya’da katıldığı eğitim süreçlerinden bahseden Atasever, farklı ülkelerde yürütülen çalışmaların Türkiye açısından önemli kazanımlar sağladığını ifade etti. Uzay çalışmalarının hızla geliştiğine dikkat çeken Atasever, mevcut uluslararası uzay istasyonunun 2030 yılına doğru görevini tamamlayacağını belirtti. Yeni dönemde ticari uzay istasyonlarının ön plana çıkacağını söyleyen Atasever, özel sektörün bu alandaki yatırımlarının arttığını ve yakın gelecekte bu projelerin somut sonuçlarının görüleceğini dile getirdi. Türkiye’nin uzay hedeflerine de değinen Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlandığını vurguladı. Atasever, Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Programın sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan Atasever, gençlere bilim ve teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu.
Muğla Denizci Arda Deniz Onat’ın ikinci davası Marmaris’te görüldü Muğla’nın Marmaris ilçesinde görülen Arda Deniz Onat davasının ikinci duruşması bugün Marmaris Adliyesi 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Davada sanıkların tutukluluğuna devam kararı verilirken 3. dava 24 Nisan’a ertelendi. 20 Temmuz 2025 tarihinde Bozburun açıklarında bir teknede çıkan kavga sonrası hayatını kaybeden Arda Deniz Onat’ın ölümüne ilişkin açılan davada ilk duruşma geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirilmiş, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmişti. Mahkeme heyeti dosyayı ikinci celse için 3 Nisan tarihine ertelemişti. Bugün görülen ikinci duruşmada da tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Duruşma sonrası açıklama yapan müşteki avukatı Anıl Aba, dosyaya yeni bilimsel mütalaalar sunduklarını belirtti. Aba, 9 Eylül Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nden alınan bilimsel görüşlerde, Arda Deniz Onat’ın kalp krizi sonucu değil, akciğerlerine su kaçması nedeniyle boğularak hayatını kaybettiğinin ifade edildiğini söyledi. Mahkemenin, sunulan mütalaaların dosyada yer alan İstanbul Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu raporuyla çeliştiğini değerlendirdiğini aktaran Aba, bu nedenle dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’na gönderilmesine karar verildiğini belirtti. Duruşmada ayrıca sanık avukatları tarafından bir görüntü kaydı olduğu iddia edildi. Söz konusu kayıtta, müvekkilin kendi oğluna yanlışlıkla sopayla vurduğu, bu darbe sonucu Arda’nın denize düşerek hayatını kaybettiği ileri sürüldü. Ancak görüntülerin incelendiğini belirten Aba, kayıtların bir kısmının kesildiği yönünde şüpheleri olduğunu ve bu konuda inceleme yapacaklarını ifade etti. Aba ayrıca, mevcut görüntülerde müvekkili Kenan’ın Arda’ya yönelik herhangi bir fiziksel müdahalesinin yer almadığını savundu. Avukat Anıl Aba verilecek olan kararın nihai sonucu belirleyebileceğini vurgulayarak, "Raporun adil ve doğru bir şekilde çıkacağından şüphemiz yoktur" dedi. Dosyada henüz nihai karar verilmezken, Arda Deniz Onat’ın ölüm nedeninin İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun vereceği rapor doğrultusunda netleşmesi bekleniyor. Ölümün boğulma sonucu gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde, davanın Asliye Ceza Mahkemesi’nden Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınabileceği belirtiliyor. Mahkeme heyeti, davayı 24 Nisan 2026 tarihine ertelediği belirtildi.
İstanbul Karsan Otonom e-ATAK, Paris’te yoğun hatlarda test edildi ve onaylandı Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, Fransa Paris’te faaliyet gösteren en önemli toplu taşıma operatörlerinden biri olan RATP Group ile 6 ay süren kapsamlı projeyi başarıyla tamamladı. Proje kapsamında araç, açık trafikte araç ve yayaların bulunduğu gerçek şehir koşullarında, günlük ortalama 5 saatlik operasyon ile yaklaşık 3 bin kilometre otonom sürüş gerçekleştirdi. "Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde" olma vizyonuyla dünyada toplu taşımanın dönüşümünde önemli rol oynayan Karsan, otonom hamlesiyle sektörün dinamiklerini değiştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda dünyanın önde gelen otoritelerinin de testlerinden başarıyla geçen Karsan, Paris’in yoğun ve kritik hatlarından biri olan 393 numaralı otobüs hattında otonom sürüş modunda aktif olarak test edildi. Karsan Otonom e-ATAK, Fransa Ulaştırma Bakanlığı’ndan test onayı ile global referans kazandı Yapılan açıklamaya göre, Karsan’ın teknoloji partneri ADASTEC işbirliği ile geliştirdiği Otonom e-ATAK, Fransa Paris’te faaliyet gösteren en önemli toplu taşıma operatörlerinden biri olan RATP Group (Régie Autonome des Transports Parisiens) ile 6 aylık uzun süreli projeyi başarıyla tamamladı. Proje kapsamında araç açık trafikte, araç ve yayaların bulunduğu gerçek şehir koşullarında, günlük ortalama 5 saatlik aktif operasyon ile yaklaşık 3 bin kilometre otonom sürüş gerçekleştirdi. Elde edilen yüzde 98 otonom sürüş oranı, çözümün sahadaki yüksek güvenilirliğini ve operasyonel olgunluğunu ortaya koydu. Proje kapsamında test faaliyetleri, RATP tarafından UTAC’ın test pistinde gerçekleştirildi. Fransa’daki yetkili kurumların gözetiminde yürütülen kapsamlı değerlendirmeler sonucunda proje, Fransa Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı otonom mobilite onay süreçlerinden sorumlu DGEC tarafından ülke genelinde test onayı aldı. Bu onay ile Otonom e-ATAK, açık trafikte otonom operasyon gerçekleştirmek üzere "Operasyonel Onay" statüsü kazandı. Bu yönüyle proje, Avrupa’da gerçek trafik koşullarında regülasyon onayı almış öncü ve referans niteliğinde otonom toplu ulaşım uygulamalarından biri olarak konumlandı. Proje ile Paris’in yoğun ve kritik hatlarından biri olan 393 numaralı otobüs hattında (Sucy - Bonneuil RER / Thiais - Carrefour de la Résistance) yaklaşık 8,5 kilometrelik merkezi güzergahta otonom sürüş operasyonları ve sistem validasyon çalışmaları gerçekleştirildi. Bu kapsamda araç; karma trafik koşullarında navigasyon, duraklarda hassas yanaşma, trafik ışıkları ve kavşaklarla gerçek zamanlı etkileşim gibi ileri seviye sürüş senaryolarında başarıyla test edilerek operasyonel kabiliyetini ortaya koydu. Şirketin Avrupa’dan ABD’ye kadar dünya çapında toplu ulaşımı yeni nesil teknolojilerle yenilemeye devam ettiğini söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "Fransa gibi regülasyonların son derece titiz ve seçici olduğu bir pazarda, Otonom e-ATAK ile elde ettiğimiz bu operasyonel onay, yalnızca bir proje başarısı değil; şirketimizin otonom mobilite alanındaki teknolojik yetkinliğinin ve global vizyonunun güçlü bir teyididir. Gerçek trafik koşullarında elde ettiğimiz yüksek performans, Seviye-4 otonom sürüş teknolojilerinin artık geleceğin değil, bugünün çözümü olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu başarıyla birlikte şirket olarak, otonom toplu ulaşımın dünya genelinde yaygınlaşmasında öncü rol üstlenmeye ve şehirlerin mobilite dönüşümüne yön vermeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. ADASTEC CEO’su Dr. Ali Peker ise, konuyla ilgili "Karsan ve RATP ile birlikte, Seviye-4 otonom sürüşün toplu taşıma için kanıtlanmış ve ölçeklenebilir bir teknoloji olduğunu gösterdik. Yüksek kapasiteli BRT hatları da dahil olmak üzere dünyanın en karmaşık metropol ortamlarından birinde başarıyla faaliyet göstermemiz, çeşitli gerçek dünya koşullarında otonom mobiliteyi hayata geçirme ve ölçeklendirme konusundaki yetkinliğimizi ortaya koymaktadır" dedi. ’’2026’da hedefimiz güvenlik sürücüsünü tamamen sistem dışına çıkarmak’’ Bu proje ile şirket teknolojisinin kendisini dünyaya yeniden kanıtladığının altını çizen Okan Baş, şöyle devam etti: "Proje ile şirketimiz, yalnızca teknolojik yetkinliğini değil, aynı zamanda farklı şehir dinamiklerine, yüksek yoğunluklu ulaşım senaryolarına ve gelişmiş altyapı entegrasyonlarına hızlı adaptasyon kabiliyetini de ortaya koymuş oldu. Paris gibi global ölçekte referans kabul edilen bir şehirde elde edilen bu başarı, markamızın uluslararası pazardaki konumunu güçlendirirken yeni iş birliklerinin önünü açacak stratejik bir adım oldu. RATP ile gerçekleştirdiğimiz bu proje, Karsan Otonom e-ATAK’ın gerçek operasyon koşullarında kanıtlanmış performansını ortaya koyarken, aynı zamanda gelişmiş otonom sürüş yazılımı ve araç entegrasyonunun birlikte çalıştığı tam entegre bir Seviye-4 mobilite çözümünün sahadaki başarısını da göstermiş oldu. Şirketimizin Avrupa’daki otonom mobilite dönüşümüne liderlik etme vizyonunu somut şekilde destekleyen bu proje, gelecekteki şehir içi otonom ulaşım projeleri için güçlü bir benchmark oluşturan önemli bir kilometre taşı haline geldi. Bu proje ile elde ettiğimiz operasyonel deneyim ve teknik doğrulamalar, markamızın otonom mobilite yol haritasındaki bir sonraki adım için de güçlü bir zemin oluşturdu. Şirket olarak 2026 yılı içerisinde güvenlik sürücüsünü tamamen sistem dışına alındığı tam otonom operasyon modeliyle Norveç’in Stavanger şehrinde yeni bir projeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz."