KÜLTÜR SANAT - 27 Ocak 2025 Pazartesi 09:48

Kazan Tatarları tarihi ve kültürel mirası geleceğe taşıyor

A
A
A
Kazan Tatarları tarihi ve kültürel mirası geleceğe taşıyor

Eskişehir’deki Kazan Tatarları, hazırladıkları müzede kültürlerini anlatarak vatandaşları bilgilendiriyor. Kazan Tatarları Derneği Başkanı Vedat Doğru, müzenin sadece görsel sergi alanı olmadığını, aynı zamanda bir kültürün yaşanmışlıklarını aktardıklarını ifade etti.


Eskişehir’deki Kazan Tatarları, köklü tarih ve kültürünü yaşatmak için 2013 yılında müze kurdu. Dernek Başkanı Vedat Doğru, müzenin sadece görsel bir sergi alanı değil, aynı zamanda yaşayan bir kültürün merkezi olduğunu vurguladı. Türkiye ile Kazan Tatarları arasındaki güçlü bağlara da değinen Doğru, iki toplum arasındaki bu tarihi bağları anlatmaya çalıştıklarını belirtti. Kazan Tatarlarının yemek kültürüne de değinen Doğru, soğuk iklime uygun olarak et ve hamur işlerinin ağırlıklı olduğunu dile getirdi. Kazan Tatarlarını Türkiye’de nüfusunun az olduğunu aktaran Doğru, “Kazan Tatarları nüfus olarak Türkiye’de çok az olduğu için biz kültürümüzü devam ettirmek amacıyla dernek kurduk. Dernekte tatarları anlatırken bazı şeylere söylemin yetmediğini, görselin de olması gerektiği ihtiyacına vardık. Bunun için bir müze tasarımı yaptık. Görsel olarak tatarların el sanatlarını, ticaretlerini gösterebilmek için müzeyi 2013 yılında açtık. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken Yusuf Akçura Lozan Antlaşmasına katılmış, Sadi Maksudi ise Gazi Üniversite’nin kurucuları arasında yer almış. Bunun gibi Türkiye ile ilişkiler çok fazla olduğu için bu bağları anlatabilmek amacıyla da müze de çalışmalarda bulunuyoruz. Müzeyi de sadece görsel olarak değil yaşanabilir bir müze olarak dernek faaliyetlerimize burada devam ettirebilmek amacıyla açtık” dedi.



“Genellikle yaşanmış bir kültürü göstermeye çalışıyoruz”


Müzede içerisinde sergiledikleri eşyalardan ve yaptıkları etkinliklerden bahseden Doğru, şu ifadeleri kullandı:


“Etkinlik olarak yılda bir kere Sabantoy etkinliğimiz oluyor. Bu etkinlik, Tatarların buluşması, kış aylarının bitmesi, ekin ekilmesi ve samanın bereketli olması amacıyla yapılan bir tören. Her hafta tatarca kitap okuma etkinliği yapıyoruz. Tatar kültürü ve Tatar edebiyatını Tatarca okuyup, anlatmaya çalışıyoruz. Hafta sonu enstrüman kursları vererek bu enstrümanlarla dilimizin devamını sağlamak için uğraşıyoruz. Yılda bir kere tatarca diktan, tatarca okuma ve yazma yarışmaları yapıyoruz. Tataristan ile bağlarımız devam ediyor. Tataristan’dan, Rusya’dan gelen misafirlerimiz çok fazla oluyor. Tataristan’la olan ilişkilerimizi devam ettiriyoruz. Kültürümüzü 6. nesle kadar devam ettiriyoruz ve ettireceğiz. Düğünlerimiz, kız isteme vb. etkinliklerimiz Türk adetlerinin aynısı. Yemeklerde farklılıklar görebiliyor. Kazan Tatarları soğuk yerden geldikleri için yemekleri et ve hamur işi daha ağırlıklı. Gelen misafirlerimiz çok fazla, bazıları merak edip geliyor. Vatandaşlara bu kültürü anlatmaktan memnuniyet duyuyoruz. Müzenin içerisinde tatar mimarisini görüyoruz. Tatar evlerinin nasıl olduğunu, kıyafetlerine yer verdik. El sanatları, kuyumculuk, dericilik işlerinde oldukça başarılılar. Ticareti çok iyi biliyorlar. Bu yüzden Rusya’da üçüncü büyük şehir Kazan, bunun sebebi de ticaretin döndüğü bir yer olması. Etkinliklerimizi, folklorik eşyaları, derilerimizi, göç ederken getirdikleri semaverleri ve diğer ürünleri Türk dili ve edebiyatı hakkındaki ve yemek kitaplarını sergiliyoruz. Genellikle yaşanmış bir kültürü göstermeye çalışıyoruz.”



“Dilin devamı için hafta sonu Tatarca kitaplar okuyoruz”


Tatarca dilinin unutulmaması ve öğrenilmesi için etkinlikler düzenlediklerini ifade eden Doğru, “Bu Türk dili aslında Türkçenin özü gibi. Rusya’da yaşayanlar Rusçaya, Türkiye’dekiler ise Türkçeye dönmüştür diyebiliriz. Dilin devamı için hafta sonu Tatarca kitaplar okuyoruz, Kiril alfabesi ile Latin alfabesi arasındaki çözümlerine bakıyoruz. Evde çocuklarımızla mümkün olduğu kadar tatarca konuşup, anlatıyoruz. Tatarca öz Türkçe gibidir, farklı değildir. Tatarca bilen Türkiye’de 3 ayda Türkçe öğrenebiliyor. Türkçe konuştuğunuz zaman Tatarca’da hemen hemen aynıdır, sadece yavaş konuşmak gerekir” diye konuştu.



“En eski ürün 1893 yılında göç ederken getirdikleri akardiyon”


Müzedeki en eski ürünün 1893 yılında göç esnasında getirilen akordiyon olduğunu kaydeden Doğru, “En eski ürün 1893 yılında göç ederken getirdikleri akordiyon. Biz buna bayan diyoruz. Bir de aynı yıl getirdikleri semaver var. Bulabildiklerimizi ve saklayabildiklerimizi köy hatıraları diye bir oda yaptık, orada saklıyoruz” dedi.



Kazan Tatarları tarihi ve kültürel mirası geleceğe taşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kırşehir Pert olan araçtan engelli çıkan şahıs, hukuk mücadelesini sürdürüyor Ankara’da 4 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucu engelli kalan ve hukuk mücadelesini sürdüren Ömer Nazlı, kazanın ardından yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. 12 Şubat 2022 tarihinde Ankara’ya ailesini ziyarete giden Ömer Nazlı’nın da içinde bulunduğu O.U.Ö. idaresindeki 34 EFC 346 plakalı otomobile Bakanlıklar Yolu üzerinde A.E.A. idaresindeki 01 KC 0555 plakalı araç çarpmış, kazada 34 plakalı araç perte çıkarken, sürücü hafif şekilde, Ömer Nazlı ise ağır yaralanmıştı. Kazanın ardından 8 gün yoğun bakımda, 8 gün de normal serviste kalıp taburcu olan Ömer Nazlı, kaza öncesinde sağlıklı bir birey olduğunu, geçirdiği ameliyatlar ve yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle hayatının tamamen değiştiğini söyledi. Olaya ilişkin hukuk mücadelesinin sürdüğünü anlatan Nazlı, "4 yıl önce trafik kazası geçirdim. 4-5 kez ameliyat oldum. Devlet hastanesinden aldığım rapora göre yüzde 95 engelliyim. Ancak Adli Tıp’ta bu oran yüzde 35 olarak belirlendi. Yüzde 35’in yetersiz olduğunu düşünüyorum. Kendi ihtiyaçlarını yerine getiremeyen birisi nasıl yüzde 35 rapor alır. Farklı raporlar var. Engelli sayıldım fakat hukuk mücadelem devam ediyor. Bacaklarım ve ayaklarım tutmuyor, ayağa kalkamıyorum" dedi. Yaşadığı zorluklara rağmen ailesinin desteğiyle hayata tutunmaya çalıştığını ifade eden Nazlı, "Eşim ve çocuklarım sayesinde yaşam mücadelesi veriyorum. Hakkımızı arıyoruz" diye konuştu. Kazaya karışan aracın bir iş insanına ait olduğunu ve sürücünün alkollü olduğunu öne süren Nazlı, sürücünün hiçbir ceza almadığını söyledi. Devlet hastanesinin verdiği yüzde 95 engelli raporuna rağmen, adli tıpın verdiği yüzde 35 engelli raporunu karşı tarafın kullandığını savunan Nazlı, bu durumun da kendisini mağdur ettiğini dile getirdi.
İstanbul ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşması yarına ertelendi ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 33. oturumunda tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt’un çapraz sorgusu yapıldı. Duruşma, sanık avukatının beyanının dinlenilmesine devam edilmek üzere yarına ertelendi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 33. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt’un çapraz sorgusu yapıldı. İddianamede Yağmur Cansu Yeşilyurt’un örgüt yöneticisi Murat Gülibrahimoğlu’na bağlı hareket ettiği, örgüt yöneticisinin örgüte dahil olduğu ilk süreçten beri yanında yer aldığı belirtilmişti. İddianamede, Yeşilyurt’un kaçak hafriyat döküm sisteminin kurulmasında aktif rol aldığı, 2021-2022 yılları arasında bir başka örgüt üyesi Ali Nuhoğluna ait şirkette "harita mühendisi" ünvanı ile göstermelik görev yaptığı kaydedilmişti. Yeşilyurt’un, örgütün Cebeci Maden sahasında kurduğu kaçak döküm sisteminin tüm saha koordinasyonunu yürüttüğü hem de şirkette yürütülen naylon fatura işlemlerine dahili olduğu iddianamede açıklanmıştı. İddianamede, tutuklu sanık Yeşilyurt’un kaçak döküm sahasına İBB iştiraki olan İSFALT görselleri asarak kamu kurumu adına faaliyet gösteriyormuş izlenimini sağladığı, örgüt liderinin de dahil olduğu gizli toplantılara katılabildiği, örgüt yöneticisi Murat Gülibrahimoğlu’nun firarından sonra bile aktif görüşmeye devam ettiği ve talimatlar aldığı kaydedilmişti. Mahkemenin verdiği aranın ardından Yağmur Cansu Yeşilyurt’a çapraz sorgu esnasında sanık Ekrem İmamoğlu soru sormak istedi. Söz verilen İmamoğlu, "Vergi denetim raporlarından muhtelif zamanlarda milyonlarca liralık para havaleleri görülüyor. İlçe belediyelerine bu paralar neden gönderilir bilginiz var mı?" sorusunu sordu. Bunun üzerine Yeşilyurt, "Bilgim yok" cevabını verdi. Duruşma, sanık avukatının beyanının dinlenilmesine devam edilmek üzere yarına ertelendi.