GÜNDEM - 12 Aralık 2024 Perşembe 14:34

Tepebaşı’nda kaçak yapılaşmalara izin verilmiyor

A
A
A
Tepebaşı’nda kaçak yapılaşmalara izin verilmiyor

Tepebaşı Belediyesi, Kavacık Mahallesi’nde tarım arazisine kaçak olarak yapılan ve ‘Hobi Bahçesi’ adı altındaki yapıların yıkım işlemlerini gerçekleştiriyor.


Tepebaşı Belediyesi, ilçe sınırları içinde bulunan kaçak yapılaşmalara karşı çalışmalarını sürdürüyor. Kavacık Mahallesi 12312 ada 29-33 parsellerde yer alan tarım arazilerine izinsiz olarak yapılan yapılara; 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa istinaden, Eskişehir Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Toprak Koruma Kurulu tarafından yıkım kararı alındı. Bu kararlar doğrultusunda; Tepebaşı Belediyesi ekiplerince gerekli tespitler yapılarak, 3194 Sayılı İmar Kanunu gereği kaçak yapıların yıkımına karar verildi. Yasal süreleri tamamlanan kaçak yapıların, tahliye ve yıkımına, Tepebaşı Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü koordinasyonunda devam ediyor. Yıkım işlemleri Tepebaşı İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından alınan güvenlik tedbirleri eşliğinde ve Bakanlık tarafından belirlenen prosedürler çerçevesinde yürütülüyor.



“Yasala uygun yapı inşası şehrin geleceği için önemlidir”


Tepebaşı Belediyesi yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, “Tarım arazilerine ‘Hobi Bahçesi’ adı altında yapılan izinsiz, ruhsatsız, kontrolsüz yapılaşmalar pandemi sürecinde artmış olup, yeni bir İmar Barışı ile affa uğrayabilir beklentisi ile de hız kazanmıştır. İhtiyaçlar ve beklentiler kanunlara aykırı davranmaya gerekçe olmamalıdır. Vatandaşlarımızı hak kaybına uğrayarak mağduriyet yaşamamaları için, bu yasal dayanağı olmayan hobi bahçelerine itibar etmemeleri, yasalara uygun davranmaları konusunda yeniden uyarıyoruz. Yasalara uygun yapı inşa etmek şehrimizin geleceği için önemlidir. Bu doğrultuda Tepebaşı Belediyesi şehrin plansız şekilde gelişmesini engellemek için gerekli adımları atmaya devam edecektir” denildi.



Tepebaşı’nda kaçak yapılaşmalara izin verilmiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de dereden akan yeşil su mahalleliyi tedirgin etti Arnavutköy’de akan suyun bir noktadan sonra yeşil renge dönmesi mahalle sakinlerini tedirgin etti. Vatandaşlar, sudan yayılan ağır kokudan dolayı bölgede durulamadığını belirtirken, durumun araştırılmasını istedi. Olay, İstanbul’un Arnavutköy ilçesi Nenehatun Mahallesi’nde bulunan derede meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, derenin bir kısmına kadar normal şekilde akan suyun belirli bir noktadan sonra yeşil renge dönmesi dikkat çekti. Mahalle sakinleri durumun kimyasal bir maddeden kaynaklanabileceğini değerlendirirken, dereden yayılan yoğun kokudan dolayı bölgede durulamadığını ifade etti. Derenin yeşil renkte aktığı künk cep telefonu kamerası ve drone kamerasıyla havadan görüntülendi. Görüntülerde suyun bir bölümde normal aktığı, devamında ise tamamen yeşil renge büründüğü görüldü. "Burada kokudan durulmuyor" Mahalle sakinlerinden Şaban Gür, "Bu dereden akan suyun zehirli olduğunu düşünüyoruz. Burada kokudan durulmuyor. Biraz önce daha yoğun akıyordu, şimdi azaldı ama hâlâ koku çok ağır. Bu durum daha önce yoktu, bugün sabah saatlerinde başladı. Yemyeşil akan suyun normal olması mümkün değil. Kimyasal bir şey olduğunu düşünüyoruz" dedi. Yetkililere çağrıda bulunan Gür, "Normal şartlarda İSKİ gelip burada denetimler yapıyordu ama bu sene hiç gelmedi. Burada çocuklarımız hasta oluyor, bizler hasta oluyoruz. Bunun araştırılmasını ve yetkililerin ilgilenmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Özel hastane, sistemde görünen rapora ‘vermedim’ dedi, hayatı kabusa dönüştü Diyarbakır’da denetimli serbestlik uygulanan bir kişi, hastalığı nedeni ile denetime gidemeyeceği için Özel Batı Hastanesinden 2 defa heyet raporu aldı. Raporlar e-nabız, e-devlet ve Sağlık Bakanlığı sisteminde görünmesine rağmen hastanenin ’’Raporları biz vermedik’’ demesiyle şahsın hem denetimi kaldırıldı hem de hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlatıldı. Diyarbakır’da yaşayan İsmail Korkar isimli vatandaş, 2025’in ekim ve kasım aylarında Özel Batı Hastanesinde heyet raporu aldı. Aldığı heyet raporları e-nabız, e-devlet ve Sağlık Bakanlığının sisteminde görünen Korkar, birkaç ay sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden gelen yazı ile neye uğradığını şaşırdı. Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün mazeretsiz denetime gelmemesi nedeni ile dosyasının kapatıldığını öğrenen Korkar, avukatı aracılığıyla İnfaz Hakimliğine başvuruda bulundu. İnfaz Hakimliği de Özel Batı Hastanesine yazı yazarak raporu istedi. Özel Batı Hastanesi, e-nabız, e-devlet ve Sağlık Bakanlığının sisteminde görünmesine rağmen raporu kendilerinin vermediğini belirtince Korkar’ın denetimli serbestlikten yararlandırılmasının kaldırılması istendi. Korkar hakkında ayrıca resmi belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunuldu. İsmail Korkar, mart ayında denetiminin biteceğini beklerken infazının yandığını üstüne hakkında soruşturma açıldığını öğrenince yıkıldı. Korkar, şimdi tüm resmi kaynaklarda görünen raporunun işlenip hakkındaki kararların kaldırılmasını bekliyor. ’’Devletin sisteminde görünen raporuma sahte diyorlar’’ Karaciğer yağlanması, guatr gibi kronik rahatsızlıklarının olduğunu belirten Korkar, ’’Ben de bu dönemde influenza olmuştum. Bununla birlikte başladı rapor alma olayı. Gidemiyordum denetime, hatta denetimdekiler bile bana raporunu sen getirme, ağabeyin, arkadaşın getirsin demişlerdi halimi gördükten sonra. Sonrasında Özel Diyarbakır Batı Hastanesinden iki tane heyet raporu aldım KBB bölümünden. Aradan birkaç ay geçtikten sonra infaz hakimliğinden bir karar çıktı. ‘Batı Hastanesinden alınan raporlar şahıs tarafından PDF üzerinden kendisi düzenlemiş, bize teslim etmiş’ diye bir karar çıkardılar. Sonra da hakkımda resmi belgede sahtecilikten suç duyurusunda bulundular. Raporum sahte değil, e-nabız uygulamasında görünüyor, e-devlette görünüyor, Sağlık Bakanlığı sistemlerinde görünüyor, SGK’da görünüyor. Devletin sisteminde görünen raporuma, sahte diyorlar’’ dedi. Hastanenin gönderdiği kağıtta TC numarası yanlış girilmiş Konunun ardından ertesi gün hastaneye gittiğini aktaran Korkar, konuşmasına şöyle devam etti: ’’Başhekime dedim ki zaten gönderdiğiniz kağıtta da bir hata var, mahkemeye gönderdikleri kağıtta TC kimlik numaramı da yanlış girmişler. Hatalı girdiklerini belirttim onlar da ‘Yok biz hata yapmadık, zaten hakkımızda bir soruşturma var, müfettiş atanmış Sağlık Bakanlığından’ dedi. Sonra da dedi ki ‘Doktorlarımız korkuya kapılıp, denetimden aramışlar İsmail’in nesi var diye, bunlar da demek ki haklarında bilmediğimiz bir soruşturma var, korkudan o soruşturma olduğunu sanmışlar, İsmail’i tanımıyoruz demişler, doktorlar da panikle kendi sistemlerinden silmişler’ dedi başhekim bana.’’ İnfazı yandı, cezaevi yolu göründü Hem infazının yandığını cezaevine iadesine karar verildiğini hem de hakkında da suç duyurusunda bulunulduğunu anlatan Korkar, ‘’Bir buçuk yaşında bir çocuğum var, rahatsız. Zaten bu denetimi bitirip rahatlamak istiyorduk. 8 Martta bitmiş olması gereken denetimim biz bu ayın başında denetimimizin bitmediğini tekrardan cezaevine gönderileceğimi öğrendim’’ diye konuştu. ’’Hastane bizde kayıt yok diyor’’ Müvekkili İsmail Korkar’a, Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından denetimli serbestlik uygulandığını ifade eden Av. Aycan Ceylan, ’’Bununla ilgili bir dosya kapama kararı çıktı. Hastane raporlarını Denetimli Serbestlik Şubesi kabul etmedi. Daha sonra biz İnfaz Hakimliğine müracaatta bulunduk. Raporlarımızın olduğunu ve müvekkilimin geçerli bir mazereti bulunduğuna dair, itirazımızın kabul edilmesi için karar verilmesini istedik. İnfaz Hakimliği başta bu talebimizi kabul etti. Ve geçerli bir mazeret var dedi. 2 ay sonra birden ek karar çıkartarak ben sehven hata yapmışım, Batı Hastanesine yazı yazmam gerekiyormuş ve o raporları oradan sorgulatmam gerekiyormuş diye Batı Hastanesine bir müzekkere yazdı. Batı Hastanesi ise müvekkilimizin e-nabız, e-devlet, e-rapor sistemi ve Sağlık Bakanlığının veri tabanında kayıtlı olan raporlarına ilişkin olarak bizde böyle bir kayıt yoktur dedi’’ şeklinde konuştu. Gülistan Doku olayından örnek verdi Şu anda infazın durdurulmasına ilişkin itirazda bulunduklarını burgulayan Av. Ceylan, şöyle devam etti: ’’Çünkü müvekkilim ile ilgili remzi belgede sahtecilik suçundan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunuldu. Biz raporları doğrulama sisteminden doğrulayabiliyoruz ancak Diyarbakır Özel Batı Hastanesi kesinlikle bu raporlar bizim tarafımızdan verilmedi, herhangi bir kayıt da bulunmamaktadır diyor. Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından uygulanan denetim tedbirini yerine getirmesi gerekiyor, eğitim alması gerekiyordu bununla ilgili de sürekli bir başvuruda bulunması gerekiyordu ancak müvekkilimin kronik rahatsızlıkları olduğu için bir tedavi süreci gördü. O tedaviye ilişkin de yasal metni çok açık bir şekilde geçerli bir mazeret sunduğun takdirde biz bunu kabul ederiz diyor. Biz de mazeretleri Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne sunmamıza rağmen denetimli serbestlik dosyayı kapama yaptığı için komisyon kararı ile haliyle İnfaz Hakimliğine itiraz yoluyla ancak mazeretin geçerli olduğunu kabul ettirebildik. 2025’in ekim ve kasım aylarına ilişkin farklı tarihlere dair raporlar bunlar. Bir inkardan bahsetmiyoruz, tekerrüre düşmüş sürekli bir inkardan bahsediyoruz. Diyarbakır Özel Batı hastanesi kesinlikle bu raporları biz vermedik, bizde herhangi bir kaydı bulunmamaktadır demesine rağmen Sağlık Bakanlığının veri tabanında e-nabızda, e-devlet verilerinde tamamında ve doğrulanabilir belge olarak bu raporlar kayıt altında. Yakın zamanda da vahim bir olay yaşadık kişisel verilerin sızdırılması yahut yok edilmesine ilişkin Gülistan Doku olayı da buna bir örnektir. Haliyle müvekkilimin verileri hastane tarafından eğer silindiyse, doktorlar tarafından eğer silindiyse ve hastanenin iddia ettiği gibi herhangi bir teftiş süreci varsa bununla ilgili detaylı bir inceleme de yapılması gerekmektedir.’’ Öte yandan, Özel Batı Hastanesi, konunun hastaneleri ile ilgili olmadığını doktorların sorumluluğunda olan bir konu olduğunu savundu.