GÜNDEM - 02 Mayıs 2024 Perşembe 13:11

51 kişiye mezar olan apartmanın davasında verilen karar, yakınlarının acısını ikiye katladı

A
A
A
51 kişiye mezar olan apartmanın davasında verilen karar, yakınlarının acısını ikiye katladı

Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan ve 51 kişinin öldüğü Gaziantep’in Nizip ilçesindeki Furkan Apartmanı ile ilgili beşinci duruşmada tutuklu sanıklardan 3’ünün tahliye kararı, hayatını kaybeden kişilerin yakınlarının acılarını ikiye katladı.


Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinde Gaziantep’in Nizip ilçesi Mustafa Kökmen Bulvarı’nda bulunan Furkan Apartmanı da yıkıldı. Yıkılan binanın enkazı 51 kişiye mezar oldu. Furkan Apartmanı ile ilgili beşinci duruşma Nizip Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada mahkeme heyeti; tutuklu sanıklar Nejdet A., Faik Ö. ve Eyüp Ö.’nün tahliyesine, diğer tutuklu sanık Yılmaz Şahin Y.’nin ise tutukluluk halinin devamına karar verdi. Nizip’te ilk depremle yıkılan ve ilçede can kaybının yaşandığı tek bina olan Furkan Apartmanı davasının müteahhitleri ise kırmızı bültenle aranmasının devamına karar verildi.



Yeniden yetkili üniversiteden bilirkişi raporu talebi


Binada taşıyıcı kolonunun kesilmesi üzerine başlayan yargı sürecinde, kolonun kesme işinin bodrum kat seviyesinde tespiti raporlandı ve bu rapor da mahkeme dosyasına eklendi. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin hazırladığı raporda hataların olduğu aynı zamanda bilimsel raporlar ile yapılan keşiflerin çelişkili olduğunu belirten Avukat Mesut Çakar ara karar ile kusurlu dört tutukludan 3’ünün serbest bırakılmasına anlam veremediklerini söyledi. Nizip Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu tahliyeye, avukatlar tarafından itiraz dilekçesi yazıldı. Yetersiz ve çelişkilerin bulunduğu öne sürülen raporun yeniden yetkili bir üniversiteden bilirkişi raporunun istenmesi de talep edildi.



Karar, hayatını kaybedenlerin yakınlarını adeta yıktı


Furkan Apartmanı davasındaki yakınlarını kaybedenler, acılarının üzerine adeta tuz döküldüğünü ve mahkemenin ara kararı ile verilen tahliyelerin acılarını ikiye katladığını belirttiler. Duruşmada kusur oranı en düşük olan fenni mesul ile ilgili tutukluluk hali devam ederken diğer asli kusurlulara da tahliye kararı verildi. Üniversite ve bilirkişi raporlarınca kolon kesilmenin tespit edildiği Furkan Apartmanı’nda verilen tahliye kararı, hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarının tepkisine sebep oldu.



“Yetersiz ve çelişkili raporlar var, yeni bilirkişi raporu mutlaka alınmalı”


Konuya ilişkin açıklama yapan Avukat Mesut Çakar, “Mahkeme dosyasında yetersiz ve çelişkili raporlar var yeni bir bilirkişi raporu mutlaka alınmalı. Avukatlar olarak bilirkişi raporlarına karşın ek süre istedik süre de verilmedi. Binanın sahipleri tarafından taşıyıcı kolonlarının kesildiği raporlarda tespit edilmiş. Mahkemenin erken tahliye kararı tüm taraflarda şaşkınlık oluşturdu. Mahkemeye itiraz dilekçelerimizi yazıp ulaştırdık. Dileğimiz verilen tahliye kararının yeniden gözden geçirilmesi” dedi.



“Binada taşıyıcı ana kolonun kesildiği tespit edildi”


Binanın kolonunun kesildiğinin ispatlandığını ancak mahkemenin kararı ile hayatını kaybedenlerin yakınlarının acılarının ikiye katlandığını aktaran Avukat Mesut Çakar, “Üniversite raporları bilirkişi raporlarında binada taşıyıcı ana kolunun kesildiği tespit edildi ve 4 tutuklu, iki kişi de kırmızı bültenle aranıyor. Nizip adliyesinde 5’inci duruşmada tutuklular arasında kusuru fazla olan üç kişi mahkemenin tahliye ara kararı ile serbest bırakılması bir kişinin tutukluluğuna diğer iki kişinin de aranması sürdürüldü. Çelişkilerle dolu olan raporlar karşısında binanın kolonu kesildiği ispatlı fakat mahkeme kararı ile 3 kişiye tahliye edilmesi en başta hayatını kaybeden 51 vatandaşın yakınlarının acılarını ikiye katladı” şeklinde konuştu.



“Gerçek suçluların ortaya çıkmasını istiyoruz”


Avukat Mesut Çakar, “Mahkemenin, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden istediği raporda binanın ana taşıyıcı kolonda kesilme olduğu ortada. Bilirkişi raporları da mahkeme dosyasında mevcut fakat ara karar ile tahliyenin olması davadaki tüm tarafları memnun etmedi. Dava sürerken mevcut raporların yetersiz ve çelişkili olduğu aşikar. Binayı alanlar tarafından bodrum katında ana taşıyıcı kolonun kesilmesi raporlarda ortaya çıkmasına rağmen mahkeme tarafından erken tahliye kararı davada buz gibi bir havanın esmesine sebep oldu. Mahkemenin bu kararına itiraz dilekçesini yazdık. Çelişkilerin yer aldığı raporun haricinde yeni bir bilirkişi raporuna ihtiyaç var. 51 canın kaybedildiği davada adaletin tecelli etmesini gerçek suçluların ortaya çıkmasını istiyoruz. Hayatını kaybedenlerin yakınlarının adeta yıkan tahliye kararı karşısında yüce mahkemenin bu itirazları dikkate alması gerekli” ifadelerini kullandı.



“Bu davada tutuklu olanların tahliyesi canımı yakıyor”


Yıkılan apartmanın enkazından çıkan Furkan Taşdemir, “Furkan Apartmanı’nda depreme yakalananlardan ailemle birlikte evde yakalandık. Enkazdan ilk çıkanlardan biri de benim. Binada kolonların eksik olduğunu hepimiz biliyoruz. Eksik kolon olmasaydı bu kadar kısa zamanda yıkılmazdı” derken, Bekir Taşdemir, “Canım yanıyor. Bu davada tutuklu olanların iki sene gibi kısa zamanda tahliye olması hangi vicdana hangi adalete hangi kanuna sığdıracağımı bilmiyorum” dedi.



“Serbest bırakılmaları bizlerde büyük yaralar açtı”


Erdal Karakuş, “Netice itibari ile bu vicdansızların yapmış oldukları üç-beş kuruş menfaat uğruna kolon eksiltmelerinden dolayı binanın yıkıldığına inanıyoruz. Raporlarda kolon kesilmesinin sabit olduğu tespit edilirken yıkım sonrasında enkaz kaldırıldıktan sonra farklı raporların çıkarılmasına anlam veremiyorum. Kolon kesenlerin tutukluların serbest bırakılması bizlerde büyük yaralar açtı” şeklinde konuştu.



“9 yakınımı kaybettim tahliye beklemiyorduk, şaşkınız”


Dokuz yakınını kaybeden Hakan Kılıç ise, “Dokuz yakınımı kaybettim. Kızım 7’inci gün sağ olarak çıkarıldı. Bu kadar bilirkişi raporu kati raporlar geldi fakat çelişkiler çok. Kolonun kesik olduğu tespit edildi. Mahkeme nasıl oldu da ara karar ile tahliye vermesine anlam veremedik. Kimse de tahliye beklemiyordu, şaşkınız” ifadelerini kullandı.



51 kişiye mezar olan apartmanın davasında verilen karar, yakınlarının acısını ikiye katladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.