GÜNDEM - 02 Mayıs 2024 Perşembe 10:05

70 yaşındaki hastaya hastanede doğum günü sürprizi

A
A
A
70 yaşındaki hastaya hastanede doğum günü sürprizi

Doğum gününde kalp krizi geçiren 70 yaşındaki hasta ANKA’da gerçekleştirilen operasyon sonrası sağlığına kavuştu. Hastanın yarım kalan doğum günü sevincini yoğun bakım ünitesinde doktor ve hastane personeli tamamladı.


Doğum gününde kalp krizi geçiren 70 yaşındaki Hatice Yıldırım yakınları tarafından ANKA Hastanesi’ne getirildi. Hastanede Yıldırım’a vakit kaybetmeden Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökaslan müdahale etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrası ameliyat planı oluşturuldu. ANKA Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökaslan liderliğinde hastaya 4 cm’lik kesi ile Minimal İnvaziv (küçük kesi) mitral kapak ameliyatı yapılarak kalp kapağı değiştirildi. Ameliyat sonrası 2 gün yoğun bakımda tedavisine devam edildikten sonra sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Hatice Yıldırım, kalp krizi geçirmeden önce de halsizlik, nefes tıkanıklığı, çabuk yorulma gibi şikayetlerinin olduğunu dile getirdi.


“Yarım kalan doğum günü hastanede kutlandı”


“Adeta yeniden doğmuş gibiyim” diyen Yıldırım’a ANKA Hastanesi yönetimi güzel bir sürpriz yaptı. Yıldırım yarım kalan doğum gününü sağlıklı bir şekilde hastanede doktoru ile pasta keserek kutladı. Yıldırım ailesi bu jestten dolayı ANKA Hastanesi yönetimi ile Prof. Dr. Gökhan Gökaslan ve ekibine çok teşekkür etti. Sağlığına kavuşan Yıldırım, “Doktorların ve hemşirelerin ilgisi sayesinde adeta yeniden doğdum. Doğum günü pastamı sağlık dileyerek üfledim, herkese çok teşekkür ederim” dedi.


Prof. Dr. Gökhan Gökaslan, kalp krizinde erken müdahalenin çok önemli olduğunu belirterek, “Hastamız bize geldiğinde hemen müdahale ettik. Yarım kalan bir doğum günü vardı. Onu kutlayıp kendisine sağlıklı, uzun bir ömür diledik. Hastamızı sağlıklı bir şekilde taburcu etmenin sevincini yaşıyoruz” diye konuştu.



70 yaşındaki hastaya hastanede doğum günü sürprizi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.