SAĞLIK - 01 Aralık 2024 Pazar 11:37

Akciğer kanserinde umut dolu hikayeler

A
A
A
Akciğer kanserinde umut dolu hikayeler

SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında “Akciğer Kanserinde Umut Dolu Hikayeler” konulu toplantı düzenlendi.


SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, yaptığı konuşmada “Hastalarımızla bir arada olmaktan çok mutluluk duyuyoruz. Sadece bir arada olabilmenin ve sağlıkla ilgili konuşabilmenin mutluluğunu yaşayabileceğimiz bir toplantı organize ettik” dedi.


Sağlığın bir ekip işi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Elbeyli, “Başarı iki şeye endeksli. Birincisi bilinçli hasta ve hasta yakını. İkincisi ise bu işi yürütecek bilgili, deneyimli ve becerikli bir ekip” ifadelerini kullandı.



Tıp Fakültesine başlayışının 50’nci, hekimlikteki 43’üncü yılını kutlayan Prof. Dr. Elbeyli, şöyle devam etti: “Göğüs cerrahisi zorlu süreçleri beraberinde getiriyor. Ama bu süreçleri birlikte yürütüyor, zoru birlikte aşıyoruz. Doktorlarımız, yöneticilerimiz, hemşirelerimiz, fizyoterapistlerimiz, diyetisyenlerimiz, danışmanlarımız ve tıbbi sekreterlerimizle birlikte çalışarak başarı elde ediyoruz. Sağlıkla ilgili süreçlerde gizli birçok kahraman da var. Ameliyathane, laboratuvar, radyoloji, temizlik personelimiz, güvenlik görevlilerimiz gibi. Başarıyı sadece hekimlerin mahareti gibi algılamayın lütfen. Sağlık bir ekip işidir. Başarı bu ekibin bir bütün olarak gösterdiği özveri ve organize çalışmasının bir sonucudur. Hastanemizde büyük bir ekip var ve ben bu ekiple çalışmaktan gurur duyuyorum. Siz değerli hastalarımızın ve hasta yakınlarımızın bizlerle birlikteliği ve ekibin gücüyle başarıya ulaşıyoruz. Geldiğimiz noktaya baktığımızda ekip olarak çok şey başardık ve başarmaya da devam edeceğiz.”



SANKO Üniversitesi Hastanesi’nin güçlü, donanımlı ve başarılı bir hastane olarak, hizmet verdiğini söyleyen Prof. Dr. Elbeyli, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Özellikle kanser tedavisi gibi uzun süreçleri gerektiren rahatsızlıklarda bölge halkı modern teknolojinin gerektirdiği sağlık hizmetini her yönüyle hastanemizden alabilmesi büyük bir avantajdır. Kendi evinizde ve yakınlarınızla birlikte tedaviye gidip gelebileceğiniz imkanı sağlıyoruz. Bize ihtiyaç duyan tüm hastalarımız için her zaman buradayız. Sağlığınız her şeyden önemli.”



Akciğer kanseriyle mücadele eden hastaların hikayeleri


Prof. Dr. Levent Elbeyli’nin konuşmasının ardından akciğer kanseriyle mücadele eden hastalar hikayelerini paylaştı. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir / Bağımsız Denetçi T. B. (58), üç yıl önce akciğer kanseri teşhisi konulduğunu, üç kez ameliyat geçirdiğini iki kez de kemoterapi aldığını söyledi.


“Hocalarımın güler yüzü hep moral verdi. Tedaviler ve bu moralle çok şükür ben de bu hastalığı yendim. Herkese şifalar diliyorum” diyen T. B. Sözlerini şöyle sürdürdü: “Nasıl araçlarımızın yıllık bakımını aksatmıyorsak, kendimize de iyi bakmalıyız. Bu üç yıl boyunca ne zaman çağırdılarsa geldim, ilacımı ne zaman almamı söyledilerse aldım. Ben şifayı SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde buldum. Kendimize çok dikkat edelim. Buraya gelebilecek kadar sağlıklı olduğum için çok mutluyum. Umarım her yıl bu etkinlikte bir araya gelebiliriz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”



Bankacı E. K. (39) ise nefes almakta zorlanma şikayetiyle hastaneye başvurduğunu ve yapılan tetkikler sonucunda nefes borusunda tümör teşhis edilerek 2021 yılında akciğer kanseri teşhisi konulduğunu belirterek şöyle konuştu: “Ameliyat oldum, tedaviler aldım. Zorlu geçen üç yılın sonunda geçen hafta yapılan kontrollerim çok şükür temiz çıktı. Emeği geçen Prof. Dr. Levent Elbeyli, Opr. Dr. İbrahim Nacak Hocalarıma ve Göğüs Cerrahi Servisi personeline çok teşekkür ediyorum.”



SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi Sorumlu Hemşiresi İbrahim Kelleci’nin yönettiği toplantıda, beyaz kurdele takılan konuşmacılar ve konuklar canlı müzik programı ile karşılandı.



Toplantıya SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Sökücü, Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’nda görev yapan Opr. Dr. İbrahim Nacak, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdür Yardımcısı Rabia Ağar, Mesul Müdür Dr. Mehmet Subaşı, hastalar, hasta yakınları, sağlık ve idari personeller katıldı.



Akciğer kanserinde umut dolu hikayeler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul L’Oréal’den Türkiye ekonomisine 40 milyar TL’lik etki L’Oréal Türkiye, ülkemizdeki 40’ıncı yılını, güzelliğin bireylerden topluma, ekonomiden sürdürülebilirliğe kadar uzanan dönüştürücü etkisini/gücünü merkeze alan özel bir etkinlikle kutladı. "Dünyayı Harekete Geçiren Güzelliği Oluşturuyoruz" var oluş amacıyla hareket eden L’Oréal, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki oluştururken, 22 markası, yaklaşık bin çalışanı ve bugün Türkiye nüfusunun yaklaşık 3’te 1’ine denk gelen 27 milyon tüketiciye dokunan ekosistemiyle Türkiye güzellik sektörünün dönüşümüne katkıda bulunmayı sürdürüyor. Şirket bu kapsamda 40’ıncı yılını özel bir etkinlikle kutladı. Şirket faaliyet gösterdiği kategorilerdeki yüzde 25 pazar payıyla, gerçekleştirdiği etkinlikte, güzelliğin kültürel, ekonomik ve teknolojik boyutlarını tekno-güzellik vizyonu ve sürdürülebilirlik odaklı inovasyonlarıyla birlikte ele aldı. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, "Yalnızca güzellik ürünleri ve hizmetleri sunmuyor; insanların hayatına, hayallerine ve geleceğine eşlik ediyoruz. Güzelliği görünenin ötesinde bireyleri güçlendiren, toplumsal kalkınmayı destekleyen ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç olarak ele alıyoruz. Bugün tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi olarak inovasyon, bilim ve sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyuyor, geleceğin güzelliğini bugünden oluşturmaya devam ediyoruz" dedi. "Güzellik görünüşün ötesinde; özgüven, bakım ve toplumsal güçtür" Şirketin 40’ıncı yıl kutlamasında açılış konuşmasını gerçekleştiren Panayotova, "Güzellik sadece görünenle sınırlı değil; bireyleri güçlendiren, toplumsal fayda oluşturan ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç. Günlük bakım ritüellerinden bireylerin özgüvenli hissetmesine, toplumsal kalkınmadan ekonomik büyümeye uzanan geniş bir etki alanından söz ediyoruz. Tüketicilerimize her temas noktasında ‘Görülüyorsunuz, sizi anlıyoruz ve kendi benzersiz hikayenizde her zaman yanınızdayız’ mesajını veriyoruz. "Her Şey Seninle Güzel" diyerek şirket olarak insanların hayatı güzelleştirdiği her ana 40 yıldır eşlik etmekten gurur duyuyoruz. Bu güvenle, bilimi, teknolojiyi, inovasyonu ve insanı odağımıza alarak geleceğin güzelliğini bugünden oluşturma kararlılığımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. 40 yılda Türkiye’de güçlü büyüme: Türkiye nüfusunun üçte birine dokunan marka Şirket, 1986’dan bu yana güzelliği herkes için erişilebilir kılma vizyonuyla büyümeye devam ediyor. Bugün dört ana iş birimi; Tüketici Ürünleri, Lüks, Profesyonel Ürünler ve Dermatolojik Güzellik ile faaliyet gösteren şirket, 22 markası ve 8 bin 500’den fazla ürün çeşidiyle Türkiye genelinde yüz binlerce satış noktasında tüketicilere ulaşıyor. Yaklaşık 1000 çalışanıyla Türkiye nüfusunun 3’te 1’ine denk gelen 27 milyon tüketicinin hayatına dokunan şirket, bugün güzellik pazarının lideri konumunda bulunuyor. Şirket; dengeli marka portföyü ve inovasyon gücüyle her yıl pazar büyüme oranının yaklaşık 1.5-2 katı üzerinde büyümeyi hedefleyerek, bu başarıyı sürdürülebilir bir liderliğe dönüştürmeye devam ediyor. Güzellik ekonomisi: Her 1 istihdam, Türkiye’de 12 ek istihdam oluşturuyor Yapılan açıklamaya göre şirket, yalnızca güzellik sektörüne değil, Türkiye ekonomisine de güçlü katkı sağlıyor. Şirket, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki sağlarken, L’Oréal Türkiye’nin operasyonları doğrudan ve dolaylı olarak 10 binden fazla tam zamanlı istihdam oluşturuyor. Global bir araştırmaya göre şirket ekosisteminde oluşturulan her 1 kişilik istihdam, Türkiye genelinde 12 ek istihdam oluşturuyor. Tedarikçilerden eczanelere, kuaförlerden perakende ortaklarına, STK’lardan start-up’lara kadar uzanan geniş ekosistem; büyümeyi ve sosyal kalkınmayı destekliyor. Tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi Açıklamaya göre şirket, bugün kendisini yalnızca bir güzellik şirketi olarak değil, "tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi" olarak tanımlıyor. Şirket, yıllık yaklaşık 1 milyar Euro Ar-Ge yatırımı, dünya genelinde 4 binden fazla bilim insanı, yılda 725 patent ve 5 bin 900 teknoloji ve veri uzmanıyla geleceğin güzelliğini bugünden inşa ediyor. İstanbul ise Grup’un dünya genelindeki 7 Açık İnovasyon Merkezi’nden biri. Türkiye’de ise 2014 yılında başlayan dijital güzellik yolculuğu, bugün 14’ü aktif olmak üzere toplam 22 dijital servis ile devam ediyor. Dijitalleşmeyi büyüme motoru olarak konumlayan şirket, 2025’te dijital servislerinde 7 milyon oturuma ulaştı. Kullanıcıların 6,3 milyon renk tonu denediği ve kişi başına ortalama 19 görünüm keşfettiği bu ekosistem, 1 dakika 8 saniyelik etkileşim süresiyle öne çıkıyor. Şirket, aynı yıl Avrupa Bölgesi’nde en yüksek ‘keşfedilebilirdik oranına’ ulaşarak başarısını uluslararası düzeye taşıdı. Bilim ve teknolojiden güç alan bu yapı; yapay zekâ ve artırılmış gerçeklik destekli servislerle tüketicilere ultra kişiselleştirilmiş güzellik deneyimleri sunuyor. Sanal cilt analizlerinden makyaj denemelerine, saç ve cilt bakım önerilerinden online güzellik danışmanlığına kadar uzanan bu ekosistem; e-ticaret, veri ve CRM gücüyle birleşerek tüketiciyle daha derin ve anlamlı bağlar kurulmasını sağlıyor. Güzelliğin geleceği sürdürülebilirlikte şekilleniyor Sürdürülebilirliği sadece çevresel bir hedef değil, iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak gören şirket; bu yaklaşımını 2020 yılında başlattığı ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin 17 maddesinin 16’sını kapsayan "Gelecek İçin L’Oréal" programı üzerine kurguluyor. Türkiye’deki tesislerinde yüzde 100 yeşil enerji kullanan şirket, sürdürülebilirliği ürün geliştirmeden son kullanıcıya kadar uzanan bütünsel bir dönüşüm alanı olarak ele alarak, teknoloji ve bilimi yalnızca inovasyon için değil, sürdürülebilirlik için de kullanıyor. Şirket, İstanbul içi lüks ve profesyonel ürün dağıtımlarında yıllık 58 ton karbon emisyonunun önüne geçerken, direkt e-ticaret sitelerinden yapılan tüm teslimatlarda ise sıfır plastik kullanımıyla fark oluşturuyor. Mağaza teslimatlarında yeniden kullanılabilir kutu sistemine geçerek yıllık 400 ton su tasarrufu elde ederken; müşterilerine sunduğu yeşil dönüşüm desteğiyle bugün yeşil salon ve yeşil eczane projelerine destek veriyor. Garnier Sosyal ve Çevresel Etiketleme sistemi ile tüketicilere ürünleriyle ilgili şeffaflık sunmaya devam eden şirket, Impact+ iş birliği ile dijital medya kampanyalarında 41 ton karbon emisyonu azaltımı sağlıyor. Tedarik zinciri aracılığıyla yüzde 61’i kadın girişimci ve yüzde 39’u KOBİ’lerden oluşan toplam 146 kişiye istihdam desteği sağlıyor.
İstanbul Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Mustafa Muhittin Fisunoğlu son yolculuğuna uğurlandı Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mustafa Muhittin Fisunoğlu, İstanbul’da düzenlenen askeri törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı. 98 yaşında hayatını kaybeden eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mustafa Muhittin Fisunoğlu için Üsküdar’daki Selimiye Camii’nde askeri cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Fisunoğlu’nun Türk bayrağına sarılı naaşı, askerlerin omuzlarında askeri top aracına taşındı. Törende askeri erkan hazır bulunurken, Fisunoğlu’nun ailesi ve yakınları da taziyeleri kabul etti. Düzenlenen askeri tören kapsamında saygı duruşunda bulunulurken, duaların edilmesinin ardından Fisunoğlu’nun naaşı defnedilmek üzere Karacaahmet Mezarlığı’na götürüldü. Muhittin Fisunoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) uzun yıllar çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevinde bulunmuş, 1993 yılında emekliye ayrılmıştı. Cenazesiyle ilgili yıllar önce dikkat çeken vasiyette bulunmuştu Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Muhittin Fisunoğlu, emekliliğinin ardından verdiği röportajlarda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki bazı komuta kademelerine yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştu. Fisunoğlu, dönemin üst düzey komutanları olan Doğan Güreş, İsmail Hakkı Karadayı, Halis Burhan ve Vural Beyazıt’a kırgın olduğunu belirterek, kendisine gönderildiğini ifade ettiği "şantaj mektubu" nedeniyle bu isimleri affetmediğini söylemişti. Fisunoğlu, söz konusu açıklamasında, "Sivil ve düşüncemi yansıtmakta hür bir insanım. Doğan Güreş, Karadayı, Halis Burhan ve Vural Beyazıt’a dargınım. Bana şantaj mektubu yazmalarından dolayı onları affedemiyorum. Vasiyet ediyorum, sakın cenazeme de gelmesinler" ifadelerini kullanmıştı. Fisunoğlu’nun bu sözleri, 1990’lı yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki komuta kademesinde yaşanan görüş ayrılıkları ve askeri vesayet tartışmalarına yönelik sert çıkışlardan biri olarak hafızalarda yer etmişti. Cenaze törenine Fisunoğlu’nun ailesi ve sevenleri yanı sıra, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, 26’ıncı Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ ve çok sayıda askeri personel katıldı.