POLİTİKA - 13 Haziran 2025 Cuma 16:45

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ’Gaziantep İş Dünyası Buluşması’na katıldı

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ’Gaziantep İş Dünyası Buluşması’na katıldı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi" dedi.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi programa ve toplantılara katılmak üzere Gaziantep’e geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Gaziantep İş Dünyası Buluşması" programında konuştu.



"Bir sonraki yıl tek haneli enflasyon oranlarına ulaşacağız"


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Gaziantep’te çok güzel programlara iştirak ediyoruz. Gece geç saatlere kadar çalışmalarımızı sürdürecek ve inşallah ardından dönüşümüzü gerçekleştireceğiz. Özellikle Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSEB) bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi, şu anda Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesindeyiz. Ankara, İstanbul gibi büyükşehirlerdeki organize sanayi bölgelerinden daha büyük ölçekli bir bölgede bulunuyoruz. Yaklaşık 300 bin kişinin çalıştığı, evine ekmek götürdüğü dev bir üretim merkezindeyiz. Gaziantep denince akla girişimcilik, ekonomi, istihdam, üretim, ticaret ve ihracat gelir. Bu organize sanayi bölgemiz de bu kavramların en güzel sembollerinden biridir. Burada bizleri misafir ettikleri için kıymetli başkanımıza ve iş dünyamızın değerli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Kısaca bir değerlendirme yaparak sözü sizlere bırakmak istiyorum. Çünkü asıl sizleri dinleyeceğiz. İş dünyası bizim için son derece kıymetlidir. Üreten insanlar, bu ülkede taş üstüne taş koyanlar, istihdam sağlayanlar, ihracat yapanlar ve girişimciler bizim için çok değerlidir. Gerek makro düzeydeki politikalarımızı, gerekse bölgesel ya da il bazındaki çalışmalarımızı planlarken, iş dünyası ile sürekli istişare içinde olmaya büyük özen gösteriyoruz.


Orta Vadeli Programımızı da yine iş dünyasıyla istişare ederek şekillendirdik. Farklı sektörlere yönelik politikalarımızı da aynı şekilde ortak akılla yürütüyoruz. Gittiğimiz her yerde iş dünyasıyla bir araya gelmeye, onları dinlemeye gayret ediyoruz. Çünkü sahayı en iyi tanıyan, reel sektörde ne olup bittiğini en iyi bilen yine sizlersiniz. Bu nedenle görüşleriniz ve önerileriniz bizim için çok değerli.


Uyguladığımız bir programımız var. Bu program bir istikrar programıdır. Fiyat istikrarına, enflasyonu düşürmeye odaklı bir programdır. Programın ana çerçevesi ve istikameti bellidir. Bu çerçeveye bağlı kalmak kaydıyla, her kesimle açık bir iletişim kurmaya hazırız. Yaklaşımımız selektiftir; yani seçici ve hedef odaklıdır. Makro ekonomik dengeleri bozmadan, gerekli adımları atmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bugüne kadar bu anlayışla hareket ettik, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz. Küresel ekonominin içinde bulunduğu durumu hepimiz yakından takip ediyoruz. IMF’nin tahminlerine göre bu yıl dünya ekonomisi sadece yüzde 2,8 oranında büyüyecek. Hatta bu tahminin daha da aşağıya çekilmesi gündemde. Dünya Ticaret Örgütü ise daha da kötümser. Küresel ticaret artışının yüzde 1,7 olacağı öngörülüyor, hatta bazı değerlendirmelere göre negatif bile olabilir. Dolayısıyla böyle bir küresel tablo içerisinde değerlendirmelerimizi yapmak durumundayız. Türkiye için Avrupa pazarı son derece önemli. Ancak Avrupa uzun süredir durgun bir seyir izliyor. Dış talebimizin önemli bir kısmı Avrupa, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika’dan geliyor. Ancak özellikle Avrupa’da henüz beklediğimiz ölçüde bir toparlanma gözlemleyemiyoruz. Ukrayna Savaşı’nın etkileri, Gazze’deki trajik gelişmeler ve artan jeopolitik gerilimler de bu durumu daha karmaşık hale getiriyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisi yoluna kararlılıkla devam ediyor. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yılın ilk çeyreğinde de büyümeyi sürdürdük. Tam 19 çeyrektir kesintisiz büyüme sağladık. Üstelik bunu istikrar içinde gerçekleştirdik. İç talep ve dış talep arasında bir denge gözeterek büyümemizi sürdürüyoruz. Orta Vadeli Programımızın dört temel amacı var. Bunların başında gelen en önemli hedefimiz enflasyonu düşürmektir. Yüksek enflasyon, kamu sektörü, özel sektör ve toplumun tüm kesimleri için olumsuz sonuçlar doğurur. Belirsizlik oluşturur, öngörülebilirliği bozar ve ekonomik dengeleri sarsar. Bu nedenle fiyat istikrarı hepimiz için kritik öneme sahiptir. Enflasyonla mücadelede geçici bazı zorluklar yaşanabilir. Bu süreçleri hep birlikte yöneteceğiz. Ancak düşük enflasyonun sağlayacağı uzun vadeli kazanımlar çok daha büyüktür. Türkiye’nin büyüme tarihine baktığımızda, en çok büyüdüğümüz dönemlerin düşük enflasyon dönemleri olduğunu görürüz. Bu yüzden kısa vadeli etkiler uğruna uzun vadeli hedeflerden vazgeçmemeliyiz.


Programımız çalışıyor. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında enflasyon yüzde 75,5 seviyesine ulaşmıştı. Bu yıl aynı dönemde ise yüzde 35,4’e gerilemiş durumda. 40 puanın üzerinde bir düşüş sağladık. Bu, içinde bulunduğumuz zor küresel şartlara rağmen programımızın işlediğinin somut bir göstergesidir. Yıl sonunda yüzde 20’li rakamları, önümüzdeki yıl yüzde 10’lu rakamları konuşacağız. Bir sonraki yıl ise tek haneli enflasyon oranlarına ulaşacağız. O zaman zaten bugünkü gibi enflasyon konuşmaz hale geleceğiz. Hedeflerimize kararlı bir şekilde ilerliyoruz. Hepinize bu sürece verdiğiniz katkılar için teşekkür ediyorum" dedi.


"Enflasyonla mücadele ederken, toplumun refahını artıracak, alım gücünü koruyacak politikaları da aynı kararlılıkla hayata geçiriyoruz"


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Son dönemde Türkiye içinde bazı siyasi tartışmalarla birlikte, haksız bir güvensizlik algısı oluşturulmaya çalışıldı. Aynı dönemde, ABD Başkanı Trump’ın yeni tarifeleri ilan etmesi küresel ölçekte finansal risk algısını artırdı. Bu gelişmeler, Türkiye’ye ilişkin göstergelere de yansıdı; rezervlerde bir miktar gerileme yaşandı, ülke risk primi olarak bilinen CDS oranlarında yükseliş görüldü. Ancak son haftalarda bu trend tersine dönmüş durumda. Merkez Bankamızın rezervleri, son açıklanan verilere göre 155,9 milyar dolara ulaştı. Bu seviye, önceki dönemde 132-133 milyar dolara kadar gerilemişti. Yani yeniden güçlü bir toparlanma sağlandı. CDS dediğimiz ülke risk primi, kamunun ve özel sektörün dış borçlanmalarında ödeyeceği faiz oranlarını etkileyen kritik bir göstergedir. 2 Nisan’da Trump’ın tarifeleri açıklamasından önce CDS 309 seviyesindeydi, açıklamayla birlikte 379 seviyesine kadar yükseldi. Sadece Türkiye değil, tüm gelişmekte olan ülkelerin risk primleri bu dönemde arttı. Ancak bugün, 11 Haziran itibarıyla CDS’imiz yeniden 287 seviyesine kadar geriledi. Bu, ciddi bir iyileşmenin göstergesidir. Finansal piyasalarda bir normalleşme sürecindeyiz ve önümüzdeki bir iki ay içinde daha sağlıklı bir zemine oturacağımızı rahatlıkla ifade edebilirim. Programımızın dört temel hedefi bulunuyor. Birinci hedefimiz enflasyonu düşürmek ve finansal istikrarı güçlendirmektir.


Bunu sağlamak için fiyat istikrarını önceliklendirdik. Enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat ettik, bu süreci sürdüreceğiz. İkinci hedefimiz sağlıklı ve sürdürülebilir büyümedir.


Bu büyümeyi dengeli şekilde, hem iç talep hem de dış talep arasında denge kurarak gerçekleştirmek istiyoruz. Geçtiğimiz yıl bu hedef doğrultusunda başarılı olduk. Bu yılın iki çeyreğinde de yüzde 2 civarında bir büyüme sağladık. Mevsim etkilerinden arındırıldığında bu oran yüzde 2,7’ye ulaşıyor. Küresel büyümenin yüzde 2,8 seviyesinde olması beklenirken, Türkiye’nin bu büyüme oranı oldukça anlamlıdır. Önümüzdeki dönemde de yatırımla, istihdamla, üretimle ve ihracatla yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Üçüncü önceliğimiz sosyal refahtır.


Ekonomik sistemin nihai amacı, toplumun refahını artırmaktır. Ancak bu refah geçici ya da yapay değil, kalıcı ve adil olmalıdır. Enflasyonla mücadele ederken, toplumun refahını artıracak, alım gücünü koruyacak politikaları da aynı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Popülist söylemlerle değil, gerçekçi adımlarla sosyal refahı sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Dördüncü temel amacımız ise depremin yaralarını sarmaktır.


2023’te yaşadığımız depremler, kamuya 100 milyar doları aşan bir mali yük getirdi. Devlet, son üç yılda her yıl yaklaşık 30-35 milyar dolarlık bir harcamayı bütçesinden karşılayarak bu yükü omuzladı. Bu durum bütçe açığımızı geçici olarak artırdı. Ancak bu harcamalar büyük ölçüde yatırım niteliğinde olduğu için illerimizi geleceğe daha dayanıklı, dirençli bir şekilde hazırlıyoruz. Bu yılın sonu itibarıyla, başta Gaziantep olmak üzere deprem bölgesindeki çalışmaların büyük oranda tamamlanmış olmasını hedefliyoruz. 2026 yılından itibaren ise kamu bütçesinin bu yükten önemli ölçüde kurtulacağını ve sosyal taleplere daha güçlü şekilde yanıt verebileceğimiz bir döneme gireceğimizi öngörüyoruz. Bu dört ana hedef doğrultusunda programımızı kararlılıkla uygulamaya devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve desteği, sosyal paydaşların ve iş dünyasının katkılarıyla bu süreci birlikte yürütüyoruz. Bu anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz. Ancak şu da çok önemlidir: Bu hedeflere sadece para politikasıyla ulaşmak mümkün değildir. Orta Vadeli Programımızda para politikasının yanında maliye politikaları ve yapısal reformlara da büyük önem veriyoruz. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda bu yapısal dönüşüm başlıklarını detaylı biçimde ele aldık. Bu dönüşümde beş alanı öncelikli görüyoruz. Sulama ve gıda arzı. Gıda fiyatlarını düşürmenin en doğrudan yolu, arzı artırmaktır. Bu da sulama altyapısının güçlendirilmesiyle mümkündür. Bu yıl Devlet Su İşleri’ne (DSİ) tarihinin en yüksek ödeneğini verdik ve özellikle tamamlanmaya yakın projelere öncelik tanıdık. Enerji bağımsızlığı. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, cari açığın azalması açısından da kritik öneme sahip. Mecliste enerji alanında çok daha etkin, bürokrasisi azaltılmış düzenlemeler için hazırlıklar sürüyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmak, yerli kaynakları daha etkin kullanmak için Tarım, Çevre ve Enerji Bakanlıklarımızla koordineli şekilde çalışıyoruz. Nükleer ve diğer kaynakları da bu çerçevede devreye alarak enerjide kapsamlı bir dönüşüm sağlayacağız. Sonuç olarak, ekonomik hedeflerimiz net, stratejimiz sağlamdır. Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi sürdürmek, sosyal refahı artırmak, depremin yaralarını sarmak ve yapısal dönüşümleri hayata geçirmek temel önceliklerimizdir. Tüm bu adımları birlikte, istişare içinde atıyoruz. Önümüzdeki süreçte de bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


"Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi"


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Son dönemde Türkiye’de içeride bazı siyasi tartışmalar yoluyla güvensizlik algısı oluşturulmaya çalışıldı. Aynı dönemde ABD Başkanı Trump yeni gümrük tarifeleri açıkladı. Bu gelişmeler küresel risk algısını, özellikle de Türkiye’nin risk primini artırdı. Bu süreçte rezervlerde bir miktar düşüş oldu, CDS (ülke risk primi) oranı yükseldi. Ancak son haftalarda bu eğilim tersine döndü. Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi. CDS oranı ise 287 seviyesine geriledi. Finansal piyasalar normalleşme sürecine girdi. Önümüzdeki 1-2 ay içinde daha sağlıklı bir zemine oturması bekleniyor. Ekonomik hedeflerimiz dört başlıkta toplanıyor: Enflasyonla Mücadele ve Finansal İstikrar: Enflasyonu düşürmek öncelikli hedefimiz. Finansal istikrarı güçlendirerek sürdürülebilir büyümeyi sağlamaya çalışıyoruz. Sağlıklı ve Dengeli Büyüme: Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da iç ve dış talebi dengeli biçimde büyütmeye devam edeceğiz. Yılın ilk iki çeyreğinde yüzde 2, mevsim etkisinden arındırıldığında yüzde 2,7 büyüme sağladık. Sosyal Refah: Geçici değil, kalıcı refah artışı hedefliyoruz. Enflasyonla mücadele sayesinde gerçek refah artışı mümkün olacak. Popülist yaklaşımlardan uzak duruyoruz. Deprem Sonrası İyileşme: Depremin oluşturduğu mali yük büyük. Yaklaşık 100 milyar doları aştı. Ancak yapılan harcamalar yatırım niteliğinde olduğu için uzun vadede fayda sağlayacak. Yıl sonunda, Gaziantep başta olmak üzere birçok bölgede çalışmalar tamamlanmış olacak. Bunların yanı sıra yapısal reformlara da ağırlık veriyoruz. Beş temel öncelik alanımız şunlar: Tarım ve Gıda Arzı: Sulama projeleriyle tarımsal üretimi artırmayı hedefliyoruz. DSI’ye tarihinin en yüksek ödeneğini verdik. Enerji Bağımsızlığı: Yenilenebilir enerjiye ve enerji yatırımlarına hız veriyoruz. Bürokratik engelleri azaltacak yeni düzenlemeler yapılıyor. Konut Politikaları: Hizmet enflasyonu yüksek seviyede. Bunu düşürmek için konut arzını artırmak istiyoruz. Deprem bölgelerinde sosyal konutlar yapılırken, OSB’lere yakın yaşam alanları da planlanıyor. Bu sayede kira, ulaşım ve zaman maliyetleri azalacak. Lojistik: Üretim alanları ile pazarlara ulaşımı, kolaylaştırmak için demir yolu başta olmak üzere lojistik yatırımları önceliklendiriyoruz. İnsan Kaynağı: Eğitim sistemimizi iş gücü piyasasının ihtiyaçlarıyla örtüştürmeye çalışıyoruz. Mesleki eğitimi özel sektörle entegre edecek projeler geliştiriyoruz. Gaziantep, sadece ekonomik gücüyle değil, sosyal duyarlılığıyla da örnek bir ilimiz. Suriye’deki gelişmeler Gaziantep için büyük fırsatlar oluşturabilir. Siyasi istikrar sağlandığında, Suriye ekonomisinin hızla büyümesi bekleniyor. Bu da Gaziantep’i büyük bir ticaret merkezi haline getirebilir. Kamu olarak Gaziantep’e önemli destekler sağlıyoruz. Sağlık yatırımları kapsamında bin 875 yataklı yeni hastane hizmete alındı. Ayrıca bin 294 yatak kapasiteli yeni sağlık projeleri devam ediyor. Kültür yatırımları kapsamında Gaziantep Kalesi ve Arkeoloji Müzesi gibi projeler yürütülüyor. Şahinbey’deki yeni kütüphane Türkiye’de örnek projelerden biri. İslahiye, Nurdağı, Araban, Oğuzeli gibi ilçelerde kütüphane projelerine de ciddi bütçeler ayrıldı. Sanayi yatırımları kapsamında Gaziantep’teki OSB’ler için milyarlarca liralık yatırımlar yapılıyor. Küçük sanayi siteleri, ayakkabı, mobilya ve teknoloji ihtisas OSB’leri gibi projelere önemli kaynaklar aktarılıyor. Karayolu ulaşımı ve diğer altyapı projelerinde de önemli ilerlemeler sağlandı" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Ormancılar kıyasıya yarıştı Türkiye genelinde düzenlenen ormancılık yarışmaları kapsamında, Trabzon bölge seçmeleri gerçekleştirildi. Orman Genel Müdürlüğü tarafından 2026 yılı itibarıyla ülke genelinde başlatılan ormancılık yarışmaları kapsamında, Trabzon bölge elemeleri Turup Millet Ormanı’nda gerçekleştirildi. Araklı ilçesinde düzenlenen organizasyonda Trabzon, Artvin, Erzurum, Giresun, Sinop ve Amasya’dan gelen ekipler; orman oryantiringi, genç meşcerelerde gelecek vaat eden ağaçların belirlenmesi, ölçüm ve kayıt çalışmaları, hedefe atış ile yangınlara müdahale parkurlarında performanslarını ortaya koydu. Etkinliğin, katılımcıların mesleki yetkinliklerini geliştirmesinin yanı sıra kurumlar arasındaki iş birliğini de artırması hedefleniyor. Türkiye ormancılık yarışmaları ile ilgili bilgiler veren Trabzon Orman Bölge Müdürü Emin Yılmaz, "Türkiye Ormancılık Yarışmalarında final öncesi son bölgesel yarışma ayağı yapılıyor. Trabzon’da Artvin, Erzurum, Giresun, Amasya, Sinop ve Trabzon bölgeler olarak yarışıyoruz. Bugün ikinci gün. İlk günü heyecanlı ve güzel geçti. Yarışma etaplarımıza baktığımız zaman yaptığımız işlerinde minyatürlerini burada yaptırmaya çalışıyoruz. Yangın etabımız vardı. Arazözlerle birlikle yangın söndürmeyi canlandırdık. Daha sonra ormancılarımızın yarıştığı bir etabımız vardı. Ölçüm ve saha işlerimiz vardı. Bugün ise ormanların bakımını baktığımız silvi kültür atış ve teknik bilgi gerektiren oryantirik dediğimiz ormanda yön bulma yarışması oldu. Burada amaç hem bölgeler arasında kaynaşmayı sağlamak hem de ekiplerin beraber hareket etme becerisini geliştirmek. Bir yarışma ancak şölen ve eğlence havasında yaptığımız işlerin tekrarını yapıyoruz. Herkesin daha konsantre olması amaçlanıyor. Ormancılar bu etkinliklerle yaptıklarını eksiklikleri görebiliyorlar" ifadelerini kullandı.
Malatya ’Süper gıda’ arı sütü Malatya’da mercek atında Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çok yönlü araştırma, arı sütünün kalitesini belirleyen sırları gün yüzüne çıkardı. Doğanşehir (Buğday Deresi) ve Battalgazi’de (Uluköy) eş zamanlı olarak gerçekleştirilen çalışma, hem üreticiye yol haritası çiziyor hem de "kaliteli arı sütü" peşindeki tüketiciyi uyarıyor. "Gençlik iksiri" olarak adlandırılan arı sütü, artık bilimsel bir reçeteye sahip. Malatya Turgut Özal, İnönü ve Fırat Üniversitelerinden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı araştırma, arı sütünün içeriğinin sadece bölgeye göre değil, arıcının verdiği ek besine göre de nasıl değiştiğini kanıtladı. Yürütücülüğünü Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nden Doç. Dr. Semiramis Karlıdağ’ın yaptığı bir bilimsel araştırma, arı sütünün biyokimyasal ve aromatik bileşimi üzerinde çevresel faktörlerin ve besleme yöntemlerinin kritik etkilerini ortaya koydu. Karlıdağ ve çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirilen araştırma, bölgedeki arıcılık faaliyetleri için önemli bilimsel veriler sunuyor. Araştırma kapsamında Malatya’nın iki farklı bölgesi olan Doğanşehir ve Battalgazi Uluköy’de, farklı karbonhidrat kaynaklarıyla (glikoz, sükroz ve ticari arı yemi) beslenen bal arısı kolonilerinden elde edilen arı sütleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizler sonucunda, hem coğrafi konumun hem de beslenme yönteminin arı sütünün kalitesini belirleyen biyokimyasal ve uçucu bileşik profilini doğrudan etkilediği belirlendi. Araştırma kapsamında arı sütlerinde 50’den fazla uçucu organik bileşik tespit edildi ve bu bileşiklerin aroma, kalite ve potansiyel biyolojik etkiler açısından önemli rol oynadığı ortaya kondu. Bulgular, arı sütünün kimyasal profilinin üretim şartlarına bağlı olarak önemli ölçüde değişebildiğini göstererek kalite kontrol ve ürün standardizasyonu açısından önemli bir bilimsel temel sundu. Coğrafya fark oluşturuyor Ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, bölgedeki bitki çeşitliliğinin arı sütünün kalitesini doğrudan etkilemesi oldu. Tüm bu farklılıklar, arıların farklı beslenme yöntemlerine göre seçtikleri farklı botanik orijinlerden kaynaklandı. Doğanşehir’in zengin florası, arı sütünün en önemli kalite göstergesi olan 10-HDA (10-hidroksi-trans-2-dekenoik asit) maddesinin üretimini doğal olarak tetikliyor. Şeker tipi kaliteyi değiştiriyor En yüksek kalite Doğanşehir’de: Arı sütünün en önemli kalite göstergelerinden biri olan 10-HDA içeriği, Doğanşehir bölgesinde glikozla beslenen kolonilerde yüzde 2,77 ile en yüksek seviyeye ulaştı. Arı sütü üretiminde yaygın bir uygulama olan ek besleme, araştırmanın odak noktalarından biri idi. Bilimsel sonuçlar, sanılanın aksine her şekerin aynı etkiyi oluşturmadığını gösterdi. Glikoz ile beslenen arıların ürettiği arı sütünde, bağışıklık ve hücre yenileyici özelliğiyle bilinen 10-HDA oranının en yüksek seviyeye ulaştığı saptandı. Glikoz takviyesi, arı sütündeki koruyucu enzimlerin (invertaz ve katalaz), toplam protein, prolin ve 10-HDA miktarının da artmasını sağladı. Sükroz (çay şekeri) ile beslenen gruplarda enzim aktivitelerinin daha düşük kaldığı gözlemlendi. Bölgesel etkiler: Doğanşehir’in çevresel şartlarının 10-HDA üretimini teşvik ettiği, Uluköy’ün ise zengin polen ve nektar çeşitliliği sayesinde toplam amino asit üretimini desteklediği gözlemlendi. Antioksidan kapasitesi: Beslenme rejiminin arı sütünün fenolik bileşik profili ve antioksidan kapasitesi üzerinde önemli değişimlere yol açtığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların arı sütü üretiminde besleme stratejilerinin optimize edilmesi, ürün kalitesinin artırılması ve coğrafi köken doğrulaması gibi alanlarda önemli katkı sağlayacağını vurguluyor. Çalışma, endüstriyel karbonhidrat kaynaklarının arı sütünün biyokimyasal yapısını nasıl şekillendirdiğini ortaya koyarken, glikoz takviyesinin arı sütü kalitesini artırmak için etkili bir üretim stratejisi olabileceğini gösteriyor. Elde edilen veriler, Türkiye’de sınırlı miktarda üretilen arı sütünün daha yüksek katma değerle üretilmesi ve uluslararası pazarda rekabet gücünün artırılması açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Arıcılığa ve ekonomiye büyük katkı Türkiye, arıcılıkta dünya devlerinden biri olmasına rağmen arı sütü üretimi henüz istenen seviyede değil. Bu çalışma, arıcılara ürün kalitesini artırmak için bilimsel bir "besleme takvimi" sunuyor. Bilim insanları, doğru lokasyon ve doğru karbonhidrat kaynağı seçimiyle Türkiye’nin yıllık arı sütü rekoltesinin ve kalitesinin katlanabileceğini vurguluyor. Tüketiciye uyarı: Suistimallere dikkat Araştırma, arı sütünün kalitesindeki hassasiyeti de ortaya koydu. Bilim heyeti, bu değerli ürünün suistimal edilmeye açık olduğunu hatırlatarak şu uyarılarda bulundu: Analiz şart: Sadece rengine ve tadına bakarak arı sütünün kalitesi anlaşılamaz. Mutlaka laboratuvar onaylı 10-HDA oranlarına bakılmalı. Saklama şartları: Arı sütü biyokimyasal olarak çok hassastır. Araştırmada kullanılan tüm örnekler eksi 18 derecede korunmuştur; oda sıcaklığında bekletilen ürünlerde bu mucizevi bileşenler hızla kaybolur. Doğallık aldatmacası: Tamamen doğal ortamda, ek besleme yapılmadan üretilen kontrol gruplarında bazı değerlerin daha düşük çıkması, kontrollü bilimsel beslemenin "kaliteyi standardize etmek" için bir gereklilik olduğunu gösterdi. Ancak bu durum, merdiven altı şuruplarla yapılan üretimle karıştırılmamalıdır. Çalışmanın sonuçları, arı sütünün sadece bir gıda takviyesi değil, aynı zamanda apiterapide (arı ürünleriyle tedavi) kullanılacak tıbbi bir materyal olarak standartlaştırılması gerektiğini kanıtlıyor. Bölgesel farklılıkların (toprak yapısı, botanik orijin) arı sütünün "fenolik bileşiklerini" yani antioksidan gücünü ve enzim içeriklerini değiştirmesi, Malatya gibi illerin bu konuda özel bir marka haline gelebileceğinin sinyalini veriyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, üniversite olarak Malatya’da tarım ve hayvancılık alanında bilimsel çalışmalarla üretime katkı sağlamaya devam edeceklerini belirterek araştırmada emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti.
Kocaeli Gölcük’te kadın el emeği satış mağazası için çalışmalar başladı Gölcük Belediyesi tarafından kadınların ekonomik hayata katılımını desteklemek ve el emeği ürünlerin satışına imkan sağlamak amacıyla hayata geçirilen "Kadın El Emeği Satış Mağazası" projesinde inşaat çalışmaları başladı. Gölcük Belediyesi, kadın istihdamını artırmaya yönelik projeleri kapsamında İpekyolu Bulvarı üzerinde yeni bir satış merkezi inşa ediyor. Kadınların kurslarda ve evlerinde ürettikleri ürünleri doğrudan tüketiciyle buluşturabileceği modern mağazanın yapımına başlandı. Eski hobi bahçelerinin bulunduğu alanda 140 metrekarelik bina olarak tasarlanan mağaza; İpekhan Kafe’nin alt kısmında, yapımı planlanan Mola Evi’nin ise karşısında yer alacak. Belediye ekiplerinin hızla başladığı çalışmaların 2 ay içerisinde tamamlanarak merkezin hizmete açılması hedefleniyor. Başta belediye bünyesindeki GÖLMEK ile KOMEK kursiyerleri olmak üzere tüm üretken kadınlara açık olacak mağaza, hem aile ekonomisine katkı sağlayacak hem de ilçenin yerel ticaretine hareketlilik getirecek. Üretimin her aşamasında yer alan kadınların yanında olmaya devam edeceklerini belirten Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, "Emeğiyle, alın teriyle ve azmiyle hayatın her alanında var olan kadınlarımız için üretmeye ve destek olmaya devam ediyoruz. Bu mağaza, kadınlarımızın el emeğine değer katacak önemli bir adım olacak. Tüm hemşehrilerimize ve özellikle emekçi kadınlarımıza şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" dedi.
İzmir Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem İzmir ve Manisa’nın elektrik altyapısını yöneten Gdz Elektrik, artan talebi karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı riskleri yönetmek için kapsamlı bir yatırım süreci başlatıyor. Şirket, 5 yıllık plan kapsamında, dağıtım altyapısını güçlendirmeyi ve dijital izleme sistemleriyle altyapı yönetimini modernize etmeyihedefliyor. Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, "İzmir ve Manisa’da, artan enerji talebini karşılamak ve sistemi iklim etkilerine karşı daha dayanıklı hale getirmek için yatırımlarımızı hızlandırıyoruz" dedi. Türkiye’nin öncü gruplarından Aydem Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Gdz Elektrik, altyapı yatırımları ve dijitalleşme adımlarıyla operasyonlarını geliştiriyor. Şirket, dağıtım ağını uçtan uca izleyebilen ve yönetebilen entegre sistemlerle hem fiziksel hem de teknolojik altyapısını güçlendiriyor. İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, sektörün dönüşümü ve şirketin yatırım planları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Yeni dönemde stratejik odağın, müşteri memnuniyeti ile kesintisiz ve güvenli enerji arzı olduğunu belirten Bayramoğlu, altyapının güncel ihtiyaçlara göre güçlendirilmesi ve dijital sistemlerle daha etkin şekilde yönetilmesini planladıklarını ifade etti. Bayramoğlu, "Yatırımlarımızı güvenli ve kesintisiz enerji hedefiyle şekillendiriyoruz. Altyapıyı güçlendirirken,yerli ve yenilikçi teknolojileri önceliklendirip dağıtım sistemine müdahale hızını artırıyoruz" dedi. "En büyük önceliğimiz, müşterilerimizin elektriğe güvenli ve kesintisiz şekilde ulaşması. Hizmet kalitesini sürekli artırmak için yenilikçi projeleri devreye almayı sürdürüyoruz. 2026, yeni yatırım dönemimizin başlangıcı olması sebebiyle stratejik açıdan kritik önem taşıyor" diyen Bayramoğlu planlanan yatırımlara ilişkin detayları paylaştı. Ege’de elektrik altyapısına 64,2 milyar TL’lik yatırım 2025 yılında yaklaşık 18,3 TWh saat enerji dağıtımıyla Türkiye tüketiminin yüzde 8,1’ini karşılayan Gdz Elektrik, İzmir ve Manisa’da artan enerji talebini karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı risklere karşı alt yapıyı güçlendirmek için 2026-2030 döneminde kapsamlı bir yatırım programı yürütecek. Şirket, 5 yılda toplam 64,2milyar TL yatırım planlıyor. Gdz Elektrik bölgede yaklaşık 124 bin kilometre hat ağı ve 38 bin adet trafo üzerinden 6 milyon nüfusa hizmet sağlıyor. Planlanan yatırımların hedefi, altyapının dayanıklılığını artırmak, hizmet sürekliliğini güvence altına almak ve artan enerji talebini karşılamak. Çalışmalarla, şebeke dayanıklılığının artırılması, aşırı hava şartlarında kesintilerin engellenmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunun güçlendirilmesi sağlanacak. Program kapsamında ekonomik ömrünü tamamlayan şehir içi hava hatlarının yer altına alınması, yeni trafo merkezlerinin devreye alınması, güçlendirilmesi ve kapasite artışının sağlanması öne çıkıyor. Bu sayede hizmetin kaliteli ve kesintisiz karşılanması hedefleniyor. Kesintilerle mücadelede kalıcı dönüşüm planı Şirketin dönüşüm sürecinde öncelikli başlıklarından biri kesintilerin önlenmesi. Yürütülen yenileme ve dijital izleme çalışmalarıyla, yaşanabilecek arızalara müdahaleler hızlanırken, muhtemel arızaları önceden tespit eden bir yapıya dönüşüm de sağlanacak. Mevcut SCADA ve IoTuygulamaları geliştirilirken yapay zeka destekli yaklaşımlarla şebekeyi gerçek zamanlı olarak izleyen Gdz Elektrik, muhtemel arıza risklerini önceden belirlemeyi hedefliyor. Şebeke modernizasyonu ve dijital izleme sistemlerinin devreye alınmasıyla, bu hedefin kalıcı bir iyileşmeye dönüştürülmesi planlanıyor. Bu anlayışla, dağıtım sisteminin modernizasyonuna odaklandıklarını belirten Bayramoğlu, "Artık önemli olan sahayı sadece izlemek değil sahada olacakları öngörmek. Bölgedeki 863 trafo merkezi 5 bin 147 hattı izliyor, gerçek zamanlı veri takibi yapıyoruz" diye konuştu. Sayaçlar otomatik sistemlerle okunuyor Bayramoğlu, 2026 itibarıyla bölgedeki tüm kullanım noktalarında elektronik sayaç dönüşümünün tamamlandığını, 100 bin noktada ise tüketimin otomatik okuma sistemleri ile uzaktan izlenebildiğini söyledi. Sistemle birlikte bazı operasyonların uzaktan yürütülebildiğini ve saha ekiplerinin yükünün azaldığını ifade etti. GSM şebekesi dışında kalan kimi kırsal bölgelerde ise uydu üzerinden sayaç okuma sisteminin bir pilot uygulama ile devreye alındığını ve sistemin yaygınlaştırılması için yatırımların devam ettiğini belirten Bayramoğlu, uygulamanın Aydem Enerji dağıtım şirketleri bünyesinde Türkiye’de ilk olduğunu vurguladı. Bayramoğlu, "Milli Akıllı Sayaç Sistemi (MASS) entegrasyonuyla 2026 yılı içinde yaklaşık 400 bin tüketim noktası ilavesi ile otomatik sayaç okuma sistemlerinin yaygınlaştırılması çalışmaları devam edecek. Böylece 2030 yılı sonuna kadar yaklaşık 2 milyon tüketim noktası uzaktan izlenebilir hale gelecek. Bu da kullanım noktalarının yüzde 50‘den fazlasının sisteme dahil olması anlamına geliyor" dedi.
Balıkesir Edremit’te eğitimde güvenlik zirvesi Balıkesir’in Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş başkanlığında toplanan ilçe protokolü, okullardaki güvenlik önlemlerini masaya yatırdı. Toplantıda, öğrencilerin huzuru için emniyet, jandarma ve milli eğitim unsurlarının tam koordinasyon içinde çalışması kararlaştırıldı. Balıkesir’in Edremit ilçesinde, 2026 yılı eğitim-öğretim döneminin huzur ve güven ortamında sürdürülebilmesi amacıyla "Okullarda Güvenlik Tedbirleri" toplantısı düzenlendi. Edremit Anadolu Lisesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede, okul içleri ve çevrelerinde alınacak ek önlemler karara bağlandı. İlçe Kaymakamı Ahmet Odabaş başkanlığında düzenlenen toplantıya; İlçe Emniyet Müdürü Burak Lehimer, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Serkan Özdemir, İlçe Millî Eğitim Müdürü Ramazan Esmen ile ilçede faaliyet gösteren resmi ve özel tüm okul ve kurum yöneticileri katıldı. Toplantıda, mevcut güvenlik tedbirleri titizlikle değerlendirilirken, öğrencilerin okul yolunda ve okul bahçesinde karşılaşabileceği risklerin minimize edilmesi hedeflendi. Özellikle okul çevrelerindeki şüpheli şahıslar, trafik güvenliği ve madde bağımlılığı ile mücadele konularında emniyet ve jandarma birimlerinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verildi. Kaymakam Odabaş, eğitim ortamlarında güvenliğin sadece kolluk kuvvetleriyle değil, okul idarecileri ve velilerin de dahil olduğu bir iş birliğiyle en üst seviyeye çıkarılacağını vurguladı. Öğrencilerin sadece akademik başarıya değil, kendilerini güvende hissettikleri bir ortamda eğitime odaklanmalarının önemine değinilen toplantıda, koordinasyonun sürekliliği noktasında görüş birliğine varıldı. Okul yöneticilerine, çevrelerindeki olumsuz durumlara karşı anında bildirim yapmaları ve teknolojik imkanların (kamera sistemleri vb.) etkin kullanılması talimatı verildi. Toplantı, okul müdürlerinin görüş ve önerilerinin dinlenmesinin ardından, daha güvenli bir Edremit için kararlılık mesajıyla sona erdi.
Kahramanmaraş Mahalle muhtarı okul saldırısını anlattı: "Öğretmen çocukların üzerine kapanmıştı" Kahramanmaraş’ta 10 kişinin hayatını kaybettiği okul saldırısında olay yerine ilk gidenler arasında bulunan mahalle muhtarı o anları anlattı. Muhtar Ökkeş Özen, "Çocuklar pencereden atlarken ‘Atlamayın’ dedik. Çocuklar da ‘Geliyor’ diyerek penceren atlıyorlardı. Kötü bir andı" dedi. Dün merkez Onikişubat ilçesine bağlı Haydarbey Mahallesi’ndeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan silahlı saldırıda 10 kişi hayatını kaybetmişti. Saldırıda olay yerine ilk gidenler arasında yer alan Mahalle Muhtarı Ökkeş Özen, yaşananları anlattı. Silah sesleri üzerine okula gittiğini söyleyen Özen, "Ben muhtarlıktaydım. Silah seslerine koşarak geldik. O anda olanlar olmuş, çocuklarımız yaralanmış" dedi. "Vefat eden öğretmen çocukların üzerine kapanmıştı" Hayatını kaybeden öğretmenin çocukları korumak için üzerine kapandığını söyleyen Özen, "Dikkatimi çeken bir şey oldu. Vefat eden öğretmen çocukların üzerine kapanmıştı. Bir bayan öğretmendi. Ortalık kötüydü, ne diyeceğimi de bilmiyorum. Allah bir daha yaşatmasın. Ben buraya geldiğimde aileler daha gelmemişti. Öğretmenler vardı. Birkaç tane de polis gelmişti" dedi. Çocukların pencereden atladığını anlatan Özen, "Çocuklar pencereden atlarken ‘Atlamayın’ dedik. Atlayanın da ayağı kırıldı. Çocuklar da ‘Geliyor’ diyerek pencereden atlıyorlardı. Kötü bir andı. Allah bir daha milletimize, devletimize, mahallemize yaşatmasın" diye konuştu.