SAĞLIK - 02 Mayıs 2024 Perşembe 11:02

GAÜN Çocuk Hastanesi’nde “Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası” etkinliği

A
A
A
GAÜN Çocuk Hastanesi’nde “Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası” etkinliği

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Çocuk Hastanesi’nde "Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası" dolayısıyla etkinlik düzenlendi.


GAÜN Çocuk Hastanesi Çocuk İmmünoloji-Alerji Hastalıkları Bilim Dalı ve Alerji İmmünoloji Derneği işbirliği ile düzenlenen etkinlikte hastanede tedavi gören çocuklar doyasıya eğlendi.


Etkinlikte konuşan Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Keskin, “Primer İmmün Yetmezlikler; bağışıklık sistemi hücrelerinin normal işleyişini olumsuz yönde etkileyen, hastanın enfeksiyonla savaşmasını engelleyen geniş bir kalıtsal hastalık grubudur. Şu ana kadar 500 çeşit immün yetmezlik tanımlanmıştır. Bağışıklık sistemimiz vücudumuzu virüs, bakteri ve kanser hücreleri gibi tehlikeli organizmalardan korur. Tekrarlayan, tedavisi zor, hayatı tehdit eden ve olağan dışı mikroplarla oluşan enfeksiyonlar; büyüme gelişme geriliği; tekrarlayan pnömoni, sinüzit ve kulak enfeksiyonları; ciltte ya da iç organlarda apse oluşumu; ağızda geçmeyen mantar enfeksiyonu; ailede primer immün yetmezlik hastalığı öyküsü; otoimmün hastalıklar; lenf bezlerinde ve dalakta büyüme gibi durumlarda akla gelmelidir” dedi.


Prof. Dr. Özlem Keskin, “Bugün Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası’nı kutlamak için bir araya geldik. Bu gibi etkinlikleri düzenleyerek immün yetmezliğine farkındalığı arttırmayı hedefliyoruz. İmmün yetmezliği farkındalığı arttıkça daha çok hastaya hayat vereceğiz. Tedaviler ile birlikte organ hasarını engelleme imkanı yakalayarak yaşamalarını sağlayacağız. Bu hastalıklar nadir hastalıklar grubunda yer alıyor ancak Gaziantep gibi akraba evliliğinin yaygın olduğu yerlerde hiç de nadir değil. GAÜN Çocuk Hastanemizde çok sayıda primer immün yetmezlik hastası takip ediyoruz. Primer İmmün Yetmezlik Haftasında yaptığımız etkinliklerle farkındalık oluşturarak hastalarımızın erken tanı almasını sağlamak istiyoruz. Erken tanı primer immün etmezlikte hayat kurtarır. Tanıyı koyarsak hayat kurtarıyoruz. Primer immün yetmezlik farkındalığının artması sayesinde erken tanı ve hastalığa özgü tedavilerle akciğer gibi önemli organ hasarı önlenerek çocuklarımızın hayatının kurtulması sağlanacaktır” diye konuştu.


Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası sebebiyle düzenlenen etkinlikte hastane bahçesine ağaç fidanları dikildi. Etkinlik pasta kesimi ile son buldu.



GAÜN Çocuk Hastanesi’nde “Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası” etkinliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.