GÜNDEM - 06 Şubat 2026 Cuma 10:39

Kısa sürede evleri teslim edilen Nurdağılı depremzedelerden devlete teşekkür

A
A
A
Kısa sürede evleri teslim edilen Nurdağılı depremzedelerden devlete teşekkür

Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde 7 bin 441 konutun yüzde 95’i tamamlandı. Tamamlanan konutlara yerleşen depremzede vatandaşlar, evlerini kısa sürede yapıp teslim eden devlete teşekkür etti.


6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilde büyük yıkıma ve can kayıplarına yol açtı. Depremden en ağır etkilenen ilçelerden biri olan Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde 5 bin 941 konut yıkılırken, 2 bin 28 kişi hayatını kaybetti. Felaketin ardından başlatılan çalışmalarda devlet-millet iş birliğiyle yaralar hızla sarılmaya başlandı. Yapılan saha taramaları ve hasar tespit çalışmalarının ardından konut inşa süreci başlatıldı. Bu kapsamda Nurdağı’nda bin 709’u kırsalda, 5 bin 732’si ilçe merkezinde olmak üzere toplam inşasına başlanan 7 bin 441 konutun yüzde 95’i tamamlandı.



3 bin 877 konut hak sahiplerine teslim edildi


AFAD tarafından hak sahipleri için gerçekleştirilen kura çekimlerinin ardından 3 bin 877 konut hak sahiplerine teslim edildi. Yeni evlerine yerleşen depremzede vatandaşlar, devletin verdiği sözü yerine getirdiğini ve bir yıl içerisinde evlerini teslim ettiğini belirterek, memnuniyetlerini dile getirdi. Deprem konutlarına yerleşen vatandaşlar, yeni evlerine kavuşmanın mutluluğunu ve sevincini yaşıyor.



"Allah devlete, millete zeval vermesin"


Depreme ailesiyle evde yakalandıklarını anlatan Abdullah Tozsu, teslim edilen konutların temiz ve eksiksiz yapıldığını belirterek, devlete minnettar olduğunu söyledi. Devletin her zaman yanlarında olduğunu ve evlerinin kısa sürede teslim edildiğini belirten Tozsu, "Biz teslim edilen evimizden çok memnunuz. Allah devlete, millete zeval vermesin. Binalarımızı çok güzel yaptılar. Biz kendi imkanlarımızla böyle evler yapamazdık. 2-3 sene bitmeden hemen eve geçtik. Evlerimiz, tertemiz ve eksiksiz bir şekilde yapılmış" dedi.



"Biz yapsak iki senede böyle yapamazdık"


Deprem döneminde hiçbir sıkıntı yaşamadıklarını belirten Hatun Tozsu, "Eski Nurdağı ile yeni Nurdağı arasında çok fark var. Allah bir daha o günleri yaşatmasın. Deprem döneminde de biz hiçbir sıkıntı çekmedik. Deprem oldu, her şeyimiz geldi, konteynerimiz de geldi. Teslim aldığımız evlerden de çok memnunuz. Biz kendi imkanlarımızla ev yapsak iki senede böyle evler yapamazdık. Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin" ifadelerini kullandı.



"O gün asla unutamayacağımız bir gün oldu"


Depremde yeni aldıkları evlerinin yıkılması sonucu 18 yaşındaki oğlu Mustafa Topal’ın enkaz altında kalarak hayatını kaybettiğini belirten Hatice Topal ise, yaşadıkları tüm acılara rağmen yeni evlerine kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, "6 Şubat depremini yaşadık. Depremden sonra kendimize gelemeyeceğimizi düşündük. Yine de üzerimizde etkisi var ama eskisi gibi değiliz. Şükürler olsun ki evimiz oldu. Devletimizden Allah razı olsun. Biz çadırda, konteynerde oturduğumuz günleri, 6 Şubat’ta yaşadığımız acıları hiç unutamadık. Allah o günleri hiç kimseye bir daha yaşatmasın. Çadırda yaşadığımız günlere göre evlerimizden çok memnunuz. Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun" şeklinde konuştu.



"Önceki evimize göre burası daha sıcak, modern ve sağlam"


Teslim aldıkları konutun önceki evlerine göre daha sıcak, modern ve sağlam inşa edildiğini söyleyen Mehmet Topal da, "Depremden 3 ay önce Yenimahalle’de bulunan evimizi borçla almıştık ve aradan 3 ay geçti deprem oldu. İki oğlum vardı, büyüğü vefat etti. Devletimiz sağ olsun çok kısa bir sürede evimizi yaptı ve bize teslim etti. Evimizden çok memnunuz. Önceki evimize göre burası daha sıcak, modern ve sağlam gözüküyor. Birkaç hafta önce yine 4,1 şiddetinde oldu ve binamızda herhangi bir esneklik bile olmadı. Evler çok sağlam ve depreme dayanıklı yapılmış" diye konuştu.



Kısa sürede evleri teslim edilen Nurdağılı depremzedelerden devlete teşekkür

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir Alev Alatlı’nın fikir mirası Kapadokya Üniversitesi’nde yaşatılıyor Kapadokya Üniversitesi kurucusu Alev Alatlı’nın mütefekkir kimliğini, fikir dünyasını ve ardında bıraktığı düşünce mirasını anlamaya odaklanan III. ’Alev Alatlı’yı Anlamak’ Sempozyumu başladı. Sempozyuma; Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Kültür ve Turizm Eski Bakanı Atilla Koç, Nevşehir Vali Yardımcısı Ramazan Yıldırım, Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Ürgüp Kaymakamı Ömer Coşkun, Kapadokya Alan Başkanı Aydın Cem Aslanbay, Kapadokya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Funda F. Aktan, Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, sanatçı Günseli Kato, Prof. Dr. İskender Öksüz, Prof. Dr. Cemil Şinasi Türün ile çok sayıda akademisyen, öğrenci ve Alatlı’nın sevenleri katıldı. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, konuşmasında Alev Alatlı’yı anmanın yalnızca bir vefa değil; kültüre, dile ve düşünce derinliğine sahip çıkma iradesi olduğunu ifade etti. Alatlı’nın Batı’yı bilen ancak kendi köklerinden kopmayan, modernliği okuyan fakat taklit etmeyen bir münevver olduğunu belirten Mumcu, onun entelektüel bağımsızlık ve yerli düşünce mücadelesinin bugün de önemini koruduğunu vurguladı. Mumcu, Alatlı’nın kültürü geçmişe ait bir unsur değil, geleceği kuran asli bir güç olarak gördüğünü, dijital çağda yüzeyselleşen bilgi karşısında "idrakle düşünme" çağrısının yol gösterici olduğunu dile getirdi. Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar da konuşmasında, Alev Alatlı’nın hem eserleriyle hem de üniversite kurma iradesiyle kalıcı bir miras bıraktığını söyledi. Alatlı’nın "parmağa değil, parmağın gösterdiği yöne bakma" çağrısının hakikat, merhamet ve insan onuru merkezli bir istikameti işaret ettiğini belirten Karasar, onun zihinsel bağımsızlık mücadelesinin güncelliğini koruduğunu ifade etti. Karasar, Alatlı’nın dar entelektüel çevrelere sıkışmayı reddeden bir düşünce insanı olduğunu vurgulayarak, "Orada kimse var mı?" sorusunun Anadolu’nun dört bir yanında karşılık bulduğunu kaydetti. Üniversitenin mottosu olan "akıl, ahlak, adalet, adap ve aşk" vurgusunun da bu fikrî mirasın kurumsal bir yansıması olduğunu belirtti. Kapadokya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Funda F. Aktan ise sempozyumun yalnızca akademik değil, güçlü bir vefa boyutu taşıdığını ifade etti. Alatlı’nın hayatı boyunca Türkiye’yi merkeze alan düşünce çizgisine dikkat çeken Aktan, onun "bütüne bakma" çağrısının bugün de yol gösterici olduğunu söyledi. Aktan, Alatlı’nın bilgiyi bir güç değil, bir sorumluluk alanı olarak gördüğünü belirterek, "akıl, ahlak, adalet, adap ve aşk" ilkeleriyle şekillenen bu fikrî duruşun Kapadokya Üniversitesinde somutlaştığını dile getirdi. Üniversitenin "aşkla kurulduğunu" vurgulayan Aktan, Alatlı’nın "bilgi güçtür ve bu gücün kaynağı üniversitelerdir" yaklaşımıyla üniversite kurma iradesini ortaya koyduğunu ifade etti. İki gün sürecek sempozyumda; toplum, kimlik, iktidar, aydınlanma eleştirisi, yerli düşünce ve modernizm eleştirisi başlıkları altında oturumlar ve söyleşiler gerçekleştirilecek. Alev Alatlı’nın eserleri ve fikir dünyası, disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınmaya devam edecek.
Antalya Zihinsel engelli çocuklara sahip ailelere yapay zekalı destek Antalya Valiliği himayesinde Akdeniz Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülen ve Avrupa Birliği Erasmus Plus KA220 kapsamında desteklenen Zihinsel Engelli Çocuklu Aileleri Güçlendirmeye Yönelik Avrupa Dijital Ağı ve Sanal Merkezi "European Digital Network and Virtual Centre for Empowering Families with Intellectual Disability Children (VICEFAM-CID)" başlıklı projenin açılış programı gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi’nin koordinatörlüğünde yürütülen projede Antalya Valiliği, Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı (ZİÇEV), bo Academy University (Finlandiya), University of Maribor (Slovenya), Association for Innovation and Education (AFIE) (Polonya) proje ortağı olarak yer alıyor. Proje; zihinsel engelli çocuklara sahip ailelerin dijital araçlar ve yapay zekâ destekli öğrenme çözümleri aracılığıyla güçlendirilmesini, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir Avrupa dijital destek ağı oluşturulmasını ve aile temelli yenilikçi eğitim modellerinin geliştirilmesini amaçlıyor. Ailelerin yükünü hafifletmek görevimiz 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü vesilesiyle hayatını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Antalya Valisi Hulusi Şahin, projenin hem insani hem de teknolojik boyutuna dikkat çekti. Vali Şahin, engelli bireye sahip ailelerin omuzlarındaki yükün ağırlığına değinerek, kamu ve akademik camianın bu süreçteki rolünü vurguladı. Vali Şahin, "Engelli bireyi olan bir ailenin yükü tarifi imkânsız seviyede. Bu yükü ne kadar azaltabilirsek, bu yükün altına ne kadar omuz koyabilirsek o kadar iyi. Bir toplumun gelişmişlik seviyesini, özel ilgiye muhtaç bireylerine gösterdiği ilgiyle ölçebiliriz. Burada başarılı işler yapabilmek, medeniyet karnemizin ana göstergesidir." dedi. Dijital dönüşüm ve yapay zeka Projenin yenilikçi çözümler sunmasını değerli bulduğunu ifade eden Vali Şahin, dijitalleşmenin getirdiği fırsatların engelleri aşmak için kullanılması gerektiğini belirtti. Yapay zeka uygulamalarının özel eğitim alanındaki önemine değinen Vali Şahin, "Büyük bir dijital dönüşümün içindeyiz. Bu dünyanın meyvelerini çocuklarımızın istifadesine sunmamız lazım. Dijitalleşmenin sunduğu imkanlarla eğitimdeki engelleri aşmak temel hedefimiz olmalı." ifadelerini kullandı. Projenin uluslararası boyutuna dikkat çeken Vali Şahin, Türkiye ile Polonya, Slovenya ve Finlandiya’dan ortakların deneyimlerini paylaşacağını belirtti. Proje kapsamında kurulacak dijital ağ sayesinde, zihinsel engelli bireylerin eğitimine dair iyi uygulama örneklerinin sürdürülebilir bir şekilde paylaşılacağını ifade etti. Vali Şahin, konuşmasının sonunda proje ekibine, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve uluslararası partnerlere teşekkür etti. Üniversitelerin görevi bilgiyi topluma sunmak Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Üniversitelerin en kıymetli görevi, bilgiyi toplumun hizmetine sunmaktır. Bu proje, tam da bu misyonun somut bir ifadesi. Hemşirelik Fakültemiz, Mühendislik Fakültemiz ve İletişim Fakültemizden hocalarımızın ortak emeği, sadece akademik bir çalışma değil, doğrudan insan hayatına dokunan bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor." dedi. İş birliğinin önemine dikkat çeken Rektör Özkan, "Biliyoruz ki engellilik gibi karmaşık ve çok boyutlu meselelerde, çözüm üretmek yalnızca tek bir kurumun başarabileceği bir şey değil. Bu alan; akademik bilginin, uluslararası deneyimin, kamu gücünün ve sivil toplumun sahadaki gerçekliğinin bir araya gelmesiyle gelişiyor. Farklı bakış açıları yan yana geldiğinde hem daha kapsayıcı hem de gerçekten karşılığı olan çözümler ortaya çıkıyor. Bu proje tam da böyle bir iş birliğinin ve ortak bir sorumluluk duygusunun ürünüdür." şeklinde konuştu. Hedef ailelerin ve çocukların hayatını kolaylaştırmak Projenin amacının asıl hedefinin ailelerin ve çocukların yaşamını kolaylaştırmak olduğunu söyleyen Rektör Özkan, "Projemizin en heyecan verici çıktıları arasında yer alan Yapay Zekâ Destekli Sanal Öğrenme ve Destek Merkezi ile Aileden Aileye Avrupa Dijital Ağı, teknolojiyle insani dayanışmayı aynı çatı altında buluşturacaktır. Bu merkez üzerinden sunduğumuz dijital eğitim modülleri ve rehberlik araçları, yalnızca ailelerimize değil; öğretmenlerden psikologlara kadar sahada emek veren tüm profesyonellerimizin de dijital yetkinliklerini en üst seviyeye taşıyacaktır. Antalya Valiliğimiz ve ZİÇEV gibi değerli paydaşlarımızın katkılarıyla, bu dijital dönüşümü kamu politikalarına entegre ederek Türkiye ve Avrupa için örnek teşkil edecek bir başarı hikayesi yazacağımıza yürekten inanıyorum." dedi. Rektör Özkan, 6 Şubat depreminin yıl dönümünde, depremde hayatını kaybedenleri anarak konuşmasını tamamladı. VICEFAM-CID Proje Yürütücüsü Prof. Dr. İlkay Boz, projenin temel çıkış noktasını "sahadaki gerçek ihtiyaçlar" olarak tanımlayarak sistemin genellikle çocuklara odaklandığını ancak asıl yükü taşıyan ailelerin yalnız kaldığını vurguladı. Boz, Avrupa’da zihinsel engelli çocukların yüzd 70’inin ailesiyle yaşadığı ve bu ailelerin ciddi bir tükenmişlik ve sosyal izolasyonla mücadele ettiği belirtti. Boz, proje kapsamında, yapay zeka destekli dijital öğrenme platformları oluşturulacağını, erişilebilir eğitim materyalleri ve psikososyal destek bileşenleri geliştirileceğini, Avrupa çapında "aileden aileye" etkileşim sunan bir dijital ağ kurulacağını söyledi. Boz, Akdeniz Üniversitesi’nin koordinatörlüğünde yürütülen projede; Finlandiya (bo Akademi Üniversitesi) yapay zeka altyapısıyla, Slovenya (Maribor Üniversitesi) dijital araç geliştirme uzmanlığıyla, Polonya ise sürdürülebilirlik ve saha tecrübesiyle yer aldığını ve Antalya Valiliği’nin ise projenin kamu kurumlarıyla entegrasyonu ve yaygınlaştırılmasında stratejik ortaklık üstlendiğini ifade etti. Boz, proje sonunda elde edilecek modelin, yalnızca yerel bir çözüm kalmayıp, Avrupa genelinde uygulanabilir bir "politika değişim modeli" haline getirilmesi hedeflendiğini ifade etti.