SAĞLIK - 11 Aralık 2025 Perşembe 12:33

Kolorektal kanser, dünyada en yaygın üçüncü kanserdir

A
A
A
Kolorektal kanser, dünyada en yaygın üçüncü kanserdir

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ersin Borazan, kolorektal kanserin, tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan dünya çapında en yaygın üçüncü kanser olduğunu söyledi.


"Dünyada kansere bağlı yaşam kayıplarında ikinci sırada yer alan kolorektal kanserin erken evrede ilk tedavisi cerrahidir" diyen Doç. Dr. Borazan, "Erken evre kolon ve rektum (Kalın bağırsak) kanseri bitişik organların, lenf düğümlerinin veya uzak organ tutulumu olmaksızın tamamen cerrahi olarak çıkarılabilen kolon kanseri olarak tanımlanabilir. Kolon ve rektum, kalın bağırsağın bütünüdür. Rektum, kalın bağırsağın anüse kadar olan son 15 cm’sidir" dedi.


Kolon kanseri belirtileri


Doç. Dr. Borazan kolon kanserinde en yaygın belirtileri bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (Kabızlık vb.), karın ağrısı, bulantı, anemiye bağlı yorgunluk-halsizlik, siyah renkli veya kanlı dışkılama, kilo kaybı olarak sıraladı.


Erken evrede görülebilecek şikayetler


Erken evrede genel olarak belirgin bir şikayetin olmadığını belirten Doç. Dr. Borazan, bazen dışkıda gizli kan pozitifliği olabileceğini belirterek, "Bir kişide kolon kanseri risk faktörleri yoksa, 50 yaşından sonra tarama amaçlı kolonoskopi önerilmektedir" dedi.


Kolon kanseri tanısı


Kolon kanserinden şüphelendiğinde genellikle kolonoskopi ile anüsten girilerek tüm kalın bağırsağın içinin görüntülendiğini kaydeden Doç. Dr. Borazan, "Bu işlem anestezi altında güvenle uygulanmaktadır. Bir kanser dokusu görüldüğünde bunu doğrulamak için biyopsi yapılır. Kolon kanseri teşhis edildiğinde, bir sonraki adım evreleme yapmaktır. Evrelemenin amacı bir kanserin saldırganlığını ve yaygınlığını tanımlamak ve tedavi şeklini belirlemektir. Fiziksel muayenede kanser yayılımı belirtileri olabilir. Bilgisayarlı Tomografi (BT) taraması veya Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) yapılması, PET görüntüleme, çevre ve uzak organlara yayılımı gösterebilir. Ameliyat sonrası patolojinin mikroskop altında incelenmesi ile yaygınlığı netlik kazanır" dedi.


Kolon kanseri ameliyatları


Erken evre kolon kanserinin ilk tedavisinin cerrahi olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Borazan, "Ameliyat sırasında kolon ve çevresindeki dokuların kanserli kısmı çıkarılır. Bu çevre doku içindeki lenf bezi düğümleri, kanserin kolonun ötesine yayılıp yayılmadığını belirlemek için patolojiye incelemeye gönderilir. Çoğu insanda, kolonun iki ucu, kanserli dokular çıkarıldıktan hemen sonra yeniden birbirine bağlanabilir. Bu yapılabilirse makat aracılığıyla normal dışkılamaya devam edilir. Diğer durumlarda, kolon ilk ameliyat sırasında yeniden birbirine bağlanamaz. Bu, cerrahın yeniden bağlantının başarısız olma ihtimalinin yüksek olduğunu düşündüğü veya iyileşmek için zamana ihtiyaç duyulduğu durumunda yapılır. Eğer bu gerçekleşirse, cerrah kolonu (ve bazen ince bağırsağı) karın duvarına ağızlaştırır (Ostomi). Bağırsak içeriğini toplamak için ostominin üzerine bir torba takılır. Ostomi genellikle geçicidir. Kolonun iki ucu genellikle kemoterapi tamamlandıktan sonra veya birkaç ay sonra yeniden bağlanabilir. Diğer durumlarda, kolostomiye kalıcı olarak ihtiyaç olacaktır" şeklinde konuştu.


Sağlıklı bireylerde kolon kanseri taraması


Rutin taramada dışkıda gizli kanın ve anemi durumlarında sebebin araştırılmasının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Borazan, "Makattan kan gelmesi de üzerinde durulması gereken bir belirtidir. Bu tip şikayetlerde muhakkak hekime başvurmak gereklidir" ifadelerini kullandı.


Kolon kanserinde genetik - Ailesel yatkınlık


Kolon kanseri olan kişilerin ailelerinin de kolorektal kanser riski açısından bilinçli olması gerektiğine vurgu yapan Doç. Dr. Borazan, "60 yaşından önce kolorektal kanser veya polipler olan bir ebeveyne, kardeş ya da çocuğa sahipseniz ya da herhangi bir yaşta tanı konulan iki akrabanız varsa, kolon kanseri için daha erken taramaya (Ortalama 40 yaşından itibaren) başlamalısınız. Bazı genetik rahatsızlıklar kolon kanseri riskini artırır. En yaygın durumlar arasında Lynch Sendromu (Kalıtsal nonpolipoliz kolon kanseri) ile ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) sayılabilir. Kolon kanseriyle ilgili güçlü bir aile öyküsü varsa (İki veya daha yakın akraba), genetik danışmanlık ve ihtimal genetik test ihtiyacı doğabilir. Genetik test sonuçları sizin ve ailenizin tedaviye veya daha yakın gözetime ihtiyaç duyup duymadığınızı belirlemenize yardımcı olacaktır" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır Emniyeti’nin bu birimindeki kadınlar detaycılıklarıyla olayları aydınlatıyor Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğündeki kadınlar, detaycılıklarıyla iz sürüp olayların aydınlatılmasında yer alırken, Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru ise, Türkiye’de sadece 3 kadının yaptığı köpekle bomba arama görevini ifa ediyor. Emniyet Teşkilatının tüm birimlerinde kadınlar, önemli ve kritik görevlerde sorumluluk alıyor. Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde ekipte bulunan kadınlar, detaycılıklarıyla iz sürüp olayların aydınlatılmasında yer alıyor. Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru, Türkiye’de köpekle bomba arama görevini ifa eden 3 kadından biri olarak dikkat çekiyor. Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli başkomiser, 7 yıldır olay yeri birimlerinde görev yapmakta olduğunu, şubede kendisiyle birlikte başka kadınların bulunduğunu söyledi. Olay olduğu andan itibaren süreçlerinin başladığını belirten başkomiser, olay olduktan sonra talep halinde olay yerine geçtiklerini ifade etti. Başkomiser, olayla ilgili olabilecek bulguları topladıklarını belirterek, "Daha sonrasında bu olayın raporu yazılır sonrasında ise büromuza teslim edilir. Teslim edildikten sonra bulgular ayrıştırılır, laboratuvarda incelenecek malzemeler laboratuvarımıza getirilir. Laboratuvarda iz çıkan malzemelerin incelemesi yine ona göre yapılır" dedi. Bu aşamada kadın personel ile birlikte aktif bir şekilde çalışmakta olduklarını kaydeden Başkomiser, "Kadınların daha detaycı bakış açısından dolayı bu, bizim olayları aydınlatmada her zaman artı sağlar. Bir bulgu alındığında o bulgunun olayla ilgili olup olmayacağı, ya da iz çekildiği zaman izin hangi yerden çıkabilip, hangi yerden çıkamayacağı bunların hepsinde kadınların daha detaycı olmasının bizim için avantajı var" diye konuştu. Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli kadın polis memuru ise, 13 yıldır meslekte olduğunu, 9 yıldır da bomba arama köpeğiyle çalışmakta olduğunu söyledi. Türkiye’de, kendisiyle beraber aktif olarak çalışan 3 kadın personelin bulunmakta polis memuru, "Bize ihbar geldikten sonra köpeğimizle birlikte en hızlı şekilde hazırlanarak olay yerine intikal ediyoruz. Gerekli arama ve kontrolleri gerçekleştiriyoruz. Her işin zorluğu olduğu gibi bizim işimizin de kendine göre zorlukları bulunmakta. Hatta klişeleşmiş olarak ‘ilk hata, son hatadır’ düsturuyla görevimizi ifa etmekteyiz" şeklinde konuştu. Polis memuru, küçüklüğün gelen, hayvanlarla çalışmayı sevdiğini belirterek, "Aynı zamanda mesleki açıdan vatanıma hizmet etme hayalim vardı. İkisi bir araya gelince benim için önemli bir yeri oldu. Bu da köpekle birlikte hem güvenliği sağlamak, hem vatanda hizmet etmek açısından benim için çok özel bir görev ifa etmek. Genelde nadir tercih ediliyor. Adı üstünde, bomba ile başlıyor. Bomba arama idareciliği. Hem tehlikeli bir iş, aynı zamanda köpeğin sorumluluğu üstümüzde oluyor. Bağımız güçlü olmak zorunda. Bu da yavaş yavaş oluyor. Eğitim yapıyoruz, eğitim dışında bir sosyalleşme oluyor. Onun günlük bakımı, sağlık sorunu varsa ilgilenilmesi. Kadınların gücü, emeklerinin hatırlatılması açısından 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün önemli bir gün olduğunu düşünüyorum. Kadınların her alanda var olması, güçlü olması, ayakları üstünde durması açısından önemli bir gün" ifadelerini kullandı.
Muğla MUSKİ Genel Müdürü Şengül Bodrum’daki çalışmaları inceledi Türkiye’nin en önemli turizm merkezi Bodrum’da özellikle yaz aylarında sık sık patlayan su isale hatlarının yenilenmesi çalışmaları aralıksız olarak Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından devam ediyor. Bodrum Yarımadasında devam eden çalışmalar ile ilgili sık sık bölgeye giden MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatları doğrultusunda patlayan su isale hatlarının yerine yeni isale hattı döşeme çalışmalarının bir an önce tamamlanması amacıyla bölgede incelemelerde bulundu. MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, "Bodrum ilçemizin içme suyu sorunlarını tamamen ortadan kaldırmak adına Yarımada’nın farklı noktalarındaki imalatlarımız hız kesmeden devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın önemle üzerinde durduğu hat yenileme, ilave su sağlama, mevcut kaynakları verimli kullanma ve hatların sorunsuz olarak işletilmesi için başlattığımız çalışmalar önemli ölçüde tamamlanıyor" dedi. MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül; Bitez Mahallesi güney isale hat yenileme, Kargı Caddesi güney isale hat yenileme, İslamhaneleri yeni içme suyu deposu, Turgutreis Reverse Ozmos iletim hattı, Geriş Mahallesi kuzey isale hat yenileme çalışmalarını denetleyerek detaylı bilgi aldı.
Ankara Standartlara aykırı plaka denetimleri 1 Nisan’a kadar rehberlik amacıyla yapılacak ve sürücülere ceza kesilmeyecek İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda, standart dışı plaka denetimleri 1 Nisan’a kadar sadece rehberlik amacıyla yapılacak ve sürücülere herhangi bir idari para cezası uygulanmayacak. Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler çerçevesinde, 27 Şubat’tan itibaren araçlarında standart dışı plaka "Amerikan Pres Plaka" (APP) takılı olan sürücülere 140 bin lira para cezası, sürücü belgelerine 30 günlüğüne el konulması ve aracın 30 gün süre ile trafikten men kararı verilmişti. İhlalin aynı sene içerisindeki ikinci tekrarında ise verilecek cezanın iki katına çıkarılacağı duyurulmuştu. Vatandaşların mağdur olmaması için İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda 1 Nisan’a kadar sürücülere herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayacağı belirtildi. Kolluk kuvvetlerince yapılacak denetimlerin ise mart ayı sonuna kadar eğitim ve bilgilendirme amaçlı yapılacağı aktarıldı. Yeterli güvenlik özelliklerine sahip olmayan APP plakaların 1 Nisan’a kadar değiştirmesi gerekiyor Kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla yürürlüğe giren düzenlemede, APP plakaların standart yazı tipi, güvenlik hologramı ve yetkili kuruluş mührü gibi güvenlik özelliklerine sahip olmadığı için standartlara uygun plaka ile en geç 1 Nisan’a kadar değiştirilmesi gerekiyor. Değişimin nedeninin ise standart plakaların elektronik denetim sistemleri ve şehir güvenlik kameralarınca hatasız olarak tespitinin yapılabilmesinin sağlanması. Plaka değişikliği için yapılması gerekenler Standart dışı plakaya sahip sürücülerin öncelikle Polis Merkezi Amirliklerine veya Jandarma Karakol Komutanlıklarına kayıp ihbarında bulunması gerekiyor. Daha sonra izlenecek adımlar ise noterden plaka basım talep belgesini teslim alan sürücülerin, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun (TŞOF) plaka basımı gerçekleştiren odalarına müracaat etmesi gerektiği olarak ifade edildi. Plaka değişim işlemi sadece yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından yapılacak Öte yandan, sürücülere sosyal medyada ücret karşılığında plaka basma vaadinde bulunan kişilere itibar etmemeleri önem taşırken, işlemin sadece yetkilendirilmiş kuruluşlarca gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Ankara Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır" Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır. Milletimizin bağımsızlık mücadelesinde kadınlar en ön saflarda yer almış; gerektiğinde cepheye koşmuş, gerektiğinde cephe gerisinde ordunun en büyük destekçisi olmuştur" dedi. Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı mesaj yayımladı. Geylan, "Kadın; azmin, emeğin ve fedakarlığın adıdır. Kadın; hayatın her alanında sabırla, kararlılıkla ve büyük bir özveriyle var olur; ailesinde, iş yaşamında, toplum içinde sorumluluk üstlenir; karşılaştığı zorluklara rağmen çalışmaya, üretmeye devam eder. Şefkatiyle yürekleri ısıtan kadınlarımız, cesaretiyle de öncü olurlar" ifadelerini kullandı. "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır" Türk kadının tarih boyunca gösterdiği kahramanlıkla ayrı bir yere sahip olduğunu vurgulayan Geylan, "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır. Milletimizin bağımsızlık mücadelesinde kadınlar en ön saflarda yer almış; gerektiğinde cepheye koşmuş, gerektiğinde cephe gerisinde ordunun en büyük destekçisi olmuştur. Türk kadını, vatan savunmasında yalnızca destek veren değil, doğrudan mücadele eden güçlü bir iradenin temsilcisi olmuştur. Türk kadını; cesareti, milli bilinci diri tutan kararlılığı ve kahramanlıklarıyla tarih sahnesinde silinmez bir iz bırakmıştır" açıklamasında bulundu. Toplumların kalkınmasının kadın erkek eşitliğiyle mümkün olabileceğini aktaran Geylan, "Kadınların güçlenmesi; eğitimden ekonomiye, bilimden kültür ve sanata kadar her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin, ilerlemesinin ve çağdaş bir geleceğe ulaşmasının en temel şartıdır" diye konuştu. "Günümüzde kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar hepimizi derinden yaralamaktadır" Kadına yönelik şiddetin önlenmesi adına daha kararlı adımlar atılması gerektiğine dikkati çeken Geylan, sözlerine şöyle devam etti: "Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha kararlı adımlar atılması, cezai müeyyidelerin artırılması ve hukuk mekanizmasının hızlı ve güçlü şekilde işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Ancak böylesine güçlü bir tarihi mirasa rağmen, günümüzde kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar hepimizi derinden yaralamaktadır. Kadına yönelik her türlü şiddet, taciz ve ayrımcılık hala en önemli sorunlar arasında yer almaktadır. 2023 yılında 420, 2024 yılında 455, 2025 yılında 457 kadın, 2026 yılının başından bugüne kadar ise 66 kadın cinayete kurban gitmiştir. Bu veriler, sorunun ciddiyetini ve aciliyetini açıkça ortaya koymaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha kararlı adımlar atılması, cezai müeyyidelerin artırılması ve hukuk mekanizmasının hızlı ve güçlü şekilde işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra kadını koruyucu ve kadına yönelik şiddeti önleyici politikaların oluşturulması, toplumsal farkındalığın artırılması da büyük önem arz etmektedir." "Kadınlarımız, toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olana dek mücadelemiz devam edecektir" Kadınların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması ve eğitimden istihdama uzanan süreçte destekleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini de vurgulayan Geylan şu ifadeleri kullandı: "Kadınların çalışma hayatındaki temsili de arzu edilen seviyede değildir. TÜİK’in Ocak 2026 verilerine göre, mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 47,9 olmuştur. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,9 olarak gerçekleşmiştir. İşsizlik oranı ise 15 ve üzeri yaş grubunda erkeklerde yüzde 6,6 iken, kadınlarda yüzde 11’dir. Görüldüğü üzere kadınların çalışma hayatında yer alması, erkeklere göre oldukça düşük düzeydedir. Bu noktada yapılması gereken; kadınların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması ve eğitimden istihdama uzanan süreçte destekleyici politikaların hayata geçirilmesidir. Kız çocuklarının eğitimi ise geleceğimiz açısından hayati öneme sahiptir. Eğitim hakkı hiçbir şart altında engellenmemeli, erken yaşta ve zorla evliliklerin önüne ivedilikle geçilmeli, kız çocuklarının okullaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı, okullaşma oranları yüzde 100 seviyesine çıkarılmalıdır. Tüm bunların yanı sıra eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı, dezavantajlı bölgelerde yaşayan ailelerin çocukları için eğitim imkanları artırılmalı, en ücra köylerde, beldelerde dahi çocuklarımız eğitim-öğretim alabilmelidir. Kadın sorunlarını tartışmak ve çözüm önerilerini paylaşmak için bir gün elbette yeterli değildir. Kadınlarımız, toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olana dek mücadelemiz devam edecektir."