GENEL - 08 Şubat 2021 Pazartesi 12:51

İzmir için rahatlattı, İstanbul için uyardı

A
A
A
İzmir için rahatlattı, İstanbul için uyardı

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Öztürk, İzmir için yakın bir zamanda büyük bir deprem beklemediklerini ifade ederken, İstanbul içinse uyarılarda bulundu.


İzmir’de depremin 800-1000 yılda bir büyük bir deprem yaşandığını belirten Prof. Dr. Hüseyin Öztürk, 7 şiddetinde bir depremin yaşanabilmesi için 300-500 yıl daha zaman geçmesi gerektiğini kaydederek, “Büyük fay hattı İzmir’in içinden geçiyor ve bu kol kırılmadı kırılması çok uzun sürüyor bunun belki üç beş yüz yıl daha zaman geçmesi lazım ama çevrede küçük kollar var. Bu kollara segment diyoruz bu segmentlerdeki kırılma İzmir’i biraz etkiledi. Esas büyük İzmir, Menemen, Urla ve Seferihisar fayları daha henüz kırılmadı. Geçmişte kırıldı bu kırılma 1600’lü yıllarında yaşandı. Aynı fayın kırılması sonucu 7’lik veya 7.2’lik olarak bir deprem düşünülüyor. İşte o kol kırılmadı o kolun kırılması için belki bir 300 yıl daha geçmesi gerektiğini düşünüyoruz, çünkü oradaki stres birikme miktarı biraz yavaş gerçekleşiyor. Yakın zamandaki depremler ve artçı sarsıntılar ise İzmir’e 70 kilometre mesafedeki kollarda yaşandı. Karaburun’da küçük bir kırılma oldu buradaki fay kırılıyor ama bunlar küçük kırılmalar. Yakın bir zamanda İzmir’de büyük deprem beklemiyoruz” dedi.



“İstanbul’da kıyı kriz yönetimi gerekli”


İstanbul’da olası bir küçük depreme karşı dahi acil kıyı kriz yönetimi yapılması gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. Öztürk, “İstanbul’da 6.5-7 küsur büyüklüğü arasında bir deprem olacağı konusunda bir görüş var ama bir tarih vermek için elimizde veri bulunmamaktadır. Kıyılarda bir yapı stoku var. Kendi başına ayakta duramayan depremsiz yıkılan binalar var. İzmir Seferihisar’da gördük ki kıyılarda da başka sürprizler karşımıza çıkıyor. İstanbul Marmara’da olunca bir depremde ne olacak acaba kıyılarda bir şey olacak mı ? Deprem anında kıyıdan su çekecek, kıyıya su gelecek bütün bu kıyı yapılarında bize ciddi sorunlar açabilir. Kıyılardaki teknelerimizi, çekeklerimizi, limanlarımızı, marinalarımızı, balıkçı barınaklarımızı tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor. Tekirdağ’dan, İstanbul’a kadar tüm kıyıları hem güneyi hem kuzeyi takip eden bir yapının kurulması lazım ben buna acil kıyı kriz yönetimi acil kıyı yönetimi diye çok kez söyledim, bugün de söylüyorum" şeklinde konuştu.



"Marmara Denizi’nin tabanında bir heyelan kaynaklı bir tsunaminin biraz gerçeğe uymayacağını söyleyebiliriz"


"İstanbul’da deprem sonrası tsunami oluşumu ile ilgili bir sürü değişik bir sürü senaryolar var" diyen Prof. Dr. Hüseyin Öztürk şunları söyledi:


"Ama gerçekçi model düşündüğümüz zaman Marmara Denizi’nin tabanında bir heyelan kaynaklı bir tsunaminin biraz gerçeğe uymayacağını söyleyebiliriz. Marmara Denizi’nin tabanında çamur birikecek sedimantasyon yok dik yamaçlar yok yani en dik bildiğimiz yamaçlar yüzde 20 eğimden fazla değil. Yani Çınarcık çukurunun en dik yamaçları yüzde 20 eğimden fazla değil. Demek ki bu kadar bile eğimi olmayan bu kadar çamur birikmeyen bir yerde bir deprem sırası çukurun akarak suyu sıkıştırıp bir yere su yükleyeceğini modellemek çok doğru değil. Tersine Marmara Denizi’nin içindeki üç tane çukurun deprem sırasında daha da derinleşeceğini düşünüyoruz. Bu modelle Gölcük’te karşılaştık. Gölcük deprem sonrasında toplam 3-4 metre havza boyunda bir derinleşme yaşadık. Burada da yaşanacak bu Çınarcık çukuru, Tekirdağ çukurları bir daha oturacak.“

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Jeotermal tesiste üretilen çiçekler, kentin renklenmesinde önemli rol alıyor Elazığ Belediyesi, kentin yeşil dokusunu güçlendirmek ve mevsimlik çiçek ihtiyacını yerinde karşılamak için faaliyet aldığı Cip sera alanında üretilen çiçekler kentin estetik bir görüntü kazanmasını sağlarken, açılan tesisle birlikte dışarıya bağımlılığın azalmasıyla birlikte de mali tasarruf sağlıyor. Elazığ Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, kentin yeşil dokusunu güçlendirmek ve mevsimlik çiçek ihtiyacını yerinde karşılamak amacıyla Cip sera alanında tohumdan fide üretim çalışmalarını sürdürüyor. Modern üretim tekniklerinin kullanıldığı serada yetiştirilen çiçek fideleri, Elazığ’ın park, bahçe ve refüjlerini renklendiriyor. 10 bin metrekare alan üzerine kurulu Cip sera alanında yürütülen üretim sürecinde, kaliteli ve sertifikalı tohumlar tercih ediliyor. Uzman ekipler tarafından hazırlanan ekim viyollerine yerleştirilen tohumlar, otomatik sulama ve iklimlendirme sistemleri sayesinde kontrollü şartlarda çimleniyor. Fidelerin gelişim sürecinde sıcaklık, nem ve ışık dengesi düzenli olarak takip edilerek maksimum verim hedefleniyor. Tesiste, 20 günde üretimi gerçekleştirilen çiçekler arasında özellikle kadife çiçeği ve zinya türlerine ağırlık verilirken, üretilen fideler ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde kentin farklı noktalarına ekilerek şehrin daha estetik ve modern bir görünüm kazanmasında önemli rol alıyorlar. "Çok az bir maliyetle çiçeklerin üretimlerini yapıyoruz" Cip jeotermal sera alanının toplamda 10 bin metrekare alan üzerine kurulu olduğunu belirten Elazığ Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Erdem Key, "Bu tesisimiz içerisinde mevsimlik çiçek üretimini gerçekleştiriyoruz. Bu tesisimiz içerisinde 7-8 çeşit çiçek üretimi yapıyoruz. İlkbahar ve sonbahar dönemleri olmak üzere yılda iki defa yapıyoruz. Bu çiçeklerimiz ortalama bir ay içerisinde alana dikimi yapılacak hale geliyor. 20 günlük bir periyot içerisinde tohumlar, fide haline geliyor. Fide halinden sonra da içeride bakımlarının ardından ekim için buradan alıyoruz. Çiçeklerin burada yetiştirilmesi asgari bir maliyete neden oluyor. Daha önceden ihale yöntemiyle bu çiçekleri satın aldığımız için çok fazla maliyet oluşuyordu, fakat şu anda kendimiz ürettiğimiz için çok az bir maliyetle çiçeklerimizin üretimlerini yapıyoruz. Burada yetiştirdiğimiz çiçeklerimizi tamamıyla peyzaj çalışmalarımızda kullanıyoruz. Peyzaj çalışması yaparken, kentin kavşaklarında, orta refüjlerinde ve park alanlarında ekiplerimiz tarafından dikimleri yapılıyor. Yetiştirdiğimiz tohumların fideye dönüşmesi adeta bir bebek gibi bakılarak özenle yetiştiriliyor" ifadelerini kullandı.
Düzce 80 yataklı hafızlık Kur’an kursunda sona gelindi DÜZCE(İHA) – Düzce’nin Cumayeri ilçesi Belediye Başkanı Mustafa Koloğlu, ilçede yapımı devam eden 80 yataklı Hafızlık Kur’an Kursu projesinde artık son aşamaya gelindiğini açıkladı. Gençlerin manevi eğitimine büyük önem verdiklerini vurgulayan Koloğlu, projenin kısa sürede tamamlanarak hizmete açılacağını belirtti. Cumayeri’nde yükselen bu önemli eğitim yatırımı, özellikle hafızlık eğitimi almak isteyen öğrenciler için modern ve donanımlı bir ortam sunacak. İlçede dini eğitimin güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen proje, bölge halkı tarafından da büyük takdir görüyor. Başkan Koloğlu yaptığı açıklamada, "Gençlerimizin manevi eğitimi ve hafızlık çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bu tür kıymetli projeler, geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın Kur’an-ı Kerim’i öğrenmesi ve hafız olarak yetişmesi adına çok önemli bir yere sahiptir" ifadelerini kullandı. Belediye ile müftülük iş birliğinde yürütülen çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirten Koloğlu, kursun en kısa sürede tamamlanması için desteklerin sürdüğünü dile getirdi. Projenin tamamlanmasıyla birlikte ilçede önemli bir eksikliğin giderileceği ifade ediliyor. Başkan Koloğlu ayrıca, bu anlamlı eserin hayata geçirilmesinde emeği bulunan herkese teşekkür ederek, "Başta hayırseverlerimiz olmak üzere, müftülüğümüze ve katkı sunan tüm kişi ve kurumlara gönülden teşekkür ediyorum" dedi. Tamamlanma aşamasına gelen Hafızlık Kur’an Kursu’nun açılışıyla birlikte Cumayeri’nin manevi eğitim alanında önemli bir merkez haline gelmesi bekleniyor.
Manisa Manisa’da müzik dolu proje başlıyor Manisa İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Genç Sahne Manisa" projesiyle lise öğrencileri, kendi kurdukları müzik gruplarıyla sahne deneyimi yaşayacak. Manisa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, gençlerin sanatsal ve kültürel gelişimini desteklemek amacıyla dikkat çeken bir projeye imza attı. "Genç Sahne Manisa" adıyla duyurulan proje kapsamında, Manisa genelindeki resmî ve özel liselerde eğitim gören öğrenciler, oluşturdukları müzik gruplarıyla yeteneklerini sergileme fırsatı bulacak. Proje süreci, öğrencilerin hazırladıkları performans videolarının değerlendirilmesiyle başlayacak. Belirlenen kriterleri karşılayan gruplar ise ilerleyen aşamada canlı sahne performansına davet edilecek. Final aşamasında başarılı bulunan öğrenciler, Manisa Cumhuriyet Meydanı’nda kurulacak sahnede izleyiciyle buluşacak. Yarışma formatının ötesine geçen projede; müzikal uyum, teknik yeterlilik, sahne hâkimiyeti, özgünlük ve yorum gücünün geliştirilmesi hedefleniyor. Öğrencilerin sanatsal yönlerini keşfetmeleri ve kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam oluşturulması amaçlanırken, aynı zamanda okullarına olan aidiyet duygularının güçlendirilmesi de hedefler arasında yer alıyor. Manisa İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Uğurelli, projenin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile örtüştüğünü belirterek, gençlerin milli ve kültürel değerlerinden kopmadan çağdaş eserler ortaya koyabileceklerine inandığını ifade etti. Uğurelli, öğrencilerin sanat alanında da önemli başarılara imza atacaklarına olan güvenini dile getirdi. Öte yandan etkinlik süresince gerçekleştirilecek tüm video ve fotoğraf çekimlerinin, öğrencilerden oluşan Manisa Çocuk TV ekibi tarafından yapılacağı bildirildi.
Manisa Manisa’da ’Din ve hayat’ uluslararası arenada masaya yatırılacak Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından düzenlenecek olan "Uluslararası Geçmişten Günümüze Manisa’da Din ve Hayat Sempozyumu", yerli ve yabancı çok sayıda akademisyeni Manisa’da buluşturmaya hazırlanıyor. Manisa’nın köklü dini ve kültürel mirası, ekim ayında uluslararası katılımla akademik bir zeminde ele alınacak. 16-17 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek sempozyum, Manisa’nın tarihi süreçte dini, sosyal ve kültürel hayatına yön veren dinamikleri disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlıyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ev sahipliğinde yapılacak etkinlikte, alanında uzman çok sayıda bilim insanı bildiri sunacak. Sempozyumun onursal başkanlığını Prof. Dr. Rana Kibar, başkanlığını ise Prof. Dr. Halit Ev üstlenirken, düzenleme kurulunda üniversitenin farklı akademik birimlerinden çok sayıda öğretim üyesi yer alıyor. Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilim ve danışma kurulu, etkinliğe uluslararası nitelik kazandırıyor. Sempozyum kapsamında; Manisa’da tarihi süreçte dini hayat, dini kurumlar, alimler ve ilim geleneği, din eğitimi, modernleşme sürecinde din, din ve toplum ilişkisi gibi pek çok başlık ele alınacak. Ayrıca dini çeşitlilik, sosyal hizmetler, sanat ve estetik ile güncel sorunlar da akademik çerçevede münazara edilecek. Bildiri özetlerinin 15 Nisan tarihinden itibaren kabul edilmeye başlanacağı sempozyumda, son başvuru tarihi 1 Eylül olarak açıklandı. Kabul edilen bildiriler 15 Eylül’de ilan edilecek, sempozyum programı ise 1 Ekim’de kamuoyuyla paylaşılacak. Yetkililer, sempozyumun Manisa’nın dini ve kültürel mirasının akademik açıdan ortaya konulmasına katkı sağlamasının yanı sıra, yeni bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi ve şehir hafızasının güçlendirilmesi açısından önemli bir platform olacağını ifade etti.