EKONOMİ - 29 Mart 2021 Pazartesi 12:04

Giresun’da manda yetiştiriciliği yüz güldürüyor

A
A
A
Giresun’da manda yetiştiriciliği yüz güldürüyor

Giresun’da 2012 yılında kurulan Manda Yetiştiricileri Birliği tarafından uygulanan “Halk Elinde Manda Islahı” projeleri kapsamında 9 yılda il ekonomisine 14 milyon lira kazandırıldı.

Giresun’da 2012 yılında kurulan Manda Yetiştiricileri Birliği tarafından uygulanan “Halk Elinde Manda Islahı” projeleri kapsamında 9 yılda il ekonomisine 14 milyon lira kazandırıldı.


Manda Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ahmet Geldi, proje kapsamında hem manda üretiminin artırıldığını hem de manda üreticilerine ekonomik katkı sağlandığını söyledi. Giresun’un fındıktan sonra en önemli geçim kaynağının hayvancılık olduğunu belirten Geldi "Özellikle Giresun’un yaylacılık yapan Espiye, Bulancak, Şebinkarahisar, Alucra ve Dereli ilçelerinin yanı sıra Giresun Merkez ve Piraziz’de mandacılık yapılmaktadır. Ancak hayvancılıktan yeteri kadar faydalanılamamaktadır. Bizlerde 2012 yılında Giresun Manda Yetiştiricileri Birliğini kurduk ve manda yetiştiricilerinin destekten faydalanmasını sağladık. Bunun yanı sıra ’Halk Elinde Anadolu Mandası Islahı Projesi hazırladık. Proje kapsamında bugüne kadar 14 milyon lira ödeme yapıldı. Ayrıca ilimizde mandacılık yok olmak üzereydi. 2012 yılında ilimizde bin 100 civarında olan manda sayısı bugün 4 bin 500 civarına yükseldi. Bu proje olmasaydı belki Giresun’da bugün ne mandacılıktan ne de il ekonomisine kazandırılan 14 milyon liradan söz edemezdik” dedi.



“Manda sütü bağışıklık sistemini güçlendiriyor”


Mandanın siyah bir altın olduğunu da ifade eden Birlik Başkanı Geldi, “Mandanın her ürünü çok değerli. Adeta siyah bir altın gibi olan mandanın bir bardak sütünden bir insan bütün vitamin ihtiyacını karşılayabiliyor. Mandanın süt ve süt ürünlerinin faydalarını saymakla bitmez özellikle pandemi sürecinde bağışıklık sistemini güçlü tutmanın yollarından birinin de manda sütü ve yoğurdu olduğunu biliyoruz. Bu nedenle şuanda manda süt ve süt ürünlerine yoğun bir talep var ancak yetiştiremiyoruz” bilgisini verdi.



Manda sütü projesi hayata geçiriliyor


Manda Yetiştiricileri Birliği olarak yeni bir projeyi daha hayata geçireceklerini de anlatan Birlik Başkanı Ahmet Geldi, “Manda yetiştirmeyi hobi olmaktan çıkararak ekonomik katkı sağlamaya başladık. Manda yetiştiricilerinin daha fazla kazanması için süt işleme projesi hazırladık ve onaylandı pek yakında hayata geçirilecektir. Proje kapsamında manda yetiştiricilerine süt sağma makinesi ve soğuk hava deposu dağıtılacaktır. Haftada 2 veya 3 gün bu depolarsa tutulacak olan süt toplanarak süt ve süt ürünlerine dönüştürülecektir. Amacımız süt ve süt mamulleri üretebilmektir. Bu şekilde manda yetiştiricilerimiz daha fazla kazanacak ve manda yetiştiriciliği artacaktır” diye konuştu.



“Manda yetiştirmek hobi olmaktan çıktı””


Şebinkarahisarlı manda yetiştiricilerinden İbrahim Çetin ise, “Daha önceleri manda yetiştiriyordum ama kendi ihtiyacımızı görecek kadar hobi olarak yapıyordum. Her daim kapımda bir tane manda olurdu. Bugün ise 9 tane mandam var. Aldığım desteklerle mandaların ihtiyaçlarını karşıladığım gibi sütünü ve yoğurdunu satarak da önemli bir ekonomik katkısı oluyor. Şuanda hobi olmaktan çıktı tamamen gelir kapımız oldu” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ağrı AİÇÜ’de zebra balığı translasyonel tıp araştırma laboratuvarı açıldı Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi bünyesinde kurulan Zebra Balığı Translasyonel Tıp Araştırma Laboratuvarı düzenlenen törenle hizmete açıldı. AİÇÜ’de, insanlarla yüksek gen homolojisine sahip olan zebra balıkları üzerinde yürütülecek laboratuvar çalışmalarıyla; kanser araştırmaları, nörodejeneratif hastalıklar, epilepsi, metabolik hastalıklar olmak üzere çeşitli hastalıkların süreçlerini araştırmak ve bu hastalıklara karşı ilaç geliştirme süreçlerine önemli katkılar sağlanması hedefleniyor. Merkezi Araştırma ve Uygulama Laboratuvarı (MERLAB) Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış programına AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, üniversite üst yönetimi, MERLAB Müdürü Doç. Dr. Akın Akıncıoğlu, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Açılış töreninde konuşan AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, üniversitenin bilimsel araştırma altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirterek, Zebra Balığı Translasyonel Tıp Araştırma Laboratuvarı’nın sağlık bilimleri alanında önemli katkılar sunacağını ifade etti. Prof. Dr. Gülçin, özellikle translasyonel tıp araştırmalarında model organizma olarak kullanılan zebra balığı ile yürütülecek çalışmaların, hastalıkların mekanizmalarının anlaşılması ve yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Gülçin, AİÇÜ Tıp Fakültesinden Biyofizik Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fümet Duygu Üstündağ ile Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ünsal Veli Üstündağ’ın girişimleriyle hayata geçirilen laboratuvarın AİÇÜ ve bilim camiası için hayırlı olması temennisinde bulunarak, laboratuvarın açılmasındaki katkılarından dolayı Dr. Öğr. Üyesi Fümet Duygu Üstündağ’a, Dr. Öğr. Üyesi Ünsal Veli Üstündağ’a ve MERLAB Müdürü Doç. Dr. Akın Akıncıoğlu’na teşekkür etti. Törende, Dr. Öğr. Üyesi Fümet Duygu Üstündağ gerçekleştirdiği sunumda, zebra balıklarının insanlarla yüksek gen homolojisine sahip olması, hızlı gelişim süreci ve ex-utero gözleme uygun yapısı sayesinde; nörodejeneratif hastalıklar, epilepsi, metabolik hastalıklar ve ilaç geliştirme çalışmaları başta olmak üzere pek çok alanda güçlü bir model organizma olduğunu belirtti. Zebra balıkları hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Üstündağ, zebra balığı modelinin, kanser araştırmaları ve ilaç geliştirme süreçleri açısından da önemli avantajlar sağladığını vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Üstündağ, laboratuvarın açılış sürecindeki katkı ve desteklerinden dolayı AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin’e teşekkür etti. Açılışın ardından Prof. Dr. İlhami Gülçin ve beraberindekiler laboratuvarda ncelemelerde bulundu.
Aydın Kuşadası’nda leylekler geri döndü Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yaklaşık 40 yıl aradan sonra bir çift leylek, yeniden yuva kurdu. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, kuşların geri dönüşünü "doğanın hala bir şansı olduğunu hatırlatan önemli bir mesaj" olarak nitelendirdi. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, 1980’li yıllarda Kuşadası’nda kent içindeki sur kalıntıları ve ağaçlarda üreyen leyleklerin, şehirleşme ve nüfus artışı nedeniyle bölgeyi terk ettiğini söyledi. Geçen yıl Ağustos ayında bir çift leyleğin Davutlar yol kavşağına yakın bir mermer atölyesinin telefon direğine yuva yaptığını belirten Sürücü, "Geç geldikleri için üreme gerçekleştiremediler. Ancak bu yıl geri gelip gelmeyeceklerini merakla bekliyorduk" dedi. Dün yağmurlu bir günde Kuşadası’ndaki yuvaya ilk leyleğin geldiğini ifade eden Sürücü, "Bugün üst geçitteki aydınlatma direklerine çıkarak çevreyi izledi. Aradan geçen bir yılda çevrenin değiştiğini, özellikle beslenme alanlarının azaldığını fark etti. Burada kalıp kalmayacakları ise eşinin de gelmesiyle netlik kazanacak" diye konuştu. Sürücü, Kuşadası’nda bir çift leyleğin yeniden yuva yapmasının, hızla artan yapılaşma, çoğalan insan nüfusu ve giderek azalan doğal alanlar karşısında güçlü bir doğa mesajı olduğunu vurguladı. "Bu yuva bir umut olduğu kadar aynı zamanda bir uyarıdır. Leyleklerin geri dönüşü, doğanın hala bir şansı olduğunu; ancak bu şansı korumanın bizim sorumluluğumuz olduğunu hatırlatıyor" dedi. EKODOSD’un Aydın genelinde 17 ilçeden 16’sında leylek sayımı ve izleme çalışmaları yürüttüğünü kaydeden Sürücü, "Kuşadası’nda yuva bulunmadığını biliyorduk. Bu gelişmeyle birlikte artık Aydın’ın tüm ilçelerinde leylekler yaşam bulmuş oldu" ifadelerini kullandı.