SAĞLIK - 18 Nisan 2019 Perşembe 19:33

Gümüşhane’de ‘Her organ bağışı yeni bir hayattır’ paneli

A
A
A
Gümüşhane’de ‘Her organ bağışı yeni bir hayattır’ paneli

Gümüşhane’de İl Sağlık Müdürlüğü ve Gümüşhane Üniversitesi tarafından ‘Her Organ Bağışı Yeni Bir Hayattır’ konulu panel düzenlendi.

Gümüşhane’de İl Sağlık Müdürlüğü ve Gümüşhane Üniversitesi tarafından ‘Her Organ Bağışı Yeni Bir Hayattır’ konulu panel düzenlendi. Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu konferans salonunda düzenlenen panele konuşmacı olarak Organ ve Doku Nakli Erzurum Bölge Koordinatörü Dr. Fatih Kacıroğlu, Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm.Dr. Utku Özdemir Biliç, Gümüşhane Devlet Hastanesi Başhekim Vekili Uzm.Dr. Ertuğrul Kara, Gümüşhane Üniversitesi Hemşirelik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Melike Demir Doğan ve Gümüşhane İl Müftüsü Osman Ayas katıldı.


Yıl içerisinde organları bağışlanan hastaların yakınlarının da katıldığı panelde salon girişine kurulan stantta 100’ün üzerinde öğrenci organ bağışında bulundu. Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Gümüşhane Valisi Kamuran Taşbilek, toplantının insanlara umut olma noktasında bir ışık olması temennisinde bulunarak, en yakınlarını toprağa verirken bile insanları düşünen, onların toprağa verdikleri bedenlerinden alınan organlarla başkalarının yaşamasına vesile olan herkese teşekkür etti.



“Yaşarken başkalarına faydalı bir şekilde yaşayıp bu dünyadan göçüp giderken de başkalarına faydalı olmak lazım”


Panelin farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlandığını ifade eden Vali Taşbilek, “İnsan çok özel bir varlık. Yaşarken başkalarına faydalı bir şekilde yaşayıp bu dünyadan göçüp giderken de başkalarına faydalı olması lazım. Bunu yapabilen insanlardan Allah razı olsun. Bugüne kadar organ bağışında bulunanların hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelere de gösterdikleri duyarlılık nedeniyle minnet ve şükran duygularımızı iletiyorum” diye konuştu.


Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bahri Bayram ise Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada ölümcül hastalıklardan dolayı 1 milyar insanın acil organ nakli beklediğini, Türkiye’de son yıllarda önemli kazanımlar olmakla birlikte arzu edilen oranda olmadığını söyleyerek bu konuda bir farkındalığın gelişmesi gerektiğine dikkat çekti.



“Biz insanı yaşat ki devlet yaşasın geleneğiyle kurulmuş bir devlet geleneğine sahip bir milletiz”


İl Sağlık Müdürü Dr. Engin Pehlivan da açılış konuşmasında organ bağışının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en önemli sağlık problemlerinin başında geldiğini belirterek, “Her geçen gün sayısı artmakla birlikte ülkemizde umutla organ nakli bekleyen 26 bin üzerinde insanımız mevcuttur. Organ bağışı sayımız yıllık 3 bin 500 civarındadır. Biz insanı yaşat ki devlet yaşasın geleneğiyle kurulmuş bir devlet geleneğine, bir insanı yaşatmanın bütün insanları yaşatmak inancına sahip bir milletiz. Eğer organ bağışının önemini iyi bir şekilde anlayıp iyi bir şekilde anlatırsak bu tür rakamların değişeceğine inanıyoruz” dedi.



“Gelin organ bağışı ile bu insanların yeniden hayata tutunmalarını sağlayalım”


Pehlivan, panele misafir olarak katılan organ bağışçısı yakınlarına da bu örnek davranışlarından dolayı teşekkür ederek, “Gelin biz hep birlikte umutla bekleyen, noktalanmak üzere olan hayatların devamını sağlayalım. Geliniz bir organ bağışı ile bu insanların yeniden hayata tutunmalarını sağlayalım. Yaşamak güzel, yaşatmak daha güzel” çağrısında bulundu.


Panelistlerden Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Utku Özdemir Biliç, halk arasında kafa karıştıran beyin ölümü ve bitkisel hayat kavramlarını anlatırken, Gümüşhane Üniversitesi Hemşirelik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Melike Demir Doğan ise organ bağışı konusunda öğrencilere yönelik yapılan farkındalık çalışmalarından bahsetti. Organ ve Doku Nakli Erzurum Bölge Koordinatörü Dr. Fatih Kacıroğlu ve Gümüşhane Devlet Hastanesi Başhekim Vekili Uzm.Dr. Ertuğrul Kara son bir yıl içerisinde Gümüşhane’de 3 organ nakli yapıldığını, kayıtlı organ bağışçı sayısında halen istenilen yerde olunmadığını söyledi.



“Bağışlanan organla günah işlenirse ne olacak?”


Gümüşhane İl Müftüsü Osman Ayas ise toplumda özellikle “Benim verdiğim organımla organı alan kişi eğer birtakım yanlışlar, günahlar, hatalar işlerse bundan bana gelecek olan hisse nedir” gibi tereddüttün hakim olduğunu belirterek, “Bir kimseyi sebepsiz yere öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir, bir kişiyi de yaşatmak bütün insanlığı yaşatmak gibidir” ayetini hatırlattı ve organ ve doku naklinin bu çerçeve içerisine girdiğini söyledi.



“O organı kim kullanıyorsa sorumlusu da odur”


İslam dinine göre insanın en mükemmel şekilde yaratıldığını ve Allah’ın kainattaki her şeyi insan odaklı olarak yarattığını kaydeden Ayas, “Şu anda organ nakli bir zaruret haline gelmiştir. Bir tedavi yöntemidir. Bu konuda muzdarip olan çok insanımız vardır. İnsanı yaşatabilmek, hayatiyetini sürdürebilmesine yardımcı olabilmek önemli şeylerdir. O organı kim kullanıyorsa sorumlusu da odur. Kim yaptıysa sorumlusu odur. Dolayısıyla benim böbreğimle şunu yaptı, gözümle şunu yaptı şeklindeki düşünceleriniz dinen bir sıkıntı teşkil etmeyeceğini bilmenizi özellikle istirham ediyorum. Organ ve doku nakli konusunda ücret alınması kesinlikle caiz değildir. Diğer bir önemli mesele de bu işin devlet kontrolü altında yapılması gerekiyor. Bizim hastanelerimizde doktorlarımızın nezaretinde olması gerekiyor” dedi.


Program sonunda organları bağışlanan kişilerin aileleri ile konuşmacılara çiçek ve plaket takdim edilerek teşekkür edildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ağrı AİÇÜ’de zebra balığı translasyonel tıp araştırma laboratuvarı açıldı Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi bünyesinde kurulan Zebra Balığı Translasyonel Tıp Araştırma Laboratuvarı düzenlenen törenle hizmete açıldı. AİÇÜ’de, insanlarla yüksek gen homolojisine sahip olan zebra balıkları üzerinde yürütülecek laboratuvar çalışmalarıyla; kanser araştırmaları, nörodejeneratif hastalıklar, epilepsi, metabolik hastalıklar olmak üzere çeşitli hastalıkların süreçlerini araştırmak ve bu hastalıklara karşı ilaç geliştirme süreçlerine önemli katkılar sağlanması hedefleniyor. Merkezi Araştırma ve Uygulama Laboratuvarı (MERLAB) Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış programına AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, üniversite üst yönetimi, MERLAB Müdürü Doç. Dr. Akın Akıncıoğlu, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Açılış töreninde konuşan AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, üniversitenin bilimsel araştırma altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirterek, Zebra Balığı Translasyonel Tıp Araştırma Laboratuvarı’nın sağlık bilimleri alanında önemli katkılar sunacağını ifade etti. Prof. Dr. Gülçin, özellikle translasyonel tıp araştırmalarında model organizma olarak kullanılan zebra balığı ile yürütülecek çalışmaların, hastalıkların mekanizmalarının anlaşılması ve yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Gülçin, AİÇÜ Tıp Fakültesinden Biyofizik Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fümet Duygu Üstündağ ile Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ünsal Veli Üstündağ’ın girişimleriyle hayata geçirilen laboratuvarın AİÇÜ ve bilim camiası için hayırlı olması temennisinde bulunarak, laboratuvarın açılmasındaki katkılarından dolayı Dr. Öğr. Üyesi Fümet Duygu Üstündağ’a, Dr. Öğr. Üyesi Ünsal Veli Üstündağ’a ve MERLAB Müdürü Doç. Dr. Akın Akıncıoğlu’na teşekkür etti. Törende, Dr. Öğr. Üyesi Fümet Duygu Üstündağ gerçekleştirdiği sunumda, zebra balıklarının insanlarla yüksek gen homolojisine sahip olması, hızlı gelişim süreci ve ex-utero gözleme uygun yapısı sayesinde; nörodejeneratif hastalıklar, epilepsi, metabolik hastalıklar ve ilaç geliştirme çalışmaları başta olmak üzere pek çok alanda güçlü bir model organizma olduğunu belirtti. Zebra balıkları hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Üstündağ, zebra balığı modelinin, kanser araştırmaları ve ilaç geliştirme süreçleri açısından da önemli avantajlar sağladığını vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Üstündağ, laboratuvarın açılış sürecindeki katkı ve desteklerinden dolayı AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin’e teşekkür etti. Açılışın ardından Prof. Dr. İlhami Gülçin ve beraberindekiler laboratuvarda ncelemelerde bulundu.
Aydın Kuşadası’nda leylekler geri döndü Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yaklaşık 40 yıl aradan sonra bir çift leylek, yeniden yuva kurdu. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, kuşların geri dönüşünü "doğanın hala bir şansı olduğunu hatırlatan önemli bir mesaj" olarak nitelendirdi. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, 1980’li yıllarda Kuşadası’nda kent içindeki sur kalıntıları ve ağaçlarda üreyen leyleklerin, şehirleşme ve nüfus artışı nedeniyle bölgeyi terk ettiğini söyledi. Geçen yıl Ağustos ayında bir çift leyleğin Davutlar yol kavşağına yakın bir mermer atölyesinin telefon direğine yuva yaptığını belirten Sürücü, "Geç geldikleri için üreme gerçekleştiremediler. Ancak bu yıl geri gelip gelmeyeceklerini merakla bekliyorduk" dedi. Dün yağmurlu bir günde Kuşadası’ndaki yuvaya ilk leyleğin geldiğini ifade eden Sürücü, "Bugün üst geçitteki aydınlatma direklerine çıkarak çevreyi izledi. Aradan geçen bir yılda çevrenin değiştiğini, özellikle beslenme alanlarının azaldığını fark etti. Burada kalıp kalmayacakları ise eşinin de gelmesiyle netlik kazanacak" diye konuştu. Sürücü, Kuşadası’nda bir çift leyleğin yeniden yuva yapmasının, hızla artan yapılaşma, çoğalan insan nüfusu ve giderek azalan doğal alanlar karşısında güçlü bir doğa mesajı olduğunu vurguladı. "Bu yuva bir umut olduğu kadar aynı zamanda bir uyarıdır. Leyleklerin geri dönüşü, doğanın hala bir şansı olduğunu; ancak bu şansı korumanın bizim sorumluluğumuz olduğunu hatırlatıyor" dedi. EKODOSD’un Aydın genelinde 17 ilçeden 16’sında leylek sayımı ve izleme çalışmaları yürüttüğünü kaydeden Sürücü, "Kuşadası’nda yuva bulunmadığını biliyorduk. Bu gelişmeyle birlikte artık Aydın’ın tüm ilçelerinde leylekler yaşam bulmuş oldu" ifadelerini kullandı.