GÜNDEM
Ümraniye’de sevgi dolu buluşma: 10 özel gencin doğum günü bir arada kutlandı 26 Mart 2026 Perşembe - 19:57:09 Ümraniye Belediyesi tarafından Down Sendromu Farkındalık Haftası çerçevesinde 3’ü Down sendromlu olmak üzere toplam 10 engelli birey için toplu doğum günü etkinliği düzenlendi. Renkli görüntülerin yaşandığı programda özel gençler, pasta keserek doğum günlerini kutladı. Tantavi Sosyal Tesisleri Asude Kafe’de düzenlenen programda 3’ü Down sendromlu, 7’si farklı engel gruplarından olan toplam 10 gencin doğum günü kutlaması yapıldı. Doğum günü pastasını Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım’la birlikte kesen gençlerin mutluluğu yüzlerine yansıdı. "Her ay burada o ay doğmuş engelsiz kardeşlerimiz için doğum günü yapıyoruz" Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, "Özel gereksinimli bireylerimizin Ümraniye’de bir kafeleri yoktu, onlara bu güzel parkımız içindeki kafeyi açtık. 35 mahallemizden buraya geliyorlar, anneleri sağ olsun onları arabalarımızla alıp buraya getiriyoruz. Buraya gelip eğleniyorlar, oturup sohbet ediyorlar ve sosyalleşmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda okula da gidiyorlar tabii. Her ay burada o ay doğmuş engelsiz kardeşlerimiz için doğum günü yapıyoruz; bugün de bunun için buradayız. Görüyorsunuz mutlu olmayan kimse yok, yüzü asık kimse yok. O yüzden ben başta ailelere çocuklarıyla böyle güzel ilgilendikleri için çok teşekkür ediyorum" dedi. "Ümraniye’de engelde sınır yok" Başkan Yıldırım, Ümraniye’ye açılacak Engelsiz Yaşam Merkezi’yle ilgili müjdeyi paylaşarak, "Şimdi önemli bir hizmetin daha temelini attık. İnşallah Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla birlikte "Engelsiz Yaşam Merkezi"mizi yapacağız; o zaman annelerimiz de biraz daha rahatlamış olacak. Yüzme havuzumuz var, ergoterapimiz var, kafemiz var, bir de yaşam merkezimiz olduktan sonra Ümraniye’de engelde sınır yok" ifadelerini kullandı. "Burada herkes birbiriyle dost, ayrım olmadan herkes bir arada" Engelli bireylerden Musap Düzgün, etkinlikten duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Mutluyum, bu organizasyonu yapan ve emeği geçen herkesin ellerine sağlık, çok güzel olmuş. Burada herkes iç içe, herkes birbiriyle dost, ayrım olmadan herkes bir arada konuşabiliyor, çayını kahvesini içebiliyor. İsmet Başkanıma böyle bir etkinlik düzenlediği için çok teşekkür ediyorum" dedi. Yusuf Aydın da, "Burası çok güzel, engelliler için çok iyi bir yer olmuş. İsmet Başkanıma çok teşekkür ederim" şeklinde konuştu. Doğum günü kutlaması, hatıra fotoğrafı çekimi ve hediye takdimlerinin ardından sona erdi.
26 Mart 2026 Perşembe - 19:05 "Algoritmalar sizi yönlendiriyor" Malatya’da İnönü Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi tarafından düzenlenen "Çocuklar ve Sosyal Medya" başlıklı söyleşide, dijital çağın çocuklar üzerindeki etkileri, sosyal medya kullanımı ve medya okuryazarlığı konuları ele alındı. Malatya Selahaddin Eyyubi Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirilen söyleşiye öğrenciler ve öğretmenler yoğun ilgi gösterdi. Söyleşinin konuğu İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Barış Yılmaz olurken, moderatörlüğünü ise Radyo ve Televizyon öğrencisi Nisanur Hivva Yaşar yaptı. Programın açılışında konuşan moderatör Nisanur Hivva Yaşar, dijital çağda çocukların sosyal medya ile ilişkisini bilimsel bir çerçevede ele almanın önemine dikkat çekerek, söyleşinin katılımcılar için farkındalık oluşturmasını temenni etti. "Süre önemli ama daha önemlisi içerik" Söyleşide çocukların sosyal medya kullanımıyla ilgili verileri paylaşan Doç. Dr. Mehmet Barış Yılmaz, ekran süresinin tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını vurguladı. Yılmaz, "Evet süre önemli ama daha önemlisi içerik. Çocukların hangi içeriklere maruz kaldığını mutlaka denetlememiz gerekiyor. Çünkü bazen birkaç dakika içinde bile zararlı içeriklerle karşılaşabiliyorlar" dedi. Sosyal medyanın kontrol edilmesi zor bir alan olduğunu belirten Yılmaz, geleneksel medyanın aksine sosyal medyayı herkesin içerik üretebildiği bir mecra olarak tanımladı. Sosyal medyada kısa video içeriklerinin ciddi bir sorun oluşturduğunu ifade eden Yılmaz, "Kısa video içeriklerini fazla tüketen çocuklarda dikkat dağınıklığı artıyor. Artık 40 dakikalık derslerde bile ilk 15 dakikadan sonra odaklanma problemi yaşanıyor" diyerek, bu durumun akademik başarıyı da olumsuz etkilediğini belirtti. "Algoritmalar sizi yönlendiriyor" Sosyal medya algoritmalarının kullanıcı davranışlarını yönlendirdiğini söyleyen Yılmaz, kullanıcıların aslında özgür seçim yaptıklarını düşündüklerini ancak bunun çoğu zaman bir yanılsama olduğunu belirtti. Yılmaz, "Algoritmalar sizin neyi izlediğinizi analiz ederek size benzer içerikler sunar ve bir süre sonra sadece o içeriklerle karşılaşırsınız. Bu da ‘yankı odası’ dediğimiz bir duruma yol açar" ifadelerini kullandı. Sosyal medyanın doğru bilgi kaynağı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, "Sosyal medya bir öğrenme alanı değil, pekiştirme alanıdır. Doğru bilgi aileden, okuldan ve eğitimcilerden öğrenilmelidir" dedi. Yapay zekânın çocuklar açısından yeni riskler oluşturduğuna dikkat çeken Yılmaz, sahte içeriklerin ayırt edilmesinin giderek zorlaştığını ifade etti. Yapay zekanın olumsuz özelliklerini anlatan Yılmaz, "Artık görüntü ve sesler yapay zekâyla üretilebiliyor. Çocuklar gerçek ile sahteyi ayırt etmekte zorlanabilir. Bu da ciddi güvenlik sorunları doğurabilir" şeklinde konuştu. "Dijital zorbalığa karşı yalnız değilsiniz" Dijital zorbalık hakkında da önemli bilgilendirmelerde bulunan Yılmaz, "Tanımadığınız kişileri sosyal medyada kabul etmeyin. Böyle bir durumla karşılaştığınızda asla yalnız değilsiniz. Aileleriniz, öğretmenleriniz ve yetkili kurumlar bu sorunu çözebilir" diyerek öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Konuşmasının sonunda medya ve dijital okuryazarlığı ile ilgili önemli bilgilendirmelerde bulunan Yılmaz, "Medya okuryazarlığı eğitimi toplumun her kesimine verilmelidir. Bu dijital dünyada bilinçli birey olmanın temelidir" ifadeleriyle sözlerini tamamladı. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından gerçekleştirilen fotoğraf çekimiyle son buldu.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı BTÜ öğrencileriyle buluştu
12 Mart 2026 Perşembe - 10:02 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı BTÜ öğrencileriyle buluştu Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Bursa Teknik Üniversitesinde öğrencilerle buluşarak Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu kapsamında 22 gün süren uzay yolculuğunu ve Milli Uzay Programı kapsamındaki hedefleri anlattı. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilen bilimsel deneylerden, eğitim sürecine kadar pek çok detayı paylaşan Gezeravcı, gençlere; "Bu bir varış değil başlangıç; bundan sonra bu hikâyeyi siz yazacaksınız" mesajı verdi. BTÜ Konuşmaları’nın 6’ncı sezon 55’nci bölüm konuğu, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı oldu. Mimar Sinan Yerleşkesi’nde düzenlenen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Beyhan Bayhan, Prof. Dr. Sinan Uyanık ve Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu: ISS" başlıklı konuşmasını yapan Alper Gezeravcı, Türkiye’nin uzay yolculuğunu anlattı. Türkiye’nin uzay alanında yeni bir ülke olmadığını belirten Gezeravcı, geçmişten bugüne yapılan çalışmalara dikkat çekti. Türkiye’nin uydu teknolojileri konusunda önemli bir birikime sahip olduğunu ifade eden Gezeravcı, özellikle son yıllarda uydu geliştirme ve işletme alanında önemli tecrübeler kazanıldığını söyledi. Konuşmasında, Türkiye Uzay Ajansı’nın kuruluş süreci ve Türkiye’nin uzay vizyonunu belirleyen Milli Uzay Programı hakkında da bilgi veren Gezeravcı, programın stratejik hedeflerini öğrencilerle paylaştı. Türkiye’nin Milli Uzay Programı hedefleri Milli Uzay Programı kapsamında Türk astronot yetiştirme hedefinin de yer aldığını belirten Gezeravcı, yerli uydu geliştirme çalışmalarının da hızla sürdüğünü söyledi. Türkiye’nin ilk yerli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’nın uzaya fırlatılmasıyla Türkiye’nin bu kapasiteye sahip dünyadaki 11’inci ülke olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin uzay hedeflerinin sadece Dünya yörüngesiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Gezeravcı, Ay Araştırma Programı’na da değindi. 2027 yılında Ay’a erişme hedefinin bulunduğunu belirten Gezeravcı, "Bunu başarabilmiş şu an dünyada sadece 5 ülke var. Bizim hedefimiz 6’ncı ülke olmak" dedi. Gezeravcı, uzay erişim projeleri kapsamında bir uzay limanı kurulmasının da hedefler arasında yer aldığını ifade etti. 36 bin başvuru arasından seçildi Türk Astronot ve Bilim Misyonu kapsamında 2022 yılında başlatılan astronot seçim sürecini anlatan Gezeravcı, ilk Türk astronotu olmak için yaklaşık 36 binden fazla kişinin başvuru yaptığını söyledi. Astronotluk yolculuğunun uzun ve zorlu bir süreç olduğunu belirten Gezeravcı, sekiz ay süren test ve mülakat süreçlerinin ardından seçildiğini, daha sonra ABD’de yoğun bir eğitim programına katıldığını belirtti. Eğitim sürecindeki; acil durum senaryoları, kapsül operasyonları, ilk yardım ve hayatta kalma eğitimlerini detaylarıyla anlattı. SpaceX eğitimleri ve uzay yolculuğu Eğitimlerin ardından ABD’deki SpaceX tesislerinde kapsül içi operasyonlar ve acil durum prosedürleri üzerine eğitimler aldıklarını belirten Gezeravcı, kapsüllerin suya iniş yapabildiği için deniz üzerinde de eğitim yaptıklarını ifade etti. Uzaya yolculuğun ABD’deki Kennedy Space Center’ndan gerçekleştirildiğini söyleyen Gezeravcı, 39 numaralı fırlatma rampasından yapılan kalkışta, roketin ses hızının 25 katına kadar ulaştığını ve roketin yaklaşık 28 bin kilometre hıza çıktığını belirtti. Uzayda 13 bilimsel deney Gezeravcı, görev kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 13 farklı bilimsel deney gerçekleştirdiklerini ifade etti. Deneylerin savunma sanayii, malzeme bilimi, yaşam destek sistemleri ve biyoloji gibi alanlarda yürütüldüğünü belirten Gezeravcı, bazı çalışmaların Ay ve Mars’ta yaşamın sürdürülebilirliği açısından önemli veriler sağlayacağını söyledi. Uzayda yaşamın dünyadan oldukça farklı olduğunu vurgulayan Gezeravcı, uyku, temizlik ve günlük yaşamın sınırlı sistemlerle sürdürüldüğünü anlattı. Türkiye’nin dönüm noktası Görevin ardından Türkiye’nin uzaya insan göndererek bilimsel deney gerçekleştiren 22’nci ülke olduğunu hatırlatan Gezeravcı, insanlı uzay misyonunun Türkiye için tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Görev kapsamında farklı bilim alanlarında özgün çalışmalar yürüttüklerini belirten Gezeravcı, elde edilen verilerin önümüzdeki dönemde bilim insanları tarafından paylaşılacağını ifade etti. "Bu, Türk evladının uzaydaki ilk adımı" Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Gezeravcı, bu görevin sadece bir başlangıç olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Siz değerli kardeşlerimize ilham olacak bir görev icra ettik. Bu işin merkezinde olan sizlersiniz. Başarıyı emsal almak varken başarısızlığa bakmayın. Sizden daha iyi potansiyel yok. Kimsenin potansiyelinizi küçümsemesine izin vermeyin. Özgüveninizi kaybederseniz her şeyinizi kaybedersiniz. Bu, bir hikâyenin başlangıç hikâyesiydi, bir yere varış hikâyesi değil. Bundan sonra bu hikâyeyi sizler yazacaksınız. Hikâye sizin. Milyarlarca insan milyarlarca adım atarken, bir annenin en değerli adımı evladının attığı ilk adımdır. Bu da Türk evladının uzaydaki ilk adımıdır." Soru-cevap bölümüyle devam eden BTÜ Konuşmaları, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’ya plaket takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.
Osmangazi’nin tarihi mekanları çocukların masallarıyla yeniden keşfediliyor
12 Mart 2026 Perşembe - 10:00 Osmangazi’nin tarihi mekanları çocukların masallarıyla yeniden keşfediliyor Osmangazi Belediyesi’nin kentin tarihi ve kültürel mirasını çocukların hayal gücüyle buluşturduğu "Masal Rotası" ile Osmangazi’nin köklü geçmişi yeniden keşfedilirken, çocuklar dinledikleri hikayelerden yola çıkarak yeni masallar, karakterler ve anlatılar oluşturuyor. Osmangazi Belediyesi tarafından gerçekleştirilen Masal Rotası Atölyesi ile kentin tarihi mekanları, çocukların gözünden yeniden yorumlanıyor. Proje kapsamında oluşturulan rota ile çocuklar, Osmangazi’nin farklı noktalarında yer alan tarihi yapıları ziyaret ederek bu mekanların geçmişini öğreniyor. Bunun yanı sıra katılımcılar gözlem yaparak ve duydukları hikayelerden ilham alarak kendi anlatılarını oluşturuyor. Masal Rotası Atölyesi, yalnızca tarihi mekanları tanıtmayı değil; aynı zamanda bu mekanların taşıdığı kültürel hafızayı çocukların hayal dünyasıyla zenginleştirmeyi hedefliyor. Atölye kapsamında rotanın durağı olan Kedili Tekke’yi ziyaret ederek, tarihi mekanı yakından inceleme fırsatı bulan çocuklar, dinledikleri hikayelerden de yola çıkarak yeni karakterler ve masallar üretti. Böylelikle çocuklar, bilmekle becerilerini geliştirerek, kentin kültürel mirasıyla hayal güçlerini bütünleştirdi. Etkinlik hakkında bilgiler veren Masal Rotası Atölyesi Eğitmeni Duygu Deniz Bilgin, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "Birçok mekandan oluşan bir proje, o yüzden ismi masal rotası. Osmangazi’deki tarihi mekanlarla ilgili bir rota oluşturmaya çalışıyoruz. Buranın yapısını, dokusunu dönüştürmek değil, burayla hikayeyi dönüştürmek, burayla ilgili hikayeyi geliştirmek ve bilinirliğini sağlamak amacımız. En önemlisi de çocuklarla bir arada bulunarak ortak üretim yapabilmek. İlk projemiz de Kediler Tekkesi oldu. Burayı izledik, gözlemledik, hikayeler dinledik. Dinlediğimiz hikayelerden bize ne kaldı ve bu kalan şeylerle ilgili yeni karakterler, yeni bir durum göstermeye çalışıyoruz." Atölyeye katılan çocuklar ise çok büyük keyif aldıklarını dile getirerek, aynı zamanda kitaplar okuyarak ve yazılar yazarak oldukça eğlendiklerini kaydetti.
Merhametiyle Türkiye’ye örnek olan 80 yaşındaki anne ve ömrünü adadığı 61 yaşındaki engelli kızının Vali’yle sohbetleri yürekleri ısıttı
12 Mart 2026 Perşembe - 09:56 Merhametiyle Türkiye’ye örnek olan 80 yaşındaki anne ve ömrünü adadığı 61 yaşındaki engelli kızının Vali’yle sohbetleri yürekleri ısıttı Hatay’da 61 yaşındaki engelli kızı Durdunaz Sözalan’a gözü gibi bakan 80 yaşındaki Nazmiye Sözalan’ın evine Hatay Valisi Mustafa Masatlı misafir oldu. Merhametiyle Türkiye’ye örnek olan ve ömrünü kızına adayan Sözalan’ın elini öpen Vali Masatlı ile anne ve kızının sohbetleriyse yürekleri ısıttı. Yayladağı ilçesi Kulaç Mahallesi’nde yaşayan 80 yaşındaki anne Nazmiye Sözalan’ın 61 yaşındaki kızı Durdunaz Sözalan, doğuştan bedensel engelli olarak doğdu. Ayağa kalkamayan ve ömrünü yatağa bağımlı geçiren bedensel engelli Durdunaz’ı hayata tutunduran ise annesi oldu. İlerleyen yaşına rağmen evladının her şeyiyle ilgilenen anne Nazmiye adeta ömrünü kızı Durdunaz’a adadı. Engelli kızının bakımlarını ve ihtiyaçlarını yapan anne kızına umut olurken, bir yandan bağ, bahçe ve ev işlerini yapmaya devam ediyor. Engelli kızına olan merhametiyle takdir toplayan anne ve kızın, evlerine Hatay Valisi Mustafa Masatlı misafir oldu. Fedakar anne Vali Masatlı’yı elinde çiçekle evin kapısında karşıladı. Topluma örnek olan annenin elini öpen Vali Masatlı’nın Nazmiye Sözalan ile Durdunaz Sözalan arasındaki sohbetse yürekleri ısıttı. "Kızımla birlikte mutlu bir hayat yaşamayı Allah nasip etsin" 61 yaşındaki kızıyla birlikte kaldığı evi Hatay Valisi Masatlı’nın ziyaret ettiğini ifade eden Nazmiye Sözalan, "Ben ve kızım uzun zamandır birlikte yaşıyoruz. Ben 80 yaşındayım kızım ise 61 yaşında oldu. Kızıma baktığım için memnunum ve rahatım. Kızımla birlikte iyi veya kötü bir şekilde zaman geçiyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın iyiliklerini ve güzelliklerini düşünürüm. Hepsinden de Allah razı olsun. Allah elden ayaktan düşürmesin. Kızımla birlikte mutlu bir hayat yaşamayı Allah nasip etsin" dedi. Valiliğin kendisine hediye ettiği tekerlekli sandalyeyle dışarı çıkma fırsatı bulduğunu söyleyen Durdunaz Sözalan, "Ben 61 yaşındayım annemde 80 yaşında oldu. Günlerimiz iyi geçiyor ve iyi gelip geçiyor. Annemle birlikte mutlu ve güzel yaşıyoruz, üzülmüyoruz. Annemi üzmüyorum. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın gelmesi bizi çok mutlu etti. Valiliğin verdiği tekerlekli sandalyeye binip annem dışarıya götürüyor. Tekerlekli sandalye olduğumdan beri daha rahat geziyorum" ifadelerini kullandı.
Yapay zeka tabanlı afet erken uyarı sistemleri çalıştayı yapıldı
12 Mart 2026 Perşembe - 09:29 Yapay zeka tabanlı afet erken uyarı sistemleri çalıştayı yapıldı DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını söyledi. Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu ile Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu tarafından, Düzce Valiliği ve Düzce Belediyesi iş birliğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında düzenlenen, Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayının açılış programı gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan Düzce Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Çeven, çalıştayın temel amacının yapay zeka, sensör ağları ve robotik teknolojilerinin afet yönetiminde nasıl etkin ve hayat kurtarıcı çözümler üretebileceğini bilimsel bir zeminde tartışmak olduğunu belirtti. "Yapay zeka artık hayatın her alanında yer alıyor" Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını belirterek üniversitelerde bu alanda yapılan çalışmaların önemine değindi. Düzce Üniversitesi’nin öğrenci projeleri, Teknofest başarıları ve bilimsel çalışmalar açısından önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Nedim Sözbir, öğrencilerin azmi ve akademisyenlerin desteğiyle elde edilen bu başarıların üniversitenin bilimsel üretkenliğini güçlendirdiğini söyledi. Sözbir, çalıştayın afet yönetimi ve erken uyarı teknolojileri açısından önemli katkılar sağlayacağını belirtti. "Deprem riskini azaltmanın yolu bilim ve hazırlıktan geçiyor" Programın panel oturumunda; Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Aslan’ın yönetiminde gerçekleştirilen panelin ilk konuşmacısı Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, "Afet erken uyarı sistemlerinin afet önlem alma ve kayıpların azaltılmasına etkileri" başlıklı sunumunda Türkiye’nin deprem gerçeğine dikkat çekerek, ülkemizin büyük depremler açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Düzce ve çevresinin aktif fay hatları nedeniyle tarihi olarak önemli depremler yaşadığını belirten Barış, depremlerin yerinin büyük ölçüde bilinebildiğini ancak zamanının öngörülmesinin halen mümkün olmadığını söyledi. "Erken uyarı sistemleri toplum sağlığını korur" Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özge Karadağ, afet erken uyarı sistemlerinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Erken uyarı sistemlerinin yalnızca can kayıplarını azaltmakla kalmadığını; yaralanmaların, bulaşıcı hastalıkların ve çevresel sağlık risklerinin azaltılmasına da katkı sağladığını ifade eden Karadağ, toplumun afetlere hazırlık kapasitesinin artırılması için sağlık sektörünün erken uyarı sistemlerine entegre edilmesi, düzenli tatbikatların yapılması ve sağlık ile medya okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Erken uyarı sistemi tahmin değil, saniyeler kazandıran bir mekanizmadır" Sentez Yer ve Yapı Mühendislik CTO’su Dr. Süleyman Tunç ise Marmara deprem erken uyarı altyapısını teknik yönleriyle ele aldı. Deprem erken uyarı sistemlerinin bir tahmin mekanizması olmadığını belirten Dr. Tunç, deprem dalgaları arasındaki zaman farkından yararlanarak saniyeler kazandıran bir sistem olduğunu vurguladı. "Marmara depremine karşı hazırlıklı olmak zorundayız" Panelin son konuşmacısı EDİS Afet ve Deprem Sistemleri CEO’su Ali Emre Erişen ise Marmara bölgesinde beklenen büyük depreme karşı hazırlıklı olunması gerektiğine dikkat çekti. Deprem riskinin yüksek olduğu bölgelerde erken uyarı sistemleri ve teknolojik çözümlerin hayati önem taşıdığını belirten Erişen, EDİS sisteminin çalışma prensiplerini katılımcılarla paylaştı. Açılış programının ardından "Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayı", Rektörlük Çalıştay Salonu’nda gerçekleştirilen oturumlarla devam etti. Çalıştay kapsamında farklı çalışma masalarında bir araya gelen akademisyenler, uzmanlar, kamu görevlileri, sivil toplum kuruluşları görevlileri ve öğrenciler; afet yönetimi, erken uyarı teknolojileri, yapay zeka etik ve hukuki çerçevesi, lojistik süreçler, eğitim ve sağlık, bilgi güvenliği ve toplumsal farkındalık gibi başlıkları disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirerek çözüm önerileri geliştirdi.
Karamustafa’dan "İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yıldönümü" mesajı
12 Mart 2026 Perşembe - 09:28 Karamustafa’dan "İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yıldönümü" mesajı Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. İstiklal Marşı’nın milletimizin bağımsızlık iradesini, ortak değerlerini ve tarihî hafızasını en güçlü biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa’nın "12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü" mesajı şöyle: "Milletimizin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinin sembolü olan İstiklal Marşı, millet olarak topyekûn verdiğimiz kurtuluş savaşı mücadelemizin en zor şartlarında kaleme alınmış; milletimizin imanını, azmini ve kararlılığını yansıtan müstesna bir eser olarak 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından millî marş olarak kabul edilmiştir. Türk edebiyatı ve düşünce hayatının önemli isimlerinden biri olan Mehmet Âkif Ersoy, güçlü şahsiyeti, ahlaki duruşu ve milletine duyduğu derin bağlılıkla yalnızca büyük bir şair değil; aynı zamanda örnek bir aydın ve mütefekkir olarak tarihimizde seçkin bir yere sahiptir. Onun kaleme aldığı İstiklal Marşı; iman, vatan sevgisi, fedakârlık ve özgürlük ideallerini güçlü bir şekilde dile getiren; milletimizin millî ve manevi değerlerini yansıtan eşsiz bir eserdir. Kayseri Üniversitesi olarak millî ve manevi değerlerimizin korunması, tarihî hafızamızın güçlendirilmesi ve bu değerlerin genç nesillere doğru biçimde aktarılması yönünde önemli bir sorumluluk taşıdığımızın bilincindeyiz. Bu doğrultuda öğrencilerimizin yalnızca akademik açıdan değil; aynı zamanda tarihine, kültürüne ve değerlerine bağlı bireyler olarak yetişmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmekteyiz. Bu vesileyle, İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde başta milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy olmak üzere, istiklalimiz uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; milletimizin 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."
Başkan Büyükkılıç: "İstiklal şairimizin Asım’ın nesli ideali gençlerimize yaşayacak"
12 Mart 2026 Perşembe - 09:25 Başkan Büyükkılıç: "İstiklal şairimizin Asım’ın nesli ideali gençlerimize yaşayacak" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ölümsüzleştiren Mehmet Akif Ersoy’u ve İstiklal mücadelesinin kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla andı. Büyükkılıç, "İstiklal Marşı, milletimizin bağımsızlık iradesinin ebedî belgesidir. İstiklal şairimiz Ersoy’un ‘Asım’ın Nesli’ ideali, gençlerimizle yaşayacak" dedi. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Türk milletinin istiklal ve istikbal uğruna verdiği mücadelenin önemine dikkat çekti. İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yılı Başkan Büyükkılıç mesajında, İstiklal Marşı’nın milletin bağımsızlık azmini, inancını ve kararlılığını en güçlü şekilde yansıttığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: "İstiklalimizi ve istikbalimizi borçlu olduğumuz aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi, İstiklal Marşımızı yaşayarak kaleme alan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Bu eşsiz eser, milletimizin tarih boyunca gösterdiği fedakârlığın ve bağımsızlık iradesinin en güçlü sembollerinden biridir." "Milletimizin Ruhunu Yansıtan Bir Eser" Başkan Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın yalnızca savaş meydanlarında kazanılan zaferleri değil, aynı zamanda milletin içinde bulunduğu ruh halini ve inancını da satırlara taşıdığını belirtti. 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilen İstiklal Marşı’nın, o günden bugüne Türk milletinin gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Büyükkılıç, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin simgesi olan İstiklal Marşı’mız, milli birlik ve beraberliğimizin adeta bir belgesidir. O zor günlerde milletimize umut ve motivasyon kaynağı olan bu eser, bugün de özgürlük ve bağımsızlık tutkumuzun en güçlü ifadesi olmaya devam etmektedir." "Asım’ın Nesli İdeali" Mehmet Akif Ersoy’un Türk gençliğini "Asım’ın Nesli" olarak tanımladığına dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, bu idealin karakterli, ahlaklı ve erdemli bir gençlik anlayışını ifade ettiğini belirtti. Büyükkılıç, Türkiye’nin geleceğinin, gençlerin milli ve manevi değerlerine bağlı şekilde yetişmesiyle daha güçlü olacağını vurguladı. Şehit ve Gazilere Vefa Mesajı Mesajının sonunda İstiklal mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andığını belirten Başkan Büyükkılıç, şu ifadeleri kullandı: "İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105. yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum."
Pulmoner rehabilitasyonla her adımda daha rahat bir nefes
12 Mart 2026 Perşembe - 09:16 Pulmoner rehabilitasyonla her adımda daha rahat bir nefes DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Özlem Ataoğlu, Pulmoner rehabilitasyonun en temel bileşeninin egzersiz eğitimi olduğunu söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Özlem Ataoğlu, 8–14 Mart Pulmoner Rehabilitasyon Haftası dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Kronik solunum hastalıklarında nefes darlığı, hava yolu temizliğinde yetersizlik, hava akımında kısıtlanma ve kas fonksiyonlarında bozulma gibi sorunların sık görüldüğünü ifade eden Özlem Ataoğlu, bu durumun hastaların egzersiz kapasitesini ve günlük aktivite düzeyini önemli ölçüde azalttığını söyledi. Ciddi kronik solunum hastalığı olan bireylerde tıbbi tedavinin uygun şekilde yapılsa bile nefes darlığı ve diğer solunum şikayetlerinin devam edebildiğine dikkat çeken Ataoğlu, "Egzersiz kapasitesinin azalmasıyla birlikte hastaların yaşam kalitesi de düşebilmektedir. Bu durum zamanla hastanın tedaviye uyumunu da olumsuz etkileyebilmektedir" dedi. Pulmoner rehabilitasyon nedir? Pulmoner rehabilitasyonun bu noktada önemli bir destekleyici yaklaşım olduğunu belirten Ataoğlu, "Pulmoner rehabilitasyon; hastaların tıbbi tedavilerini desteklemek, fonksiyonel kapasitelerini artırmak ve psikososyal durumlarını iyileştirmek amacıyla hazırlanan kapsamlı bir programdır. Alanında uzman hekim, fizyoterapist, solunum terapisti, diyetisyen, psikolog, hemşire ve iş-uğraşı terapistinin yer aldığı multidisipliner bir ekip tarafından yürütülür" ifadelerini kullandı. Pulmoner rehabilitasyon programlarının egzersiz eğitimi başta olmak üzere beslenme eğitimi, özyönetim eğitimi ve sağlık davranışı değişikliğini içeren farklı bileşenlerden oluştuğunu kaydeden Dr. Ataoğlu, programın temel hedefleri arasında hastalığa bağlı semptomların azaltılması, kaygı ve depresyonun azaltılması, hastalığın alevlenme sıklığının ve hastane yatışlarının düşürülmesi ile hastaların günlük yaşama katılımının artırılmasının yer aldığını söyledi. Pulmoner rehabilitasyonun özellikle KOAH başta olmak üzere astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistik fibrozis, göğüs duvarı hastalıkları, nöromusküler hastalıklar, akciğer nakli öncesi ve sonrası süreçler, akciğer kanseri, akciğer tansiyonu ve obezite ile ilişkili akciğer hastalıklarında başarıyla uygulanabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ataoğlu, bu hizmetlerin göğüs hastalıkları hastaneleri, şehir hastaneleri, üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastanelerinde verildiğini ifade etti. "En temel bileşeni egzersiz eğitimi" Pulmoner rehabilitasyonun en temel bileşeninin egzersiz eğitimi olduğunu dile getiren Öğr. Üyesi Dr. Ataoğlu, "Bu eğitim; yürüyüş gibi dayanıklılık egzersizlerini, kol ve bacak kaslarını güçlendiren egzersizleri ve solunum egzersizlerini kapsamaktadır. Hastanın ihtiyaçlarına göre beslenme desteği, hasta eğitimi ve psikososyal destek de programa eklenebilmektedir" dedi. Düzenli uygulanan pulmoner rehabilitasyon programları sayesinde hastaların nefes darlığı ve yorgunluk şikayetlerinin azaldığını vurgulayan Ataoğlu, kas kuvveti ve dayanıklılığı artan hastaların daha uzun mesafeler yürüyebildiğini ve kendilerini daha enerjik hissettiklerini belirtti. Gelişen uzaktan sağlık hizmetleri sayesinde tele-pulmoner rehabilitasyon programlarının da uygulanabildiğini söyleyen Dr. Özlem Ataoğlu, "Uygun hastalar bulundukları yerden bu programlara katılabilmekte, böylece hizmete erişim ve süreklilik artmaktadır" dedi. Uzun süreli solunum hastalığı nedeniyle nefes darlığı, çabuk yorulma ve günlük işlerde zorlanma yaşayan bireylerin pulmoner rehabilitasyon programlarından yararlanabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ataoğlu, konu hakkında bilgi almak isteyen vatandaşların aile hekimlerine başvurabileceğini ifade etti.
Kent Konseyi Başkanı Tanfer: "12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır"
12 Mart 2026 Perşembe - 09:03 Kent Konseyi Başkanı Tanfer: "12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır" Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108. Yıl Dönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Başkan Tanfer, "12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır" İfadesini kullandı. Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, mesajında, şu ifadelere yer verdi: "Erzurum, Birinci Dünya Savaşı’nda büyük acılar yaşayıp, ihanetlerle sırtından hançerlendi. 16 Şubat 1916 Rus işgalinin ardından, Rus kuvvetlerinden destek alan Ermeni çetecilerince gerçekleştirilen Müslüman katliamı, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Anadolu topraklarını bize vatan yapan büyük ecdadımıza her daim şükran borçluyuz. Erzurum, Vatanın, birliği ve dirliği yanında, şartsız yer almıştır. 12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır. Bunun için 12 Mart, sadece Erzurum için değil, Türkiye için de çok önemli bir günün yıldönümüdür. 12 Mart 1918’de zemherinin bahara döndüğü bu günlerde, düşmanın amansız kuşatması altında koca bir ülkenin tek vücut olduğu günlerden biridir. Erzurum, Türk milli varlığının istinat ettiği tarihi bir şehir olması hasebiyle, milletin birlik ve beraberliğini bozmak isteyen, fitne ve fesat peşinde koşan kesimlere daima karşı çıkmıştır. Vatanın, birliği ve dirliği yanında, şartsız yer almıştır. 12 Mart 1918, Türk’ün geleceği üzerine yeni bir milli istikamet açmak için verilen hürriyet ve istiklâl mücadelesidir. 12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır. Bunun için 12 Mart, sadece Erzurum için değil, Türkiye için de çok önemli bir günün yıldönümüdür. Doğu’nun sınır taşının düşmanından, esaretinden kurtulmasının yıl dönümüdür. Tarihe adını gururla yazdıran büyük Komutan Kazım Karabekirler, elinde satırı, yüreğinde vatan aşkıyla şahlanan Nene Hatunlar, Mehmetler, Ayşeler ve nice kadınlar, çocuklarıyla ve topyekûn bir milletin verdiği savaşın, Erzurum’da şahlanmasının, esaret bağlarından kurtulan Erzurum’un özgürlüğüne kavuşmasının 105’nci seneyi devriyesini gururla kutluyoruz. 12 Mart 1918’de milli şahlanışın yaşandığı kadim şehri Erzurum’umuzda sadece bir yıl sonra Erzurum Kongresi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Başkanlığında toplanmış ve tarihe ‘Vatan bir bütündür, asla parçalanamaz’ hükmü kaydı düşülmüştür. Erzurum Kongresi ile milli direnişin sembolü olan bu kadim memleket, nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna öncülük etmiş, bağımsızlığımızın vücut bulduğu sağlam bir zemine dönüşmüştür. 12 Mart’a yine çok özel bir anlam kazandıran hususlardan birisi ise, bu günün aynı zamanda İstiklal Marşımızın kabul günü oluşudur. Bu vesile ile İstiklal Marşımızın 108’nci kabul ediliş yıldönümünü kutluyor, milli şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy’u da, minnet ve şükranla yad ediyor, Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatanlarını, canlarından aziz bilen şehitlerimizi de saygı ve rahmetle anıyoruz."
Kızılay’ın iftar çadırı Alaşehir’de dayanışmanın simgesi oldu
12 Mart 2026 Perşembe - 08:14 Kızılay’ın iftar çadırı Alaşehir’de dayanışmanın simgesi oldu Türk Kızılay Alaşehir Şubesi tarafından Ramazan ayı dolayısıyla Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda kurulan iftar çadırı, her akşam yüzlerce vatandaşı aynı sofrada buluşturuyor. Ramazan boyunca yaklaşık 12 bin kişiye iftar yemeği verilmesi planlanan organizasyon, Alaşehir’de birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Alaşehir’de kurulan Kızılay iftar çadırı, Ramazan ayının manevi atmosferini paylaşmak isteyen vatandaşların yoğun ilgisiyle dolup taşıyor. Her akşam yüzlerce kişinin katıldığı iftar programında vatandaşlar aynı sofrada oruç açmanın mutluluğunu yaşıyor. Toplumun farklı kesimlerinden insanların bir araya geldiği iftar programı, hem yardımlaşma hem de kaynaşma açısından önemli bir ortam oluşturuyor. Kızılay gönüllüleri ise iftar saatine kadar hummalı bir hazırlık yaparak yemeklerin dağıtımını gerçekleştiriyor. Düzenlenen iftar programına Alaşehir Kaymakamı Alper Faruk Güngör, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, AK Parti Alaşehir İlçe Başkanı Fedayi Kozan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kurum amirleri katıldı. Protokol üyeleri vatandaşlarla aynı sofrada iftar yaparak Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu birlikte yaşadı. Programda vatandaşlarla yakından ilgilenen protokol üyeleri, iftar öncesi ve sonrasında vatandaşlarla sohbet etti. Kaymakam Güngör yemek dağıttı İftar programına katılan Kaymakam Alper Faruk Güngör, Kızılay gönüllü yeleğini giyerek vatandaşlara yemek dağıttı. Vatandaşlara kendi elleriyle yemek ikram eden Güngör, daha sonra vatandaşlarla sohbet ederek Ramazan aylarını tebrik etti. Vatandaşlar da Kaymakam Güngör’ün iftar programına katılarak yemek dağıtmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Türk Kızılayı Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak ise Ramazan ayının birlik ve beraberlik açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Ramazan ayı bolluk, bereket, mağfiret, birlik ve beraberlik ayıdır. Manevi duyguların en üst seviyeye ulaştığı bu mübarek ayda insanlar birbirine daha fazla yakınlaşır. Dargınlıklar unutulur, kardeşlik duyguları pekişir." dedi. Ramazan ayının aynı zamanda yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çeken Yamak, ihtiyaç sahibi vatandaşların gözetildiği bu ayın toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti. Yamak, Kızılay olarak Ramazan boyunca iftar sofraları kurarak vatandaşlarla bu manevi atmosferi paylaşmaya devam edeceklerini söyledi. İftar programı, Alaşehir Müftüsü Mehmet Ali Dilek’in yaptığı dualarla vatandaşların oruçlarını açmasıyla başladı. Program, yemek sonrası yapılan dua ile sona erdi.
Manisa’da park ve trafik sorunu için dikkat çeken öneriler
12 Mart 2026 Perşembe - 08:14 Manisa’da park ve trafik sorunu için dikkat çeken öneriler Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’daki park ve trafik sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şehir merkezindeki düzensiz parkların trafiği kilitlediğini söyledi. Köse, trafik düzeninin yeniden gözden geçirilmesi ve şehir planlamasında yeni adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’da özellikle şehir merkezinde yaşanan park ve trafik sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şehirde birçok noktada üç sıra park uygulamasının trafiği ciddi şekilde etkilediğini belirten Köse, mevcut düzenin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Karaköy bölgesinde araçların üç sıra halinde park ettiğini ifade eden Köse, benzer bir durumun Doğu Caddesi’nde de yaşandığını belirtti. Köse, "Doğu Caddesi’nde Halil Yurtseven’den Gediz Tıp Merkezi’ne kadar olan bölümde üç sıra park yapılıyor. Bu durum trafiğin akışını ciddi şekilde zorlaştırıyor" dedi. Şehirde trafik düzeninin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Köse, bazı güzergahlarda eski sisteme dönülmesinin faydalı olabileceğini dile getirdi. Köse, "Trafik eski haline dönebilir. Ortada refüj olan, gidiş ve gelişin ayrı olduğu bir sistem yeniden düşünülebilir" ifadelerini kullandı. Mimar Sinan Bulvarı’nda da trafik düzenlemesi yapılabileceğini belirten Köse, bu güzergahın halen Bursa-İzmir sürat yolu gibi kullanıldığını belirterek kavşak noktalarına trafik ışığı konulmasının değerlendirilebileceğini söyledi. Şehir merkezinin yeniden planlanabileceğine dikkat çeken Köse, ticari hareketliliğin farklı bir noktaya kaydırılmasının da gündeme gelebileceğini belirtti. Köse, "Çarşı merkezi başka bir bölgeye kaydırılabilir. İzmir’deki Konak Caddesi ve Çankaya Caddesi benzeri bir düzenleme yapılabilir" diye konuştu. Manisa’nın gelecekteki şehirleşmesine ilişkin de dikkat çeken bir öneri dile getiren Köse, geniş bir planlamayla yeni yaşam alanları oluşturulabileceğini ifade etti. Köse, "Yaklaşık 30 bin dönüm arazi ile Manisa’nın tamamını üç katlı bahçeli evlerden oluşan yeni yaşam alanlarına taşıyabilmek mümkün. Bu da Muradiye Orman Fidanlığı büyüklüğünde yaklaşık 30 ayrı alan demek" dedi. Köse, şehir planlamasında uzun vadeli ve bütüncül çözümlerin ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.