GÜNDEM
Diyarbakır saç tavanın püf noktalarını anlattı: "Etin altındaki kırmızı sıvı kan değil" 21 Mayıs 2026 Perşembe - 08:47:25 Kurban Bayramı yaklaşırken etin doğru saklanması ve pişirilmesine yönelik uyarılarda bulunan Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Kemal Şahanlık, Diyarbakır saç tavanın püf noktalarını anlattı. Şahanlık, etin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini belirtirken etten çıkan kırmızı sıvının sanıldığı gibi kan değil miyoglobin içerikli doğal bir sıvı olduğunu söyledi. Kurban Bayramı’nda artan et tüketimiyle yanlış pişirme ve muhafaza yöntemleri sağlık açısından risk oluşturabiliyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Kemal Şahanlık, Diyarbakır saç tava yapımı sırasında kurban etinin doğru kullanımıyla ilgili önemli bilgiler verdi. Şahanlık, etin dinlendirilmesinden marinasyona, kırmızı sıvının yapısından sebze kullanımına kadar birçok konuda dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. "Et kesilir kesilmez kullanılmamalı" Kurban etinde en sık yapılan hatanın etin hemen pişirilmesi olduğunu belirten Kemal Şahanlık, "Burada yapılan en büyük hata, etin kesilir kesilmez kullanılması. Minimum bir gün beklemesi lazım. İmkân varsa önce dondurucuda, sonrasında da artı dört derecede muhafaza ederek kullanılabilir. Ayrıca et kullanılmadan önce mutlaka oda sıcaklığına getirilmesi gerekiyor. Çünkü soğuk eti direkt sıcak uygulamaya maruz bırakırsak içerisindeki su kaybı çok daha üst seviyelere çıkıyor. Bu da etin lezzetini oldukça etkiliyor" dedi. "Kırmızı sıvı kan değil, miyoglobin" Etin altında biriken kırmızı sıvının toplumda yanlış bilindiğini ifade eden Şahanlık, "Etten çıkan kırmızı su herkes tarafından kan olarak nitelendiriliyor ama aslında kan değil. İçerisinde miyoglobin ihtiva eden bir sıvı. Güvenle tüketilebilir. Et pişerken çıkan ya da piştikten sonra altında biriken kırmızı sıvı kesinlikle güvenlidir. Hatta besin değeri ve lezzet açısından oldukça yüksek bir unsur" diye konuştu. "Kurban etleri marinasyona maruz bırakılmalı" Hayvan kesildikten sonra etin sertleşmesine neden olan "rigor mortis" sürecine dikkat çeken Şahanlık, "Hayvan kesildiğinde bizim ‘rigor mortis’ dediğimiz ölüm katılığı meydana geliyor. Bu durum etin sertleşmesine sebep oluyor. O yüzden kurban etlerini pişirirken mutlaka marinasyona maruz bırakmamız gerekir. Zeytinyağı, süt, yoğurt gibi asiditesi yüksek sıvılar içerisinde bekletildiğinde hayvanın bağ dokusu zayıflıyor ve et daha yumuşak hale geliyor" ifadelerini kullandı. "Etleri tavaya koyduktan sonra müdahale etmiyorum" Diyarbakır saç tavanın yapım aşamalarını anlatan Şahanlık, etin doğru pişirme tekniğinin lezzeti doğrudan etkilediğini söyledi. Şahanlık, "Tavamızı güzelce ısıtıyoruz. Burada kuyruk yağı kullanılabilir ama ben ayçiçek yağı kullandım. Yağı ısıttıktan sonra etleri tavaya koyuyorum ve hiçbir şekilde müdahale etmiyorum. Etler kendini bırakana kadar karıştırmıyorum. Etleri birbirinden uzak şekilde tavaya yayıyorum" dedi. Sebzelerin eklenme sırasının da önemli olduğunu belirten Şahanlık, "Biberi daha sonra atıyorum çünkü su bırakabilir. Et istediğim pişirme derecesine geldikten sonra biberlerini ekliyorum. En sonunda domatesi koyuyorum çünkü en fazla suyu domates barındırıyor" diye konuştu. "Domates ve biber eti yumuşatıyor" Domates ve biberin rastgele seçilmiş sebzeler olmadığını vurgulayan Şahanlık, "Bu sebzelerin içerisindeki C vitamini etin bağ dokusunu zayıflatıyor. Böylece et daha yumuşak hale geliyor. Ayrıca domates yağda belli bir ısıya maruz kaldığında likopen ortaya çıkıyor. Bu madde hem sağlık hem de cilt açısından oldukça faydalı" dedi. "Tuz genellikle en son eklenir" Et pişirme sürecinde tuz kullanımına da değinen Şahanlık, "Tuz bazı durumlarda etin içerisindeki suyun erkenden salınmasına neden olabiliyor. Bu yüzden mutfaklarda et pişirme işlemlerinde tuzu genelde en son ekleriz. Böylece ürünün içerisine daha homojen şekilde karışabiliyor" ifadelerini kullandı. "Soğan ayrı kavrulabilir" Diyarbakır saç tavada geleneksel olarak soğan kullanılmadığını belirten Şahanlık, isteyenlerin iyi kavrulmuş şekilde ekleyebileceğini söyledi. Şahanlık, "Soğan suyunu salıp etin pişme derecesini düşürmesin diye bazen ayrı bir yerde kavurup sonradan ekliyorum. Ama bu yemekte soğan, sarımsak, taze kekik ve taze biberiye mükemmel sonuç verir" dedi.
BEUN’lu akademisyenin yer aldığı projeye TÜBİTAK’tan destek
24 Mart 2026 Salı - 12:01 BEUN’lu akademisyenin yer aldığı projeye TÜBİTAK’tan destek Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Ereğli Eğitim Fakültesi Matematik Eğitimi Ana Bilim Dalı akademisyenlerinden Prof. Dr. İlhan Karataş’ın yürütücülüğünü üstlendiği proje, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından 4005-Yenilikçi Eğitim Uygulamaları Destekleme Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. "Matematik Eğitiminde Teknoloji Destekli Etkinlik Tasarımı Eğitimi" başlıklı proje, matematik eğitiminde teknoloji entegrasyonunun güçlendirilmesi ve öğretmenler ile öğretmen adaylarının teknoloji destekli etkinlik tasarlama becerilerinin geliştirilmesini hedefliyor. Bu kapsamda yürütülecek eğitim faaliyetleriyle katılımcıların, çağın gereksinimlerine uygun, yenilikçi ve etkileşimli öğretim uygulamaları geliştirmelerine katkı sağlanması amaçlanıyor. Proje, matematik öğretiminde dijital araçların etkin kullanımını teşvik etmesi ve eğitimde yenilikçi yaklaşımların yaygınlaştırılmasına katkı sunması bakımından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda, Ereğli Eğitim Fakültesi bünyesinde yürütülen bilimsel ve uygulamaya dönük çalışmaların ulusal destek programlarıyla güçlendiğinin somut bir göstergesi niteliği taşıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, projenin TÜBİTAK tarafından desteklenmeye değer bulunmasının üniversitenin akademik vizyonunu ve eğitim alanındaki yenilikçi yaklaşımını ortaya koyduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Matematik eğitiminde teknoloji destekli uygulamaların geliştirilmesine yönelik böylesine nitelikli bir projenin TÜBİTAK tarafından desteklenmesi, üniversitemizin eğitim-öğretim alanındaki bilimsel üretkenliğinin önemli bir göstergesidir. Ereğli Eğitim Fakültemiz bünyesinde yürütülen bu çalışmanın, öğretmenlerimizin ve öğretmen adaylarımızın çağın gerekliliklerine uygun donanımlarla yetişmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle başta ülkemizin yükseköğretim sistemine verdikleri desteklerden dolayı Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar ve YÖK ailesine, bilimsel projelere sağladıkları kıymetli katkılar dolayısıyla TÜBİTAK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Orhan Aydın ve TÜBİTAK ailesine teşekkürlerimi sunuyorum. Projenin yürütücüsü Prof. Dr. İlhan Karataş hocamızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum."
Antalya’da 57 yıllık dostlar çay bahçesinde buluştular
24 Mart 2026 Salı - 11:35 Antalya’da 57 yıllık dostlar çay bahçesinde buluştular Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Barbaros Aile Çay Bahçesi, kent merkezindeki konumu ve erişilebilir yapısıyla Antalyalıların buluşma noktası olmayı sürdürüyor. Uzun yıllardır kent yaşamının bir parçası olan çay bahçesi, her yaştan vatandaşı aynı ortamda bir araya getiriyor. Antalyalıların kent hafızasında önemli bir yer tutan, konumu ve sakin atmosferiyle farklı kuşakları bir araya getiren Barbaros Çay Bahçesi, çocuklar, gençler, yetişkinler ve yaş almış bireyler için ortak bir buluşma noktası olma özelliği taşıyor. Büyükşehir Belediyesinin yenileyerek, kente kazandırdığı Barbaros Çay Bahçesi, güvenli ortamı, erişilebilirliği ve uygun fiyat politikası vatandaşların değişilmez adresi oluyor. 57 yıllık dostlar Barbaros Çay Bahçesi’nde buluştu Yıllar içinde farklı nedenlerle bir araya gelemeyen eski dostlar uzun bir aranın ardından yeniden görüşmek için Barbaros Aile Çay Bahçesi’ni tercih ediyor. 57 yıllık dostlar, aynı masada çay içip sohbet ederek geçmiş yılları andı. Lise arkadaşlarıyla bir araya gelen Ersev Saygan, "57 yıllık arkadaşlığımızı kutlamak için hatır kahvesini burada içiyoruz" diyerek Barbaros Aile Çay Bahçesi’ni çok sevdiklerini ifade etti. Saygan "Hem ekonomik, hem temiz bir yer. Ne yediğimizi biliyoruz. Çalışan çocuklarımız da çok kibar" dedi. "Her yaştan vatandaşa hitap eden sosyal alan" Çay bahçesini sıklıkla tercih ettiğini belirten Ümre Özbek ise "Burası nefes aldığımız bir yer. Manzarası harika. Boş bir zamanımız olduğu zaman hemen arkadaşlarımızla buluşuyoruz. Burada günlerimizi yapıyoruz, çok eğlenceli zamanlar geçiriyoruz. Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederiz. Belediyenin buna benzer daha birçok yeri var. Atatürk Parkı içerisinde de bir yer var. Burası kapalı olduğu zaman oraya gidiyoruz. Biz çok memnunuz" diye konuştu. Yalnız yaşadığı için gününün büyük bir bölümünü Barbaros Aile Çay Bahçesi’nde geçiren Mustafa Dindar "Halk için ideal bir yer. Denizi görmek, temiz havayı hissetmek isteyen herkesin buraya gelmesini tavsiye ederim" diyerek memnuniyetini dile getirdi. Çay bahçesini ailece tercih ettiklerini belirten Neriman Ülgen ise "Burayı çok seviyorum, çok güzel. Ben her gün öğleden sonra buradayım. Fiyatlar uygun. 3 tane torunum var. Hepsini buraya getiriyorum. Burası iyi ki var" dedi. 2025 yılında 255 bin ziyaret Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan EKDAĞ’da Sosyal Tesisler Müdürü olarak görev yapan Mehmet Şahin, Barbaros Aile Çay Bahçesi’nin haftanın altı günü hizmet verdiğini belirterek şu bilgileri paylaştı: "EKDAĞ Barbaros Aile Çay Bahçesi sabah 08.30, akşam 22.00 saatleri arası hizmet veriyor. 2025 yılında bu tesisimiz 255 bin vatandaşımızı ağırladı. Sabah serpme kahvaltısı, öğlen snack servisi ve akşamları da alakart servisimiz bulunuyor. Tüm halkımızı Barbaros Aile Çay Bahçesi’ne bekliyoruz" dedi.
Kepez’de otizmli bireyler için yeni yaşam alanı inşa ediliyor
24 Mart 2026 Salı - 11:30 Kepez’de otizmli bireyler için yeni yaşam alanı inşa ediliyor Kepez Belediyesi, otizmli çocuklar için ilçeye 3 bin 500 metrekarelik ‘Otizm Parkı’ inşa ediyor. Sütçüler ve Gazi Mahallesi sınırlarındaki park alanı, otizmli bireylerin fiziksel, duyusal ve sosyal gelişimlerini destekleyecek şekilde tasarlanıyor. Kepez Belediyesi, otizmli bireylerin ihtiyaçlarına yönelik duyarlı, erişilebilir ve güvenli bir kamusal alanı kente kazandırıyor. Sütçüler ve Gazi Mahallelerini kapsayan alana inşa edilen "Otizm Parkı’, 3 bin 500 metrekare alan üzerine inşa ediliyor. Park alanı, otizmli bireylerin fiziksel, duyusal ve sosyal gelişimlerini destekleyecek şekilde tasarlanıyor. Proje kapsamında kauçuk zeminli oyun ve etkinlik alanları, tırmanma, zıplama ve müzik aktivitelerine uygun ekipmanlar ile eğitim ve terapi alanları yer alacak. Ayrıca yürüyüş parkuru, mini piknik ve yarı açık oturma alanları ile çocukların ve ailelerin güvenli, konforlu ve destekleyici bir ortamda bir araya gelmesi hedefleniyor. Parkta güvenliği ön planda tutacak bir kontrollü giriş-çıkış sistemi ve güvenlik kulübesi yer alacak. Duyusal algıyı destekleyen renk ve dokuya sahip zeminler, yönlendirmeyi kolaylaştıran renk geçişleri ve EPDM kauçuk zemin kaplama ile çocukların güvenli ve konforlu bir şekilde vakit geçirmesi sağlanacak. Peyzaj çalışmalarıyla ise sakinleştirici ve doğal bir ortam oluşturulması amaçlanıyor. Otizm Parkı, otizmli bireyler ve aileleri için sadece bir oyun alanı değil, aynı zamanda sosyal etkileşim, eğitim ve terapi imkanları sunan özel bir yaşam alanı olacak.
Tüberküloz tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalıktır
24 Mart 2026 Salı - 11:29 Tüberküloz tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalıktır Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, tüberküloz hastalığın erken teşhis ve düzenli tedaviyle tamamen iyileşebileceğini belirterek, "İki-üç haftadan uzun süren öksürük, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi belirtileri olanlar vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmalı" dedi. 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2025 Küresel Tüberküloz Raporu verilerine dikkat çeken Bildirici, tüberkülozun (verem) dünya genelinde halen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. 2024 yılında dünya genelinde 10,7 milyon kişinin bu hastalığa yakalandığını ve 1,23 milyon kişinin hayatını kaybettiğini ifade eden Bildirici, Türkiye’nin Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı sayesinde bu mücadelede örnek ülkeler arasında yer aldığını söyledi. "Verem savaşı dispanserlerinde hizmetler ücretsiz" Hastalığın bulaşma yolları ve Türkiye’deki ücretsiz tedavi imkanlarına değinen Doç. Dr. Yaşar Bildirici, "Tüberküloz solunum yoluyla, özellikle tedavi görmeyen hastaların öksürme ve hapşırmasıyla yaydığı damlacıklar üzerinden bulaşır. Sağlık Bakanlığımız bünyesindeki verem savaşı dispanserlerinde tanı, tedavi ve takip hizmetleri tamamen ücretsiz sunulmaktadır. Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) ve Video Gözetimli Tedavi (VGT) yöntemleriyle hastalarımızın ilaç kullanım süreçlerini titizlikle takip ederek tedavi başarısını artırıyoruz" şeklinde konuştu. "Riskli gruplara mobil tarama desteği" Eskişehir ve ülke genelinde yürütülen saha çalışmalarına da değinen Bildirici, cezaevleri, okullar ve toplu yaşam alanlarında mobil tarama araçlarıyla erken teşhis çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Bildirici, "BCG aşısının zamanında uygulanması, özellikle çocuklarda hastalığın ağır seyretmesini engelliyor. Ayrıca dirençli vakalar için ülkemizde 11 referans hastanesinde ileri düzey tedavi imkanı sağlanırken, hastalarımızın bu süreci aksatmaması adına şartlı nakdi destek programları da uygulanmaktadır. Toplumda farkındalığı artırarak ’Veremsiz Bir Türkiye’ hedefine hep birlikte ulaşabiliriz" ifadelerini kullandı.
"Güneş Hadisesi" sinematik belgeselle tanıtıldı
24 Mart 2026 Salı - 11:28 "Güneş Hadisesi" sinematik belgeselle tanıtıldı Siirt’in Tillo ilçesinde her yıl ilgiyle takip edilen "Güneş Hadisesi", yapay zeka teknolojileri kullanılarak hazırlanan belgeselle sinematik anlatımla yansıtıldı. Siirt Valiliği tarafından yapay zeka teknolojileri kullanılarak hazırlanan "Tillo Belgeseli", valiliğin resmi sosyal medya hesapları üzerinden kamuoyuyla paylaşıldı. Kısa sürede geniş kitlelere ulaşan belgesel, izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Belgeselde, Siirt’in önemli kültürel ve manevi merkezlerinden Tillo’nun tarihi, ilmi ve tasavvufi mirası etkileyici bir anlatımla ele alındı. Çalışmada özellikle her yıl büyük ilgi gören ve bilim ile maneviyatı bir araya getiren "Güneş Hadisesi" sinematik bir bakış açısıyla yansıtıldı. Belgeselin anlatımında, Tillo’nun asırlardır ilim ve maneviyatın merkezi olduğuna vurgu yapılarak bölgenin kültürel derinliği güçlü betimlemelerle aktarıldı. Yapımda ayrıca İsmail Fakirullah ve İbrahim Hakkı’nın sözlerine de yer verilerek Tillo’nun manevi mirasına dikkat çekildi. Tamamen dijital ortamda hazırlanan belgeselde fiziksel çekim yapılmadığı, tüm sahnelerin yapay zeka destekli teknolojilerle üretildiği belirtildi. Çalışmanın kültürel mirasın modern dijital yöntemlerle tanıtımına katkı sunması hedeflendi. Yaklaşık bir ayda tamamlanan belgeselin, Siirt’in tarihi ve manevi değerlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması açısından önemli bir dijital içerik örneği olduğu ifade edildi. Yetkililer, kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla benzer dijital projelerin sürdürüleceğini bildirdi.
Çoban sesiyle herkesi mest etti
24 Mart 2026 Salı - 11:27 Çoban sesiyle herkesi mest etti Bursa’nın İnegöl ilçesinde küçükbaş hayvan yetiştiren bir çoban, güçlü sesiyle sosyal medyada büyük beğeni topladı. İnegöl’ün kırsal Boğazköy Mahallesi’nde yaşayan ve aynı zamanda aktar işleten Abdullah Yıldırım (40), hobi olarak çobanlık yapıyor. Allah vergisi sesini kendi imkanlarıyla geliştiren Yıldırım, küçükbaş hayvanlarını otlattığı sırada kasideler seslendiriyor. Doğal ortamda söylediği kasidelerle dikkat çeken Yıldırım’ın performansı, adeta açık havada konsere dönüşüyor. Küçükbaş hayvanların da Yıldırım’ın sesini sakin şekilde dinlemesi izleyenlerin ilgisini çekiyor. Vatandaşlar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedilen görüntüler sosyal medyada paylaşılırken, kısa sürede çok sayıda beğeni ve yorum aldı. Zaman zaman camilerde gönüllü müezzinlik de yaptığı öğrenilen Yıldırım’ın samimi performansı, izleyenlerden takdir topladı. Hayatını anlatan Abdullah Yıldırım, "Ben doğma büyüme İnegöllüyüm. Çocukluğumda babam imamlık yaptığı için biraz da böyle bir yatkınlığım vardı ama ilerleyen dönemlerde İmam Hatip Lisesi’nde biraz talim derslerinin etkisi oldu. Sonrasında kendimi biraz böyle perdeli çalgılar yani bağlama, gitar, bunlar üzerinde biraz haşır neşir olunca biraz böyle makama ilgim oluştu. Fakat daha sonrasında Rabbim bir umre nasip etti, umreden sonra biraz daha işin tasavvufi yönü mesela İnegöl göçmen Camii’nde şu an müezzinimiz izinli geçerim, müezzinlik yaparım, cemaatte ister. Profesyonel bir şey yok. Üzerine devamlı çalıştığım bir şey değil. Herhangi bir eğitim nota bilgim yok mesela ama kulak aşinalığına bir yeteneğim var. İnsan doğaya çıktığı zaman biraz daha böyle kendini rahat hissediyor. Ve zevk alıyorum ya koyunlar da zevk alıyor. Hatta bir videoda koyunlar dönüyor bakıyor onlar da dinliyor, iyi bir dinleyici. Ben doğal ürünler işi yapıyorum, şifalı otlar ve aktar işi yapıyorum. Alternatif tıp demeyelim de ona yakın bir ticaretle bulunuyorum, ticaretini yapıyorum. Ayrıca köyde arıcılık yapıyorum. Asıl mesleğimiz arıcılık. Aracılık üzerine iş yaparken sonra koyun merakı oldu, koyun aldık bir arkadaşımla beraber. Şimdi onlarda hobi amaçlı aslında, böyle çok böyle bir ticari amacım yok ama seviyorum. Bunun haricinde mesela 3 kedim var, kedi bakarım, köpeğim var. Hayvanlarla haşır neşir olmayı seviyorum. Koyun olayı başka. Koyun böyle bir şeye sokuyor insanı, ya bir moda sokuyor yani deli çoban hesabı. Bizim köyde bir abimiz var, hadi çek dedim o da paylaşmış. Öyle patladı gitti yani" dedi.
2026 Bağımsızlık Yılı: OMÜ ile Yeşilay arasında iş birliği
24 Mart 2026 Salı - 11:22 2026 Bağımsızlık Yılı: OMÜ ile Yeşilay arasında iş birliği Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ile Yeşilay Samsun Şube Başkanlığı, "2026 Bağımsızlık Yılı" kapsamında bağımlılıkla mücadelede iş birliğini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir protokol imzaladı. OMÜ Rektörlüğünde gerçekleşen törende protokol metnine; OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ile Yeşilay Samsun Şube Başkanı Emre Güneş, imza attı. İş birliği anlaşması OMÜ bünyesinde faaliyet gösteren Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi koordinasyonunda yürütülecek. Protokol kapsamında üniversite personeli ve öğrencilerine yönelik bağımlılıkla mücadele konusunda bilinçlendirme eğitimleri düzenlenecek. Ayrıca Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) aracılığıyla ihtiyaç duyan birey ve ailelere psiko-sosyal destek sağlanacak. Protokol kapsamında üniversite yerleşkelerinde gerçekleştirilecek etkinliklerde Yeşilay ve YEDAM’ın tanıtımı yapılırken, bağımlılıkla mücadeleye yönelik farkındalık çalışmalarının artırılması hedefleniyor. Ayrıca İş birliği çerçevesinde sosyal ve kültürel projelerin geliştirilmesi, öğrenci kulüplerinin sürece aktif katılımının teşvik edilmesi ve akademik destekle bilimsel çalışmaların yürütülmesi planlanıyor. Bu kapsamda toplum genelinde bağımlılıkla mücadele bilincinin yaygınlaştırılması amaçlanıyor. 3 yıl geçerli olacak protokol anlaşmasıyla Yeşilay Haftası başta olmak üzere özel gün ve haftalarda düzenlenecek ortak etkinliklerle farkındalık çalışmalarının daha geniş kitlelere ulaştırılması öngörülüyor. Hayata geçirilen bu iş birliğinin hem üniversite gençliği hem de toplum genelinde bağımlılıkla mücadelede önemli katkılar sunacağını vurgulandı. İmza töreni katılımcıların hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi. İmza törenine; OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Pınar Sumer, OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Alaattin Altın, Yeşilay Samsun Şube Başkan Vekili Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Selim Altınışık, Yeşilay Samsun Şube Yönetim Kurulu üyeleri Mustafa Kasapoğlu ve Metin Aktürk ile Yeşilay Samsun Şube personeli Ceyda Taşdemir katıldı.