GENEL - 26 Ekim 2010 Salı 09:43

"33 eri öldüren Almanya'da yaşıyor"

A
A
A
"33 eri öldüren Almanya'da yaşıyor"

PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan, 1993’te 33 askerin şehit edildiği olayda PKK’lı grubun başındaki ikinci ismin halen Almanya’da yaşadığını söyledi.

6, 20 ve 21 Ekim tarihlerinde, Diyarbakır’daki savcıların gönderdiği sorulara yanıt veren PKK ve JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan, bu soruları ve anlatıklarını Banu Güven’le Artı’da açıkladı.

JİTEM faaliyetleri ve faili meçhul cinayetlerle ilgili Türkiye’den giden sorular kapsamında İsveç’te 3 kez ifade veren Aygan, 1993’te Bingöl’de 33 askerin şehit edilmesi olayıyla ilgili de ilk kez bir isim açıkladı.

Aygan, askerlerin katledilmesiyle ilgili suçlanan Şemdin Sakık’ın bu konuda beraat ettiğini hatırlatarak, emrin ve eylem sonrası tebriğin Abdullah Öcalan’dan geldiğini söyledi. 

Saldırıyı düzenleyen grubun birinci komutanının şu an hayatta olmadığını belirten Aygan, "Halk arasında Miro ya da Yılmaz olarak bilinen ikinci komutan ise; soyadı Kaya olan kişi, şu an Almanya’da yaşıyor. Ya cezaevinde ya da dışarıda" şeklinde konuştu.

57 SORU VE DİĞERLERİ 

Aygan, 23 Ekim’de yapılan ve bugün Artı’da yayınlanan röportajda, 6 Ekim’de 6-7 saat, 20 Ekim’de 7 saat, 21 Ekim’de de 3 saat savcı ve gizli polise ifade verdiğini söyledi.

Türkiye’deki davaları basından takip ettiğini belirten Aygan, "Bunların dışında, ele alınmayan konularda da sorular soruldu. Bunlar arasında faiili meçhuller de var. Gaffar Okkan, Musa Anter , 33 asker olayları; Mardin Alay Komutanı Rıdvan Özden albayın vurulması, Bahtiyar Aydın, Tunceli Alay Komuta’nın olayı... Hepsini genel çerçevede ele aldım ve görüşümü savcılığa gönderdim" dedi.

Kendisine 57 civarında isim ve soru yöneltildiğini, sorıulmasa da bilgisi dahilinde olan şeyler hakkında da konuştuğunu belirten Aygan, bunların yaklaşık 30 sayfa tuttuğunu söyledi.

"CAN GÜVENLİĞİMİ SAĞLAYAMAZLAR" 

Türkiye tarafından iadesinin istendiğini belirten Aygan, "Böylelikle bu konularda faydalı olacağım zannedilmesin. Türkiye’de hiç kimse benim korunacağıma dair garanti veremez. Yargı içerisinde, güvenlik kuvvetleri içerisinde hatta cezaevlerinde değişik şeyler yaşanıyor. Bunların Ergenekon ve JİTEM’le bağlantıları var" dedi.

"JİTEM’İ DAĞITTILAR" 

"Oraya getirilmem halinde bir şekilde susturulacaktım" diyen Aygan, JİTEM korkusu yaşayıp yaşamadığıyla ilgili de, "Susurluk olayından sonra deşifre olduklarını gördüler ve başka yollara başvurdular. Hatta Susurluk’tan önce ismini Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı olarak değiştirdiler. Susurluk’tan sonra da personeli dağıttılar, başka birliklere kaydırdılar..." şeklinde konuştu.

"YEŞİL YAŞAMIYOR" 

Emekli albay Arif Doğan’ın iddialarını yalanlayan ve "Bana göre yeşil yaşamıyor" diyen Aygan, "Size sadece faili meçhuller mi soruldu. İşkenceye tanık olduğunuzu daha önce de açıklamıştınız. Onlar da soruldu mu ve kaç işkenceye tanıklık ettiniz?" sorusuna da şu yanıt verdi:

"Bunu lütfen Genelkurmay’a sorun. Jandarma Genel Komutanlığı’nda İstihbarat Başkanı daha iyi bilir... Ben yeri geldi tercümanlık yaptım ve canlı şahitlerim var: Talabani, Barzani yaşıyor onlar bilir.

...Ben sivil memurdum. Devlet, bizi PKK ile olan geçmişimizden dolayı danışman gibi işe aldı. Pis ilişkilerin olduğu bir yere gelmişsin ve tabi ki bazı şeylere tanık olacaksın. Ben suç ortağı değilim demiyorum. Ama sivil memur olarak girdim. PKK’dan yani bir yanlıştan kaçarkan başka bir yanlışın içine girdim. İşkence için girmedim, kendimi korumak için girdim." NTV

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 15 yaşındaki Burak’ın otizmle mücadelesi başarı hikayesine dönüştü 3 yaşında otizm teşhisi konulan 15 yaşındaki Burak Göçer, son bir yıldır aldığı kök hücre, TMS tedavisi ve yoğun eğitimle birlikte davranışlarında gözle görülür değişim yaşamaya başladı. Buz pateni ve at biniciliği eğitimleri alan Burak, 2026’da özel bir yarışmaya hazırlanırken, ablası Ayşenur Göçer, "İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor" diyerek süreci anlattı. 15 yaşına giren Burak Göçer’e 3 yaşındayken otizm teşhisi konuldu. Çocukluk döneminde görece daha sakin bir süreç geçiren Burak’ta, ergenlik çağıyla birlikte davranışsal değişimler belirginleşti. Aile, bu dönemde huzursuzluk ve saldırganlık belirtilerinin artması üzerine farklı tedavi ve eğitim yöntemlerine yöneldi. Son bir yıldır kök hücre ve TMS tedavisi alan Burak, aynı zamanda yoğun bireysel ve sosyal eğitimlerden geçiyor. Tedavi ve eğitim süreciyle birlikte Burak’ın daha sakin bir yapıya büründüğü, çevresiyle temas kurma becerisinde ilerleme kaydettiği gözlendi. Sosyal yaşama adım adım Burak’ın annesi, doğumdan sonra teşhisi uzun süre konulamayan bir hastalıkla mücadele ederken; baba hem evin geçimini sağlıyor hem de aile düzenini ayakta tutmaya çalışıyor. Üniversite sınavına hazırlanan ablası Ayşenur Göçer ise kardeşinin bakım ve eğitim sürecinde aktif rol alıyor. Aldığı eğitimlerle birlikte Burak’ın ilgi alanları da genişledi. Buz pateni ve at biniciliği gibi sportif faaliyetlere yönelen Burak, özel eğitimle desteklenen bu süreçte 2026 yılında at biniciliği alanında düzenlenecek özel bir yarışmaya hazırlanıyor. Ailenin hedefi, Burak’ın yalnızca sportif başarı elde etmesi değil; aynı zamanda günlük yaşam becerilerini geliştirmesi ve sosyal hayata daha bağımsız şekilde katılabilmesi. Ablası süreci anlattı Üniversite sınavına hazırlanan abla Ayşenur Göçer, kardeşinin geçirdiği süreci şu sözlerle anlattı: "Annem, kardeşim doğduktan sonra rahatsızlandı. Kardeşim on yaşına kadar iyiydi ancak on yaşından sonra ergenlik dönemiyle birlikte belirgin bir huzursuzluk ve saldırganlık başladı. Durduk yere sinirleniyor, etrafa ve bize saldırıyordu. Daha sonra kök hücre tedavisi görmeye başladı ve bu süreçten sonra biraz daha iyiye gitti. Eğitim almaya da devam etti. Yaklaşık bir yıldır buz pateni benzeri yoğun eğitimler alıyor. Kök hücre ve TMS tedavisi görüyor. Normal eğitimine devam ederken, son bir yıldır sosyal etkinlikler ve bu tür eğitimlere daha fazla yoğunlaştık. İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor." Tedavi sürecinin hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göçer, "Bu sürecin devam edebilmesi için herkesten destek bekliyoruz" dedi.
Konya Konya’da aileler yeni yılın ilk sabah namazında camide buluştu Konya İl Müftülüğü tarafından yeni yılın ilk sabahında "Ailece Sabah Namazında Buluşuyoruz" programı gerçekleştirildi. Kapu Camii’nde kılınan sabah namazının ardından başta Filistin olmak üzere tüm mazlum coğrafyalar için dua edildi. Programın devamında ise Milli İrade Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada konuşan eski Konya Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, Gazze’de yaşamın, "normalleşme" değil; hayatta kalma mücadelesi üzerinden sürdüğünü belirtti. Uluslararası hukukun güçlüye kalkan, zayıfa verilen sus payı olmaması gerektiğinin altına çizen Poçanoğlu, bugün, yaşanan iletişim çağında; bir çocuğun soğukta can verdiği haberini "akış" içinde tüketebiliyorsa, burada bir sorun olduğunu söyledi. Bir toplumun ihtiyaç duyduğu "insani yardım" kavramını süsleyerek tartışmalı hale getiren prosedürlerin büyük bir soruna yol açtığını ifade eden Poçanoğlu, "Çağrımız; bir ülkeye, bir halka, bir kuruma karşı ‘önyargı’ değil; insan hayatını merkeze alan evrensel bir tutarlılık talebi içermektedir" dedi. Programa, AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, Meram Belediye Başkanı Mustafa kavuş, Konya İl Müfütüsü Prof. Dr. Ali Öge, protokol mensupları ve vatandaşlar katıldı.