DÜNYA - 15 Şubat 2026 Pazar 16:01 | Son Güncelleme : 15 Şubat 2026 Pazar 16:04

AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Rusya, bir süper güç değil"

A
A
A

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 62. Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı açıklamada, "Rusya, bir süper güç değil. On yılı aşkın bir çatışmanın, Ukrayna’da dört yılı aşkın tam ölçekli savaşının ardından Rusya, 2014 hatlarının ötesine neredeyse hiç ilerleyemedi" dedi.

Almanya’da düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı üçüncü gününde devam ediyor. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, konferansta gerçekleştirilen "Avrupalılar toplanın! Zorlu bir dünyada özne olma yeteneğini yeniden kazanma" başlıklı panelde konuştu. Açılış konuşmasında panelin isminin "Marvel" evreninden ilham alınarak "Avrupalılar toplanın!" şeklinde adlandırıldığına dikkat çeken Kaja Kallas, "Gerçekten de oraya doğru ilerliyoruz. Pelerinlerimizin tozunu alıyoruz, çizmelerimizi giyiyor, motorlarımızı çalıştırıyoruz" dedi.

AB’yi "Yenilmezler" ekibine benzettiği konuşmasında Kallas, "Avrupalılar, bu mücadelenin niçin verildiğini biliyor. Bu mücadele sadece yüksek yaşam standartları, sağlık ve saadet için değil, aynı zamanda kendi tarihimizden çıkardığımız dersler içindir" diye konuştu.

"Avrupa medeniyet açısından bir çöküş içerisinde değil"

ABD’de muhafazakarlar tarafından feminizm ve çevrecilik gibi meseleleri takıntı haline getirmekle suçladıkları sol görüşlü cenah için kullanılan "woke" ifadesinin Avrupa’ya yakıştırılmasına da karşı çıkan AB Yüksek Temsilcisi Kallas, "Avrupa, medeniyet açısından bir çöküş içerisinde değil. Aslına bakarsanız, insanlar halen kulübümüze katılmak istiyor ve bunlar sadece Avrupalılarla sınırlı değil. Geçtiğimiz sene Kanada’daydım ve bana Kanada halkının yüzde 40’ının AB’ye katılmak istediği söylendi. Yani bekleme listesi oldukça kalabalık. Umarım uzun süredir bekleyenler daha fazla beklemek zorunda kalmaz. Çünkü halihazırda üye olanlar, AB’nin dünyada daha güçlü bir rol üstlenmesini, değerlerimizi savunmasını, insanlarımızla ilgilenmesini ve insanlığı daha ileri taşımasını istiyor" ifadelerini kullandı.

"Yeni bir Avrupa güvenlik stratejisi üzerinde çalışıyoruz"

Avrupa’nın dünyada "özne olma yeteneğini" acilen yeniden kazanması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu ifade eden Kaja Kallas, bunun için ilk şartın Avrupa savunması olduğunu ifade etti. Kallas, "Bu Ukrayna’da başlıyor. Rusya’nın nihai hedefinin Donbas ile sınırlı olmadığını biliyoruz. Rusya, Ukrayna’nın ötesinde dahi siber saldırılarla ekonomileri felç etmeye çalışıyor, uyduları aksatıyor, denizaltı kablolarına sabotaj düzenliyor. İttifakları parçalamak için dezenformasyona başvuruyor, petrol ve gazı silah haline getirerek ülkelere yön vermeye çalışıyor. Tabii nükleer tehdit de var. Bu sınamalara tutarlı ve sistematik bir şekilde yanıt verebilmek için (AB Komisyonu Başkanı) Ursula von der Leyen ile birlikte yeni bir Avrupa güvenlik stratejisi üzerinde çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

"Rusya, bir süper güç değil"

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, "Rusya konusunda net olalım. Rusya, bir süper güç değil. On yılı aşkın bir çatışmanın Ukrayna’da dört yılı aşkın tam ölçekli savaşının ardından Rusya, 2014 hatlarının ötesine neredeyse hiç ilerleyemedi. Bedeli ise 1,2 milyon kayıp oldu. Bugün Rusya artık ayakta değil, ekonomisi baskı altında, Avrupa enerji piyasalarından kopuyor ve kendi vatandaşları dahi ülkeden kaçıyor. Aslında bugün Rusya’nın temsil ettiği en büyük tehdit, müzakere masasında savaş alanında elde ettiğinden daha fazlasını kazanmasıdır" dedi.

Rusya’nın müzakere masasındaki maksimalist taleplerinin karşılanamayacağını söyleyen Kaja Kallas, "Ukrayna ordusunun büyüklüğü sınırlandırılacaksa, Rusya’nınki de sınırlandırılmalı. Rusya, Ukrayna’da verdiği zararların bedelini ödemeli. Savaş suçları için af olmamalı. Ukrayna’dan zorla götürülmüş çocuklar geri getirilmeli" diye konuştu.

"Genişleme, Rus emperyalizminin panzehiridir"

Avrupa’nın ikinci önceliğinin ise doğu ve güney komşuluğunda istikrar olduğunu söyleyen Kaja Kallas, "Buradaki önceliğimiz genişlemedir. Genişleme, Rus emperyalizminin panzehiridir. 1990’lardan bu yana Sovyet hakimiyetinden kurtulup AB’ye katılan ülkeler, Rusya’dan iki kat hızlı büyümüştür. 1990’da Ruslar Polonyalılardan iki kat daha zengindi. Bugün ise Polonyalılar, Ruslardan yüzde 70 oranında daha zengin. Tarihçi Timothy Snyder’in Avrupa’nın genişlemesinin demokrasinin güvence altına alınması ve Avrupa’nın kendi emperyal geçmişinin aşılması için hayati önemde olduğu görüşüne katılıyorum. Bugün genişleme jeopolitik bir tercihtir ve buna ‘evet’ demeliyiz" ifadelerini kullandı.

"AB, dünyadaki en büyük serbest ticaret ağını kurdu"

Avrupa’nın üçüncü önceliğinin uluslararası ortaklıklar olması gerektiğini söyleyen Kallas, "AB, dünyadaki en büyük serbest ticaret ağını kurdu. Yaklaşık 80 ülke artık AB ticaret anlaşmaları kapsamında. Ticaretin ötesinde güvenlik ve savunma alanlarında ortaklıklar kuruyoruz" şeklinde konuştu.

Bir kez daha Marvel evreninden ilham alarak "Avrupalılar, toplanın!" mesajı veren Kallas, "Süper kahramanlar, kendilerine bahşedilen güçlerle değil, seçtikleri yollarla şekillenir. Avrupa’nın tercih ettiği rota nettir: Avrupa’yı savunmak, komşuluğumuzu güçlendirmek ve küresel çapta ortaklıklar inşa etmek" dedi.

"ABD ile tüm konularda aynı görüşte olmadığımız açık"

AB temsilcisi, konuşmasının ardından Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics ve NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Şekerinska’nın da katılımcılar arasında yer aldığı panelde kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi. ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun konferansta dün gerçekleştirdiği konuşmaya yorumu sorulan Kallas, "Bence konuşmada hem bize hem de ABD kamuoyuna, yani kendi seçmenlerine yönelik mesajlar vardı" diye konuştu.

Kallas, "Bence mesaj, ABD ile Avrupa’nın geçmişte birbiriyle iç içe olduğu ve gelecekte de öyle olacağıydı. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca tüm konularda aynı görüşte olmadığımız da açık ve bu durum devam edecek. Bence buradan hareketle birlikte çalışabiliriz" ifadelerini kullandı.

"Avrupa ordusu yerine NATO’nun Avrupa ayağını güçlendirme" mesajı

Kallas, ortak Avrupa ordusu konusunda bir soruya, "Her Avrupa ülkesinin bir ordusu var ve bunların 23’ü aynı zamanda NATO’da. Ayrı bir NATO ordusu yok, bu ordular aynı zamanda NATO’yu oluşturan ordular. Avrupa ordusu konusuna gelince, benim sorum hep şu oluyor, Almanya’nın zaten NATO’da olan ordusuna ilave olarak ayrı bir ordu kurmasından mı söz ediyorsunuz? Böyle olacağını sanmıyorum. Almanya’da zorunlu askerlik meselesi üzerine yapılan tartışmaları görüyorum ve bu kolay bir mesele değil. Yeni bir ordu kurmanın kolay olacağını sanmıyorum. Yeni bir ordu kurmayacaksanız, bu işin ordu açısından nasıl işleyeceği sorusu ortaya çıkıyor. Tek bir ordunuz var ve bu ordu aynı zamanda hem Avrupa ordusu hem de NATO’nun parçası mı olacak? Bu takdirde gerçek bir kriz olduğunda her şey komuta zincirine bağlı olacağı için kim kime emir verecek ve bu nasıl işleyecek" şeklinde yanıt verdi.

Yüksek Temsilci Kallas, "Zamanımızı yeni şeylere ilişkin konuşarak harcamayalım. Ordularımızı güçlendirmeye, bunu Avrupa tarzında birlikte yapmaya, böylece NATO içindeki Avrupa ayağını güçlendirmeye odaklanalım" dedi.

"Karar alma yöntemlerimiz konusunda yollar bulmalıyız"

Avrupalıların yüzde 80’inin küresel sahnede daha güçlü bir Avrupa istediklerini ve bunun ancak birleşmiş bir Avrupa ile mümkün olduğunu ifade eden Kallas, "O zaman gerçek bir süper güç oluruz. Şimdi soru bunu nasıl başaracağımız. Çünkü bunun giderek zorlaştığı da doğru. 27 ülkemiz, 27 demokrasi var ve her birinin kendi iç siyasi sorunları var. Bu da işleri gerçekten zorlaştırıyor. İnsanların tüm sorulara verdikleri cevapların sonucu, federal bir Avrupa düşüncesine itiyor. Fakat ‘federasyon’ kelimesi gerçekten zehirli. Kamusal tartışmalarda da öyle. Ama asıl nokta şu, eğer küresel sahnede güçlü olmak için bir şeyleri birlikte yapmak istiyorsak, o zaman karar alma yöntemlerimiz konusunda yollar bulmalıyız" diye konuştu.

Bu konuda bir aciliyet olduğunu ifade eden Kallas, kuralları değiştirmenin ise siyasi cesaret gerektirdiğini kaydetti.

"AB’nin genişlemesi her zaman jeopolitik bir karardır"

Avrupa Birliği’ne yeni ülkelerin kabulünün her zaman jeopolitik bir karar olduğunu vurgulayan Kallas, Ukrayna’nın birliğe kabulüne ilişkin bir soruya da "Bu sürecin liyakate dayalı olduğunu söyleriz. Öyledir de. Biz de AB’ye katılmak için çok reform yaptık. Ama nihayetinde kararı verdiren her zaman jeopolitik tablo olmuştur ve bu sefer de böyle" diye cevap verdi.

AB’nin Karadağ ve Arnavutluk gibi küçük ülkelerin katılımı ile ilerleyebileceğini söyleyen Kallas, "Çünkü uzun zamandır listede bekliyorlar. Ve elbette Ukrayna için bu çok önemli çünkü bunun için savaşıyorlar. Fakat üye devletler somut bir tarih vermeye hazır değil. Yapılacak çok iş var" şeklinde konuştu.

AB Yüksek Temsilcisi Kallas:

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya BBP Genel Başkanı Destici: "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da yargılanmalıdır" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Donald Trump’ı sert sözlerle eleştirerek, "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için yargılanmalıdır. Yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin düzenlediği iftar programına katıldı. Erenler ilçesinde bulunan bir düğün salonunda yapılan iftar sonrasında açıklamalarda bulunan Destici, İsrail-İran arasındaki savaş hakkında açıklamalarda bulundu. Destici, "İran nefsi müdafaa yaparak kendisini ve ülkesini, milletini savunmaktadır. Biz Amerikan saldırganlığını da İsrail saldırganlığını da kınıyor ve lanetliyoruz. Bombalarla tam 168 kız çocuğunu parça parça ederek öldürdüler. 8 tane Amerika’da ya da İsrail’de olsaydı acaba İslam dünyasına karşı, Türkiye’ye karşı nasıl bir tavır içinde olurlardı. İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için mutlaka yargılanmalıdır. Bunlar yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz. Onun için Birleşmiş Milletlerde korkup sinmeyecek, genel sekreter cesaretli değilse bırakacak, dünya barışını savunacak, kim haksızlık yapıyorsa onun karşısında duracak ama bugün maalesef böyle şeyler yok" dedi. "Bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz" Destici, "Biz kardeş İran halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ama uyarılarımız da var. Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde 4 dron saldırısı gerçekleştirilmiştir ve haklı olarak Azerbaycan buna tepki göstermiştir. İran, şayet bu dronları kendisi atmadıysa bunu ispatını yapmalıdır. Azerbaycan’da düşen dronların menşeini açıklamalıdır. Biz elbette Azerbaycan’ın yanındayız, tarafımız net ama İran’da bir Müslüman ülkedir, oradakiler de kardeşlerimizdir. Türkiye şu ana kadar sağ duyu sahibi olarak ABD ve İsrail saldırılarını kınamıştır ama ortamı germekten uzak durmuştur ve meselenin barışçıl yollardan anlaşmayla ateşkes edilerek sağlanması için büyük bir gayret göstermektedir. Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız, her gün onlarca devlet adamlarıyla görüşmektedir. Türkiye’nin gayesi bölgenin istikrarıdır ve Türkiye bölgede savaş istememektedir. Biz esasen bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz. İsrail gitmeden de bu bölgenin huzura ermesi mümkün değildir" diye konuştu.
Kayseri MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Kocasinan İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Özdemir, "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" dedi. Kentte bulunan bir düğün salonunda düzenlenen iftar programına MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, Ülkü Ocakları Kayseri İl Başkanı Halit Yağmur ve partililer katıldı. İftarın açılmasının ardından bir konuşma yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, "Amerika Birleşik Devletleri’nin yine İsrail ile beraber sınır komşumuz olan İran’a yönelik kabul edilemez ve hukuk dışı eylemleri münasebetiyle bugün sadece Ortadoğu dünyası, Ortadoğu bölgesi değil bütün İslam dünyası, bütün İslam alemi ne yazık ki buruk bir Ramazan’ı daha geçirmek durumunda kalıyor. Bu eylemlerin böyle devam devam ederse, Ortadoğu’yu sadece bölgesel anlamda kalmayıp, bütün dünyayı birbirine tetikleyen diğer eylemler ve gelişmeler sebebiyle yeni bir savaş dalgasının içerisine almasının kaçınılmaz olduğunu ifade etmek isteriz. Buna ne derseniz deyin, isterseniz ‘küresel bir savaş’ deyin, isterseniz 3. Dünya Savaşı’ deyin, fakat ne yazık ki insanlık bu şer odaklarının eliyle gerçekleşen hukuk dışı ve hukuk tanımaz eylemler münasebetiyle böylesi bir iklime sürüklenmeye başlamıştır. Hatta savaş şartları artık hasıl olmaya koyulmuştur. Bakınız bugün sadece Ortadoğu’da 8 ülke arasında askeri çatışmalar vuku bulmuştur. Kuzeyimizdeki Ukrayna’yı hemen Asya’da Pakistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan’ı da dahil ettiğimizde ve diğer iç gerginlikleri de hesaba kattığımızda bütün dünya ne yazık ki bu savaş ikliminin içerisine girmiştir. Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan çatışma ve savaş sayısının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde, hamdolsun Milliyetçi Hareket Partisi’nin kutlu liderimiz Devlet Bahçeli’nin izinde biz Türkiye’nin bu ateş deryasının bünyemize sıçramasından uzak tutulduk. Aynı zamanda uzak kalmakla beraber de kendi gücümüzü geçmişe göre aradan geçen yıllar boyunca da giderek, pekiştirerek daha da yüksek bir noktaya taşımış olduk. Şimdi yeni bir dönemin daha içerisindeyiz. Hazırlığını yaptığımız ne varsa bu dönem milletimizi huzur içerisinde, güvenlik içerisinde, barış iklimi içerisinde ve esenlik içerisinde tutabilmektir" dedi. "Bir ülke ne kadar ayrışırsa, o ülkeye dışarıdan yapılan müdahalelerle rahat sonuç alınabilir" Milli birlik ve beraberliğin önemine değinen Özdemir, "Güvenlik olmazsa, milli birlik beraberlik olmazsa, küresel emperyalist hesaplarla beraber siyonist hesaplar sizi kuşatırsa ve sizde bu kuşatma karşısında gereken irade ve kudretini gösteremezseniz, neye yarar sizin zenginliğiniz, neye yarar sizin varlığınız? Bütün çaba ve gayretlerin sadece İslam alemini etnik ve mezhep temelli ayrımcılığa tabi tutmak bunun ardından da yine İslam ülkelerini etnik ve mezhep temelli ayrıştırıp, buralarda siyasi otoritenin ve siyasi iradenin gücünü zayıflatıp, çökmüş devletler oluşturmak suretiyle İsrail’e alan açmak ve İsrail’in sözde Arz-ı Mev’ud hedefleri için topraklarını genişletme çabasına hizmet etme anlayışında bulunan küresel çabaların var olduğu malumdur. Bu çaba ve gayretlerin ana eksende şekillendiği konu başlıkları mutlak suretle ayrılma ve ayrışmadır. Çünkü bir millet ve bir devlet kendi bünyesinde ne kadar ayrılır ve ayrışırsa o ülkeye dışarıdan yapılacak müdahalelerden daha rahat sonuç alınabilir, daha rahat yol alınabilir anlayışı hakimdir. Bakın bunun son örneğini bizler İran’da gördük. Öncelikle İran’da geride bıraktığımız yer yaz aylarında süren 12 günlük savaşta öncelikle İran’ın bazı askeri kapasitelerini yok edilmek istendi. Peşi sıra hemen İran’da bir ekonomik kriz tetiklenmeye çalışıldı. Çok yüksek devalüasyon oranlarına ulaşıldı. Hemen ardından toplumu da dışarıdan kışkırtmak suretiyle İranlıları kendi devletleriyle savaşır hale getirip orada bir iç savaşı çıkarmanın yolları arandı. Hemen peşi sıra dışarıdan geçmiş yıllarda, geçmiş dönemlerde İran’da hükümette bulunan bir isim oldu, piyasaya sürüldü ve rejim değişikliği noktasında da yine hem siyonist hem de emperyalist hesaplara hız verildiği bütün dünya kamuoyuna açıkça yansıtıldı. Bunun akabinde ise sözde müzakereler ve diplomatik temaslar İran’la yürütüldü. İran’ın kabul edemeyeceği egemenlik alanına giren bazı şartlarda öne sürülmek suretiyle işte bugünlerde gördüğümüz gibi dışarıdan komşumuza yönelik bir askeri müdahalenin yolları da açılmış oldu. Türkiye açısından yaşanan bu gelişmeleri kabul etmemiz mümkün değildir" ifadelerini kullandı. "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğü korunmalı" İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çizen Özdemir, "İran’ın uzun yıllardan bu yana komşumuz olduğu ve kader birlikteliği yaptığımız bir devlet olduğu gerçeğinden hareketle toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğinin bizler Milliyetçi Halk Partisi olarak altını çiziyoruz. Kimse farklı tezgahlar ve kurgularla bilhassa İran’da bulunan İranlı Türk kökenli kardeşlerimizi kışkırtmak suretiyle yol alabileceklerini zannetmesinler. Çünkü bölgede yaşanan ve yaşanması istenen senaryoların ne olduğunu Milliyetçi Hareket Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin çok değerli kadroları ve Genel Başkanımızın izinde de bu anlayışa sahip olan tüm Türk evlatları evvelden itibaren bu çabaları sevmiş, anlamış ve tavrını da ona göre koymuştur" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır" Terörsüz Türkiye’nin, milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabası olduğunu belirten Özdemir, "İşte bu şartlar altında Türkiye’nin mutlak suretle Suriye’de de iç huzur ve barış iklimine kavuşmuşken, bölgede terör örgütleri eliyle mesafe almaya kalkışıp, İsrail’in amaçlarına hizmet edecek eylemlerin önüne geçebilmek maksadıyla yine Sayın Genel Başkanımız 22 Ekim 2024 tarihinde bir çağrı yapmış ve bu çağrıyla beraber artık ülkemizde ve bölgemizde ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge hedefi de buna dayalı çalışmalar ve çabalarla hız kazanmış ve yol almıştır. İşte o günlerde bizim bu kutlu milli birlik ve beraberliğimizi tesis eden milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek hedefleyen, bu çağrı ve anlayışımıza sözde eleştiri getirenlerin bugünlerde ne derece de büyük bir utanç yaşadıklarını da eminim hep birlikte görüyoruz. ‘Terörsüz Türkiye’, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır. ‘Terörsüz Türkiye’ emperyalist ve siyonist hesapların vasat bulduğu ve kanlı senaryolara düştüğü böylesi bir eylemde hem kendi vatandaşımızı hem de ‘ben kaderimi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile beraber görüyorum’ diyen, bütün Orta Doğu insanlarını huzur, refah ve barış iklimi içerisinde yaşatma hedefidir. Biz bu gayreti sergilerken, hasım ve düşman odakların yine aynı dönemde bir yandan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimizi bir yandan da Türkiye’yi hedef aldığını hep birlikte görüyoruz. Ne yapsalar beyhude" diye konuştu.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" dedi. Ankara’da Gölbaşı Belediyesi’nin ev sahipliğinde iftar programı düzenlendi. Programa, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı katıldı. Özel, Gölbaşı’na her geldiğinde daha iyiye gittiğini söyleyerek, "Ankara’nın parlayan bir yıldızına dönüşmüş olan bu güzel ilçemizde eşsiz sevgi çiçeği de yetişiyor. Yanı başımızda Müslüman kardeşlerimiz, komşumuz İran’da siyonist bir İsrail ve emperyalist Amerika’nın hesap kitap yapmadan, kimseye danışmadan, uyarmadan giriştikleri saldırılar sonucunda kan akıyor. Böyle bir günde Gölbaşı’nın eşsiz sevgi çiçeğinin yetiştiği bu topraklardan mübarek Ramazan gününde bir kez daha savaşın durmasını dileyelim, barış dileyelim. Tüm dünyadaki çocuklar için huzur dileyelim. 160 kız öğrencinin katledildiği o saldırıyı bir kez daha kınayalım. En kısa sürede barışın sağlanmasını dileyelim" diye konuştu. "Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular" Trump’ın Gazze merakı olduğunu söyleyen Özel, "‘Gazze’yi gördüm. Orada Filistinlilerin ne işi var?’ diyor. ‘Onları etraftaki beş Müslüman ülkeye süpürelim, oraya oteller, casinolar, kumarhaneler dikelim. Sahil de güzel, denizinde de petrol var. Gazze’yi istiyorum’ diyor. Şimdi bu Trump kalkmış bir heyet kurmuş, dünyanın aklı başında liderleri uzak durmuş. Maalesef bizimkiler o heyete, Gazze Barış Masası’na güya adı barış, Gazze’yi yağmalama masasına oturdular. Dedik ki ‘Niye oturdunuz? Filistin yok.’ Dediler ki ‘İsrail de yok. İki taraf olmayacak, biz böyle yapacağız.’ Tam toplantıya iki gün kala İsrail’i, Netanyahu’yu kabul ettiler ve Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular. Böyle olunca o kumarhanelerin, otellerin dikileceği planlarını ortaya çıkardılar ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığında yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" İran’daki savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rejim değiştirmeye çalıştırdığını aktaran Özel, "Biz, İran’ın daha demokratik olmasını, kadın haklarına saygılı bir rejimin oluşmasını, insan hakkı ihlallerinin olmamasını isteriz ama bunların hepsini İran’dan, İranlıların kararıyla ve kendi iç meseleleri olarak halletmelerini, ülkelerini demokratikleştirmelerini isteriz. İran’a füzelerle, İran’a katliam dalışlarıyla, vuruşlarıyla yapılan saldırıları, ülke Venezuela olsa da İran olsa da ülkenin yönetim kadrolarına yapılan suikastleri ya da evine girip oradan kaçırma şeklindeki işleri dünyanın hiçbir yerinde doğru bulmuyoruz. Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" açıklamasında bulundu. Özel, "Ordumuzun, deniz kuvvetlerinin, Kuzey Kıbrıs’a hızla intikali ve orada her türlü tedbiri almasını fevkalade önemseriz. Aklımız Kıbrıs’tadır, Filistin’dedir, İran’daki Müslümanların yanındadır" dedi. "Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ise, "Hem kamuya hem de esnafa aynı zamanda bankalara çok ciddi bir borç vardı. Personeline maaşını kredi vererek ancak verebiliyordu. Bir çok esnaf belediye bizden alışveriş yapmasın diye adeta dua ediyordu, imtina ediyordu. Mazotunu alamayan, arabasına adeta parça bulamayan sıkıntılı bir belediye devraldık. Ama biz bundan yılmayacağımızı ortaya koymuştuk göreve talip olmakla beraber. Onun için hiç yılmadık ve dedik ki o günlerde inşallah 2025 sonunda bütçeye ulaşacağız. Rabbim bizi mahcup etmedi geldiğimiz bugün itibariyle. Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik. Hem piyasaya esnafa olan borçlarımızı ödedik. Gölbaşı’na mal satmaktan kaçınan insanlar esnaf bugün Gölbaşı Belediyesi’ne mal satmak, Gölbaşı Belediyesi’ne hizmet vermek için birbiriyle yaraşıyor" diye konuştu.