TEKNOLOJİ - 06 Mart 2018 Salı 12:03

'Akıllı telefonlar trafik kazalarını arttırdı'

A
A
A
'Akıllı telefonlar trafik kazalarını arttırdı'

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, 6 bine yakın yaya yürürken hayatını kaybetti. Üstelik bu sayı her yıl katlanarak artıyor sebebi ise akıllı telefonlar.

Uzmanlara göre sadece ABD’de değil dünyanın her yerinde akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla trafik kazalarında belirgin oranda artış söz konusu. Yolda yürürken telefonu ile meşgul olan ve kazaya neden olan yayaların sayısı azımsanmayacak kadar yüksek. Araç kullanırken telefonuyla ya da diğer teknolojik cihazlarla dikkatini bölen sürücülerin de etkisiyle trafik kazası oranında da hayatını kaybedenlerin sayısında da ciddi bir artış var. 

Klinik Psikoloji Uzmanı Özlem Kelle, Türkiye’de de yayaların telefonla meşgul olması nedeniyle çok sayıda kazaya neden olduklarını söyledi. Kelle “Akıllı telefonların kullanımına kadar sürücülerden kaynaklı trafik kazaları yaygındı. Son dönem yapılan araştırmalar gösteriyor ki akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle birlikte yayalardan kaynaklanan kazalarda artış var. Yayalar açısından baktığımızda, yol boyunca hem yürüyor olmak hem mesaj ya da aramayla bir kişiyle irtibat halinde olmak, sosyal medya ile ilgileniyor olmak dikkatte bölünmeye sebep oluyor. O an karşıya geçiyorsak, tehlikeli bir yerdeysek, caddeye, trafiğe odaklanmak yerine zihnimiz başka yerde olduğundan kazalar kaçınılmaz oluyor” dedi.

“YÜRÜRKEN TELEFON KULLANIMINA KISITLAMA GETİRİLEBİLİR” 

Türkiye’de akıllı telefon kullanımın trafik kazalarıyla ilişkisine dair bir araştırma olmadığına vurgu yapan Kelle, “İsveç, Amerika, Almanya gibi ülkelere baktığımızda devlet politikalarının yürürlükte olduğunu görüyoruz. İsveç’te artık trafik levhaları gibi levhalar var, “bu yolda yürürken telefon kullanımınıza dikkat edin” gibi ya da Amerika’da artık şoförlere bir yaptırım getiriliyor. Zaman zaman akşam haberlerinde, gazetelerin 3. sayfalarında rastlıyoruz ama öngörümüz akıllı cihazların kullanımının trafik kazalarında artış göstereceği yönünde” ifadelerini kullandı.

“AKILLI TELEFONLAR TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA NEDEN OLUYOR” 

Teknolojik cihazların hayatımızı işgal ettiğini belirten Kelle, “Ne kadar çok teknolojik cihazlara maruz kalıyorsak, günlük rutinimizden, keyif alacağımız şeylerden kendimizi o kadar mahrum bırakıyoruz. Bu ortamdan keyif alıyorum ya da bu ortam beni sıkıyor kararını vermekten ziyade kendimizi sadece sosyal medya akışına bırakıyoruz. O da bizi andan koparmaya, en sonunda tükenmişlik sendromuna, hatta hayattan zevk almamaya kadar götürüyor. Depresif belirtiler de görülmeye başlıyor. Pek çok kişi o teknolojik cihaza maruz kaldığı an ne yediğinin ne içtiğinin farkında değil. Sonrasın da sosyal çevreden kopmayla içe dönük depresif bir karakter oluşuyor” dedi.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Bilim ve tarım Tokat’ta buluştu Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi ev sahipliğinde ilki düzenlenen TARIMFEST 2026, akademi, kamu ve tarım sektörünü buluşturdu. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen TARIMFEST 2026, geniş katılımla başladı. Üniversite Stadyumu’nda gerçekleştirilen festival, akademi, kamu kurumları, sektör temsilcileri ve öğrencileri bir araya getirdi. Açılış konuşmasını yapan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, üniversitelerle yürütülen iş birliklerinin ülke tarımı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, bu tür organizasyonların bilimsel üretim ve tarımsal gelişime önemli katkılar sunduğunu söyledi. TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ise, TARIMFEST 2026’nın yalnızca bir festival değil, bilim, teknoloji, üretim ve girişimciliği buluşturan güçlü bir platform olduğunu ifade etti. Festivalin bu yıl uluslararası boyut kazandığını belirten Yılmaz, yurt içinden 43, yurt dışından ise 10 üniversitenin paydaş olarak organizasyonda yer aldığını söyledi. Ziraat Fakültesi’nin 44 yıllık köklü geçmişine dikkat çeken Yılmaz, fakültenin Tokat’ın tarımsal hafızası ve üretim merkezi konumunda olduğunu belirterek, üniversitenin yerel tohumların korunmasından fide üretimine, arıcılıktan hayvancılığa, peyzaj çalışmalarından gıda üretimine kadar birçok alanda aktif çalışmalar yürüttüğünü kaydetti. Bu yıl 1 milyon fide üretiminin tamamlandığını ve satışına başlandığını ifade eden Yılmaz, festival kapsamında 201 proje başvurusu alındığını, 120 hakemin değerlendirme sürecinde görev yaptığını belirtti. Ayrıca proje yarışmalarında toplam 1 milyon TL ödül desteği sağlanacağını açıklayan Yılmaz, üniversitenin 2025 yılı içerisinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerine kendi kaynaklarıyla 79 milyon TL destek verdiğini söyledi. Festivalin ilk gününde düzenlenecek uluslararası panelde iklim değişikliği ve tarım ilişkisi ele alındı. İkinci gün ise düzenlenecek panel ve söyleşilerle tarımın geleceği farklı yönleriyle değerlendirilecek. Festivalin açılışına Tokat Valisi Abdullah Köklü, Tokat Belediye Başkan Yardımcısı Fuat İşeri, TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, TAGEM Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, İl Tarım ve Orman Müdürü Ömer Cebeci, paydaş üniversitelerin rektör ve yardımcıları ve ziraat fakültesi dekanları, kurum temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve tarım sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin temsilcileri katıldı.
Kastamonu Araçta binlerce sentetik ecza hapla yakalanan sanıklardan biri tahliye edildi Kastamonu’da jandarma ekiplerince durdurulan araçta 5 bin 968 adet sentetik ecza hapı ve bir miktar uyuşturucu maddeyle yakalanan sanıkların yargılamasına devam edildi. Kendisinin korsan taksici olduğunu ve ele geçirilen maddelerle ilgisinin olmadığını söylediğini söyleyen sanıklardan biri tahliye edildi. Edinilen bilgiye göre, 21 Ağustos 2025 tarihinde İstanbul’dan Kastamonu’ya uyuşturucu sevkiyatı yapılacağı istihbaratını alan Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince tespiti yapılan araca yönelik operasyon düzenlendi. Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli’nden geçiş yaptıktan sonra jandarma ekiplerince durdurulan araçtaki çanta içerisinde 5 bin 968 adet sentetik ecza hapı ile 350 gram bonzai ham maddesi olan kannabinoid ve 1 gram kubar esrar ele geçirildi. Araçta bulunan Y.S. ve E.K. tutuklanarak gözaltına alınarak tutuklandı. Olayın ardından E.K. ve Y.S. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından açılan dava görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar E.K. ve Y.S. ile avukatlar katıldı. "Çantada ne olduğunu bilmiyordum" Duruşmada savunma yapan sanık Y.S., "Telefonuma gelen mesajlar, kumar sitelerinden gelen mesajlar olabilir. Ayrıca korsan taksicilik yaptığım için çoğu yere gittim. Ben, İstanbul’daydım, Kastamonu’ya döneceğim sırada E.K. ile buluştum. Ben, yol masraflarını bölüşmek amacıyla E.K. ile yolculuk yaptım. Kastamonu’ya geldiğimizde tünelden çıkınca 4 araç peşimize takıldı. Bir süre gittikten sonra peşimize takılan bu araçlar bizim önümüzü kestiler. Arabadan indiler, telefonumu istediler. ’Arabada bir şey var mı’ diye sordular. ’Araçta bir çanta var ama benim değil’ dedim. O sırada korsan taksicilik yaptığımı söylemedim. Çünkü 32 bin TL cezası vardı ve 2 ay da araca el konuluyordu. Jandarma aracıyla karakola kadar geldik. Ben işin ciddiyetini anladıktan sonra korsan taksicilik yaptığımı söyledim. Ben, herhangi bir şekilde uyuşturucu ticareti yapmadım, uyuşturucudan bilgim ve haberim yoktur. Çantada ne olduğunu bilmiyordum. Uzun zamandır tutukluyum, tahliyemi talep ediyorum" dedi. Diğer tutuklu sanık E.K. ise, "İstanbul’dan itibaren Y.S. ile hep yan yanaydık. Çantada ne olduğunu bilmiyorum. Tanıkların beyan ettiği gibi söylenenlerin birçoğunu ben söylemedim. Ben, bir ay boyunca İstanbul’da kaldım. Kaldığım süredeki serüvenimi de anlattım. Olay günü korktuğum için de bir şey diyemedim. Çanta ya da uyuşturucu bana ait değildir. Tahliyemi talep ederim" diye konuştu. Duruşmada tanık olarak dinlenen jandarma personeli E.B. de, "Beyaz renkte Fiat marka araçta uyuşturucu olduğunu tespit ettik. İstanbul’dan Kastamonu’ya gelen aracı takibe aldık. Bunun üzerine yol kontrolü oluşturduk. Aracı durdurduğumuzda sürücü koltuğunda Y.S., arka koltukta ise E.K. vardı. Y.S., ’çanta içinde bir şey varsa ben kabul etmem, bana ait değil’ dedi ve E.K.’yi İstanbul’dan aldığını ve beraber yolculuk yaptıklarını söyledi. Aracı durdurduğumuzda ikisinin de panik hareketleri vardı. E.K., sorulan sorulara cevap vermiyordu. Arka koltukta siyah valiz tarzı bir çanta vardı. Aramada da bu çanta içinde uyuşturucu ele geçirdik" şeklinde konuştu. Avukatları da dinleyen mahkeme heyeti, E.K.’nin tutukluluğunun devamına, Y.S.’nin ise adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Duruşma ileri bir tarihe erteledi.
Antalya Ayakta durmakta güçlük çekti, deposunun yanışını gözyaşlarıyla izledi Antalya’nın Aksu ilçesinde gökyüzünü dumana boğan depo yangını kontrol altına alındı. Yangını duyup olay yerine gelen işletme sahibi gözyaşları içerisinde itfaiye ekiplerinin söndürme çalışmalarını izledi. Aksu ilçesi Mandırlar Mahallesi Altınoluk Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre geri dönüşüm deposunda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen ve bitişiğindeki depolara sıçrayan yangını gören çevredeki vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. Olay yerine polis ve çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. İşletme sahibi çaresiz gözlerle söndürme çalışmalarını izledi Bölgeye gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederken, olay yerine gelen işletme sahibi çaresiz gözlerle söndürme çalışmalarını izledi. Ellerini başına koyan ve ayakta durmakta güçlük çeken işletme sahibini, yakınları teskin etmeye çalıştı. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik müdahalesinin ardından yangın kontrol altına alınırken, depo içerisinde bulunan malzemeler ise küle döndü. "Maddi anlamda büyük zarar var" Yangına ilişkin açıklamalarda bulunan Aksu Belediye Başkanvekili Mehmet Alptekin "Güzelyurt mahallemizde geri dönüşüm deposunda çıkan yangında birinci depodan ikinci depoya geçiş yaptı. Bunu duyar duymaz Aksu Belediyesi olarak hemen esnafımızın yanına kepçe ve su tankerlerimiz ile koşturduk. Esnafımıza yardımcı olmaya çalıştık. Şuan yangın söndürüldü. Soğutma çalışmaları yapılıyor. Çok şükür bir can kaybımız yok. Esnafımıza çok geçmiş olsun. Can kaybı yok ama maddi anlamda büyük bir zarar var" dedi.
İstanbul Bakan Kacır: "Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız. Bu kaynakla yalnızca doğrudan bir finansman desteği sunmakla kalmayacak, özel sektör sermayesini harekete geçirerek çok daha büyük bir yatırım hacminin oluşmasına öncülük edeceğiz. Bu kaynak, oluşturacağı kaldıraç etkisiyle birlikte 750 milyon dolardan fazla bir likiditeyi girişim sermayesi ekosistemine kazandıracak" dedi. Bakan Mehmet Fatih Kacır İstanbul Beşiktaş’ta düzenlenen Girişim Sermayesi Fon Çağrıları Lansman programına katıldı. "2030 yılına dek; Ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, Turcornlarımızın toplam değerinin 100 milyar doları aşmasını hedefliyoruz" Burada konuşan Bakan Kacır, Turcornların toplam değerinin 100 milyar doları aşmasını hedeflediklerini belirterek, "2030 yılına dek; ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, Turcornlarımızın toplam değerinin 100 milyar doları aşmasını hedefliyoruz. Girişimcilik ekosistemimizi dünyanın en gelişmiş ilk 10 ekosistemi arasına taşımayı, İstanbul’u girişimcilik ve teknoloji yatırımlarında dünyanın ilk 20 merkezi arasında konumlandırmayı amaçlıyoruz. Ülkemizin sahip olduğu büyük potansiyeli dikkate aldığımızda bu hedefler, inanıyoruz ki hep birlikte erişebileceğimiz hedeflerdir. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul projesi ile dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getiriyoruz. Yeni nesil teknoparkımızda; modern çalışma ofisleri, kuluçka merkezleri, hızlandırıcı programlar, ortak çalışma alanları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri bulunacak. Terminal İstanbul; küresel teknoloji şirketlerinin, yatırım fonlarının ve girişimlerin buluşma adresi olacak. Burayı ziyaret eden küresel yatırımcılar, ilgi duydukları yatırım başlıklarında yüzlerce girişimle bir araya gelme imkanına sahip olacak" dedi. "Fiziki olarak Türkiye’de bulunma zorunluluğu olmaksızın, pasaport temelli kimlik doğrulama süreciyle tamamen uzaktan şirket kurulabilecek" Fiziki olarak Türkiye’de bulunma zorunluluğu olmaksızın, pasaport temelli kimlik doğrulama süreciyle tamamen uzaktan şirket kurulabileceğini söyleyen Bakan Kacır, "Dijital Şirket uygulamamızla, teknoloji girişimlerinin kuruluş süreçlerinin tümüyle dijital platform üzerinden yönetilmesini sağlayacak ve şirketleşme süreçlerini çok çok kolaylaştıracağız. Sanal Ofis Hizmeti: Kuluçka aşamasındaki girişimcilerimizin üzerindeki mali yükleri hafifletiyor ve girişimcilik ekosisteminin tabana yayılmasını sağlıyoruz. Uzaktan Şirket Kurulumu: Fiziki olarak Türkiye’de bulunma zorunluluğu olmaksızın, pasaport temelli kimlik doğrulama süreciyle tamamen uzaktan şirket kurulabilecek. Esnek Finansal Araçlar: Erken aşama yatırımlarda SAFE olarak bilinen, paya dönüştürülebilir borçlanma sözleşmelerinin ve benzeri esnek finansal araçların yaygın ve etkin kullanılmasını sağlayacak düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Hisse Opsiyonu Düzenlemesi: Teknoloji girişimlerinin çalışanlarına verdikleri pay senetlerinin vergiden tümüyle istisna edilebilmesi için gereken süreyi, edinim tarihinden itibaren 12 yıldan 6 yıla indiriyoruz. Böylelikle bu uygulama çok daha yaygın hale gelecek, girişimlerimizin vergi yükü hafifleyecek, çalışanların aidiyet duygusu artacak ve nitelikli iş gücümüz girişimlerimizin başarısına ortak olacak. İnanıyoruz ki Türkiye, bu yeni adımlarla startuplar ve yetenekler için gelecekte çok daha güçlü bir merkez haline gelecek" diye konuştu. "Ürününü doğrulamış, pazara çıkmış ve büyüme ihtiyacı duyan girişimlerin yanında oluyoruz" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Önümüzdeki dönemde uygulayacağımız Girişim Sermayesi Stratejisinin üç temel unsuru var. Bunlardan ilki; girişimlerin gelişim evrelerine göre özelleştirilmiş Destek Zinciri Kurgusu. Artık farklı kurumlarımızın benzer ölçekteki girişimleri desteklediği mevcut yapıdan; her kurumun kendi güçlü olduğu aşamada devreye girdiği, birbirini tamamlayan ve girişimciye kesintisiz bir yolculuk sunan bütüncül bir modele geçiyoruz. TÜBİTAK BİGG: Fikir ve tohum öncesi aşamadaki girişimlerin ilk adımlarını destekliyoruz. KOSGEB Mekanizmaları: Ürününü doğrulamış, pazara çıkmış ve büyüme ihtiyacı duyan girişimlerin yanında oluyoruz. Bakanlık Destekleri: Girişim sermayesi ve küresel ölçeklenme odaklı desteklerle, ileri aşamadaki teknoloji girişimlerinin uluslararası pazarlara açılmasını, daha büyük yatırımlara erişebilmesini ve ’Turcorn’ yolculuğunda güç kazanmasını sağlıyoruz" dedi. "Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız" Yeni dönem fon yatırımları stratejisi kapsamında bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracaklarını belirten Bakan Kacır, "Stratejimizin ikinci önemli unsuru olarak; Kamu kaynaklarını önceliklendirdiğimiz yapay zeka, biyoteknoloji gibi alanlara ve tanımlanmış girişim ölçeklerine yönlendirecek tematik fon mekanizmalarını devreye alıyoruz. Bunların yanında ekosisteme yönlendirdiğimiz kamu kaynağının ölçeğini büyütüyor, girişim sermayesi fonlarına sağladığımız desteği yeni bir seviyeye taşıyoruz. Yeni dönem fon yatırımları stratejimiz kapsamında Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız. Bu kaynakla yalnızca doğrudan bir finansman desteği sunmakla kalmayacak, özel sektör sermayesini harekete geçirerek çok daha büyük bir yatırım hacminin oluşmasına öncülük edeceğiz. Bu kaynak, oluşturacağı kaldıraç etkisiyle birlikte 750 milyon dolardan fazla bir likiditeyi girişim sermayesi ekosistemine kazandıracak" şeklinde konuştu. "Türkiye’yi yapay zeka odaklı küresel bir inovasyon merkezi haline getireceğiz" Bakan Kacır, Türkiye’yi yapay zeka odaklı küresel bir inovasyon merkezi haline getireceklerini ifade ederek, "Girişimcilik ekosistemimizin farklı ihtiyaçlarına cevap verecek toplam altı ayrı fon çağrısı kurguladık: İleri Aşama Girişim Sermayesi Fonu: Bakanlığımızın 100 milyon dolar katkı sunacağı bu fonla, Seri A ve sonrasındaki teknoloji girişimlerimizin ölçeklenmesini hızlandırmayı, büyüme aşamasındaki firmaların finansman ihtiyacını karşılamayı ve uluslararası fonları yatırım amacıyla ülkemize çekmeyi amaçlıyoruz. Yapay Zeka Fonu: Yapay zeka fonların fonu mekanizması ve yapay zeka fonuyla; bu alanda yüksek katma değerli, ölçeklenebilir ve küresel rekabet potansiyeline sahip girişimleri destekleyeceğiz. Kritik teknolojilerde yerli kapasitemizi arttıracak, dışa bağımlılığı azaltacak ve sermaye, yetenek, kamu ve özel sektör işbirliğini aynı hedef etrafında buluşturarak Türkiye’yi yapay zeka odaklı küresel bir inovasyon merkezi haline getireceğiz. Biyoteknoloji Odaklı Girişim Sermayesi Fonu: Genetikten ilaç teknolojilerine pek çok alanda Ar-Ge yapan girişimlerimizin ihtiyaç duydukları uzun vadeli ve sabırlı sermayeye erişimi kolaylaştıracağız. KOSGEB İştiraki: KOSGEB tarafından sağlanacak 100 milyon dolarlık kaynakla KOBİ’lerimizin uzun vadeli finansmana erişimini kolaylaştırmayı, teknoloji tabanlı girişimciliği desteklemeyi, sanayide yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmayı hedefliyoruz. Yeniden kurguladığımız TÜBİTAK BİGG ve BİGG Plus mekanizmaları ile başlangıç aşamasındaki girişimlerin daha etkin desteklenmesini sağlayacağız" şeklinde konuştu. Program; Milli Teknoloji Yapay Zeka Genel Müdürü Sadullah Uzun, TÜBİTAK Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu arasında Girişim Sermayesi Fon Çağrıları iş birliği protokolünün imzalanmasıyla son buldu.
Bursa 7 aylık hamileyken evden çıktı, sırra kadem bastı Bursa’da dini nikahla evlendiği 7 aylık hamile kadının "Babamın yanına gidiyorum" diyerek evden ayrılmasının ardından sırra kadem basması üzerine harekete geçen adam, 5 aydır ulaşamadığı kadının karnındaki bebeğin peşine düştü. Halil İbrahim Bağcı, tek isteğinin DNA testi olduğunu söyledi. Bursa’da yaşayan Halil İbrahim Bağcı (38), 2025 yılında dini nikahla evlenip, birlikte yaşadığı S.M.’nin (20) 7 aylık hamileyken evden ayrılması üzerine olayın peşine düştü. Genç kadının ortadan kaybolduğunu belirten Halil İbrahim Bağcı, 5 aydır hem kadına hem de doğmuş olabileceğini düşündüğü çocuğa ulaşmaya çalıştığın ifade etti. Bağcı, amacının eşine ulaşmaktan ziyade, çocuğun kendisinden olup olmadığını öğrenmek olduğunu ifade etti. Osmangazi ilçesi Çiftehavuzlar Mahallesi’nde yaşayan Bağcı, yaklaşık 2 yıl önce tanıştığı S.M. ile dini nikahla birlikte yaşamaya başladıklarını söyledi. Bir süre sonra çocuk beklediklerini ifade eden Bağcı, 7 aylık hamile olan S.M.’nin 12 Aralık 2025 tarihinde "Babama gidiyorum" diyerek evden ayrıldığını ve bir daha geri dönmediğini ileri sürdü. Kadının ailesiyle de görüştüğünü ancak oraya gitmediğini öğrendiğini dile getiren Bağcı, 5 aydır hiçbir şekilde kendisine ulaşamadığını söyledi. Şüpheleri nedeniyle kendi imkanlarıyla araştırma yaptığını öne süren Bağcı, aldatıldığını iddia etti. Yaşadıklarını İHA’ya anlatan Bağcı, "Aracı vesilesiyle tanıştık. Nişanda başlık parası verdim, dini nikah kıydık. Hal ve hareketlerinden şüphelendim. Aylarca araştırdım ve aldatıldığımı öğrendim. Elimde belgeler var" dedi. Asıl amacının kadını bulmak olmadığını vurgulayan Bağcı, şunları söyledi: "Benim tek isteğim biyolojik test. Çocuğumu arıyorum. Şubat ayında doğum yapması gerekiyordu. Kendisine ulaşamıyorum. Gerekirse bir ömür uğraşırım. Çocuk benimse sahip çıkmak istiyorum." 5 aydır haber alınamayan genç kadının bulunması ve bebeğin akıbetiyle ilgili belirsizlik sürerken, olay kamuoyunda merak uyandırdı.