EĞİTİM - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 14:22

AÖF'den örgün öğretime geçiş

A
A
A
AÖF'den örgün öğretime geçiş

Eskişehir Anadolu Üniversitesi (AÜ) Rektörü Davut Aydın, bu dönem ilk kez başlatacakları bir uygulamayla başarılı açıköğretim öğrencilerinin örgün öğretime yatay geçiş yapabileceğini belirterek, "Açıköğretim Fakültesi'nden (AÖF) örgün öğretime geçişin yolu açıldı, bu aynı zamanda rekabet getirecek" dedi.

OKTAY ÖZDEN/ESKİŞEHİR

Prof. Dr. Aydın, düzenlediği basın toplantısında, Anadolu Üniversitesi olarak bu dönemde öğrencilere, 'doğru tercih yaşam boyu kazandırır' felsefesiyle çok kapsamlı fırsatlar ve yenilikler getirdiklerini anlattı.

Bu yıl 500'ü örgün öğrenci, bini açık öğretim öğrencisi olmak üzere bin 500 öğrenciye öğrenim, barınma yardımı, kendilerini tercih eden ilk 500 öğrenciye dengeli bir şekilde yıllık bin 200 TL iki taksit halinde eğitim yardımı yapacaklarını kaydeden Rektör Davut Aydın, üniversitenin tarihinde ilk kez yardıma muhtaç ve AÜ'yü tercih eden en yüksek puanlı AÖF öğrencilerine aynı şekilde bin 200 TL'lik eğitim yardımında bulunacaklarını dile getirdi. Prof. Dr. Aydın, bahse konu yardımların söz konusu öğrencilerin öğrenimlerini başarıyla sürdürdükleri taktirde mezun olana kadar devam edeceğini vurguladı.

AÜ Rektörü Davut Aydın, ikinci yeniliklerinin yurtdışı öğrenimiyle ilgili olduğunun altını çizerek, "Öğrencilerimizin öğrenim süresi içerisinde yurtdışı deneyim kazanmaları çok önemlidir. Vizyonları gelişiyor, kendilerine olan güvenleri artıyor. Bu bağlamda AÜ olarak çok geniş kapsamlı bir yurtdışı fırsatı sunuyoruz. Bu fırsatlardan birincisi Erasmus değişim projesiyle ilgilidir. Üniversite olarak Erasmus değişim projesi içerisinde en fazla öğrenci gönderen 4'üncü üniversiteyiz. Geçen yıl 400'ün üzerinde öğrencimizi yurtdışına bu program kapsamında gönderdik.

Yine aynı şekilde Erasmus kapsamında öğrenci alan üniversiteyiz. 88-100 civarında öğretim elemanımızı yurt dışına gönderdik. Ayrıca, sağladığımız stajlarla beraber Türkiye'de Erasmus değişim projesi kapsamında en fazla öğrenci gönderen ve getiren üniversiteyiz. Bunun kapsamı giderek genişleyecektir. Bu anlamda öğrencilerimize Erasmus kapsamında çok geniş yurt dışı olanağı sunmuş oluyoruz" diye konuştu.

İkinci üniversite uygulamasının da öğrencilere getirdikleri yeniliklerden olduğunu bahseden Aydın, şunları söyledi:

"Şuanda üniversitede okuyan bütün öğrencilerimiz ya da mezunlarımız, ikinci üniversite adı altında AÜ'ye gelerek üniversite sınavına girmeden doğrudan doğruya bizim AÖF bürolarına başvuruda bulunup, kayıt yaptırıp ikinci üniversite fırsatını yakalayabilirler. İster tıp, mühendislik, fen, edebiyat, artık hangi dalda eğitim yaparsanız yapın, öğrenilen bilgilerin süresi ortalama 2.5 yıldır. Yeni bir bilgi 2.5 yıl sonra eskiyor. Bilginin bu kadar eskidiği bir ortamda mevcut bilgilerle hiç kimse yaşamını sürdüremez.

Mutlaka kendisini geliştirmeye ihtiyacı vardır. İşte bu anlayış içerisinde ve üniversitemizin vizyonu doğrultusunda, 'yaşam boyu öğrenme' odaklı dünya üniversitesi olmayı hedefliyoruz. Yaşam boyu öğrenim 7'den 77'ye her yaş grubunu, örgün, sertifikayı, önlisansı, yüksek lisansı, doktorayı ya da açığı kapsar. Bu anlayış içerisinde biz öğrencilerimize ya da mezun olan üniversite mezunlarına ikinci bir okuma fırsatı getiriyoruz. İkinci üniversitenin çok önemli bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Her yaş grubunun kendisini yenilemeye, her meslek grubunun kendisini geliştirmeye ihtiyacı vardır. Değişen dünya koşulları içerisinde bu anlamda AÜ olarak önemli bir fırsat sunuyoruz. Bunu değerlendirmelerini istiyoruz."

"BAŞARILI ÖĞRENCİNİN ÖNÜNÜ AÇMA PROJESİ"


Rektör Davut Aydın, Anadolu Üniversitesi olarak 30 yıla yakın bir süredir açıköğretim hizmeti sunduklarına da değinerek, "Bu deneyimimizin içerisinde şuanda 1.3 milyon öğrencimiz var. Bu Türk yükseköğretimde okuyan öğrencinin yüzde 48'i oluşturuyor. Türkiye'de şuanda yükseköğretim yapan her iki üniversite öğrencisinden biri AÜ'lü. Bugüne kadar AÖF'ye giren öğrencilere AÖF'den mezun olma fırsatı verilmişti.

Şimdi ilk kez öğrencinin bize geliş puanı ne olursa olsun, 140 puanın üzerinde puanınız varsa, AÖF sistemine kayıt yaptırsın. Eğer ki, öğrenim sürecinde başarılı olurlarsa, 80 ya da üzerinde puan aldıkları taktirde kendileri, aynı dalda yatay geçiş imkanına sahip olacaklar. Buradan örgün eğitime geçebilecekler. Bu ilk kez yapılacak bir uygulamadır. AÖF'ye bağlı 12 lisans programımız var. Biz bu uygulamayla başarılı öğrencilerin önünü açıyoruz. Bu başarılı öğrencinin önünü açma projesidir, ilk kez bu yıl uygulanacaktır. Öğrencilerimizin bunu çok dikkatli değerlendirmesini istiyoruz. Bu uygulamayı ilk kez gündeme getirdiğimiz zaman kaç öğrenicinin yatay geçiş yapacağını düşündük. Bu uygulamayı geçen yıl başlatmış olsaydık, 400 öğrenci yatay geçiş yapabilecekti. Bizde çok yüksek puanlı öğrenciler var. İkinci bir seçenek ise yerleştirme puanınız yatay geçiş yapacağınız programın taban puanının üzerindeyse, 80 puana da gerek yok.

Başarılı not aldığınız takdirde yatay geçiş olanağına kavuşursunuz. AÖF'den örgün eğitime geçiş yolu açıldı bu aynı zamanda rekabet getirecektir. Önemli ölçüde örgün eğitim içerisinde açık ve örgün öğrenciler arasında önemli bir rekabet ve yarış başlayacaktır. Bu da kaliteyi etkileyecektir" ifadelerini kullandı.

"Her işi yaparım ağabey" uygulamasının bittiğine dikkati çeken Prof. Dr. Aydın, mükemmeliyet projelerinin Anadolu Üniversitesi'ni yıldız üniversite yapacağını savundu.
Rektör Davut Aydın, AÜ olarak öğretim üyeleri, teknik alt yapı, birikimleriyle dünya üniversitesi olma yolunda hızla ilerlediklerine işart ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AÜ olarak dünya üniversitesi, yıldız üniversite olma yolunda hızla mesafe alıyoruz. Türkler de Nobel Ödülü alacaktır. Türk araştırmacıları, öğretim üyeleri kendi alanlarında hızla dünyada ön plana çıkmaktadır. Bilgiye erişim kolaylaştığı için gelişmiş ülkelerin egemenliği alanından az gelişmiş ülkelere doğru Nobel yayılmaktadır. İnanın bir gün bir Türk ödül alırsa, bu AÜ'den olacaktır. Biz buradan bir çağrı yapıyoruz. Dünyanın neresinde başarılı öğretim üyeleri, araştırmacıları varsa lütfen bize gelsinler. Buradan üniversite sınavından en yüksek puan alan öğrencilere sesleniyorum, lütfen AÜ'nün sunduğu fırsatları değerlendirin. Bu yıl açıköğretimde 200 bin yeni öğrenci hedefine ulaşmak istiyoruz.

Anadolu Üniversitesi'nin farkına varın. Henüz kentte bir çok insanımız Anadolu Üniversitesi'ni henüz kavrayabilmiş değil. Anadolu Üniversitesi Türkiye'yi kampüsleri taşıyor, dünya üniversitesi oluyor, uyduya uzaya doğru gidiyor. Şuanda dünyadaki 332 üniversiteyle 582 anlaşmamız var. Bu çok önemli bir rakamdır. Anadolu Üniversitesi olarak eğitim, öğretim, yabancı dil, araştırma projelerinde topluma hizmette öncü işlevimizi daha ileriye taşımak istiyoruz."

Geçen ay sonunda Rusya'da rektör yardımcıları ve dekanlarların da aralarında bulunduğu 17 kişiyle bir hafta boyunca temaslarda bulunduklarını açıklayan Aydın, bu ülkenin kendileri gibi açık ve uzaktan öğretim yapan en büyük üniversitesiyle çok kapsamlı bir stratejik işbirliği anlaşması yaptıklarını sözlerine ekledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Hatay Hatay’da çöl tozu etkisini sürdürüyor Libya üzerinden kuvvetli rüzgarla birlikte Türkiye’ye ulaşan çöl tozu, ülkenin en güneyinde yer alan Hatay’da etkisini sürdürüyor. Libya üzerinden Türkiye’ye gelen toz taşınımı konusunda meteoroloji uyarıda bulunmuştu. Türkiye’nin en güneyinde yer alan Hatay’da Libya üzerinden gelen çöl tozu etkisini sürdürüyor. Antakya ve Defne ilçelerinde toz taşınımından dolayı puslu bir hava hakim olurken, güneş gündüz olmasına rağmen güçlükle görülebildi. Havadan çekilen görüntülerde kent merkezinin çöl tozu içerisinde kaldığı görüldü. "Dışarıya çıkılmayacak bir hava var, maskesiz kimse dışarı çıkmasın" Çöl tozu nedeniyle dışarıya çıkılmayacak bir havanın olduğunu ifade eden Semire Coşkun, "Bugün havalar çok kötü ve tozlu olduğu için her yerde toz var. Tozun etkisi geçer diye düşündük ama geçmedi ve berbat bir hava var. Dün toz havası çok etkiliydi. Bu sabah çok iyiydi ama öğleye doğru toz etkisini gösterdi. Dışarıya çıkılmayacak bir hava var, maskesiz kimse dışarı çıkmasın. Yağmur yağarsa toz havası etkisini kaybeder" dedi. "Bu havada nefes almakta zorlanıyorum" Tozlu havalarda nefes almakta zorlandığını anlatan İbrahim Elmas, "Dün hava çok bulanık ve tozdu, bugün de etkisi devam ediyor. Bu havalarda çok bunalım içindeyiz. Bu çöl fırtınası Yemen veya Libya tarafından geliyor. Her yıl birkaç gün böyle havalar oluyor. Yağmur yağarsa tozları yıkar gider. İnşallah yağmur yağar. Bu havada nefes almakta zorlanıyorum ve öksürüyorum. Benim yaşımdaki insanların dışarıya çıkmamalarını tavsiye ederim. Evlerde kalmaları daha güzel olur. Aslında bu havada maske takmanın tam zamanı" ifadelerini kullandı.