EKONOMİ - 14 Aralık 2007 Cuma 15:06

Banvit: Helal gıda sertifikası haraçtır

A
A
A
Banvit: Helal gıda sertifikası haraçtır

Banvit Genel Müdürü Ömer Görener, son dönemlerde çeşitli mecralarda gündeme getirilmeye çalışılan gıdada helal sertifikasyonuyla ilgili olarak açıklamalarda bulundu.

"Nüfusunun büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede yaşıyoruz, dolayısıyla et ve et ürünleri ile diğer gıda ürünleri üretiminin zaten İslami şartlarda yapıldığı biliniyordur umarız. Bu noktada da Türk Standartları Enstitüsü, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve diğer kurumların uygulamayı planladığı "Helal Gıda" sisteminin gerekliliğine inanmıyoruz, çünkü zaten ülkemizdeki tüm gıda üretimi ''Helal'' olmak zorunda" diyen Görener sözlerine şöyle devam etti:

Kesimlerimiz İslama uygun

"Farklı ülkelerde ve dini toplumlarda birtakım ek standartların uygulandığını, arandığını bilmekteyiz. Ülkemizde de çok uzun yıllardan bu yana markalı üretim gerçekleştiren gıda üreticileri ürünlerin ambalajı üzerinde "Ürünlerimizde domuz eti ve yağı yoktur" veya "Ürünlerimiz İslami koşullara göre üretilmektedir" ibarelerine yer verir. Bu ürünler ise gerek yurt içinde gerekse yurt dışında, Arap ülkeleri de dahil olmak üzere pazarlanır. Sonuçta ihracat yapılacaksa zaten "Helal" belgesini ''Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan'' almakta ve beyan etmekteyiz. Bugüne değin bizden şu şekilde "Helal" belgesi istiyoruz talebinde bulunan müşterimiz olmadı, çünkü zaten müşterek İslami şartlara uygun kesmekteyiz ve Müslüman ülkelere yaptığımız ihracatlarda verdiğimiz Diyanet Başkanlığı "Helal" belgesi hep kabul edildi.

Ayrı bir haraç mekanizması

Bu yeni uygulama girişimini destekleyenler maalesef ortaya bazı komik sorular atmaktadırlar. Mesela: "Bugüne değin Tarım Bakanlığı yönetmelikleri sonucunda, bizler mundar gıda yedik de bundan sonra mı helal gıda yiyebileceğiz?" veya "Yıllardır uygulanmakta olan TSE'nin ürün standartları müşterek İslami şartlar gözetilmeden mi hazırlandı ve kullanılıyor ?" Tabii ki bu soruların cevapları kocaman bir hayır. Tarım Bakanlığımızın tüm sistemleri zaten dinimiz gözetilerek müşterek İslami şartlara uyularak hazırlanmaktadır. Dolayısıyla uygulanması planlanan sertifikalandırma düzenini üreticilerin sırtına yüklenecek ayrı bir haraç mekanizması olarak görüyoruz.

Maliyet ilave etmek istemiyoruz

Türkiye Müslüman bir ülke, tüm çalışanlarımız Müslüman, üretimimiz de zaten müşterek İslami koşullara uyularak yapılmakta, dolayısıyla zaten ülkemizde tüm gıda üreticilerinin uygulamakta olduğu müşterek "İslami Şartlara" göre olan üretimlerimizin maliyetine "Helal Gıda" altında yeni bir etiket rüsumu, haracı ilave etmek istemiyoruz".

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 15 yaşındaki Burak’ın otizmle mücadelesi başarı hikayesine dönüştü 3 yaşında otizm teşhisi konulan 15 yaşındaki Burak Göçer, son bir yıldır aldığı kök hücre, TMS tedavisi ve yoğun eğitimle birlikte davranışlarında gözle görülür değişim yaşamaya başladı. Buz pateni ve at biniciliği eğitimleri alan Burak, 2026’da özel bir yarışmaya hazırlanırken, ablası Ayşenur Göçer, "İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor" diyerek süreci anlattı. 15 yaşına giren Burak Göçer’e 3 yaşındayken otizm teşhisi konuldu. Çocukluk döneminde görece daha sakin bir süreç geçiren Burak’ta, ergenlik çağıyla birlikte davranışsal değişimler belirginleşti. Aile, bu dönemde huzursuzluk ve saldırganlık belirtilerinin artması üzerine farklı tedavi ve eğitim yöntemlerine yöneldi. Son bir yıldır kök hücre ve TMS tedavisi alan Burak, aynı zamanda yoğun bireysel ve sosyal eğitimlerden geçiyor. Tedavi ve eğitim süreciyle birlikte Burak’ın daha sakin bir yapıya büründüğü, çevresiyle temas kurma becerisinde ilerleme kaydettiği gözlendi. Sosyal yaşama adım adım Burak’ın annesi, doğumdan sonra teşhisi uzun süre konulamayan bir hastalıkla mücadele ederken; baba hem evin geçimini sağlıyor hem de aile düzenini ayakta tutmaya çalışıyor. Üniversite sınavına hazırlanan ablası Ayşenur Göçer ise kardeşinin bakım ve eğitim sürecinde aktif rol alıyor. Aldığı eğitimlerle birlikte Burak’ın ilgi alanları da genişledi. Buz pateni ve at biniciliği gibi sportif faaliyetlere yönelen Burak, özel eğitimle desteklenen bu süreçte 2026 yılında at biniciliği alanında düzenlenecek özel bir yarışmaya hazırlanıyor. Ailenin hedefi, Burak’ın yalnızca sportif başarı elde etmesi değil; aynı zamanda günlük yaşam becerilerini geliştirmesi ve sosyal hayata daha bağımsız şekilde katılabilmesi. Ablası süreci anlattı Üniversite sınavına hazırlanan abla Ayşenur Göçer, kardeşinin geçirdiği süreci şu sözlerle anlattı: "Annem, kardeşim doğduktan sonra rahatsızlandı. Kardeşim on yaşına kadar iyiydi ancak on yaşından sonra ergenlik dönemiyle birlikte belirgin bir huzursuzluk ve saldırganlık başladı. Durduk yere sinirleniyor, etrafa ve bize saldırıyordu. Daha sonra kök hücre tedavisi görmeye başladı ve bu süreçten sonra biraz daha iyiye gitti. Eğitim almaya da devam etti. Yaklaşık bir yıldır buz pateni benzeri yoğun eğitimler alıyor. Kök hücre ve TMS tedavisi görüyor. Normal eğitimine devam ederken, son bir yıldır sosyal etkinlikler ve bu tür eğitimlere daha fazla yoğunlaştık. İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor." Tedavi sürecinin hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göçer, "Bu sürecin devam edebilmesi için herkesten destek bekliyoruz" dedi.
Konya Konya’da aileler yeni yılın ilk sabah namazında camide buluştu Konya İl Müftülüğü tarafından yeni yılın ilk sabahında "Ailece Sabah Namazında Buluşuyoruz" programı gerçekleştirildi. Kapu Camii’nde kılınan sabah namazının ardından başta Filistin olmak üzere tüm mazlum coğrafyalar için dua edildi. Programın devamında ise Milli İrade Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada konuşan eski Konya Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, Gazze’de yaşamın, "normalleşme" değil; hayatta kalma mücadelesi üzerinden sürdüğünü belirtti. Uluslararası hukukun güçlüye kalkan, zayıfa verilen sus payı olmaması gerektiğinin altına çizen Poçanoğlu, bugün, yaşanan iletişim çağında; bir çocuğun soğukta can verdiği haberini "akış" içinde tüketebiliyorsa, burada bir sorun olduğunu söyledi. Bir toplumun ihtiyaç duyduğu "insani yardım" kavramını süsleyerek tartışmalı hale getiren prosedürlerin büyük bir soruna yol açtığını ifade eden Poçanoğlu, "Çağrımız; bir ülkeye, bir halka, bir kuruma karşı ‘önyargı’ değil; insan hayatını merkeze alan evrensel bir tutarlılık talebi içermektedir" dedi. Programa, AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, Meram Belediye Başkanı Mustafa kavuş, Konya İl Müfütüsü Prof. Dr. Ali Öge, protokol mensupları ve vatandaşlar katıldı.