SAĞLIK - 02 Ekim 2009 Cuma 10:45

Bebekleri ayakta sallamayın

A
A
A
Bebekleri ayakta sallamayın

ABD'de bulunan Lowa Devlet Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin Türk öğretim üyesi Prof. Dr. Resmiye Oral, annelerin ağlayan çocukları için sıklıkla başvurduğu ayakta sallama veya battaniye içinde sallama yönteminin bebeklerde ciddi beyin hasarı veya sonu ölümle sona erecek gelişmelere neden olabileceğini söyledi.

MERT ÖZPAMUK/NEVŞEHİR

Kapadokya Dedeman Otel'de Sinir Sistemi Cerrahisi Derneği tarafından gerçekleştirilen 5. Bilimsel Kongre'ye katılan ve burada uzman doktorlara 'Sarsılmış Bebek Sendromu' ile ilgili bir kurs veren Lowa Devlet Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Resmiye Oral, özellikle 2 yaş altındaki bebeklerin, kendilerini ağlayarak ifade ettiklerini ve buna tahammül edemeyen kimi ebeveynlerin bebeklerini sarsarak 'Sarsılmış Bebek Sendromu'na neden olduklarını, bununda bebeklerde ciddi sağlık problemlerine neden olduğunu söyledi.

1 yaş altındaki kafa travmalarının üçte birinin Sarsılmış Bebek Sendromu'na bağlı olarak saptanabildiğini kaydeden Oral, "Çocuk istismarına bağlı travma ölümlerinin yüzde 80'i Sarsılmış Bebek Sendromu sonucunda meydana gelmektedir. Bebek 2 yaş öncesinden konuşması sınırlı olduğu için kendini ağlayarak ifade ediyor. Eğer ebeveyn veya çocuğa bakan kişi ağlamakta olan bir çocuk veya bebek karşısında ne yapacağını bilemiyor ise, bir öfkeye kapılıp yakaladığı gibi bebeği sarsmaya başlıyor ve hatta o sarsma daha da ileri giderek fırlatma ile son bulabiliyor. Dolayısıyla, çok hassas olan beyin o sarsma eylemi sırasında zedeleniyor ve hem de sonundaki fırlatma olayında da aldığı darbe de sarsma nedeniyle oluşan yaralanmayı daha da artırıyor. Bu nedenle ailelerimize, özellikle pediatri de aile hekimliği polikliniklerinde ağlayan bebek ile baş etmenin yöntemlerini anlatmamız son derece önemli" dedi.

“ANNELER AĞLAYAN BEBEKLERİNİ NASIL SAKİNLEŞTİRMELİ?”

Ağlayan bebeklerine müdahale eden annelerin son derece sakin ve sabırlı olmaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Resmiye Oral, bebeklerin çeşitli yöntemlerle sakinleştirmelerinin mümkün olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Oral, "Ebeveynler ağlayan bebek karşısında bebeği sakin bir şekilde kucaklarına alıp, çok sık yaptığımız 'şiiiiiiii' tarzında beyaz gürültü denilen bir oyalama tekniği ile oyalamaya çalışmalı, kollarında hafif hafif sağa sola doğru sallamaları, bebek arabaları varsa bebek arabasına koyarak evin içerisinde ileri geri dolaştırmaları, otomobilleri olanların bebeği araba koltuğunda olmak şartı ile biraz dolaştırmaları sıklıkla yapılması gerekli hareketlerdir ve yararlıdır.

Bunların yanı sıra çocuk aç mıdır? Susuz mudur? Altı mı kirli mi? Üşümüş müdür, yoksa sıcaklamış mıdır? Bu tür sorunların da çözümü elbette önemlidir. Eğer bebeğin hasta olmadığına emin isek bütün bunlara karşın halen ağlaması devam ediyorsa, bebeği güvenli bir ortama koyup örneğin düşmeyeceğinden kesinlikle emin olduğumuz beşiğine koyup dışarı çıkıp, ebeveynin azıcık rahatlamasını için bebeğe fırsat vermesi gerekir" diye konuştu.
Ebeveynlerin büyük bir kısmının ağlayan bebekleri karşısında çaresizlikten bebeklerini sarstıklarını ve bunda amaçlarının bebeklerine zarar vermek olmadığını ifade eden Prof. Dr. Resmiye Oral, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bebeklerini sarsan bireylerin hemen hemen çok küçük bir kısmı bebeğe zarar vermek için bebeği sarsıyorlar. Kalan büyük çoğunluğu sadece ağlayan bebek karşısında ne yapacaklarını bilemedikleri ve çok büyük bir öfke bunalıma girdikleri için bir anda kendilerini kayıp edip bebeği sarsıyorlar. Sarsmanın da bebeğe vereceği zararı bilmeden sarsıyorlar. Ben bu uygulamanın şahsen Türkiye genelinde yaygın olduğunu düşünüyorum, ama henüz bunu bilimsel manada kesin olarak saptayamıyoruz. Ben yıllar önce asistan iken, 5-6 aylık bebeklerde beyin kanaması saptadık, hiçbir açıklama bulamazdık. Hocalarımız gecikmiş yeni doğanın K vitamini eksikliği tanısı koyup taburcu ederlerdi.

Halbuki yeni doğanın gecikmiş K vitamini hastalığı bir bilemediniz en fazla iki aya kadar, doğumda K vitamini almamış ve tamamen anne sütü ile beslenen bebeklerde görülürler. Oysa artık bizim hastanelerimizde de ve hatta o dönemde bile 5-6 bütün bebeklere K vitamini yapılıyor zaten. Dolayısıyla 5-6 bebeklerde böyle bir tanı konulması abesle iştigaldi. Ama o dönem ben asistandım, bilemezdim böyle bir durumu. Ne zamanki ben Behçet Uz Hastanesi'nde ilk çocuk istismarını izleme ekibini kurdum, o gözle bakmaya başladığımda acil servisimize her ay gelen bir iki tane sarsılmış bebek tanısını koymaya başladık."

“BEBEĞİNİZİ KESİNLİKLE AYAĞINIZDA SALLAMAYIN”


Sarsılmış Bebek Sendromu'nun bebekte kalıcı beyinsel sorunlar ortaya çıkartabileceği gibi bebekte ani ölümlere de neden olabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Resmiye Oral, aileleri bebeklerini ayakta sallama veya battaniye içinde sallama yönteminden vazgeçmeleri konusunda uyardı. Prof. Dr. Oral, "Aileler için ülkemiz genelinde benim gençlik yıllarımda bazen ağlayan bir bebeği bir battaniyeye koyar, bir ucundan biri diğer ucundan bir kişi tutar ve bebek sallanmaya başlardı, hatta öyle bir sallama yapılır ki bebek bir öbür uca doğru tepetaklak hale geliyordu. Sarsmanın zararını düşünemezdim de bebeğin battaniyeden yere düşeceği korkusu yaşardım. Bu tür bir sarsma olayı, sarsılmış bebek sendromunun bulgularını ortaya çıkartabilir.

Bir de ayakta sallama pratiğimiz var. Ağlaması durmadığı için canhıraş şekilde sallanan bebekler gördüm. Zaman zaman o canhıraş şekilde ağlayan bebek birden bire susar adeta baygın bir şekilde uykuya dalar. O baygın şekilde uykuya dalmanın hafif bir beyin hasarı olup olmadığı ondan emin değilim. Dolayısıyla canhıraş ayakta sallama ve vahşi şekilde battaniye içerisinde salmama şeklinin ülkemizde bırakılması gerekir. Sarsılmış bebek sendromu bebeklerin kafaları vücutlarına oranla daha büyüktür, dörtte birinin vücudu bir yaş altında kafa yapar. Ama boyun kasları çok zayıftır.

Bebekler baş kontrolünü 3-4 ayda civarında sağlayabilirler. O zamana kadar sürekli bebeği başının arkasından desteklememiz gerekir. Taşırken gibi. Birinin öfkelendiğini düşünün. Bebeği sarsmaya başlıyor, kocaman kütle harekete geçiyor. Ama o kütlenin oturduğu temel çok zayıf ve o temel o kütleyi kontrol edemiyor. Çocuğun başı öne arkaya, sağa sola deli gibi hareket etmeye başlıyor. Bu sırada kafatasının içerisinde birbirinin sıkı sıkıya bağlı olan organlar çeşitli yönlerde hareket etmeye çalışıyorlar, birbirini çekiştiriyorlar, sonunda beynin içerisindeki küçük damarlardan birkaçı yırtılıyor ve beyin etrafında bir beyin kanaması tablosu oluşuyor. Bir başkası da beynin kendi dokusu içerisindeki sinir lifleri ile çekiştiriliyor sağa sola ve sinir lifleri kopmaya başlıyor yavaş yavaş. Ve bu kopmalar özellikle de beyin sapı dediğimiz solunum dolaşım merkezinin bulunduğu bölgede olduğu takdirde, çocuğun solunumu durabiliyor, bazen kalbi durabiliyor veya aniden ölen çocuklar olabiliyor. Solunumu duran çocukta beynin oksijenlenmesi giderek bozulduğu için komaya ilerliyor. Bu tür çocuklarda körlük, sağırlık, beyin felci, havale bozukluğu gibi beyin ile ilgili her türlü kalıcı hastalıklar ortaya çıkıyor. Bu nedenle bu konunun üzerinde gerektiği gibi durulması gerekiyor" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir ’Dur’ ihtarına uymadı, 122 bin lira ceza yedi Nevşehir’de polisin ’dur’ ihtarına uymayan 15 yaşındaki motosiklet sürücüsü, önce motosiklet ile daha sonra da yaya kaçmaya çalıştı. Yakalanan sürücüye 122 bin lira para cezası kesildi. Güzel Yurt Mahallesi 80. Yıl Bulvarı üzerinde uygulama yapan trafik polisi ekiplerinin ’dur’ ihtarına uymayan 15 yaşındaki plakasız motosiklet sürücüsü İbrahim P., kaçmaya başladı. Polis ekiplerinin ihbarı üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi. Sevk edilen ekiplerin de ’dur’ ihtarına uymayan sürücü, mahalle aralarına girerek izini kaybettirmeye çalıştı. Polis ekiplerinin kendilerini takip ettiğini fark eden sürücü tekrar kaçmaya başladı. Ürgüp Caddesi üzerinde ters şeritten kaçan ve kavşaklara ters şeritten giren çocuk sürücü kırmızı ışıklarda da durmadı. Polis ekipleri motosikletin gidiş istikametinde gerekli tedbirleri alarak motosiklet sürücüsünü durdurmaya çalıştı. Yaklaşık 15 dakika kadar polis ekiplerinden kaçan sürücü Cevher Dudayev Mahallesi Aksaray Caddesi üzerinde yakalanacağını anlayınca motosikleti yol kenarına bırakarak, motosiklette yolcu olarak bulunan 15 yaşındaki arkadaşı ile birlikte kaçmaya devam etti. Ekiplerin kovalamacası sonrasında yakalanan sürücü ve motosiklette yolcu olarak bulunan arkadaşı ekipler tarafından gözaltına alınarak çocuk şube ekiplerine teslim edildi. Yapılan sorgulamada çocuk sürücünün ehliyetinin olmadığı ve bu nedenle kaçtığı belirlendi. 15 yaşındaki sürücüye çeşitli maddelerden 122 bin lira ceza yazıldı. Motosiklet trafikten men edildi.
Kütahya Kütahya’da şehir içi toplu taşıma ücretlerine zam Kütahya’da şehir içi toplu taşımada uygulanacak yeni bilet ücretleri, Belediye Meclisi’nde yapılan görüşmelerin ardından oy çokluğuyla kabul edilerek yürürlüğe girdi. Kütahya Belediye Meclisi’nin 3. Dönem 1. Olağan Toplantısı, Belediye Başkanı Eyüp Kahveci başkanlığında gerçekleştirildi. Yeni yılın ilk meclis toplantısında gündem maddeleri tek tek ele alınırken, şehir içi ulaşımı doğrudan ilgilendiren ücret tarifesi görüşmeleri öne çıktı. Toplantının üçüncü gündem maddesinde, Kütahya Minibüsçüler, Servis Araçları ve Halk Otobüsleri Esnaf Odası Başkanlığı tarafından sunulan fiyat artışı talebi müzakere edildi. Söz konusu talep, Belediye Meclisi’nin 3 Aralık 2025 tarihli ve 354 sayılı kararıyla Plan ve Bütçe Komisyonu’na sevk edilmişti. Eşel Mobil Sistemi kapsamında değerlendirilen talep doğrultusunda hazırlanan komisyon raporu, meclis üyelerinin onayına sunuldu. Yapılan oylama sonucunda yeni tarife oy çokluğuyla kabul edildi. Kabul edilen düzenlemeye göre, şehir içi toplu ulaşımda tam biniş ücreti 30 lira olarak belirlendi. İlkokul ve lise öğrencileri için indirimli kart ücreti 17 liraya, üniversite öğrencileri için biniş ücreti 24 liraya yükseltildi. Üniversite öğrencilerine yönelik ikamet kartı ücreti 22 lira olarak güncellenirken, üniversite hattı olarak bilinen 16 numaralı hatta biniş bedeli 12 lira oldu. Basın kartı kullanan yolcular için ücret 20 lira olarak belirlenirken, kredi kartı ile yapılan binişlerde ücret 30 lira, banka komisyonu ise 6 lira olarak uygulanacak. NFC ve QR kod ile yapılan temassız ödemelerde biniş ücreti 38 lira olarak belirlendi. Aktarma ücretinde ise herhangi bir değişikliğe gidilmedi ve bu bedel 10 lira olarak korunmaya devam edecek. Yeni ücretlerin, belediye tarafından belirlenecek tarihten itibaren uygulanacağı bildirildi.