SAĞLIK - 10 Haziran 2015 Çarşamba 09:30

Beş santimlik kesiden kalp kapakçığı değişti

A
A
A
Beş santimlik kesiden kalp kapakçığı değişti

Kalp ameliyatlarında hastaların korkulu rüyası olan açık operasyonlar, yerini 5 cm’lik küçücük bir kesiden yapılan kapalı ameliyatlara bırakıyor.

Hisar Intercontinental Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, "Bu yöntemle özellikle açık kalp ameliyatlarının riskli olduğu diyabet, böbrek yetmezliği, obezite hastalığı yaşayan veya 60 yaş üzerindeki kişilere kalp kapağı değişimlerini çok daha güvenli bir şekilde yapabiliyoruz" dedi.
Kayseri’de kapalı kalp operasyonu yapacak bir merkez bulunmadığı için İstanbul'da Hisar Intercontinental Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Beşoğul'la görüşen Hüseyin Konik'in kalp kapaçıkları 5 santimlik bir kesiden değişti.

Hüseyin Konik’in ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, "Hastamızın bundan yaklaşık 10 yıl önce bir böbreği alınmış. İleri düzeyde kalp kapağı yetmezliği nedeniyle kalp kapağının tamiri veya değişimi gerekiyordu. Hem Kayseri’de hem de birkaç özel merkezde konuştuktan sonra bunun küçük bir kesiyle yandan olmasına karar vermiş ve bize ulaştı. Gerekli tetkikleri yaptıktan sonra hastamızı ameliyat ettik. Yaklaşık 5 cm’lik bir kesiden 3 saatlik bir operasyonla kalp kapakçığını değiştirdik. Hastamızın genel durumu gayet iyi ve taburcu ediyoruz. 1997 yılından bu yana uyguladığımız bu yöntemle özellikle açık kalp ameliyatlarının riskli olduğu diyabet, böbrek yetmezliği, obezite hastalığı yaşayan veya 60 yaş üzerindeki kişilere kalp kapağı değişimlerini çok daha güvenli bir şekilde yapabiliyoruz. Sadece Koah, astım gibi akciğer kapasitesini ciddi anlamda olumsuz etkileyen hastalıkları olan kişilere operasyon sırasında akciğerin birini söndürme işlemi yaptığımız için bu operasyonları önermiyoruz.

Yoğun bakım süresi çok kısa olan bu operasyonlar sonrası ilk günden itibaren hastamız istediği yöne dönüp yatabiliyor. Göğüs ön kemiğini korumak zorunda değil, enfeksiyon riski düşük, kanama riski daha düşük. Hastaneden taburcu olduğunda emniyet kemerini takarak arabasını kendi kullanabilir, torunlarını kucaklayabilir, yüzebilir. Açık ameliyatlarda hastanın günlük hayata dönme süresi en az 1 ayı bulur. Çünkü göğüs kemiğini korumak için sırt üstü yatmak zorundadır. Özellikle hasta 60 yaş üstündeyse göğüs kemiğinin kaynaması daha uzun sürebilir. Emniyet kemeri takamaz, açık bir yara söz konusu olduğu için özellikle şeker hastaları için enfeksiyon riski yüksektir" açıklamasında bulundu.

Son bir yıldır sürekli yorgunluk ve kuru öksürük şikayetleri yaşadığını ve bunları yatamaz hale gelene kadar önemsemediğini dile getiren Konik, "Dahiliye ve göğüs hastalıkları bölümlerine gittim. Beni kardiyoloji uzmanına yönlendirdiler. Yapılan tetkikler sonucunda mitral kapak yetmezliği teşhisi kondu. Ameliyat olmazsam zorlanmaya başlayacağım söylendi. 2006 yılında böbrek taşlarımdan dolayı 1 böbreğimi aldırmış, böbrek yetmezliği problemi yaşayarak 36 defa diyalize girmiştim. Bu yüzden açık kalp ameliyatından da korkuyordum. Çocuklarım kapalı kalp ameliyatları konusunda araştırma yaparken Hisar Intercontinental Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr Yavuz Beşoğul’a ulaşmış. 1 aylık dönemde ameliyattan korktuğum için gittim, geldim. 29 Mayıs’ta ameliyat oldum. 1 günlük yoğun bakımın ardından hemen servise alındım ve 5. günde taburcu oluyorum. 5 cm’lik bir alanda dikişlerim var. Maalesef açık operasyon geçirenler çok daha zor bir süreç geçiriyor. İstediğim gibi hareket edebiliyorum. Doktorum 10 gün içerisinde yüzmeye de başlayabileceğimi söyledi. Prof. Dr. Yavuz Beşoğul ve ekibine teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Uzmanından sahur uyarısı: "Sahur günün sigortası" Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan’da en sık yapılan hatanın sahura kalkmamak olduğunu belirterek, "Oysa sahur yaklaşık 14-16 saatlik açlık için metabolik hazırlıktır" dedi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan ayında dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek sahurun ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Ramazan’ın yalnızca bir ibadet zamanı değil, aynı zamanda bedenin ritmini yeniden düzenleme fırsatı olduğunu belirten Aslantaş, bilinçli beslenmenin hem gün içindeki enerji seviyesini hem de genel sağlığı doğrudan etkilediğini ifade etti. Ramazan’da metabolizmanın gündüz "enerji tasarruf moduna", akşam ise "yakıt ikmal moduna" geçtiğini kaydeden Aslantaş, "Mesele aç kalmak değil, dengeli beslenmeyi öğrenmektir. Uzun süren açlık sonrası ani ve yüksek karbonhidrat yüklemesi kan şekerinde hızlı dalgalanmalara neden olur. Bu da kısa sürede yeniden acıkma ve halsizlik oluşturur" dedi. Sahur metabolik hazırlıktır Sahura kalkmamanın en sık yapılan hatalardan biri olduğunu vurgulayan Aslantaş, "Sahur yaklaşık 14-16 saatlik açlık için metabolik hazırlık demektir. Protein, lif ve sağlıklı yağ içeren bir sahur gün boyu tokluk sağlar ve susuzluğu azaltır" diye konuştu. İdeal sahur tabağında; 2 yumurta veya 1 yumurta + lor/yoğurt, 1-2 dilim tam tahıllı ekmek ya da yulaf, zeytin/avokado/ceviz, bol yeşillik ve 2-3 bardak su bulunması gerektiğini belirten Aslantaş, sadece börek, beyaz ekmek ve reçel gibi basit karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin gün içinde baş ağrısı ve halsizliğe yol açabileceğini söyledi. İftarda yavaşlayın, mideye zaman tanıyın İftarın kültürel açıdan olduğu kadar fizyolojik olarak da önemli olduğuna dikkat çeken Aslantaş, "En sağlıklı yöntem; 1 hurma ve suyla orucu açmak, ardından 1 kase çorba içip 10 dakika ara vermektir. Bu, mide ve pankreasa ani yüklenmeyi önler" dedi. Ana öğünde ise 100-150 gram tavuk, balık, et veya kurubaklagil; bulgur ya da karabuğday gibi kompleks karbonhidratlar ve bol salata tüketilmesini öneren Aslantaş, yoğurt veya ayranın da sindirimi desteklediğini ifade etti. Tatlı tüketiminin haftada 1-2 kezle sınırlandırılması gerektiğini belirten Aslantaş, sütlü tatlıların şerbetli tatlılara göre daha dengeli bir tercih olduğunu söyledi. Ramazan pidesinin ise porsiyon kontrolüyle tüketilmesi gerektiğini kaydetti. Su ve hareket vurgusu İftar ile sahur arasında 2-2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini belirten Aslantaş, çay ve kahvenin suyun yerini tutmadığını söyledi. İftardan 1-1,5 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif tempolu yürüyüşün kan şekerini dengelediğini ve sindirimi rahatlattığını ifade etti. Oruç kimler için riskli? Kontrolsüz diyabet hastaları, sık hipoglisemi yaşayanlar, ileri kalp yetmezliği bulunanlar, kronik böbrek hastaları, aktif kanser tedavisi görenler ve riskli gebelik yaşayan kadınlar için uzun süreli açlığın sakıncalı olabileceğini belirten Aslantaş, "İlaç saatleri kritik olan nörolojik hastalar da mutlaka hekim kontrolünde karar vermelidir. Oruç bir ibadettir; sağlık ise emanettir" dedi. Ramazan’ın bedeni zorlamak için değil disipline etmek için olduğunu vurgulayan Aslantaş, "Gece kaloriyi iki katına çıkarma ayı değildir. Ölçülü, yavaş ve paylaşarak yemek esastır. Dengeyi kurduğumuzda Ramazan yalnızca ruhumuzu değil metabolizmamızı da arındırır" ifadelerini kullandı.