TEKNOLOJİ - 17 Ağustos 2015 Pazartesi 12:11

Bu otomobil yerli üretime ışık tutacak

A
A
A
Bu otomobil yerli üretime ışık tutacak

Türkiye’nin yerli otomobil üretecek sanayicisini aradığı şu günlerde, Bülent Ecevit Üniversitesi öğrencileri önemli bir projeye imza attı.

Tekerleğinden motoruna kadar kendi elleriyle elektrikli otomobil üreten öğrenciler üniversitenin yollarında tur attı. Herkesin şaşkın bakışları arasında keyifli bir yolculuk yapan ‘Voltran’ adeta yerli üretime ışık tutacak.
TÜBİTAK tarafından düzenlenen Alternatif Enerji Araç Yarışları için hazırlıklara geçtiğimiz Eylül ayında başlayan Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) öğrencileri ilk olarak Elektromobil Takımını kurdu. Daha sonra fikir alışverişi yapan öğrenciler tasarladıkları otomobil için harekete geçti. Yaklaşık bir yıl süren çalışmaların ardından üniversite öğrencileri en ince detaylarına kadar kendi elleriyle ürettikleri otomobili gün yüzüne çıkardı. Geçtiğimiz haftalarda TÜBİTAK tarafından Kocaeli’nde düzenlenen Alternatif Enerji Araç Yarışları’na katılan ‘Voltran’ isimli otomobil 24 üniversite takımının ürettiği araçları geride bıraktı.

YERLİ ÜRETİM İÇİN İLK ADIM
Tamamı Zonguldak’ta yapılan ve yerli üretime ışık tutacak ‘Voltran’ bu kez de Zonguldak yollarına düştü. Üniversitenin yollarında tur atan elektrikli otomobil, herkesin beğenisini topladı. Bazı vatandaşlar elektrikli otomobili şaşkın ve meraklı gözlerle izledi.
Aracın Elektrik motorlarıyla hareket ettiğini söyleyen Robot Kulübü Danışmanı, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Rıfat Hacıoğlu, “96 voltluk, 3 kilovatlık bataryalar sayesinde hareketini sağlıyor. Mekanik ve elektronik aksamın tamamı üniversite öğrencilerimiz tarafından tasarlandı. Burada yapılan sistemler, kabuktan ön takımlarına, tekerlerden, fren sistemine kadar her şey öğrencilerimiz tarafından tasarlandı.

Tüm elektronik devrelerin tasarımı elektronik öğrencileri tarafından gerçekleşti” dedi.
Aracın 40 kilometreyi 60 dakikada gidebildiğini ifade eden Hacıoğlu, “İlk performans olarak güzel dereceler aldık. Önümüzdeki yıllarda çok daha iyi, daha az elektrik harcayarak, daha uzun mesafe giden bir araç haline getirmeyi istiyoruz. Voltran’nın geleceği parlak. Bu aşamaya kadar gelişinde, başta Rektörümüz Prof. Dr. Mahmut Özer olmak üzere, tüm üniversitemize teşekkürlerimizi sunuyoruz. TUBİTAK’ın bu yarışları düzenlemesi, özellikle günümüz teknolojisinde artık enerji sarfiyatının mümkün olan en az seviyeye gelmesi için yapılan yatırımlar bizi çok mutlu ediyor. Sponsorlarımıza teşekkür ediyoruz. Bundan sonra herkesin desteği ile çok daha iyi yerlere gelecek araçlarımızı geliştireceğiz” diye konuştu.

“YAKINDA BU OTOMOBİLLERİ SIKLIKLA GÖRECEĞİZ”
TUBİTAK’ın yarışlardaki hedefinin yerli otomobil üretimine destek olmak olduğunu belirten Hacıoğlu, “En az enerji ile en yüksek performansı sağlamak ve yerli otomobilleri gerçekleştirmek. Daha önceki yarışlarda tek kişilik araçlar yarışıyordu. Artık iki kişilik araçlar. Burada enerji tasarrufu önemli. Geleceğin teknolojisinde artık enerji çok pahalı bir yer kazandığı için, elektrikli arabaları yollarda sıklıkla göreceğiz. Üniversitemizin bu araçları görmesi, öğrencilerin yaşayarak bu eğitimi öğrenmeleri, birden fazla öğrenci grubunun bilgilerini bir ayara getirmesi için çok önemli bir proje. Parçaları bir araya getiren öğrencilerimiz, dışarıya bağımlılığı en aza indirecek şekilde kendi tasarımlarını gerçekleştirdiler. Elektrik motorları henüz üretemiyoruz ama kontrol eden devreleri kendimiz güncelleyip, programlarını kendimiz yazar hale geldik” şeklinde konuştu.

“ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA DÜNYA İLE YARIŞACAĞIZ”
Otomobili üreten öğrencilerden Emre Kaya ise, yapım sürecini anlattı. TUBİTAK’ın bu yarışları düzenlemesi ile hemen bir takım kurduklarını ifade eden Kaya, “Eylül ayında başladık ve Ocak ayında bütün tasarımlarını bitirdik. Nisan ayından itibaren atölyeye inip 3 boyutlu olarak aracı çıkartmaya başladık. İlk olarak şasesini yaptık. Hafiflik bunlarda çok önemli. Buna önem verdik. Bu aracı yaparken sanayi ile işbirliği yaptık. Yardım aldığımız birkaç firma var. Makine mühendisliği öğrencisiyiz. Bazen günlük 18 saat çalıştık. Günlerce uyumadık. Enerji verimliliği çok önemli.

Alternatif enerjiye doğru bir yönelme var. Türkiye olarak benzinli, dizel yarışları belki kaybettik ama elektrikli araçlarda dünya ile aynı anda yarışacağız” dedi.
Elektromobil takının kaptanı Can Ayberk Demir ise “Biz bu işe güneş enerjili otomobiller ile girmiştik. Biz elektronik ekibi olarak aracın motorlamasından, kablolamasına kadar her şeyini kendimiz tasarladık. Biz bunu daha da geliştireceğiz. Tüm sistemler kendi tarafımızdan tasarlandı. Yaptığımız işten oldukça gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Alternatif Enerji Araçları Yarışında BEÜ’yü, Robot Kulübünden Can Ayberk Demir (takım kaptanı), Ahmet Biber, Uğur Kelat, Erman Tunca; Tasarım Uygulama ve Araştırma Kulübü (TUYAK)tan Emre Kaya, Ozan Öztürk, Yusuf Çorbacı (pilot), Mehmet Faik Bilsel, Erdal Demir adlı öğrencilerden oluşan BEÜ Elektromobil Takımı temsil etti.

Bakan Fikri Işık ise Voltran hakkında Takım üyelerinden bilgi aldı ve “Bülent Ecevit Üniversitesi en köklü üniversitelerimizden bir tanesi. Bugün yarışlarda kendi ürettiğiniz araçla burada olmanız bizler için büyük mutluluk kaynağıdır. Sizleri kutluyorum” dedi.

VOLTRAN, 64 DAKİKADA 65 KURUŞLUK ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETTİ
Tümüyle elektrik enerjisi ile çalışan elektromobil araçlarının, belli bir zaman diliminde mümkün olan en az enerji ile en uzun mesafeyi almaları hedefleniyor. Elektromobil araçların bataryalarında 3 kW’lık enerjiyi depolanabiliyor. Yarış sırasında harcanan enerji ise bataryalara yarış öncesinde bağlanan joulemetre ile tespit ediliyor.

BEÜ’nün aracı Voltran, beklenenin üzerinde bir performans sergileyerek yarış sürecinde herhangi bir sorun yaşamadı. Üretiminin ardından ilk kez Körfez Pistinde kullanılan Voltran, 64 dakikada 1600 Wh’lık enerji harcayarak yarışı tamamladı. Voltran’ın bu performansı süresince harcadığı elektrik enerjisi, 60-70 kuruşluk bir tüketime denk geliyor.

MURAT KÜÇÜK - REFİK FİDAN

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tek kollu robotik cerrahi Türkiye’de ilk kez kullanıldı Tek kollu robotik cerrahi, Türkiye’de ilk kez Memorial Şişli Hastanesi’nde kullanıldı. Bu yöntem, dört-beş kesi yerine tek kesiden ameliyat imkânı sunarak cerrahide yeni bir dönemi başlatıyor. Daha az ağrı, daha düşük kanama riski, drensiz operasyon ve bir gün içinde taburculuk, yöntemin öne çıkan avantajları arasında yer alıyor. Türkiye’de cerrahi alanında önemli bir yenilik hayata geçirildi. Tek kollu robotik cerrahi yöntemi, Türkiye’de ilk kez kullanan Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Binbay, yeni nesil cerrahi teknolojinin hem hasta konforunu hem de cerrahi başarıyı ileri bir noktaya taşıdığını söyledi. Hastaya çok daha minimal bir travma Prof. Dr. Murat Binbay, cerrahide teknolojik gelişmelerin açık ameliyatlardan robotik cerrahiye doğru net bir evrim oluşturduğunu belirterek günümüzde robotik cerrahinin etkinliğini kanıtladığını ifade etti. Binbay, artık robotik cerrahinin kendi içinde yeni bir aşamaya geçtiğini vurguladı. "Tek kollu robotik cerrahi, hastaya yalnızca tek bir noktadan girilerek gerçekleştiriliyor. Dört-beş kesi yerine yaklaşık iki buçuk santimetrelik tek bir kesiyle ameliyat yapılabiliyor. Bu da hastaya çok daha minimal bir travma uygulanmasını sağlıyor" dedi. Daha az ağrı, daha hızlı taburculuk Tek kollu robotik cerrahinin hasta konforunu ciddi şekilde artırdığını dile getiren Prof. Dr. Binbay, ameliyat sonrası sürecin klasik yöntemlere göre çok daha rahat geçtiğini söyleyerek "Bu sistemle hastalarda ağrı neredeyse yok denecek kadar az. Çoğu hastaya ağrı kesici dahi vermiyoruz. Hastaları bir gün sonra taburcu edebiliyoruz ve ameliyatları genellikle drensiz gerçekleştiriyoruz" açıklaması yaptı. Türkiye’de ilk uygulama Tek kollu robotik cerrahiyi Türkiye’de ilk uygulayan hekim olmanın gururunu yaşadığını belirten Prof. Dr. Murat Binbay, kısa sürede önemli bir deneyim elde ettiklerini kaydetti. Şunları söyledi: "Türkiye’de tek kollu robotik cerrahiyi ilk uygulayan ve ilk sertifikasyonu tamamlayan hekim olmanın gururunu yaşıyorum. Yaklaşık 10 günlük sürede 8 ameliyat gerçekleştirdik. Şu ana kadar hiçbir hastamızda dren kullanmadık ve hastalarımız son derece memnun." Hangi ameliyatlarda kullanılıyor Tek kollu robotik cerrahi yöntemi başta ürolojik ameliyatlar olmak üzere birçok alanda kullanılıyor. Prof. Dr. Binbay, özellikle prostat ve böbrek kanseri ameliyatlarında bu tekniğin önemli avantajlar sağladığını söyledi. "Prostat kanseri ameliyatlarında, daha sınırlı cerrahilerde sinirleri daha iyi koruyabildiğimiz teknik imkânlar sunuyor. Bunun dışında böbrek kanserleri, iyi huylu prostat büyümesi ve çocuklarda görülen bazı darlıklarda da etkili şekilde kullanılıyor" şeklinde konuştu. Sadece ürolojiyle sınırlı değil Tek kollu robotik cerrahinin farklı branşlarda da yeni cerrahi yaklaşımların önünü açtığını belirten Prof. Dr. Binbay, yöntemin kadın doğum, genel cerrahi, kulak burun boğaz ve göğüs cerrahisinde de başarıyla kullanıldığını ifade etti. Prof. Dr. Binbay, "Kadın doğumda karın açılmadan vajinal yoldan, genel cerrahide ise bazı rektum tümörlerinde bağırsak kesilmeden ameliyat yapılabiliyor. Kulak burun boğazda dil kökü tümörleri ağız içinden, göğüs cerrahisinde ise dar alanlarda çok daha güvenli şekilde çalışılabiliyor." Ameliyatı robot değil, cerrah yapıyor Robotik cerrahiyle ilgili en çok merak edilen konulardan birine de açıklık getiren Prof. Dr. Binbay, tüm kontrolün cerrahta olduğunun altını çizdi. "Ameliyatı robot yapmıyor, doktor yapıyor. Robotu bir yardımcı alet gibi düşünmek gerekir. Tüm kontrol cerrahın elinde. Bu teknikle kanama daha az, görüntü daha net ve sinir koruyucu cerrahi çok daha başarılı" dedi. Oyunu değiştiren bir teknoloji Tek kollu robotik cerrahinin cerrahi dünyasında yeni bir dönem başlattığını vurgulayan Binbay, yöntemin hastalara sunduğu avantajları şöyle özetledi: "Daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi, dren kullanılmaması ve yüksek konfor sunan, çağın en ileri cerrahi teknolojilerinden biriyle ameliyatlar gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle bu sistemi oyunu değiştiren bir teknoloji olarak tanımlamak mümkün."
İstanbul Kilo almamak için ekmeğinizi dondurarak yiyin Ekmek, makarna ve pirinçteki karbonhidratlar uzun süredir kilo alışı, diyabet ve kalp hastalığına neden olmaktan sorumlu tutuluyor. Ancak bazı yöntemlerle karbonhidrat tüketiminde zarar önlenebiliyor. Özellikle de ekmek, patates gibi karbonhidratların dondurarak yenmesi kilo alımını önleyebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, karbonhidratı doğru tüketmenin yolları hakkında bilgi verdi. Genellikle ekmek, makarna ve pirinç tüketiminin kilo aldırdığı yönünde algı olsa da doğru tüketimde kilo alımı söz konusu olmuyor. Her üç gıdanın rafine karbonhidrat içerdiğini Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Ekmek, makarna ve pirinç karbonhidrat ağırlıklıdır. Vücut karbonhidratı önce enerji olarak kullanır, fazla gelirse yağ olarak depolar. porsiyon kontrolünün zor olmasıdır. Bir tabak pilav, bir tabak makarna ya da birkaç dilim ekmek, hacim olarak küçük olsa da kalori olarak yüksektir. Bu besinlerde ‘Doydum hissi’ geç gelir ve kalori çoktan alınmış olur. Bunun yanında içeriklerinde lif ve protein eksikliği vardır. Çiğneme süresi kısadır. Bu da çabuk acıkmaya neden olur. Aslında burada kilo aldıran şey çoğu zaman gün boyu tekrar yeme isteğidir" dedi. Dirençli nişasta daha az yedirebilir Rafine karbonhidratların kan şekerinde yükselmeye neden olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Bu da pankreası strese sokarak insülinde oynamaya sonrasında da diyabete sebep olur. Yeni yapılan çalışmalara göre beyaz ekmeği dondurucuya koymak bu sağlık zararlarını tersine çevirmeye yardımcı olabilir. Ancak ekmeği dondurmak da, retrogradasyon adı verilen bir süreci tetikler; bu süreç nişastadaki moleküllerin, ekmekteki karbonhidratların daha sert ve sindirilmesi zorlaşmasına neden olur. Bu dirençli nişasta, rafine karbonhidratların aksine, glikoz olarak parçalanmaz, bu yüzden kan şekeri seviyelerini yükseltmez. Lif gibi, bu da doluluğu artırır ve gün boyunca genel olarak daha az yemeye yol açar. Son çalışmalar ayrıca pirinç, makarna ve patateslerin pişirilip soğutulduklarında dirençli nişasta kazandığını göstermektedir" şeklinde konuştu. Dondurarak yemek tokluk hissi yapabilir Dirençli nişastanın, diğer karbonhidratların kan içine emilimini yavaşlattığını ifade eden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Yiyecekteki karbonhidratların daha az emilimi nedeniyle, kan şekeri üzerindeki etki daha az azalır ve kan şekeri ile insülin artışlarını azaltır. Bu, gün boyunca sabit enerjiyi destekler, şeker düşüşünü önlemeye yardımcı olur ve tokluk hissini artırabilir. Dirençli nişastanın özellikle kilo kaybı olmak üzere birçok sağlık faydası ile ilişkilendirilmiştir. Örneğin, Nature Metabolism dergisinde yayımlanan 2024 tarihli bir çalışma, yaklaşık sekiz hafta boyunca dirençli nişasta tüketen kişilerin kontrol grubundakilere göre altı kilo daha fazla verdiklerini buldu. European Journal of Clinical Medicine’de yer alan küçük bir çalışma da, ekmeği dondurup çözdükten sonra kızartmanın önce dondurulmadan daha düşük bir glikoz tepkisine yol açtığını ve araştırmacıların bunun dirençli nişasta oluşumu sürecinden kaynaklandığını düşündüğünü ortaya koydu. Buna göre dolaylı olarak, dirençli nişasta, bağırsakta GLP-1 üretimini artırarak doygunluk ve kan şekerini etkileyebilir" diye görüş verdi. Ölçülü ve tam tahıllı tercih edin Çalışmalar devam ederken yine de en doğru yolun karbonhidratları ölçülü tüketmenin ve mümkün olduğunda tam tahılların tercih edilmesi olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Karbonhidrat, tam tahıl olarak, porsiyon kontrolüyle tüketildiğinde ve üzerine egzersiz yapıldığında, yanında protein ve lif alındığında faydalı beslenmeye dönüşür. "Ekmek, makarna" yedim kilo aldım deyimi doğru değildir. Aksine "fazla, sık basit karbonhidrat aldım, protein yemedim, hareket etmedim kilo aldım" deyimi doğrudur. Karbonhidratın miktarı ve zamanlaması doğruysa kilo aldırmaz hatta spor yapan kişilerde enerji sağlar. Genellikle de ekmek reçelle, makarna kremalı soslarla, pilav ekmek ile birleşince kilo aldırıcı gıdalara dönüşür. Tam buğday ekmeği, bulgur, esmer pirinç, yulaf, haşlanmış patates, meyve doğru karbonhidratlar arasındadır. Bunlarda da porsiyon kontrolü ve protein/ lif eklenerek sağlıklı öğünlere dönüştürülebilir" ifadelerini kulandı.
İstanbul Yurtta hava durumu Yurdun kuzey, iç ve batı kesimlerinin yer yer çok bulutlu, Marmara, Ege ve Batı Akdeniz bölgeleri ile Eskişehir, Düzce, Zonguldak, Karabük çevrelerinin yağmur ve sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçmesi bekleniyor. Yağışların Kıyı Ege, Çanakkale, Balıkesir’in batısı, Burdur’un doğusu ve Antalya’da kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın; Ege, Batı Akdeniz ile İç Anadolu’nun güneyinde güney yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına şeklinde (50-90 km/saat) esmesi bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan tahminlere göre; hava sıcaklıkları kuzey ve iç kesimlerde artmaya devam edecek, güneydoğu kesimlerde mevsim normalleri altında, diğer bölgelerde mevsim normalleri üzerinde seyredecek. Rüzgarın genellikle güneyli, Doğu Akdeniz, Doğu Anadolu’nun güneyi ve Güneydoğu Anadolu’da kuzeydoğulu yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Ege, Batı Akdeniz ile İç Anadolu’nun güneyinde güney yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde (50-90 km/saat) esmesi bekleniyor. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı ve çok bulutlu 11 İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden itibaren sağanak yağışlı 15 İzmir: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren yer yer kuvvetli olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 18 Adana: Parçalı ve az bulutlu 18 Antalya: Parçalı ve çok bulutlu aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 16 Samsun: Parçalı ve çok bulutlu 16 Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu 15 Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu 1 Diyarbakır: Parçalı, yer yer çok bulutlu 2
Bursa Bursaspor’da teknik direktörlük görevine Mustafa Er getirildi Tahsin Tam ile yolların ayrılmasının ardından Bursaspor’da yeni teknik direktör belli oldu. Yeşil beyazlı kulüp, görev için Mustafa Er ile anlaşma sağladı. Bursaspor, teknik direktörlük görevine Mustafa Er’in getirildiğini resmen açıkladı. Yeşil beyazlı kulüp, Tahsin Tam ile yolların ayrılmasının ardından yeni teknik adamını kamuoyuna duyurdu. Kulüpten yapılan açıklamada, teknik direktörlük görevi konusunda Mustafa Er ile anlaşma sağlandığı belirtilerek, yeni dönemin camiaya hayırlı olması temennisinde bulunuldu. Kulüpten kamuoyuna duyuru "Kulübümüz, Teknik Direktörlük görevi konusunda Mustafa Er ile anlaşma sağlamıştır. Anlaşmanın camiamıza hayırlı olmasını diler, Sayın Mustafa Er ve ekibine yeni görevlerinde başarılar dileriz." Enes Çelik’ten net mesaj Bursaspor Başkanı Enes Çelik, Teknik Direktör Mustafa Er görevlendirmesiyle ilgili kamuoyuna net mesajlar verdi, "Teknik direktörümüz Sayın Mustafa Er ve ekibine hayırlı olsun diyor, görevlerinde başarılar diliyorum. Bu görevlendirmenin camiamız için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Herkesin gönlünde farklı isimler olabilir; ancak bugünden itibaren en iyi isim Mustafa Hocadır. Bizim mücadelemiz isimler için değil, Bursaspor arması içindir. Yakın geçmişimizi çabuk unutan, tamamen başarıya endeksli ve özellikle sosyal medyada kendi istediği isimler üzerinden hareket eden bir kitle oluştu. Bizim için isimler değil arma önemlidir. Bu doğrultuda gerçek arma sevdalılarını, kaos üretmeye çalışan ve sürekli olumsuzluk pompalayan bu kitleye karşı özellikle uyarmak istiyorum."
Ankara Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarına 3 bin 635 subay ve astsubay alınacak Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığında eğitim görecek Jandarma Genel Komutanlığı için 3 bin 395, Sahil Güvenlik Komutanlığı için 200 sözleşmeli astsubay ve 40 sözleşmeli subay olmak üzere toplam 3 bin 635 alım yapılacağını açıkladı. Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığından Resmi Gazete’de yayımlanan ilan ile 231’i kadın olmak üzere Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığında eğitim görecek Jandarma Genel Komutanlığı için toplam 3 bin 395, 20’si kadın olmak üzere Sahil Güvenlik Komutanlığı için 200 astsubay ve 7’si kadın olmak üzere Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığında eğitim görecek toplam sözleşmeli 40 subay alımı gerçekleştirecek. Başvurular 9 Şubat 2026 tarihine kadar "https://vatandas.jandarma.gov.tr/PTM/Giris" internet adresi ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Sistemi (PTS) üzerinden e-Devlet aracılığıyla yapılabilecek. Lisans ve ön lisans bölümlerinden mezun olan adaylar için 27 lisansüstü eğitimini tamamlamış adaylar için ise 32 yaşını bitirmemiş olma şartı aranacak. Adaylar alım ve başvuru için detaylı bilgilere www.jandarma.gov.tr", "www.jsga.edu.tr", "www.sg.gov.tr" "https://kariyerkapisi.cbiko.gov.tr/" ve "www.kamuilan.sbb.gov.tr" internet sitelerinden ulaşılabilecek.