BASKETBOL - 28 Ekim 2018 Pazar 19:17

"Daha iyi yerlere gelmeye çalışacağız”

A
A
A
"Daha iyi yerlere gelmeye çalışacağız”

Galatasaray Kadın Basketbol Takımı Başantrenörü Efe Güven, Fenerbahçe’nin kendilerinden daha iyi bir performans ortaya koyduğunu söyleyerek, çalışarak iyi yerlere gelmeye çalışacaklarını ifade etti.

Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nin 3. haftasında Galatasaray, deplasmanda Fenerbahçe’ye 77-60’lık skorla mağlup oldu. Mücadelenin ardından Galatasaray Başantrenörü Efe Güven basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Güven, sarı-lacivertli ekibin kendilerinden daha etkili bir performans ortaya koyduğunun altını çizerek, “Saha içinde konsantre olamadığınızda sonu böyle oluyor. Bizim takımın savunma yaparak kazanması lazım, bunu zamanla oyuncularımıza öğreteceğimizi düşünüyorum. Genç bir kadro. Mümkün olduğu kadar çalışarak daha iyi yerlere gelmeye uğraşacağız. İlerleyen zamanlarda herkes daha iyi savaşan bir Galatasaray izleyecek” şeklinde konuştu. 

Galatasaray Kadın Basketbol Takımı oyuncusu Victoria Macaulay ise agresif bir maç geçtiğini aktararak, karşılaşmanın son bölümde koptuğunu kaydetti.

Bora Akyol

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Yapılan iğne sonrası ölen Abdurrezzak Baysal’ın acılı annesi: "Hastanenin kapatılmasını istiyoruz" Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü Özel Bossan Hastanesi’nde vurulan iğne sonucu şüpheli şekilde hayatını kaybeden Abdurrezzak Baysal’ın ailesi duruşma sonrası açıklamada bulundu. Acılı anne Rabia Baysal, "Hastanenin kapatılmasını istiyoruz. Olayı gerçekleştiren hemşiren neden hala görevini yapıyor" dedi. Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü Özel Bossan Hastanesi’nde hayatını kaybeden Abdurrezzak Baysal’ın ölümüne ilişkin hastane çalışanlarının yargılandığı davanın 8’inci duruşması görüldü. Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya, maktulün ailesi, maktul avukatları ve sanıkların avukatı katıldı. Maktulün ailesi, suçluların en ağır cezayı almasını talep etti. "Hastanenin kapatılmasını istiyorum" Duruşmanın ardından açıklamada bulunan acılı anne Rabia Baysal, "Bu kişinin tutuklanmasını istiyorum. 4 yıldır adliye kapılarında gidip geliyorum. Hastanenin kapatılmasını istiyorum. Bu süreçten bir şey anlayabildik. Katilimiz hala dışarıda serbest şekilde dolaşıyor. Olayla ilgili ne hastaneden ne de karşı taraftan kimse gelip özür dilemedi, halimizi sormadı. Tek isteğim, katilin yakalanması ve tutuklanmasıdır. Onu görüp adaletin yerini bulduğunu bilmek istiyorum ki içim rahat etsin. 4 yıla yaklaşan bu süreçte sürekli ertelemeler yaşandı, önce 3 ay, ardından 4 ay denilerek dosya uzatıldı. Artık bu belirsizliğin sona ermesini ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyorum" dedi. "Hemşire mesleğine devam ediyor" Olayı gerçekleştiren hemşirenin tutuklanmasını istediğini söyleyen teyze Nazmiye Tunç, "Olayın ilk günden itibaren nasıl gerçekleştiği ortadayken sürecin neden bu kadar uzadığını anlamıyorum. Tek isteğim, adaletin yerini bulmasıdır. Gerçekler bu kadar açıkken, yapılanın bilinçli olduğu ortadayken ilgili hemşirenin hala dışarıda olmasını kabul edemiyorum. Buna bir anlam veremiyoruz. Bu şekilde devam ederse gerçekten çok üzülmeye devam edeceğiz. Biz adalete güveniyoruz. Adalet arkamızda olduğu sürece böyle bir durumun yaşanmasını istemiyoruz. Buna rağmen neden gereken hassasiyet gösterilmiyor, bunu anlayamıyoruz. Mahkemeye geliyoruz, sürekli erteleme kararları veriliyor. Gerçekten çok zor durumdayız, çok perişanız. Özellikle o kişiyi, o hemşireyi dışarıda görmek bizi daha da yaralıyor. Hala çalışıyor olması ve insanların ona güvenmeye devam etmesi bizi derinden üzüyor. Böyle bir durumda nasıl görevine devam edebildiğini anlamıyoruz. Yetkililerden tek beklentimiz, sorumluların tutuklanması ve adaletin sağlanmasıdır. Bu süreçte bizim de biraz olsun içimizin rahatlatılmasını istiyoruz" diye konuştu. Duruşma ertelendi Mahkeme heyeti, olayda yapılan iğnenin tıbben gerekli bir işlem olup olmadığının ve uygulanmaması gerekip gerekmediğinin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sorulmasına karar verdi. Heyet ayrıca, bu olayda hangi tıbbi işlemlerin yapılması gerektiği ile hastanenin doğru ve uygun müdahalede bulunup bulunmadığının da Adli Tıp tarafından değerlendirilmesini istedi. Söz konusu soruların yanıtlanması için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine hükmeden mahkeme, davayı ileri bir tarihe erteledi. Olayın geçmişi Olay, Gaziantep’te bulunan Özel Bossan Hastanesi’nde yaşandı. İddiaya göre, 3 yıl önce trafik kazası nedeniyle hastaneye kaldırılan Abdurrezzak Baysal, bilinci açık şekilde tedavi altına alındı. Sadece dizinden yaralanan ve ayağına platin takılan Baysal’ın genel sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Yoğun bakım ünitesinde takip edilen hasta, yakınları tarafından düzenli olarak ziyaret ediliyordu. Ancak hasta, bir hemşire ile yaşadığı tartışmanın ardından kas gevşetici olduğu öne sürülen başka bir hastaya ait bir ilacın enjekte edilmesi sonucu hayatını kaybetti. Önceki duruşmalarda dinlenen tanıklar, Baysal’ın şırınga yapıldıktan sonra hayatını kaybettiğini iddia etmişti.
Ankara Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı: Eylem "kasten öldürme" kapsamında Ankara’da 15 yaşındaki Fatih Acacı’nın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen 12 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı. Mahkeme, sanığın eyleminin "kasten öldürme" kapsamında olduğunu vurgularken, olayın başlangıcında maktulden gelen saldırı nedeniyle "haksız tahrik" indirimi uygulandığını belirtti. Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı. Gerekçeli kararda, olayın 8 Eylül 2025 tarihinde meydana geldiği, suça sürüklenen çocuğun maktulün kız arkadaşıyla mesajlaşması nedeniyle Acacı ile aralarında husumet oluştuğu kaydedildi. Tarafların Pursaklar Şehit Murat Dülger Parkı’na gittikleri, burada çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, suça sürüklenen çocuğun olayda ele geçirilemeyen kesici aletle Acacı’yı göğüs, batın, kol, uyluk ve sırt bölgelerinden yaraladığı aktarıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Fatih Acacı’yı öldürme kastının bulunmadığı ve kendisini savunmak amacıyla hareket ettiği yönündeki savunmalarına itibar etmedi. Kararda, Acacı’nın olayda kullandığı bir bıçağın bulunmadığı, olay yerinde veya üzerinde herhangi bir bıçak ele geçirilmediği, buna karşılık suça sürüklenen çocuğun olaydan sonra kullandığı bıçağı saklamaya çalıştığı ve eylemi başlangıçta inkâr ettiği belirtildi. Mahkeme meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti Gerekçeli kararda, "maktulün önce saldırdığı, suça sürüklenen çocuğun kendisini korumak amacıyla bıçağı rastgele salladığı" yönündeki savunmanın tanık beyanları, kamera kayıtları ve olay yeri tespitleriyle uyumlu olmadığı vurgulandı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Acacı’yı yakın mesafeden birden fazla kez bıçakladığını, olay yerinden kaçmak yerine dönerek maktulü yaralamaya devam ettiğini belirterek, meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti. Kararda, taraflar arasındaki tartışmanın maktulün kız arkadaşına mesaj atılması nedeniyle başladığı, Acacı’nın suça sürüklenen çocuğa yönelik "Senin bacaklarını kırarım" şeklinde sözler söylediği, bu sözlerin ve devamındaki arbede ortamının haksız tahrik oluşturduğu kaydedildi. Bu nedenle mahkeme, cezada haksız tahrik indirimi uygulandığını belirtti. Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildi Mahkeme, eylemin tasarlayarak işlendiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığını da belirtti. Kararda, taraflar arasında aynı gün yaşanan tartışma sonrası olayın meydana geldiği, Yargıtay içtihatlarında aranan soğukkanlılıkla karar verme, plan yapma ve tasarlama düzeyine ulaşan olguların dosyada bulunmadığı kaydedildi. Ayrıca canavarca hisle öldürme değerlendirmesi yönünden de çok sayıda bıçak darbesinin tek başına bu nitelendirme için yeterli olmadığı ifade edildi. Adli Tıp Kurumu raporuna da yer verilen kararda, Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildiği, ölümün sol böbrek, dalak, karaciğer, ince bağırsak ve diyafram yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. Suça sürüklenen çocuğun yaralanmasının ise kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı kaydedildi. Mahkeme, D.G.’nin üzerine atılı "çocuğa karşı kasten öldürme" suçunu işlediğinin sabit olduğuna hükmederek önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Ardından haksız tahrik nedeniyle ceza 24 yıl hapse, suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş grubunda olması nedeniyle 16 yıl hapse indirildi. Türk Ceza Kanunu’nun 31/3 maddesi gereği çocuklar hakkında verilecek hapis cezasının 12 yılı aşamayacağı dikkate alınarak sanık 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecindeki tutumu, pişmanlığa yönelmeyen davranışları ve suçu inkâr etmesi nedeniyle takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verdi.