ASAYİŞ - 26 Eylül 2021 Pazar 16:22

Dakikalarca kalp masajı yapan kahraman polis, taksicinin hayatını kurtardı

A
A
A
Dakikalarca kalp masajı yapan kahraman polis, taksicinin hayatını kurtardı

Esenyurt’tan Sultangazi’ye getirdiği yolcuların parasını ödemediği taksici, direksiyon başında kalp krizi geçirdi. Kornaya basan taksicinin yardımına koşan polis memuru ve arkadaşı, yaptığı kalp masajıyla taksiciyi hayata döndürdü.

İstanbul’da 34 TEJ 73 plakalı ticari taksi şoförü Cafer Koruyan'ın Esenyurt'tan alıp Sultangazi'ye getirdiği 3 yolcu para vermeden kaçtı.

Kornaya basarak yardım talebinde bulunan taksicinin yardımına tesadüfen oradan geçen bir polis memuru ve arkadaşı koştu. Talihsiz taksici durumu polis memuruna anlatarak şahısların yakında olduğunu, indirdiği yeri bildiğini söyledi.

Sürücü Cafer Koruyan'a yardımcı olmak isteyen polis memuru ve arkadaşı, taksiye binerek yaklaşık 300 metre ilerlediler. Taksici Koruyan araç hareket halinde iken kalp krizi geçirirken, yanında bulunan polis memuru el frenini çekerek aracı durdurdu.

Taksicinin nabzının durduğunu gören polis memuru, bir yandan durumu sağlık ekiplerine bildirirken, bir yandan ise taksi şoförünü araçtan çıkarıp yaklaşık 5 dakika boyunca kalp masajı yaptı.

Yapılan kalp masajıyla hayata döndürülen taksici, olay yerine gelen 112 ekiplerince hastaneye kaldırıldı. Yapılan ilk müdahaleyle hayata döndürülen taksici Cafer Koruyan'ın hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Taksicinin durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

Öte yandan polis memurunun yaptığı hayat kurtaran müdahale arkadaşı tarafından cep telefonu kamerası ile çekildi.

Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde polis memurunun taksiciyi hayata döndürmek için yoğun çaba sarf ettiği görülüyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kumar bağımlılığı ‘teknoloji pandemisi’ne dönüştü İstanbul Arel Üniversitesi ve Yeşilay iş birliğiyle düzenlenen "Bağımlılık Sempozyumu", geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Dijitalleşen dünyada kumar, teknoloji ve madde bağımlılığını ele alan uzmanlar, ‘toplumsal farkındalık’ çağrısında bulundu. Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi’nde düzenlenen sempozyumun açış konuşmasını yapan İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Muzaffer Şahin, bağımlılığın gelişim sürecine dikkat çekerek, empati vurgusu yaptı. Şahin, "Hiç kimse bir sabah uyandığında bağımlı olmayı seçmez. Bu bir süreçtir" diyerek, doğru dinleme ve empatinin iyileştirici gücüne değindi. Geleceğin psikologlarına seslenen Şahin, beklenen toplumsal değişimin bizzat onların ellerinde yükseleceğini belirtti. "Bağımlılığa kaptırdığımız her genç, kaybedilmiş bir vatan toprağıdır" Yeşilay Büyükçekmece Şube Başkanı Recep Çalışkan, bağımlılıkla mücadeleyi bir vatan savunması olarak nitelendirdi. Çalışkan, Yeşilay’ın sağlıklı nesiller yetiştirme vizyonu doğrultusunda bilimsel temelli bir strateji yürüttüklerini ifade ederek, uzman psikolog kadroları ve modern rehabilitasyon alanlarıyla her türlü bağımlılığa karşı mücadeleye hazır olduklarını vurguladı. "Neredeyse kazandım" illüzyonu tuzağa çekiyor Sempozyumun ilk oturumunda kumar bağımlılığının nörolojik boyutlarını mercek altına alan Dr. Öğretim Üyesi Eren Murat Dinçer, kumarın beyindeki dopamin yollarını madde bağımlılığıyla aynı mekanizma üzerinden uyardığını vurguladı. Kumarı "beyindeki haz merkezi ile karar verme mekanizması arasındaki dengenin bozulması" olarak tanımlayan Dinçer, bireyleri bu tehlikeli döngüde hapseden üç temel bilişsel yanılgıya dikkat çekti. Belirsizliğin oluşturduğu adrenalinle kontrolün kaybedilmesine neden olan "neredeyse kazandım" illüzyonu, geçmişteki kayıpların gelecekteki şansı artıracağına dair bilimsel temeli olmayan "kumarbaz yanılgısı" ve kaybedileni geri alma umuduyla kontrolsüz risklerin alındığı "telafi tuzağı", bağımlılık sürecini tetikleyen en kritik risk faktörleri olarak açıklandı. ‘Kaybettikçe kazanma sıram geliyor’ düşüncesi yaygın Klinik Psikolog Fatihcan Öncü, kumarın tarihsel serüveninden günümüzün dijital dünyasına uzanan bir köprü kurdu. 17’nci yüzyılda resmileşen kumarın bugün bir "teknoloji pandemisi" halini aldığını belirten Öncü, "Kaybettikçe kazanma sıram geliyor" düşüncesinin bilimsel hiçbir karşılığı olmayan bir safsata olduğunu hatırlattı. "Madde kullanımı yumuşatılmış bir öz kıyım eşdeğeri" İkinci oturumda söz alan Psikiyatrist Prof. Dr. Defne Tamar Görol ise, madde bağımlılığının psikolojik arka planına dair sarsıcı bir tespitte bulunarak, "Madde kullanımı zamana yayılmış bir intihardır" dedi. Klinik gözlemlerin madde kullanımını "yumuşatılmış bir öz kıyım eşdeğeri" olarak tanımladığını belirten Görol, tedavi sürecinde bireyin kendine zarar verme ve kendini cezalandırma mekanizmalarının mutlaka analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Kurtuluşun anahtarı ‘Hayır’ demeyi öğrenmek Bağımlılıkla mücadelede önleyici iradenin önemine değinen Prof. Dr. Duran Çakmak, toplumsal bilincin en temel adımının bireylerin "hayır" demeyi öğrenmesi olduğunu ifade etti. Çakmak, tedaviden önce bağımlılık geliştiren davranışın oluşmasını engellemenin kritik olduğunu belirtti. Sempozyumda farklı bağımlılıklar da ele alındı Sempozyumun son oturumunda bağımlılığın farklı yüzleri ele alındı. Klinik Psikolog Özge Dayıoğlu, romantik ilişkilerde sıkça rastlanan "eş bağımlılık" kavramına değinerek, partnerine aşırı odaklanma ve ayrılık korkusuyla şekillenen bu durumun kişiyi bir duygusal hapse sürüklediğini, sağlıklı bir ilişkinin ancak özsaygı ve bireyselliğin korunmasıyla mümkün olabileceğini vurguladı. Davranışsal bağımlılıkların nörolojik etkilerine dikkat çeken Doç. Dr. Özlem Kızılkurt, pornografinin beynin ödül sistemini sürekli uyardığını ve tıpkı madde bağımlılığında olduğu gibi zamanla bir "tolerans" ve "aşerme" süreci oluşturduğu konusunda kritik uyarılarda bulundu. Kumar bağımlılığının psikolojik döngüsünü özetleyen Klinik Psikolog Ahmet Yılmaz ise, oluşturulan heyecan ve risk alma güdüsünün bireyi kayıplarını görmezden gelmeye iterek sistemin içinde tutsak ettiğini ifade etti. Uzmanların ortak vurgusu, bu sinsi döngülerin fark edilmesinin iyileşme sürecindeki hayati önemi oldu. Sempozyum, modern çağın getirdiği bu yeni nesil bağımlılıklara karşı akademik iş birliği ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiği mesajıyla sona erdi.
Tunceli Tunceli’de polis dakikalarla yarıştı, vatandaşın yüz binlerce lirası kurtarıldı Tunceli’de "sazan sarmalı" yöntemiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık girişimi, polis ekiplerinin zamanla yarışan müdahalesiyle önlendi. Vatandaşın dolandırıcılara gönderdiği 940 bin TL’nin 895 bin TL’si kurtarıldı. Tunceli’de sosyal medya üzerinden araç almak isteyen bir vatandaş, "sazan sarmalı" olarak bilinen dolandırıcılık yöntemiyle kurulan planın hedefi oldu. Piyasa değerinin altında verilen ilan üzerine satıcı ile iletişime geçen M.S., dolandırıcıların yönlendirmesiyle alıcı ve gerçek satıcının birbirinden habersiz şekilde ilerleyen bir sürecin içine girdi. Bursa’da yürütülen noter işlemleri sırasında taraflar aynı araç üzerinde işlem yaptığını düşünürken, dolandırıcı parayı yaklaşık 5 farklı hesaba aktardı. 940 bin TL’nin gönderilmesinin ardından durumun fark edilmesiyle birlikte M.S., vakit kaybetmeden emniyete başvurdu. Tunceli Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri anında harekete geçerek, bankalarla eş zamanlı iletişim kurup, paranın dağıtıldığı hesapları tek tek tespit etti. Polisin hızlı müdahaleyle 895 bin TL bloke konularak kurtarılırken, kalan 45 bin TL’nin ise ATM’den çekildiği tespit edildi. "Telefonu kontrol ettiğimde mesajların silinmiş olduğunu gördüm" Parayı gönderdikten kısa süre sonra dolandırıldığını anlayıp Tunceli Emniyet Müdürlüğüne başvuran mağdur muhasebeci M.S., "Uzun süredir bir araç almak için uğraşıyorum. Facebook’ta bir ilanda aradığım aracın muadillerine göre daha uygun fiyatlı olanını buldum. Hemen ilandaki numarayla irtibata geçtim. Satıcı ev alacağı için bu kadar uygun fiyata satacağını söyledi. Konuştuğumuzun ertesi günü işlemleri halletmemiz gerektiğini, ev aldığı için paraya acil ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de Bursa’da arkadaşım olduğunu, kendisiyle irtibata geçip işlemleri hızlandırabileceğimi söyledim. Bu şekilde anlaştık. Ertesi gün arkadaşımla araç sahibi buluştular. Beraber ekspere gittiler, eksper raporunda araçta herhangi bir problem çıkmadığını görünce notere doğru geçtiler. Onlar noterdeyken biz hala dolandırıcıyla irtibat halindeydik. Bana sürekli ‘Parayı gönderebilirsin, arkadaşlar notere geçti. Herhangi bir problem çıkmaz’ demesine rağmen ben ısrarla parayı göndermedim. Noterdeki işlemler sürerken arkadaşım aradı, sadece bir imza işinin kaldığını söyledi. Ben de dolandırıcıyla tekrar irtibata geçtim ‘Parayı atayım’ dedim. Bana bir hesap numarası gönderdi. Gönderdiği hesap numarasına belli bir miktar gönderdim. Bankadan kaynaklı olarak paranın hesaba geçmesinin uzun süreceğini söyledi. Biz burada beklerken arkadaşım da noterdeydi. 2 dakika sonra telefonu kontrol ettiğimde mesajların silinmiş olduğunu gördüm. Aradım, telefonu da kapalıydı. Dolandırıldığımı anlayıp Tunceli Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Şubesine geldim. Sağ olsun buradaki memur arkadaşlar bayağı ilgilendiler. Hızlı bir şekilde paranın gönderildiği banka hesabını kontrol ettik. Hesaptaki paranın başka hesaplara dağıtıldığını gördük. Sağ olsun memur arkadaşın dikkati sayesinde diğer bankalarla irtibata geçip, paranın geçtiği hesaplara bloke koydurduk. Gönderdiğim paranın büyük bir kısmını memur arkadaşlar sayesinde geri aldık. Kendilerine teşekkür ederim" dedi. "Kimseye güven olmuyor" M.S., "Hızlı reaksiyon gösterilmesi süreç açısından çok önemli oldu. Biraz daha gecikme olsaydı paranın tamamını kaybetmiş olabilirdik. Dolandırıcılık Şubedeki memur arkadaşların hızlıca müdahale etmesi benim için gayet iyi oldu, çünkü paranın yüzde 90’dan fazlasını geri aldım. Emniyet Müdürlüğü’ndeki polis memuru arkadaşlara ilgi ve alakalarından dolayı teşekkür ederim. Umarım bu konuda başka insanların canı yanmaz. Vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Kim olursa olsun güvenli ödeme noktalarını kullanmalarını tavsiye ediyorum. Kimseye güven olmuyor şu durumda" diye konuştu. Tunceli Emniyet Müdürlüğü tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Vatandaşlarımızın ’sazan sarmalı’ yöntemi ile dolandırılmaması için sosyal medya üzerinden araç alırken ruhsat sahibi ile ödeme yapılacak hesap sahibinin aynı kişi olduğundan emin olması gerekmektedir. Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği konuyla ilgili kimliği tespit edilen şüphelilerin yakalanması için geniş çaplı soruşturması sürdürüyor. Tunceli Emniyet Müdürlüğü olarak ilimiz genelinde suçun önlenmesi ve faillerinin yakalanmasına yönelik çalışmalarımız kararlılıkla sürdürülecektir" ifadelerine yer verildi.
Samsun Atık deriler yeniden ekonomiye kazandırılıyor Samsun’da sıfır atık kapsamında, çöpe gitme aşamasındaki deri ürünler değerlendirilerek çanta, giysi ve aksesuara dönüştürülüyor. İlkadım Belediyesi öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Projesi kapsamında, İlkadım Halk Eğitim Merkezi usta öğreticisi Çiğdem Erdoğan, kursiyerleri ile birlikte eskimiş ve atık duruma gelmiş deri ürünlere yeniden değer kazandırıyor. Mont ve giysilerden elde edilen deriler, kurtarılabilecek durumdaysa yeniden giysiye; değilse çanta, kadın aksesuarı ya da süs eşyasına dönüştürülüyor. Deri ile diğer atık malzemelerin birleştirilmesiyle ortaya çıkan ürünler, hem şıklığı hem de kaliteyi yansıtırken israfın da önüne geçiyor. Atık durumdaki deri malzemeleri değerlendirerek yeniden kullanıma sunduklarını belirten Çiğdem Erdoğan, "Ölmeye yüz tutmuş mesleklerden biri olan deri işlemeciliği, ilk çağlardan itibaren hayatımızda var. Sıfır Atık Projesi kapsamında biz de deri alanına katkı sunmak istedik. Kursiyerlerimizle birlikte parça derilerden günlük hayata uygun takılar, tokalar, giysiler, çantalar ve evde kullanılabilecek aksesuarlar ile tablolar ürettik. Deriyi, toz halinden ince ip formuna kadar farklı şekillerde değerlendirebiliyoruz. Dergi sayfalarından yararlanarak kalıplar oluşturduğumuz çantalar yaptık ve bu sayfaları deriyle bütünleştirdik. Eski deri ceketleri değerlendirdik. Kadınların giyim ve aksesuarda önem verdiği deri ürünlerle biz de katkı sunmak istedik" dedi. "Deri nemden etkilenip tamamen dökülmediyse geri dönüştürülebilir" Deri ürünlerin nemden etkilenmediği sürece geri dönüştürülebileceğini vurgulayan Erdoğan, "Geri dönüşümle yaptığımız çantaları daha önce bakanlıklara gönderdik ve çok beğenildi. Millet olarak el işçiliğine önem veriyoruz. Gönderdiğimiz kişilerden de olumlu geri dönüşler aldık. Önceden anneannelerimizin yaptığı ‘kırk yama’, günümüzde patchwork olarak bilinen teknikleri deride de uyguluyoruz. Yakaları çevirerek veya farklı aksesuarlarla değiştirerek yeni ürünler ortaya çıkarabiliyoruz. Mutlaka bir dönüşümü oluyor. Eğer deri nemden etkilenip tamamen dökülmemişse, bunu farklı aksesuarlara ya da tekrar giyilebilir ürünlere dönüştürebiliyoruz" diye konuştu. Atık derilerden üretilen ürünler, vatandaşlar tarafından da ilgi ve beğeniyle karşılanıyor.
Düzce Çiftçilere tarımsal destek ve zararlılarla mücadele eğitimi verildi DÜZCE(İHA) – Düzce’nin Yığılca ilçesinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, çiftçilere zararlılarla mücadele, fındıkta gübreleme ve devlet destek projeleri hakkında önemli bilgiler aktarıldı. Yığılca ilçesine bağlı Redifler köyünde, Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından çiftçilere yönelik kapsamlı bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Tarımsal üretimin verimliliğini artırmak ve zararlılarla etkin mücadeleyi sağlamak amacıyla düzenlenen programda, üreticilere önemli konularda eğitim verildi. Toplantıda özellikle son yıllarda tarım alanlarında ciddi zarara yol açan sülük ve kahverengi kokarca zararlısına karşı alınması gereken önlemler detaylı şekilde anlatıldı. Uzman ekipler, zararlılarla mücadelede erken teşhisin ve doğru yöntemlerin önemine dikkat çekti. Fındık üreticilerinin yoğun ilgi gösterdiği eğitimde, fındıkta doğru gübreleme teknikleri hakkında da bilgi verildi. Toprak analizine dayalı gübreleme uygulamalarının hem verimi artırdığı hem de maliyetleri düşürdüğü vurgulandı. Bunun yanı sıra fındık bahçelerinde sıkça görülen kozalak akarıyla mücadele yöntemleri de çiftçilere aktarıldı. Program kapsamında devlet destekleri hakkında da bilgilendirme yapıldı. "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" ile küçükbaş hayvancılığın teşvik edilmesi hedeflenirken, "Örtü Altı Yetiştiriciliğinin Desteklenmesi" projeleriyle de seracılığın yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Yetkililer, bu desteklerden yararlanmak isteyen üreticilerin ilgili kurumlara başvurabileceğini belirtti.