GÜNDEM - 20 Mart 2018 Salı 10:02

Deprem riski sorgulama, AFAD adrese dayalı deprem bilgisi öğrenme

A
A
A
Deprem riski sorgulama, AFAD adrese dayalı deprem bilgisi öğrenme

Türkiye'nin deprem riski haritası elektronik ortama aktarıldı. Vatandaşlar yoğun ilgisi sonucunda sistem yoğunluktan kilitlendi. Peki AFAD deprem riski sorgulama nasıl yapılır, Adrese dayalı deprem bilgisi nasıl öğrenilir, İşte konu ile ilgili bilgiler...

Oturduğu semtin deprem riskini öğrenmek isteyen vatandaşlar, arama motorları üzerinden AFAD deprem bilgisi sorgulama,oturduğum ev depreme dayanıklı mı?, gibi sorgulamaları internet üzerinden yapıyorlar.   Yoğun talep nedeniyle sistem kilitlenirken bu haberimiz aracılığı ile oturduğunuz evin ve bölgenin depreme dayanıklı olup olmadığını öğrenebilirsiniz....

Deprem riski sorgulama, AFAD adrese dayalı deprem bilgisi öğrenme
 

En son 1996 yılında hazırlanan Türkiye’nin deprem tehlike haritası güncellenerek önceki gün Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı. AFAD’ın koordinasyonunda ODTÜ, Boğaziçi, Akdeniz, Çukurova, Sakarya Üniversiteleri ve Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü ile birlikte hazırlanan yeni haritayla, risk değerlendirmesi sadece fay hattına göre değil, zemin yapısı da göz önünde bulundurularak yapıldı. Riski belirtmek için kullanılan 1., 2. derece şeklindeki sistem kalktı, yerini Avrupa ve Amerika’da yıllardır uygulanan “ivme” yöntemi aldı.

İSTANBUL’DA KIRMIZI ALAN ARTTI

Haritada İstanbul’da tehlikeli yerleri gösteren kırmızı alanlardaki artış dikkat çekti. AFAD Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Orhan Tatar, “Yeni haritada artık yerel zemin koşulları da dikkate alınıyor. Kadıköy, Çamlıca, Beykoz civarında zemin sağlam, çünkü ana kayalar var zemininde ama biraz daha kuzeye çıkılınca Şile civarında daha dayanıksız zeminler söz konusu. Fay hattıyla beraber zemin koşulları da dikkate alındığı zaman renklerde bazı değişiklikler yaşandı” dedi. İstanbul’da 1999 yılında yaşanan depremden sonra, adaların içinden kırılmamış bir hat kaldığına dikkat çeken Tatar, bu hatta en yakın kıyı şeridinin koyu kırmızı renkte gösterildiğini ifade etti.

MAHALLE MAHALLE DEĞERLENDİRME

Yeni deprem haritası dijital ortama taşındı. Mahalle mahalle risk değerlendirmesi yapılmasına imkân tanıyan “Türkiye Deprem Tehlike Haritaları İnteraktif Web Uygulaması” oluşturuldu. Test aşamasındaki uygulamayı kullanmak için ana sayfanın sol üst bölümünde yer alan “raporlama” butonuna tıklamak yeterli. Gereken koordinat bilgileri girildikten sonra, o yerin deprem riski görülebilecek.

EVİNİZİN DEPREM RİSKİNİ SORGULAYIN

Deprem riski sorgulama, AFAD adrese dayalı deprem bilgisi öğrenme

 

DEPREM SORGULAMASI YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ

HESAPLAMALAR OTOMATİK OLACAK

Yeni düzenleme ile 5 farklı zemin türü ve 4 farklı “ivme değeri” baz alınarak hesaplama yapıldığını vurgulayarak, “Sadece mevcut durum değil, fay hattı aktif mi değil mi, en son ne zaman hasar yapıcı deprem üretmiş, üzerinden ne kadar zaman geçmiş, kayma hızı ne kadar, bütün parametreler üst üste konularak daha sağlıklı hesaplama yapılacak. Yeni harita 3-4 yıllık bir çalışmanın ürünü” diye konuştu.

YÜKSEK BİNALAR İZLENECEK

Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği de güncellendi. Yönetmelik, 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girecek. AFAD, gerekli gördüğü durumlarda, kuvvetli deprem hareketlerinin ölçülmesi amacıyla binalara veya açık alanlara “ivme kayıtçıları” yerleştirebilecek. Yüksekliği 105 metre ve daha fazla olan binalara, “Yapı Sağlığı İzleme Sistemi” kurulması zorunlu hale getirilecek. Gerçek zamanlı kayıt yapacak izleme sisteminin bakımından ve korunmasından yapı sahipleri sorumlu olacak.  

NELER DEĞİŞTİ?

Haritadaki bir başka değişiklik de İç Anadolu Bölgesi’nde. 22 yıl önceki haritada koyu kırmızı ile gösterilen Kırşehir, Kırıkkale çevresi yeni haritada daha düşük deprem riskine işaret eden turuncuya çalan sarı renk ile işaretlendi. Karadeniz bölgesinde ise Bartın eski haritada koyu kırmızı renkte yer alırken, yeni haritada turuncu renkte gösterildi. Ankara’da da yeni haritada riskin düşürüldüğü görüldü.

KAYNAK:HABERTÜRK

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Kadınlar Bursa’nın Mirasıyla Buluştu Osmangazi Belediyesi, ilçede yaşayan kadınların Bursa’nın doğal güzelliklerini, tarihi mirasını ve manevi zenginliklerini yakından tanımalarını sağlamak amacıyla hayata geçirdiği kültür gezileriyle gönüllere dokunmayı sürdürüyor. Proje çerçevesinde düzenlenen beşinci kültür turuna katılan Altınova Mahallesi sakinleri, unutulmaz hâtıralarla dolu, keyifli bir gün yaşadı. Kültür ve sanat alanındaki çalışmalara değer veren Osmangazi Belediyesi, düzenlediği kültür gezileri aracılığıyla ilçenin çeşitli mahallelerinde ikamet eden kadınları, ‘Mahallem Geziyor’ etkinlikleri kapsamında Bursa’nın özgün ve köklü mirasıyla bir araya getiriyor. Bu doğrultuda beşinci kez gerçekleşen kültür turunun konuğu Altınova Mahallesi sakinleri oldu. Otobüs ile mahallerinden alınan Altınova Mahallesi’nde yaşayan kadınlar, ilk olarak tarihi Somuncu Baba Evi ve Fırını’nı ziyaret etti. Burada çorba ikramında bulunulan katılımcılara, Somuncu Baba ve fırın hakkında rehber eşliğinde bilgiler verildi. Akabinde Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin tarihi atmosferiyle buluşturulan kadınlar, Bursa’nın fethi sürecine yakından tanıklık etti. Sümbüllü Bahçe Konağı’ndaki çay molasının ardından Zindan Kapı’ya geçilerek Bursa’nın surları ve geçmişi anlatılırken, günün yorgunluğu Değirmen Park Sosyal Tesisleri’ndeki akşam yemeği ikramıyla atıldı. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği tur, son olarak Macera Bursa Parkı’nda sona erdi. Bursa’nın Kent Tarihine Yakından Tanıklık Ettiler Gün boyu süren kültür turuna Altınova Mahallesi’nde yaşayan kadınlara, Altınova Mahalle Muhtarı Vildan Şentürk ve Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Özge Kaya da eşlik etti. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği kültür turlarının çok değerli ve kıymetli olduğunun altını çizen Altınova Mahalle Muhtarı Şentürk, kadınların sosyalleşmesi ve kent tarihini yakından tanıması adına güzel bir vesile olduğuna işaret ederek, "Herkes kendini çok özel hissetti, amacı çok güzel. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a, ekibine, müdürlerimize her birine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Gezinin çok güzel geçtiğine değinen Altınova Mahallesi sakinleri de, Bursa’da daha önce görmedikleri yerleri gördüklerini ve kendilerine gösterilen ilgiden ötürü mutluluk duyduklarını ifade ederek, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a bu özel etkinlik için teşekkürlerini sundu.
Erzurum Milli teknoloji hamlesi "Karagöz ve Hacivat" ile tiyatro sahnesinde çocuklarla buluştu Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın "Gönüllüyüz Biz" proje destek çağrısı kapsamında Atatürk Üniversitesi ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde görevli akademisyenler tarafından yürütülen bir proje ile "Milli Teknoloji Hamlesi", Erzurum’un Tortum ilçesinde ilkokul öğrencileriyle tiyatro sahnesinde buluştu. Çocukların milli ve teknolojik farkındalıklarını artırmayı amaçlayan proje, eğitici yönüyle dikkat çekerken yoğun ilgi gösterilen Karagöz Hacıvat oyunuyla da sanatsal farkındalık alanında beğeni topladı. Proje kapsamında sahnelenen Karagöz-Hacivat tiyatro oyununun, ilkokul çağındaki öğrencilerin yaş ve gelişim özellikleri dikkate alınarak hazırlandığı öğrenilirken, eğlenceli anlatımıyla çocukların ilgisini çeken oyun, milli teknoloji, yerli üretim ve bilimsel düşünme kavramlarını sade, komik ve anlaşılır bir dille ele aldı. "Çocuklara erken yaşta farkındalık kazandırmak istedik" Proje Koordinatörlüğü görevini üstlenen Tortum Meslek Yuksekokulu öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Nurhan Akbulut, çalışmanın çıkış noktasına ilişkin yaptığı açıklamada, çocuklara erken yaşta milli teknoloji bilinci kazandırmanın önemine vurgu yaptı. Akbulut, "Milli Teknoloji Hamlesi sadece bir üretim süreci değil, aynı zamanda bir bilinç meselesidir. Biz bu bilinci çocuklara erken yaşta, onların dünyasına hitap eden bir yöntemle aktarmak istedik. Bunun için de tiyatroyu ve Geleneksel Türk Tiyatromuzun en seçkin örneği olan Karagöz ve Hacivat’ı seçtik. Tiyatro bu noktada çok güçlü bir araç oldu. Hem eğlendiler hem de konu üzerinde düşünüp bir fikir oluşturarak farkındalık sağladılar. Ayrıca gerçekleştirilen sahne etkinliğini bilimsel bir platforma taşımak adına oyunumuzu izleyen çocuklarımıza yönelik bir anket araştırması gerçekleştirdik. Anket sonuçları bize şunu gösterdi ki tiyatro ile bazı kavramları öğretim daha verimli ve hızlı bir seyir gösteriyor. Çocuklar etkinlikten keyif aldıklarını, milli teknoloji hamlesinin anlamını şimdi daha iyi kavradıklarını ve etkinliğin tekrarını talep ediyorlar." ifadelerini kullandı. Karagöz-Hacivat ile teknoloji hamlesi anlatıldı Oyunun yazarlığını üstlenen Doğubayazıt Ahmed-i Hani Meslek Yüksekokulu öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Mustafa Bilirdönmez ise geleneksel tiyatro unsurlarını güncel teknoloji temalarıyla bir araya getirdiklerini belirtti. Bilirdönmez, "Karagöz ve Hacivat, Türk Gölge Oyunumuzun temel taşlarından aynı zamanda çocuklarımızın aşina olduğu, sevdiği ancak yeterli önem verilmedigi için unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalan karakterler. Bu geleneksel yapıyı yeniden hatırlayarak, bozmadan, milli teknoloji, yerli üretim ve bilimsel merak gibi kavramları kaleme aldığımız oyunun içine yerleştirdik. Amacımız çocuklara doğrudan bilgiyi vermek değil, bu konuda merak uyandırıp, onların eğlenirken aynı zamanda farkındalıklarını sağlayarak öğrenmelerini gerçekleştirmekti" dedi. 60 gönüllü öğrenci projede aktif görev aldı Projede toplam 60 gönüllü öğrenci aktif rol alırken, projenin tiyatro ayağı ise en çok ilgi gören kısım oldu. Tiyatro eğitimi alan gönüllü öğrencilerinin katkılarıyla sahneye taşınan tiyatro oyunu, pilot okul seçilen Tortum Yukarı Sivri İlkokulu ve Atatürk İlkokulu öğrencileri tarafından ilgiyle izlendi. Gösterim sırasında öğrencilerin oyuna aktif katılım göstermesi, oyundan sonra yapılan soru cevap etkinliklerinde ise alınan olumlu geri dönüşler projenin hedeflerine ulaştığını ortaya koydu. Yukarı Sivri İlkokulu 4. Sınıf öğrencilerinden Musa Emir Çinici ve Elif Şimşek tiyatro oyunu sayesinde daha önceden bilmedikleri Teknoloji Hamlesinin ne demek olduğunu öğrendiklerini ve ileride bu amaçla çalışmalar yapmak istediklerini dile getirdiler. Projenin metin danışmanlığını Atatürk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bünyamin Aydemir, tasarım danışmanlığını ise Doç. Dr. Ferruh Haşıloğlu üstlenirken; Dr. Öğr. Üyesi. Hayrunnisa Mazlumoğlu ve Öğr. Gör. Elçin Bilici de eğitim sürecine katkı sunan akademisyenler arasında yer aldı. Hayata geçirilen proje, eğitimciler tarafından da Milli Teknoloji Hamlesi’nin çocuklara erken yaşta aktarılması, gönüllülük kültürünün yaygınlaştırılması ve sanatsal üretimin desteklenmesi açısından örnek bir çalışma olarak değerlendirildi.
Antalya Türkiye’de görülen başlıca 7 vitamin eksikliği ve alınması gereken önlemler İç Hastalıkları Uzm. Dr. İrem Özçelik, Türkiye’de D vitamini başta olmak üzere B12, demir, C, A, folik asit ve K vitamini eksikliklerinin yaygın görüldüğünü belirterek, alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Türkiye’de ve dünyada giderek yaygınlaşan vitamin eksikliklerinin birçok kronik hastalık ve rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldığına dikkati çeken Memorial Antalya Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. İrem Özçelik, "Beslenme alışkanlıklarının bozulması, toprak fakirleşmesi, hazır gıda tüketiminin artması ve güneş ışığından yeterince faydalanamama gibi faktörler vitamin eksikliklerini tetikliyor. Türkiye’de yapılan araştırmalar nüfusun büyük kısmında D vitamini ve B12 eksikliği olduğunu gösteriyor" dedi. Bu eksikliklerin çoğu zaman ‘kronik yorgunluk, fibromiyalji, depresyon’ gibi tanılarla yıllarca tedavi edilmeye çalışıldığını aktaran Özçelik, "Oysa basit bir kan testiyle teşhis konup, birkaç ayda düzeltilebiliyor" diye konuştu. "Kendinizi iyi hissetseniz de kontrollerinizi yaptırın" Özçelik, vitamin eksikliklerinin çoğu zaman sessiz ilerleyip yıllarca belirti vermeden organ hasarına yol açabileceğine vurgu yaparak, "Kendimi iyi hissediyorum demek eksiklik olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle düzenli kontrolleri yaptırmak, genel sağlık durumu ve kaliteli bir yaşam öyküsü için önemlidir. Vitamin takviyeleri bilinçsiz kullanıldığında (özellikle A, D, E, K yağda eriyenler) toksik etki yapabilir. Vitaminlere mutlaka kan testi yaptırıp, doktor veya diyetisyen kontrolünde başlanmalıdır" ifadelerine yer verdi. Uzm. Dr. İrem Özçelik, Türkiye’de D vitamini başta olmak üzere B12, demir, C, A, folik asit ve K vitamini eksikliklerinin yaygın görüldüğünü belirterek, bu durumun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. "D vitamini eksikliği Türkiye’de yüzde 70-90 oranında görülüyor" Uzm. Dr. Özçelik, D vitamini eksikliğinin kemik ve bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkileri olduğuna dikkati çekerek, "D vitamini eksikliği osteoporoz, kas-eklem ağrıları, bağışıklık sisteminde zayıflık, sık enfeksiyon, depresyon, yorgunluk ve saç dökülmesine neden olabiliyor" dedi. Risk grubunda kapalı giyinenler, ofis çalışanları, yaşlılar, koyu tenliler, obez bireyler ile böbrek ve karaciğer hastalarının yer aldığını vurgulayan Özçelik, günde 20-30 dakika 10.00-15.00 saatleri arasında kollar ve bacaklar açık şekilde güneşlenmenin önemine işaret etti. "B12 vitamini eksikliği sessiz ilerliyor" B12 vitamini eksikliğinin özellikle vejetaryenler, veganlar ve 50 yaş üstü bireylerde yaygın görüldüğünü aktaran Özçelik, bu eksikliğin kansızlık, el ve ayaklarda uyuşma, hafıza sorunları, depresyon ve yürüme bozukluğuna yol açabildiğini belirtti. Hayvansal gıdaların temel B12 kaynağı olduğunu ifade eden Özçelik, 50 yaş üstündeki bireylerde emilim azaldığı için düzenli takviyenin gerekli olabileceğini kaydetti. Demir eksikliği kadınlarda daha sık Demir eksikliğinin kadınlarda yüzde 30-40 oranında görüldüğünü belirten Özçelik, "Demir eksikliği anemisi halsizlik, çarpıntı, saç dökülmesi ve bağışıklık zayıflığına neden oluyor" dedi. Demirin C vitaminiyle birlikte alınmasının emilimi artırdığını vurgulayan Özçelik, çay ve kahvenin demir emilimini önemli ölçüde azalttığını hatırlattı. "C, A ve folik asit eksikliği bağışıklığı zayıflatıyor" Sigara içenler ve yoğun stres altında olan bireylerde C vitamini eksikliğinin sık görüldüğünü söyleyen Özçelik, bu durumun diş eti kanaması ve yara iyileşmesinde gecikmeye yol açabildiğini ifade etti. A vitamini eksikliğinin gece körlüğü ve sık enfeksiyonlara neden olabileceğini dile getiren Özçelik, folik asit eksikliğinin ise özellikle gebelikte ciddi riskler taşıdığına dikkati çekti. "K vitamini eksikliği kanama riskini artırıyor" Uzm. Dr. Özçelik, uzun süre antibiyotik kullanan bireylerde K vitamini eksikliğinin görülebileceğini belirterek, bunun kolay morarma ve kanama eğilimine neden olabileceğini söyledi. K vitamini açısından yeşil yapraklı sebzelerin önemine işaret eden Özçelik, bağırsak florasının da K vitamini üretiminde rol oynadığını kaydetti.