ASAYİŞ - 14 Nisan 2022 Perşembe 17:55

Dilencinin üzerinden servet çıktı

A
A
A
Dilencinin üzerinden servet çıktı

Ramazan ayında vatandaşların manevi duygularını kullanarak dilenen bir kişinin üzerinden 26 bin 300 lira nakit para ve yaklaşık 2 bin lira değerinde market alışveriş çeki çıktı.

Bursa'da belediye ekipleri, cadde ve sokaklarda dilenen kişilere göz açtırmıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi Zabıta Amirliği ekipleri, merkez Osmangazi ilçesinde uygulama yaptı. Altıparmak Caddesi üzerindeki çöp konteynerin yanındaki ekmekleri yiyerek dilenen yaşlı kadından şüphelendi. Mobil ekip aracına alınarak zabıta merkezine getirilen yaşlı kadının üzerinden 26 bin 300 lira nakit para ile marketlerde kullanılan 2 bin lira değerinde hediye çeki çıktı. Üzerinden çıkan para ve kartlara el konulurken kadına idari para cezası kesildi.

Dilencinin üzerinden servet çıktı

Dilencinin üzerinden servet çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Hemşirenin ısrarıyla gittiği taramada meme kanseri çıktı: Hayatı kurtuldu Elazığ’da hemşire arkadaşının ısrarıyla sağlıklı hayat merkezine giderek mamografi çektiren 56 yaşındaki Leyla Baydar’ın memesinde kitle tespit edildi. Ücretsiz tarama programı sayesinde kanseri erken teşhis edilen Baydar, geçirdiği ameliyat ve kemoterapi tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü Şehit Mehmet Aygün Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen ücretsiz kanser tarama programından yararlanan 3 çocuk annesi Leyla Baydar (56), hemşire arkadaşının ısrarı üzerine mamografi çektirdi. Sonuçta memesinde kitle tespit edilen Baydar, Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. İlk kitle temiz çıkmasına karşın 6 ay sonra yapılan kontrolde yeni bir kitle tespit edildi ve biyopsi sonucu kötü huylu olarak değerlendirildi. Kısa süre içinde ameliyat olan Baydar, bir yıl boyunca kemoterapi gördü. Şu an kontrol sürecini sürdüren Baydar, ağrı olmasa bile taramaya gidilmesi gerektiğini vurgulayarak herkesi ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanmaya davet etti. Hem kanser taramalarının önemine hem de hastanın son durumu hakkında bilgi veren Dr. Hilal Türker, " Kanser taramalarını yapıyoruz. Meme kanseri taraması, rahim ağzı kanseri taraması ve bağırsak kanseri taramalarını yapıyoruz. Bunu belli yaş gruplarında yapmaktayız ve ücretsiz olarak yapılmaktadır. Beş yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, yine yılda bir bağırsak kanseri taramalarımızı rutin olarak ücretsiz bir şekilde yapmaktayız. Leyla Hanım da bu taramalar sırasında bize başvurdu ve memesinde bir kitle tespit edildi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk yapıldı. Bu şekilde tanı alarak tedavisi tamamlanmıştır. Dört yıl önce tanı alan hastamız şu an iyi durumda, rutin hayatını sürdürebilmekte. Bu sebeple meme kanseri taramaları çok önemlidir" dedi. "Ağrı olmadan yok demesinler, herkes taramaya gelsin" Hiç bir ağrı hissetmediğini, hemşire arkadaşının ısrarı üzerine yaptığı taramada kansere yakalandığını dile getiren Leyla Baydar, " Hemşire arkadaşım ‘Gel, sana mamografi çekelim’ dedi beni de ‘Yok’ dedim. Birkaç sefer tekrar etti. En sonunda, beni ikna etti, gittim ve çektirdim. Sonuç çıktı ve kitle bulundu. Beni Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne gönderdiler. Sağ olsunlar, orada gittiğimde, ilgilendiler. Hemen 10 sonra kitle alındı. O kitlem temiz çıktı. Doktorum bana, ‘6 ay sonra bir daha mamografi, ultrason’ çekmelisin dedi. Bu sefer Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde çektirdim. Tekrar kitle çıkmış. O kitlenin biyopsisi kötü çıktı. Ondan sonra tekrar o kitle yine alındı. Sonra yine kötü dediler ve 2 ay sonra sonuç çıktı. Bu sefer ‘Komple memen alınacak, içinde ufak ufak kitleler var’ dediler ve aldılar. Bir yıl de kemoterapi gördüm. Çok şükür, iyiyim şu anda. Halen tedavimi görüyorum. 3 ayda bir kontrole gidiyorum. Her gün bir ilacım var, kullanıyorum. 5 seneyi atlatırsam kurtulmuşumdur. Benim arkadaşım beni zorlamasaydı, hemşire arkadaşım, gitmeyecektim. Çünkü ağrı yok. Ağrı olmuyor. Ama ben herkese söylüyorum bunu; ağrı olmadan ‘yok’ demesinler. Bu, herkesin yaptırması gereken bir şey. Yaşam merkezinde ücretsiz, her şeye bakıyorlar. Gelsinler. Ne kadar erken fark ederlerse o kadar iyi. Bütün doktorlarıma teşekkür ediyorum, buradakilere, özellikle hemşire arkadaşıma çok teşekkür ediyorum, Ayşe ablamıza. Şu an iyiyim. Sadece ağır iş yapamıyorum. Hamdolsun, çok şükür iyiyim. Rabbim kimsenin başına vermesin" dedi.
Ankara Türk Kızılay’dan Oktay Kaynarca ile kan bağışı çağrısı ’Birbirimize candan bağlıyız’ sloganıyla toplumda kan bağışı farkındalığını artırmayı hedefleyen Türk Kızılay, ünlü oyuncu Oktay Kaynarca’nın gönüllü olarak yer aldığı bir kampanya filmiyle izleyicilerin karşısına çıktı. Bir süper kahraman hikayesiyle başlayan film, asıl kahramanlığın kan bağışıyla mümkün olabileceğini çarpıcı bir biçimde aktarıyor. Gönüllü kan bağışçılarının desteğiyle ülke genelinde bin 140 hastanenin günlük kan ve kan ürünleri ihtiyacını karşılayan Türk Kızılay, vatandaşları düzenli kan bağışına yönlendirmek amacıyla yeni bir kampanya filmini kamuoyuyla buluşturdu. Bir kaza sahnesiyle açılan filmde, süper güçlere sahip bir karakter olarak hızla olay yerine ulaşan Kaynarca, tehlike altındaki bir baba ve kızını kurtarıyor. Ardından kurgu yerini gerçeğe bırakıyor ve izleyici asıl mesajla buluşuyor. Gerçek kahramanlık için süper güçlere ihtiyaç olmadığını vurgulayan Oktay Kaynarca, ‘Unutma, kahraman sensin’ sözleriyle izleyicileri kan bağışçısı olmaya davet ediyor. ‘Birbirimize candan bağlıyız’ kampanyasının bir parçası olarak hazırlanan film, tek bir ünite kan bağışının üç kişinin hayatına dokunabileceğini hatırlatırken, yapılan her bağışın doğaya üç fidan olarak geri kazandırıldığına da dikkat çekiyor. "Herkesi bu iyiliğin bir parçası olmaya davet ediyorum" Kampanyaya ilişkin konuşan Oktay Kaynarca, "Kahramanlık bazen çok basit bir adımla başlar. Kan bağışı da bu adımların en değerlilerinden biri. Kan ihtiyacı her gün devam eden hayati bir gereklilik. Bugün verilen bir ünite kan, yarın bir hayat kurtarabilir. Herkesi bu iyiliğin bir parçası olmaya davet ediyorum" dedi. Türk Kızılay, kampanyaya verdiği destek için Oktay Kaynarca’nın adını memleketi Malatya’daki bir kan merkezine verecek. Usta oyuncu, merkezin açılışına da katılacak. Kan acil değil, sürekli ihtiyaçtır Türk Kızılay, ‘Kan acil değil, sürekli ihtiyaçtır’ yaklaşımıyla çalışmalarını sürdürürken, gönüllü bağışçıların desteğiyle 2025 yılında 3 milyon kan bağışına ulaştı ve ülke genelinde 300’den fazla mobil ve sabit ekiple kan bağışı çalışmalarına devam ediyor. Stoklarını belli bir seviyede koruyabilmek için günlük 9 bin ünite kan bağışına ihtiyaç duyan Kızılay’a, 18-65 yaş arası sağlıklı her birey yalnızca 15 dakikasını ayırarak destek olabiliyor. Kan bağışında bulunmak isteyen vatandaşlar, kendilerine en yakın kan bağışı noktası ve güncel hizmet saatlerine kanver.org adresi üzerinden ulaşabiliyor.
Ankara Bakan Uraloğlu: "7 yıllık süreçte 219 bin 442 ağacın korunmasına katkı sağladık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Ulusal Elektronik Tebligat ile 7 yıllık süreçte 219 bin 442 ağacın korunmasına katkı sağladık" dedi. Bakan Uraloğlu, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi’nin (PTT AŞ) yurt içinde ve yurt dışında yaşayan vatandaşlar, tüzel kişiler ve kamu kurumlarına Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) üzerinden hızlı ve güvenli olarak sunduğu elektronik tebligat hizmetinin 7 yıldır başarıyla sürdüğünü açıkladı. "7 yıllık süreçte 219 bin 442 ağacın korunmasına katkı sağladık" UETS hizmeti ile PTT AŞ’nin, elektronik olarak tebligatların anında alıcılarına ulaştırılabilmesine imkan tanıyarak; zaman, işgücü ve maliyet gibi birçok alanda tasarruf sağladığını da belirten Uraloğlu, "Ulusal Elektronik Tebligat ile 7 yıllık süreçte 219 bin 442 ağacın korunmasına katkı sağladık. Ulusal Elektronik Tebligat hizmetinin yaygınlaştırılması ile hem zamandan tasarruf sağlarken hem de çevrenin korunması adına önemli adım atmış olduk" diye konuştu. "Bu sistem sayesinde ülkemiz önemli miktarda tasarruf sağlıyor" Bakan Uraloğlu, UETS ile gönderilen 365 milyon elektronik tebligat sayesinde fiziksel olarak iletilen tebligat ücretinden 33 milyar 926 milyon 221 bin lira kamu tasarrufu yapıldığını vurgulayarak, "Bununla beraber gerek iş gücü gerek kullanılan kağıt, toner, elektrik, araç, yakıt gibi maliyete etki eden unsurlar göz önüne alındığında söz konusu tasarruf miktarı bu rakamın çok daha üzerine çıkıyor. Bu sistem sayesinde ülkemiz önemli miktarda tasarruf sağlıyor" dedi. "Mobil uygulama üzerinden alınan tebligatlar dijital olarak arşivlenebiliyor" UETS mobil uygulamasının da hizmete girdiğine işaret ederek, uygulama ile elektronik tebligatların kolaylıkla görüntülenebildiğini ifade eden Uraloğlu, "Uygulama ile vatandaşlarımız mobil telefonları üzerinden anında yeni tebligat ile ilgili bildirim alabiliyor. Mobil uygulama üzerinden alınan tebligatlar ayrıca dijital olarak da arşivlenebiliyor. Vatandaşlarımız PTT’nin web sayfasından UETS hesabını açabiliyor ve kullanım kılavuzlarına ulaşabiliyor" şeklinde konuştu. "UETS başvuruları e-Devlet hesabının yanı sıra elektronik imza ve mobil imza ile de online olarak açabiliyor" Bakan Uraloğlu, 2024 yılı başında devreye alınan yeni sistem ile kullanıcıların e-Devlet hesapları üzerinden iki aşamalı giriş yöntemi ile kimlik doğrulamalarını yaparak online olarak dünyanın her yerinden UETS hesaplarına ulaşabildiğini açıkladı. Sistemin en üst düzeyde güvenlikli olarak verildiğini de vurgulayan Uraloğlu, "UETS başvuruları e-Devlet hesabının yanı sıra elektronik imza ve mobil imza ile de online olarak açabiliyor. Bu yöntemlere ek olarak vatandaşlarımız en yakın PTT Müdürlüklerine şahsen başvurarak UETS adreslerini alabilmektedirler. e-Tebligat adresine ilişkin bildirimler, kullanıcıların elektronik tebligat işlemleri kapsamında doğrulanmış cep telefonlarına SMS yoluyla ve e-posta adreslerine ücretsiz olarak iletilmektedir" diye konuştu.
Elazığ Enfeksiyon Uzmanı Kaygusuz: "Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir" Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden birinin yiyeceklerin yeterince pişirilmemesi olduğunu belirterek özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerektiğini söyledi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, artan gıda zehirlenmeleri hakkında açıklamalarda bulundu. Gıda zehirlenmesinin genellikle bakteri, virüs, parazitler ve onların ürettiği toksinlerle kirlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi sonucunda ortaya çıktığını aktaran Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, "Bu mikroorganizmaların mide ve bağırsak sisteminde çeşitli düzeylerde etkilere neden oluyor. Gıda tüketimi sonrasında bulantı, kusma, karın ağrısı, ateş, ishal, baş dönmesi ve yutma güçlüğü gibi belirtiler başladığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Sadece dışarıda hazırlanmış gıdaların değil, evde yapılan yiyeceklerin de hijyen, saklama ve pişirme şartlarına uyulmadığı takdirde zehirlenmeye yol açabilir. Kalabalık topluluklara yemek hazırlayan ve servis eden işletmeler ayrı bir öneme sahiptir. Evdeki yemekten bir kişinin zehirlenmesi dikkat çekmezken yurt, okul ve düğün gibi yerlerde yaşanan zehirlenmeler çok kişiyi etkilediği için daha önemlidir. Bu nedenle bu alanlarda yapılan denetimlerin aksatılmaması gerekiyor. Özellikle soğuk ortamda saklanması gereken mayonezli, kremalı gıdalar, süt ürünlerini içeren yiyecekler, tavuk, balık ve diğer deniz ürünlerinin tüketiminde daha dikkatli olunması gerekir. Saklama ve depolama şartları konusunda şüphe duyulduğunda restoran veya sokak satıcılarından gıda alınmaması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Gıda zehirlenmelerinde en sık görülen belirtileri de belirten Dr. Kaygusuz, "Bunlar, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, ateş ve titremedir. Belirtilerin zehirlenmeye neden olan yiyeceğin tüketilmesinden birkaç saat veya birkaç gün sonra başlayabilir. Bundan dolayı da sorumlu yiyeceği bulmak zaman zaman güçleşiyor. Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir. Özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerekir. Bir diğer önemli faktör, yiyeceklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmesidir. Tavuk, et, kremalı ve çiğ yiyeceklerin vakit kaybetmeden buzdolabına kaldırılması lazım. Gıda hazırlayan kişilerin el hijyenine dikkat etmemesinin de zehirlenmeye yol açabilir. Pişirilmemiş yiyeceklerin doğrandığı tahta, zemin, bıçak ve kaşıkların her kullanım sonrası iyice temizlenmesi gerekiyor. Et doğradığınız zeminde salata yapılmamalıdır. Pişmiş gıdaların çiğ gıdalarla temasının da zehirlenmeye yol açabilir. Mikroorganizmaların protein, şeker ve tuz içeren gıdalarda kolaylıkla çoğalır. Et, et suları, salam, kremalı yiyecekler, mayonezli salatalar ile yumurtalı salataların riskli gıdalar arasında yer alıyor. Pirinç pilavının da oda sıcaklığında uzun süre bekletildiğinde zehirlenmeye yol açabileceğini, ayrıca süt tozu, puding, vanilya sosu ve kurutulmuş sebzelerdeki bazı bakterilerin toksinleri nedeniyle zehirlenme gelişebilir. Ev yapımı konservelerde bilinen en güçlü toksinlerden birinin oluşabilir. Özellikle sebze konservelerinin ölümcül risk taşıyor. Konserve zehirlenmelerinde görme bozukluğu, ışığa hassasiyet, yutkunma güçlüğü, halsizlik, bulantı, kusma ve konuşma bozukluğu gibi belirtilerin görülebilir. Bu veriler genellikle 18-36 saat sonra başlar, ancak günler hatta haftalar sonra da ortaya çıkabilir. Hastalarda ilerleyen süreçte güç kaybı ve felç yaşanabilir. Besin zehirlenmeleri hastanın bağışıklık durumuna ve tüketilen etkenin miktarına bağlı olarak ölümcül olabilir. Korunma için yiyeceklerin iyi pişirilmesi, ısıtma işleminin 60-70 derece üzerinde yapılması, önceden pişirilmiş yemeklerin düşük derecede tekrar ısıtılması ve uzun süre bekletilmesi zehirlenmeyi kolaylaştırıyor. Bu nedenle yemekler soğuduktan hemen sonra buzdolabına kaldırılması ve yalnızca bir kez ısıtılması lazımdır. Ayrıca sebzelerin bol suyla iyice yıkanmasına özen gösterilmesi ve kirli olduğundan şüphe edilen suların kesinlikle içilmemesi gerekiyor" cümlelerini kullandı.
Malatya Malatya Yeşilyurtspor’da hedef play-off Malatya Yeşilyurtspor Teknik Direktörü Murat Yıldırım, Karaköprü maçı öncesinde iç saha avantajını kullanarak play-off’u hedeflediklerini söyledi. TFF 3.Lig 2. Grup’ta mücadele eden Malatya Yeşilyurtspor, bu hafta evinde Karaköprü Belediye Spor ile karşılaşacak. Yeni Malatya Stadyumu’nda 5 Nisan’da yapılacak müsabaka öncesinde Yeşilyurtspor Teknik Direktörü Murat Yıldırım açıklama yaptı. Yıldırım, ligin son haftalarına girilirken tüm karşılaşmaların final niteliği taşıdığını belirterek, "Son üç maç bizim için adeta final. Makas daraldı ve artık hata yapma şansımız yok. Bu hafta oynayacağımız Karaköprü maçı da bu anlamda çok önemli" dedi. İç saha avantajını en iyi şekilde kullanmak istediklerini ifade eden Yıldırım, taraftar desteğinin belirleyici olacağını dile getirerek, "Deplasmanda da içeride de bizi yalnız bırakmayan bir taraftar grubumuz var. Bu hafta özellikle onların gücünü sahada hissetmek istiyoruz. Taraftar baskısını rakibin hissetmesi bizim için çok önemli" cümlelerine yer verdi. Malatya’nın büyük bir futbol camiası olduğuna dikkat çeken Murat Yıldırım, taraftarlara çağrıda bulunarak, "Biliyoruz bazı kırgınlıklar olabilir ama bunları bir kenara bırakmamız gerekiyor. Yeşilyurtspor çok önemli bir maça çıkacak. Bu takım memleketin takımı. Taraftar olmadığı zaman her anlamda eksik kalıyoruz. Pazar günü saat 14.00’te herkesi stadyuma bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Hedeflerinin play-off olduğunu da aktaran Yıldırım, "Öncelikli hedefimiz play-off’a kalmak. Bunu başardığımız takdirde bir üst lig için mücadele edeceğiz. Taraftarımızın desteğiyle bu hafta kazanarak bir seri yakalamak istiyoruz" diye konuştu.