DÜNYA - 22 Aralık 2025 Pazartesi 18:14 | Son Güncelleme : 22 Aralık 2025 Pazartesi 18:17

Dışişleri Bakanı Fidan SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu sürecinde İsrail engeline işaret etti

A
A
A

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye uzantısı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuna entegrasyonu sürecinde İsrail engeline dikkat çekerek, "SDG’nin ilerleme kaydetmeye niyetli olmadığını görüyoruz. SDG’nin belirli faaliyetlerini İsrail ile koordinasyon içerisinde götürüyor olması gerçeği aslında Şam’la yürütülen görüşmelerde de şu anda büyük bir engel teşkil etmekte" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’deki temaslarının ardından Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile ortak basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında ev sahipliğinden ötürü Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara’ya teşekkür ederek başlayan Fidan, Suriye’nin özgürleştirilmesinden sonra Suriye’ye ziyaret gerçekleştiren ilk dışişleri bakanının kendisi olduğunu ve bugün Suriye’nin özgürleştirilmesinin birinci yılından sonra Suriye’de bulunmanın gururunu yaşadığını ifade etti. Bakan Fidan, "Tabi biz başka bir formatta geldik. 3+3 formatı dediğimiz, Milli Savunma Bakanımız ve İstihbarat Başkanımız da beraberimizdeydi. Sayın Yaşar Güler ve Sayın İbrahim Kalın beraberliğinde, Sayın Ahmed eş-Şara ve Esad Şeybani olmak üzere birçok arkadaşla çok verimli görüşmelerde bulunduk. Önemli konuları tartıştık. Bölgesel konular, ikili konular, Suriye'ye ait konular. Bunların hepsini teker teker stratejik iş birliğimize yakışır şekilde detaylı bir şekilde ele aldık. Türkiye olarak bizim Suriye'nin istikrarına verdiğimiz önemi biliyorsunuz" dedi.

Suriye-İsrail arasındaki görüşmelere değinen Bakan Fidan, "Bunun için elimizden gelen bütün yardımı, iş birliğini göstermeye her zaman hazırız. Cumhurbaşkanımız bu konuda özellikle çok hassas. Tartıştığımız konular arasında, özellikle bölgede şu anda Suriye ile İsrail arasında yürütülen müzakerelerin biz Türkiye olarak bir sonuca ulaşmasını bekliyoruz. Bu bölgenin istikrarı için, Suriye'nin istikrarı için fevkalade önemli. İsrail'in bölgede yayılmacı politikalar izleme yerine, bölge ülkeleriyle karşılıklı rızaya dayanan bir anlaşma ve anlayış birliğinin içinde olması, bölgenin de istikrarına, küresel güvenliğe katkı yapacak bir husus" diye konuştu.

"SDG ile yürütülen müzakerelerin gidişatı ile ilgili görüş alışverişinde bulunduk"

Bugün Suriye yönetimi ile terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye uzantısı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yürütülen müzakerelerin gidişatına ilişkin görüş alışverişinde de bulunduklarını ifade eden Bakan Fidan, "Biz burada yine aynı perspektifi savunuyoruz. SDG'nin Suriye yönetimine entegre olması bunu diyalog yoluyla, uzlaşma yoluyla, herkesin lehine olacak şekilde yapması ve Suriye'nin tarihinde hiç olmadığı kadar istikrar, bütünlük ve refaha kavuşmasının önünde engel olmaktan çıkması önemli. Bu konudaki konuları görüştük" dedi.

"Suriye DAEŞ ile mücadeleyle uluslararası koalisyonunun artık bir üyesi"

Bakan Fidan, "Diğer taraftan DAEŞ ile mücadele önemli. Bu konuda neler yapılıyor, neler yapabiliriz hep beraber, biliyorsunuz Suriye DAEŞ ile mücadeleyle uluslararası koalisyonunun artık bir üyesi ve bu konuda çok ciddi bir çaba ortaya koyuyorlar. Bu çabaların daha da ilerletilmesi, Türkiye olarak biz neler yapabiliriz hem koalisyonla beraber hem ikili hem de bölgesel diğer ortaklarımızla, bunların hepsini konuştuk" dedi.

Bakan Fidan, ayrıca ikili ilişkilere ait diğer konuların da masaya yatırıldığını kaydederek, "Tabii ki ele almamız gereken başta ticaret, mülteci kardeşlerimizin onurlu ve gönüllü bir şekilde geri dönüşü, lojistik, enerji bu konuları da detaylı ele alma imkanımız oldu. Suriye'de geçtiğimiz süreç içerisinde hem biz hem bütün dünya gördü ki Suriye yönetimi Sayın Ahmet eş-Şara yönetiminde gerçekten istikrarı sağlayan bütünlüğü de mümkün oldukça güçlendirmeye çalışan bir yönetim ortaya koydu. Tabii biz bu istikrardan hem güvenlik açısından memnunuz. Teröre zemin vermediği için hem de ticari ortamı geliştirmeye katkı yaptığı için fevkalade memnunuz. Bunun devam etmesi gerekiyor. Bu çerçevede Türkiye Suriye arasındaki sınır ticareti, bağlantısallık çünkü Suriye artık üzerinden de diğer ülkelere Türkiye'den ulaşım mümkün, tersi de mümkün; Suriye üzerinden Arap dünyasına Türkiye'ye ulaşım ve oradan Avrupa'ya ulaşım artık mümkün hale geldi. Bunu daha da işlevselleştirmek önemli. Türkiye'deki bazı sektörlerin Suriye'de daha sistemli ve yaygın iş yapması için başta tekstil olmak üzere neler yapılabilir onları konuştuk. Enerji konusundaki iş birliğimizi konuştuk. Buralarda özellikle bölgesel ekonomik ve ticari iş birliği açısından büyük fırsatlar olduğunun altını bir kez daha çizdik" şeklinde konuştu.

"SDG’nin ilerleme kaydetmeye niyetli olmadığını görüyoruz"

SDG konusu ve Suriye’nin yeniden yapılandırılması konularına ilişkin bir soru alan Fidan, "Çok geniş kapsamlı bir görüşme oldu. Başta ikili ilişkiler olmak üzere bölgesel güvenlik ve Suriye’nin istikrarına yönelik tehditleri konuştuk. Suriye’nin istikrarı demek, Türkiye’nin istikrarı demek. Bu bizim için fevkalade önemli. SDG ile ilgili konuyu tabii ki masaya yatırdık. Değerli meslektaşımın da kendi izlenimleriyle ilgili ifade ettiği gibi maalesef, orada çok fazla ilerleme kaydetmeye niyetli olmadıklarını görüyoruz. Burada tabii bunun sebepleri üzerinde de konuştuk. Orada SDG’nin belirli faaliyetlerini İsrail ile koordinasyon içerisinde götürüyor olması gerçeği aslında Şam’la yürütülen görüşmelerde de şu anda büyük bir engel teşkil etmekte. Diğer taraftan son bir yılda gerçekten çok büyük ilerleme kaydedildi. Bunun için emeği geçen tüm kardeşlerimize ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. İstikrar konusunda, güvenlik konusunda büyük bir ilerleme var. Sezar Yasası’nın da kalkmasıyla artık yatırımların buraya gelecek olması da büyük bir avantaj diye düşünüyoruz. Bu konuda tabii Amerikan yönetimine de başta Sayın Trump olmak üzere ayrıca teşekkürlerimizi iletmek gerekiyor. Sezar Yasası’nın kaldırılması bölge istikrarına yapılacak büyük bir katkı. Ben Suriye’deki kardeşlerimizin de bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceklerini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Gazze’deki ateşkesin ikinci aşamanın yeni yılın ilk haftalarından itibaren başlaması bekleniyor

ABD’de Gazze’ye ilişkin olarak gerçekleştirilen toplantı ve Gazze’de barış planının ikinci aşamasına ne zaman geçileceğine ilişkin bir soruya cevabında Fidan, "Hafta sonu Miami’de Gazze konulu toplantıya katıldık. Burada ara buluculuk rolünü, sorumluluğunu üstlenmiş dört ana devlet olarak bir araya geldik. ABD, Türkiye, Mısır ve Katar olarak Şarm el-Şeyh’ten bugüne kadar süreç nasıl gelişti, ne türden engellerle karşılaştık, karşılaştığımız krizlere ne türden çözümler getirebildik ya da getiremedik, bunları masaya yatırdık. Ve ikinci aşamaya geçişte neler olacak, neler bekleniyor, hassasiyetler neler onları detaylı bir şekilde görüştük. Burada özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yer alan ki bu kararda yer alan birçok husus aslında barış planında da yer alan hususlardı, organların kendileri barış planında yer alan organlar, başta ‘Barış Kurulu’ olmak üzere bunlarla ilgili detaylı görüşmelerimiz oldu. ABD tarafı bu konuda yaptığı özellikle Gazze’nin yeniden imarı konusundaki ön proje çalışmalarını sundular. Onları dinledik. İlk reaksiyonlarımızı, fikirlerimizi verme imkanımız oldu. Daha sonra bu kurulların nasıl hayata geçirileceğine ilişkin fikir teatisinde bulunduk. Bizim beklentimiz önümüzdeki ayın, yeni yılın ilk haftalarından itibaren belki Sayın Trump’ın deklarasyonuyla ikinci aşamanın hemen başlaması. Tabii ki yönetimin Filistinlilerden müteşekkil bir yapıya devredilmesi şu anda birinci öncelikli bir konu" diye konuştu.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya BBP Genel Başkanı Destici: "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da yargılanmalıdır" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Donald Trump’ı sert sözlerle eleştirerek, "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için yargılanmalıdır. Yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin düzenlediği iftar programına katıldı. Erenler ilçesinde bulunan bir düğün salonunda yapılan iftar sonrasında açıklamalarda bulunan Destici, İsrail-İran arasındaki savaş hakkında açıklamalarda bulundu. Destici, "İran nefsi müdafaa yaparak kendisini ve ülkesini, milletini savunmaktadır. Biz Amerikan saldırganlığını da İsrail saldırganlığını da kınıyor ve lanetliyoruz. Bombalarla tam 168 kız çocuğunu parça parça ederek öldürdüler. 8 tane Amerika’da ya da İsrail’de olsaydı acaba İslam dünyasına karşı, Türkiye’ye karşı nasıl bir tavır içinde olurlardı. İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için mutlaka yargılanmalıdır. Bunlar yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz. Onun için Birleşmiş Milletlerde korkup sinmeyecek, genel sekreter cesaretli değilse bırakacak, dünya barışını savunacak, kim haksızlık yapıyorsa onun karşısında duracak ama bugün maalesef böyle şeyler yok" dedi. "Bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz" Destici, "Biz kardeş İran halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ama uyarılarımız da var. Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde 4 dron saldırısı gerçekleştirilmiştir ve haklı olarak Azerbaycan buna tepki göstermiştir. İran, şayet bu dronları kendisi atmadıysa bunu ispatını yapmalıdır. Azerbaycan’da düşen dronların menşeini açıklamalıdır. Biz elbette Azerbaycan’ın yanındayız, tarafımız net ama İran’da bir Müslüman ülkedir, oradakiler de kardeşlerimizdir. Türkiye şu ana kadar sağ duyu sahibi olarak ABD ve İsrail saldırılarını kınamıştır ama ortamı germekten uzak durmuştur ve meselenin barışçıl yollardan anlaşmayla ateşkes edilerek sağlanması için büyük bir gayret göstermektedir. Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız, her gün onlarca devlet adamlarıyla görüşmektedir. Türkiye’nin gayesi bölgenin istikrarıdır ve Türkiye bölgede savaş istememektedir. Biz esasen bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz. İsrail gitmeden de bu bölgenin huzura ermesi mümkün değildir" diye konuştu.
Kayseri MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Kocasinan İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Özdemir, "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" dedi. Kentte bulunan bir düğün salonunda düzenlenen iftar programına MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, Ülkü Ocakları Kayseri İl Başkanı Halit Yağmur ve partililer katıldı. İftarın açılmasının ardından bir konuşma yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, "Amerika Birleşik Devletleri’nin yine İsrail ile beraber sınır komşumuz olan İran’a yönelik kabul edilemez ve hukuk dışı eylemleri münasebetiyle bugün sadece Ortadoğu dünyası, Ortadoğu bölgesi değil bütün İslam dünyası, bütün İslam alemi ne yazık ki buruk bir Ramazan’ı daha geçirmek durumunda kalıyor. Bu eylemlerin böyle devam devam ederse, Ortadoğu’yu sadece bölgesel anlamda kalmayıp, bütün dünyayı birbirine tetikleyen diğer eylemler ve gelişmeler sebebiyle yeni bir savaş dalgasının içerisine almasının kaçınılmaz olduğunu ifade etmek isteriz. Buna ne derseniz deyin, isterseniz ‘küresel bir savaş’ deyin, isterseniz 3. Dünya Savaşı’ deyin, fakat ne yazık ki insanlık bu şer odaklarının eliyle gerçekleşen hukuk dışı ve hukuk tanımaz eylemler münasebetiyle böylesi bir iklime sürüklenmeye başlamıştır. Hatta savaş şartları artık hasıl olmaya koyulmuştur. Bakınız bugün sadece Ortadoğu’da 8 ülke arasında askeri çatışmalar vuku bulmuştur. Kuzeyimizdeki Ukrayna’yı hemen Asya’da Pakistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan’ı da dahil ettiğimizde ve diğer iç gerginlikleri de hesaba kattığımızda bütün dünya ne yazık ki bu savaş ikliminin içerisine girmiştir. Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan çatışma ve savaş sayısının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde, hamdolsun Milliyetçi Hareket Partisi’nin kutlu liderimiz Devlet Bahçeli’nin izinde biz Türkiye’nin bu ateş deryasının bünyemize sıçramasından uzak tutulduk. Aynı zamanda uzak kalmakla beraber de kendi gücümüzü geçmişe göre aradan geçen yıllar boyunca da giderek, pekiştirerek daha da yüksek bir noktaya taşımış olduk. Şimdi yeni bir dönemin daha içerisindeyiz. Hazırlığını yaptığımız ne varsa bu dönem milletimizi huzur içerisinde, güvenlik içerisinde, barış iklimi içerisinde ve esenlik içerisinde tutabilmektir" dedi. "Bir ülke ne kadar ayrışırsa, o ülkeye dışarıdan yapılan müdahalelerle rahat sonuç alınabilir" Milli birlik ve beraberliğin önemine değinen Özdemir, "Güvenlik olmazsa, milli birlik beraberlik olmazsa, küresel emperyalist hesaplarla beraber siyonist hesaplar sizi kuşatırsa ve sizde bu kuşatma karşısında gereken irade ve kudretini gösteremezseniz, neye yarar sizin zenginliğiniz, neye yarar sizin varlığınız? Bütün çaba ve gayretlerin sadece İslam alemini etnik ve mezhep temelli ayrımcılığa tabi tutmak bunun ardından da yine İslam ülkelerini etnik ve mezhep temelli ayrıştırıp, buralarda siyasi otoritenin ve siyasi iradenin gücünü zayıflatıp, çökmüş devletler oluşturmak suretiyle İsrail’e alan açmak ve İsrail’in sözde Arz-ı Mev’ud hedefleri için topraklarını genişletme çabasına hizmet etme anlayışında bulunan küresel çabaların var olduğu malumdur. Bu çaba ve gayretlerin ana eksende şekillendiği konu başlıkları mutlak suretle ayrılma ve ayrışmadır. Çünkü bir millet ve bir devlet kendi bünyesinde ne kadar ayrılır ve ayrışırsa o ülkeye dışarıdan yapılacak müdahalelerden daha rahat sonuç alınabilir, daha rahat yol alınabilir anlayışı hakimdir. Bakın bunun son örneğini bizler İran’da gördük. Öncelikle İran’da geride bıraktığımız yer yaz aylarında süren 12 günlük savaşta öncelikle İran’ın bazı askeri kapasitelerini yok edilmek istendi. Peşi sıra hemen İran’da bir ekonomik kriz tetiklenmeye çalışıldı. Çok yüksek devalüasyon oranlarına ulaşıldı. Hemen ardından toplumu da dışarıdan kışkırtmak suretiyle İranlıları kendi devletleriyle savaşır hale getirip orada bir iç savaşı çıkarmanın yolları arandı. Hemen peşi sıra dışarıdan geçmiş yıllarda, geçmiş dönemlerde İran’da hükümette bulunan bir isim oldu, piyasaya sürüldü ve rejim değişikliği noktasında da yine hem siyonist hem de emperyalist hesaplara hız verildiği bütün dünya kamuoyuna açıkça yansıtıldı. Bunun akabinde ise sözde müzakereler ve diplomatik temaslar İran’la yürütüldü. İran’ın kabul edemeyeceği egemenlik alanına giren bazı şartlarda öne sürülmek suretiyle işte bugünlerde gördüğümüz gibi dışarıdan komşumuza yönelik bir askeri müdahalenin yolları da açılmış oldu. Türkiye açısından yaşanan bu gelişmeleri kabul etmemiz mümkün değildir" ifadelerini kullandı. "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğü korunmalı" İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çizen Özdemir, "İran’ın uzun yıllardan bu yana komşumuz olduğu ve kader birlikteliği yaptığımız bir devlet olduğu gerçeğinden hareketle toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğinin bizler Milliyetçi Halk Partisi olarak altını çiziyoruz. Kimse farklı tezgahlar ve kurgularla bilhassa İran’da bulunan İranlı Türk kökenli kardeşlerimizi kışkırtmak suretiyle yol alabileceklerini zannetmesinler. Çünkü bölgede yaşanan ve yaşanması istenen senaryoların ne olduğunu Milliyetçi Hareket Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin çok değerli kadroları ve Genel Başkanımızın izinde de bu anlayışa sahip olan tüm Türk evlatları evvelden itibaren bu çabaları sevmiş, anlamış ve tavrını da ona göre koymuştur" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır" Terörsüz Türkiye’nin, milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabası olduğunu belirten Özdemir, "İşte bu şartlar altında Türkiye’nin mutlak suretle Suriye’de de iç huzur ve barış iklimine kavuşmuşken, bölgede terör örgütleri eliyle mesafe almaya kalkışıp, İsrail’in amaçlarına hizmet edecek eylemlerin önüne geçebilmek maksadıyla yine Sayın Genel Başkanımız 22 Ekim 2024 tarihinde bir çağrı yapmış ve bu çağrıyla beraber artık ülkemizde ve bölgemizde ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge hedefi de buna dayalı çalışmalar ve çabalarla hız kazanmış ve yol almıştır. İşte o günlerde bizim bu kutlu milli birlik ve beraberliğimizi tesis eden milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek hedefleyen, bu çağrı ve anlayışımıza sözde eleştiri getirenlerin bugünlerde ne derece de büyük bir utanç yaşadıklarını da eminim hep birlikte görüyoruz. ‘Terörsüz Türkiye’, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır. ‘Terörsüz Türkiye’ emperyalist ve siyonist hesapların vasat bulduğu ve kanlı senaryolara düştüğü böylesi bir eylemde hem kendi vatandaşımızı hem de ‘ben kaderimi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile beraber görüyorum’ diyen, bütün Orta Doğu insanlarını huzur, refah ve barış iklimi içerisinde yaşatma hedefidir. Biz bu gayreti sergilerken, hasım ve düşman odakların yine aynı dönemde bir yandan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimizi bir yandan da Türkiye’yi hedef aldığını hep birlikte görüyoruz. Ne yapsalar beyhude" diye konuştu.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" dedi. Ankara’da Gölbaşı Belediyesi’nin ev sahipliğinde iftar programı düzenlendi. Programa, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı katıldı. Özel, Gölbaşı’na her geldiğinde daha iyiye gittiğini söyleyerek, "Ankara’nın parlayan bir yıldızına dönüşmüş olan bu güzel ilçemizde eşsiz sevgi çiçeği de yetişiyor. Yanı başımızda Müslüman kardeşlerimiz, komşumuz İran’da siyonist bir İsrail ve emperyalist Amerika’nın hesap kitap yapmadan, kimseye danışmadan, uyarmadan giriştikleri saldırılar sonucunda kan akıyor. Böyle bir günde Gölbaşı’nın eşsiz sevgi çiçeğinin yetiştiği bu topraklardan mübarek Ramazan gününde bir kez daha savaşın durmasını dileyelim, barış dileyelim. Tüm dünyadaki çocuklar için huzur dileyelim. 160 kız öğrencinin katledildiği o saldırıyı bir kez daha kınayalım. En kısa sürede barışın sağlanmasını dileyelim" diye konuştu. "Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular" Trump’ın Gazze merakı olduğunu söyleyen Özel, "‘Gazze’yi gördüm. Orada Filistinlilerin ne işi var?’ diyor. ‘Onları etraftaki beş Müslüman ülkeye süpürelim, oraya oteller, casinolar, kumarhaneler dikelim. Sahil de güzel, denizinde de petrol var. Gazze’yi istiyorum’ diyor. Şimdi bu Trump kalkmış bir heyet kurmuş, dünyanın aklı başında liderleri uzak durmuş. Maalesef bizimkiler o heyete, Gazze Barış Masası’na güya adı barış, Gazze’yi yağmalama masasına oturdular. Dedik ki ‘Niye oturdunuz? Filistin yok.’ Dediler ki ‘İsrail de yok. İki taraf olmayacak, biz böyle yapacağız.’ Tam toplantıya iki gün kala İsrail’i, Netanyahu’yu kabul ettiler ve Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular. Böyle olunca o kumarhanelerin, otellerin dikileceği planlarını ortaya çıkardılar ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığında yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" İran’daki savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rejim değiştirmeye çalıştırdığını aktaran Özel, "Biz, İran’ın daha demokratik olmasını, kadın haklarına saygılı bir rejimin oluşmasını, insan hakkı ihlallerinin olmamasını isteriz ama bunların hepsini İran’dan, İranlıların kararıyla ve kendi iç meseleleri olarak halletmelerini, ülkelerini demokratikleştirmelerini isteriz. İran’a füzelerle, İran’a katliam dalışlarıyla, vuruşlarıyla yapılan saldırıları, ülke Venezuela olsa da İran olsa da ülkenin yönetim kadrolarına yapılan suikastleri ya da evine girip oradan kaçırma şeklindeki işleri dünyanın hiçbir yerinde doğru bulmuyoruz. Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" açıklamasında bulundu. Özel, "Ordumuzun, deniz kuvvetlerinin, Kuzey Kıbrıs’a hızla intikali ve orada her türlü tedbiri almasını fevkalade önemseriz. Aklımız Kıbrıs’tadır, Filistin’dedir, İran’daki Müslümanların yanındadır" dedi. "Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ise, "Hem kamuya hem de esnafa aynı zamanda bankalara çok ciddi bir borç vardı. Personeline maaşını kredi vererek ancak verebiliyordu. Bir çok esnaf belediye bizden alışveriş yapmasın diye adeta dua ediyordu, imtina ediyordu. Mazotunu alamayan, arabasına adeta parça bulamayan sıkıntılı bir belediye devraldık. Ama biz bundan yılmayacağımızı ortaya koymuştuk göreve talip olmakla beraber. Onun için hiç yılmadık ve dedik ki o günlerde inşallah 2025 sonunda bütçeye ulaşacağız. Rabbim bizi mahcup etmedi geldiğimiz bugün itibariyle. Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik. Hem piyasaya esnafa olan borçlarımızı ödedik. Gölbaşı’na mal satmaktan kaçınan insanlar esnaf bugün Gölbaşı Belediyesi’ne mal satmak, Gölbaşı Belediyesi’ne hizmet vermek için birbiriyle yaraşıyor" diye konuştu.