DİĞER SPORLAR - 07 Kasım 2018 Çarşamba 22:38

Dünya Karate Şampiyonası'nda Serap Özçelik Arapoğlu finalde

A
A
A
Dünya Karate Şampiyonası'nda Serap Özçelik Arapoğlu finalde

24. Dünya Karate Şampiyonası’nın ikinci gününde kumite 50 kiloda Serap Özçelik Arapoğlu, finale yükselerek kariyerinde ikinci kez bunu başardı. Yarı finalde dramatik bir şekilde kaybeden Merve Çoban da kumite 61 kiloda dünya üçüncülüğü mücadelesine çıkacak.

İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen 24. Dünya Karate Şampiyonası’nda ikinci gün müsabakaları tamamlandı. Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları yolunda en yüksek kota puanını veren organizasyonun ikinci gününde Serap Özçelik Arapoğlu kumite 50 kiloda kariyerinin ikinci finaline yükselirken, Merve Çoban da kumite 61 kiloda dünya üçüncülüğü maçına çıkmaya hak kazandı. 

Wizink Center’daki müsabakaların ikinci gününde kadınlar kumite 50, 55 ve 61 kilo, erkekler kumitede de ise 60, 67 ve 75 kiloda elemele müsabakaları yapıldı. 

Kumite 50 kiloda Türkiye'yi temsil eden Serap Özçelik Arapoğlu, Dünya Şampiyonu olduğu 2014 yılının ardından ikinci kez adını finale yazdırdı. Yarı final mücadelesinde Rus Tatiana Rybalchenko karşısında ilk dakika içerisinde 1-0 geriye düşen milli karateci, etkili performansı neticesinde üst üste aldığı puanlarla sonuca gitti ve 3-1 kazandı. 

Kariyerinde dört Avrupa şampiyonluğu da bulunan Serap, 10 Kasım Cumartesi günü, Türkiye saati ile 20:34’te yapılacak final mücadelesinde Japon Miho Miyahara ile karşılaşacak.

3 saniye ile finali kaçırdı
Kumite 61 kiloda mücadele eden Merve Çoban, başarılı performansına karşın dramatik bir şekilde finalin kapısından döndü. 3-1 önde olduğu yarı final mücadelesinin son üç saniyesinde yediği tekme ile Sırp Jovana Prekovic'e 4-3 mağlup milli karateci, tatamiden yenik ayrılırken müsabaka sonunda büyük üzüntü yaşadı.
Dünya üçüncülüğü için tatamiye çıkacak Merve Çoban, 10 Kasım Cumartesi günü, Mısırlı Giana Lotfy ile karşılaşacak.

Dört isim veda etti
Şampiyonanın ikinci gününde yarışan Türk karatecilerden, kumite 60 kiloda Eray Şamdan, 67 kiloda Burak Uygur, 75 kiloda Erman Eltemur ile 55 kiloda Tuba Yakan elemelerde şampiyonaya veda etti.

Takım müsabakaları başlıyor
İspanya’nın başkenti Madrid’de devam eden 24. Dünya Karate Şampiyonası’nda 8 Kasım Perşembe günü, takım kata ve kumite ile para-karate müsabakaları yapılacak.
Türkiye saati ile 12:00’de başlayacak elemelerin ardından saat 21:00’de resmi açılış seremonisi gerçekleştirilecek.

Madalya müsabakaları cumartesi günü
24. Dünya Karate Şampiyonası’nda bireysel dalda yapılacak madalya mücadeleleri, 10 Kasım Cumartesi günü, Türkiye saati ile 12:00’de başlayacak. 

Milli karatecilerimizin müsabaka saatleri ve rakipleri şu şekilde: 

Final - Serap Özçelik Arapoğlu - Miho Miyahara (Japonya) 20:34
3.’lük Maçı - Ali Sofuoğlu - Antonio Diaz (Venezuela) - 17:45
3.’lük Maçı - Uğur Aktaş - Anton Isakau (Belarus) - 12:45
3.’lük Maçı - Alparslan Yamanoğlu - Alexander Pshenitsyn (Rusya) - 12:15  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Alsancak’ta dev altyapı çalışması İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, Dünya Bankası finansmanıyla yürütülen Türkiye Deprem, Sel ve Yangın Acil İmar Projesi (TEFWER) kapsamında Alsancak Liman bölgesinde başlattığı altyapı çalışmalarını Şehitler Caddesi’nde sürdürüyor. Yağmur suyu ve atık su hatlarının ayrıştırılmasıyla taşkın ve koku sorunlarına kalıcı çözüm hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü’nün, kentin altyapısını uzun yıllar boyunca güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde yenilemeyi hedefleyen büyük ölçekli yatırımları devam ediyor. Konak, Bayraklı ve Karabağlar ilçelerinde toplam 3 milyar liralık altyapı yatırımı ile İzmir’in altyapısında tarihi bir dönüşüm başlatıldı. Dünya Bankası finansmanı ile yürütülen Türkiye Deprem, Sel ve Yangın Acil İmar Projesi (TEFWER) kapsamında hayata geçirilen yatırımlar ile kent merkezinde birleşik sistem kademeli olarak ayrıştırılıyor. Dev projelerin Alsancak-Konak etabı kapsamında Alsancak Liman bölgesinde çalışmalar Şehitler Caddesi’nde devam ediyor. Alsancak Liman bölgesine 8,4 kilometre yağmur suyu hattı Proje kapsamında, Alsancak Liman bölgesinde 8,4 kilometre yağmur suyu hattı, 8 kilometre atık su hattı ve 3 yağmur suyu terfi merkezi inşa ediliyor. Çalışmalar Liman bölgesinde etap etap ilerleyecek. İmalatların 2027 yılında tamamlanması hedefleniyor. Bu yatırımla birlikte kent merkezinde ekonomik ömrünü tamamlamış altyapı hatları yenileniyor, yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri ayrıştırılarak özellikle yoğun yağışlarda yaşanan su baskınlarının ve çevresel risklerin önüne geçilmesi amaçlanıyor.
İstanbul Yurtta hava durumu Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, ülkemiz genelinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Marmara, Kuzey Ege, İç Anadolu’nun kuzeyi, Batı Karadeniz, Doğu Anadolu’nun doğusu ile Çorum, Amasya, Batman ve Siirt çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, genellikle yağmur ve sağanak, iç ve yüksek kesimlerde karla karışık yağmur ve kar yağışı şeklinde görüleceği tahmin ediliyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ ve kar erimesi tehlikesi bulunmaktadır. Hava sıcaklığı: Hava sıcaklığının yurt genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgar: Genellikle güney ve batılı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren yağmur ve karla karışık yağmurlu, yüksekleri kar yağışlı 10 İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden itibaren aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 12 İzmir: Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren sağanak yağışlı 18 Adana: Parçalı ve az bulutlu 19 Antalya: Parçalı ve az bulutlu 19 Samsun: Çok bulutlu 13 Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu 11 Erzurum: Çok bulutlu 3 Diyarbakır: Parçalı ve çok bulutlu 15
Samsun Kenevirden kauçuk, krem ve biyomalzeme: OMÜ’den çok yönlü kenevir çalışmaları Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, geliştirdiği yeni kenevir çeşitleri, ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler, kenevirden kauçuk ve biyomalzeme projeleriyle hem sağlık hem de sanayi alanında dikkat çekiyor. Enstitü, genişleyen genetik havuzu ve yerli çeşit adaylarıyla Türkiye’de tıbbi kenevir sektörüne yön vermeyi hedefliyor. Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, enstitünün yürüttüğü çalışmalar ve Türkiye’de kenevir sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aytaç, özellikle tıbbi kenevir alanında son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirtti. Enstitü bünyesinde 3 anabilim dalı bulunduğunu ifade eden Aytaç, bunlardan birinin tarım ve ıslah alanında faaliyet gösterdiğini söyledi. Özellikle yeni kenevir çeşitlerinin geliştirilmesine odaklandıklarını kaydeden Aytaç, son 1-2 yıldır Türkiye gündeminde yer alan tıbbi kenevir çeşitleri üzerine yoğun çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi. Kenevirin sazlık alanlarda kullanımına yönelik projelerinin bulunduğunu aktaran Aytaç, inşaat malzemeleri ve biyomalzeme üretimi konusundaki çalışmaların da hız kesmeden sürdüğünü ifade etti. Yeni çeşitler ve çeşit adaylarının geliştirildiğini belirten Aytaç, "Bu durum genetik havuzumuzun önemli ölçüde genişlediğini göstermektedir" dedi. "Kauçuk ve krem" Enstitünün farklı birimlerle iş birliği içerisinde kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik projeler yürüttüğünü söyleyen Aytaç, "Enstitümüzle iş birliği içinde olan diğer birimlerle birlikte yürüttüğümüz, kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik bir projemiz var. Kenevirle ilgili tıbbi alanda, özellikle ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler geliştirmiş bulunmaktayız. Kenevirin sağlık alanında kullanımıyla ilgili hem üretim hem de kullanım açısından yasal bir düzenlemeye ihtiyaç vardı. Bu yasal düzenlemeler ülkemiz bürokrasisinin gündemindeydi. 31 Ocak 2026 tarihinde hem Sağlık Bakanlığı’nın hem de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu iki yeni yönetmelikle tıbbi kenevirin üretimi ve kullanımına ilişkin detaylar ortaya konuldu. Tıbbi kenevirin ülkemizde gelişmesi için ülke olarak önemli attığımızı düşünüyorum. En azından süreci başlatmış olduk" diye konuştu. "Vahşi sanayileşmeye karşı kenevir" Dünyada yoğun sanayileşmenin yol açtığı çevre kirliliğine dikkat çeken Aytaç, "Beş yıl sonra Türkiye’de kenevir sektörü yalnızca ülkemize bağlı olarak değil, ticaret yaptığımız diğer ülkeler ve ülke bloklarıyla birlikte şekillenecektir. Örneğin, Yeşil Mutabakat ve Paris İklim Antlaşması gibi unsurlar üretim durumumuzu belirleyecektir; hem tarımsal üretim hem de sanayi üretimi açısından. Dünyanın vahşi sanayileşme sonrası kirlenmesinin ardından bu kirliliğin önüne geçebilmek veya azaltabilmek için bir dönüşüm gerekmektedir. Bu dönüşüm sürecinde kenevirin avantajlı olduğu düşünülmektedir" şeklinde konuştu. "Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmek" Türkiye’nin tekstil alanında güçlü bir ülke olduğuna işaret eden Aytaç, "Biz tekstil bakımından güçlü bir ülkeyiz. Kenevir tekstilini yaygınlaştırabilirsek ve kenevir tekstil üretiminden arta kalanları da kâğıt sanayisinde değerlendirebilirsek, keneviri ekonomik anlamda iyi kullanan ülkelerden biri olabiliriz. Elbette kenevirden birçok ürün üretilebilmektedir. Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmektir" ifadelerini kullandı.
İzmir İlaç yazdırmaya gitti, kendisini ameliyat masasında buldu İzmir’in Foça ilçesinde yaşayan 61 yaşındaki emekli Ali Toker, eşine ilaç yazdırmak için gittikleri hastanede sağ yan ağrısından söz edince hayatını kurtaran teşhis konuldu. Yapılan tetkiklerde karın aort damarında 6,5 santim çapında anevrizma (aort balonlaşması) tespit edilen Toker’in, yapılan kalp anjiyosunda ise kalbinde üç damarının tıkalı olduğu belirlendi. Toker, Doç. Dr. Cüneyt Narin tarafından kapalı yöntemle gerçekleştirilen iki aşamalı ameliyat sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Doç. Dr. Narin, "Hastamız çok şanslıymış. Ameliyat sınırı 5.5 cm. olan olan anevrizma 6.5 cm. idi, yırtılmadan müdahale edildi." dedi. İki çocuk babası Ali Toker, eşi Filiz Toker’e ilaç yazdırmak için gittikleri doktorda sağ yan ağrısı şikayetini dile getirdi. Doktorun yaptığı ultrason incelemesinde aort damarında 6,5 santimlik anevrizma tespit edildi. Bunun üzerine kalp cerrahına yönlendirilen Toker’e yapılan anjiyoda üç damarının tıkalı olduğu ve damar yapısında bozulma bulunduğu söylendi. Hastaya önce anevrizma operasyonu, ardından bypass ameliyatı önerildi. Açık kalp ameliyatından çekinen Toker, yaptığı araştırmalar sonucunda Acıbadem Kent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cüneyt Narin’e başvurdu. 26 Aralık’ta hastaneye yatan Toker, 27 Aralık’ta küçük kesi yöntemiyle, meme altı kesisiyle bypass ameliyatına alındı. Tıkalı kalp damarları açılan Toker, bir aylık dinlenme sürecinin ardından 3 Şubat’ta bu kez kapalı yöntemle aort anevrizması ameliyatı oldu. "Bu rahatsızlıklar hiçbir belirti vermedi" Sağ tarafındaki ağrı dışında herhangi bir ciddi şikayeti olmadığını belirten Ali Toker, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Eşime ilaç yazdırmaya gitmiştik. Ben de doktora sağ yan ağrısı çektiğimi söyledim. Ultrason tetkiklerinde aort anevrizmasını tespit etti ve çok acil müdahale gerektiğini söyledi. Şeker hastası değilim, tansiyonum normal. Bu ağrının safra kesesi taşı olabileceğini düşünmüştüm. Kalp damar rahatsızlıklarım hiçbir belirti vermedi. Ne bir sancı ne bir ağrı. Son zamanlarda göz kararması ve baş dönmesi yaşıyordum ama kalbe yormadım. Sonunda hayatıma mal olabilecek iki büyük sorundan iki operasyonla kurtuldum. Kendimi çok iyi ve dingin hissediyorum. Çok şanslı bir hastaymışım. Tesadüfler ve doktorlarım hayatımı kurtardı." "6 santimin üzerindeki anevrizmalarda yırtılma riski çok yüksek" Ameliyat süreci hakkında bilgi veren Acıbadem Kent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cüneyt Narin, hastada hem ciddi koroner damar hastalığı hem de büyük çaplı aort anevrizması bulunduğunu söyledi. Bu tür hastaların çoğu zaman ameliyat riskinden çekinerek tedaviyi ertelediğini belirten Narin, "Hastamızda üç damar tıkanıklığı vardı. Aynı zamanda 6,5 santim çapında aort anevrizması mevcuttu. Sigara kullanımı, fazla kilo ve KOAH tedavisi alması da riski artırıyordu. Radyoloji ve kardiyoloji ekipleriyle birlikte özel bir strateji planladık. Normalde kasıktan girmemiz gerekiyorken karnı etkilememek için strateji değiştirdik, koldan girerek önce küçük kesi yöntemiyle bypass ameliyatını gerçekleştirdik. Bir ay sonra da kapalı yöntemle anevrizma ameliyatını yaptık. Hastamız da sürece çok iyi uyum sağladı, kilo verdi ve sigarayı bıraktı. Şifayla taburcu ettik" dedi. Ailesinde anevrizma öyküsü bulunanlar dikkat Anevrizma konusunda uyarılarda da bulunan Narin, 5,5 santimin ameliyat sınırı kabul edildiğini, 6-6,5 santimin üzerindeki anevrizmalarda patlama riskinin çok yüksek olduğunu vurguladı. Anevrizmanın yırtılması halinde karın içine kanama olduğunu ve bunun ölümcül sonuçlar doğurabildiğini belirten Narin, 6 santimin üzerindeki aort anevrizmalarında yıllık yırtılma riskinin yüzde 14, kadınlarda ise yüzde 22’ye kadar çıktığını ifade etti. Aort yırtılması durumunda hastaların yaklaşık yüzde 50’sinin hastaneye ulaşamadan hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Narin ayrıca, ailesinde anevrizma öyküsü bulunanlar, yüksek tansiyon hastaları ve sigara içenlerin risk grubunda olduğunu belirterek, bu kişilerin düzenli tetkik yaptırmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.