GÜNDEM - 22 Ekim 2022 Cumartesi 11:16

'E-İnsan programı işe alım oranlarını artıracak'

A
A
A
'E-İnsan programı işe alım oranlarını artıracak'

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi tarafından geliştirilen e-insan programının gençlerin kamu ve özel kurumlarda iş deneyimi kazanmasını kolaylaştıracağını belirten Öğrenci Dekanı Serhat Butur, sistemin işe alınma oranlarını da artıracağını kaydetti.

Gençlere ulusal staj, kariyer planı, sertifika programları ve online eğitimler sağlayan e-insan programı ile kamu ve özel kurumlarda fırsat eşitliğinin sağlanması açısından büyük bir adım atıldığını belirten Beykent Üniversitesi Öğrenci Dekanı Serhat Butur, programla ilgili önemli noktaları paylaştı. Programın duyurulmasından sonra yoğun bir başvuru olduğunu ifade eden Butur “Üç aylık staj süresinde öğrenciler deneyim kazanacak ve işe girme oranları artacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’nin üç yıldır üzerinde çalıştığı e-insan programının, üniversitelerin de içine dahil olduğu ‘Ulusal Staj Programı, Yetenek Kapısı ve Kariyer Kapısı’ gibi birçok platformu bir araya getirerek, kolay erişilebilir bir sistem oluşturulduğunu belirten Butur, programı ve içerisine dahil olan platformları anlattı.

Sistem fırsat eşitliği sunuyor

Ulusal Staj Programı’nın öğrencilerin staj bulmakta zorlandığı ya da genelde hep duyulan ‘staj yaparken bir aracıya ihtiyaç var’ cümlelerini ortadan kaldırdığı bir sitem oluşturduğunu belirten Butur, “Bu program içerisinde öğrenciler, öğrencilik hayatı boyunca yaptığı tüm çalışmaları bu sisteme yüklüyor. Bu sisteme almış oldukları sertifikalar, eğitimleri içerisinde almış oldukları puanlar yükleniyor. Sistemde öğrencinin kendi üniversitesi de bu bilgileri onaylıyor. Burada bir puanlama sistemi oluyor. Puanlama sistemi sonunda öğrencinin hangi üniversitede okuduğu, adı-soyadı gibi bilgiler staj için bir kamu ya da özel kurumla eşleşene kadar o kurumlarla paylaşılmıyor. Bu kurumlar öğrencinin bilgilerini ancak staja kabul edip, davet ettiğinde görebiliyor. Böylece aslında fırsat eşitliği ve adil olan nitekim liyakatin olmadığı bir sistem oluşturulmuş oldu” dedi.

Öğrenciler sistem içerisinde eşit

Yetenek Kapısı ile öğrencilerin kendi kariyerlerini geliştirebildiğini aktaran Butur, “Bu program içerisinde online derslerin yapıldığı, sertifikaların alındığı bir çok üniversitenin hocasının eğitim videoları yüklediği ve öğrencilerin eğitim alabildiği bir sistem. Bu da yine fırsat eşitliği oluşturan bir ortam. Çünkü dışarda özel eğitimler çok maliyetli. Sistemde maddi imkanı olan ya da olmayan her öğrenci eşit. Öğrenciler buradan sertifikalarını alıp, bu sistemin içerisine yükleyebilecekler” diye konuştu.

“İşe alımlarda adil ve eşit bir ortam oluştu”

İşe girmede gençlere kolaylık sağlayan Kariyer Kapısı’nı da anlatan Butur, “Stajların haricinde hem kamu hem de özel sektörde iş imkânlarının oluşturulduğu adil ve eşit sistem içerisinde işe alımların yapıldığı bir ortam oluştu. Bu sistemler ayrı ayrı şifre ve kullanıcı adlarının olduğu sistemlerdi. Bu durum hem üniversitelerin hem de kullanıcıların işini biraz zorlaştırıyordu. Fakat Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’nin büyük destekleriyle ortaya e-insan projesi çıktı. Bu proje ile hem üniversitelerin hem de öğrencilerin tek bir platformdan girebildiği böylece kendilerini daha kolay idare edebildiği ya da takip edebildiği bir sistem oluşturulmuş oldu” dedi.

“300 bin staj başvurusu bekleniyor”

Programın staj başvurularını arttıracağına dikkat çeken Butur, geçen sene 150 bin olan staj başvurusunun bu yıl 300 bin olarak hedeflendiğini söyledi. Programın üniversiteler ve öğrenciler için faydasına da değinen Butur, “Üniversiteler öğrencilerinin nerede, ne zaman çalıştıklarını ya da ne kadar çok işe alınıp, ne kadar çok staja başvurduklarını görebiliyor. Öğrencilerimiz için ise hiç kimseye ihtiyaç duymadan kendi başarılarıyla, kendi yapmış oldukları çalışmalarla bir yerlere gelebilmenin hem gururunu hem de hevesini yaşayabilecekleri bir ortam oldu. Projeyle birlikte üniversitemizin Kişisel Gelişim Kariyer Merkezine oldukça çok başvuru oldu. Bu sistem öğrencilerin eğitim almak, kendi sertifikalarını doldurmak ve CV’lerini daha yoğun bir şekilde doldurmak istedikleri bir sistem oldu. Üniversitemizde 300 ile başladığımız başvuru sayısı bugün 5 binlerde. Bu bizim için büyük bir başarı” ifadelerine yer verdi.

“Sistemin özel kurumların desteğine ihtiyacı var”

Staj ücretlerinin ise bu sene asgari maaş olarak ödenmesinin güzel bir nokta olduğunu kaydeden Butur, “Öğrenciler öncesinde kısa sürede çok daha az ücret alıyordu. Şimdi ise en az üç aylık sürede asgari maaş alabilecekler. Gençlerin özel sektörde ‘Deneyiminiz var mı’ sorusuna artık ‘Evet deneyimim var’ diyebilecekleri bir sistem oluşturulmuş oldu. Böylece işe alınma oranlarının artacağını düşünüyoruz. Bu sitemin özel kurumların da büyük desteğine ihtiyaç duyan bir sistem olduğunu da görüyoruz. Onların da desteği ile çok daha büyüyecek. Ülkemizin, üniversitelerimizin ve öğrencilerimizin geleceği adına büyük bir adım olduğunu düşünüyoruz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Binali Yıldırım: "BM’nin 5 üyesi pinpon topu gibi dünya milletleri ile oynuyor" Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım ile TBMM eski Başkanı İsmet Yılmaz’a, Düzce Üniversitesi tarafından fahri profesörlük unvanı verildi. Törende konuşan Yıldırım, Türkiye’nin coğrafi konumu, bölgesel riskler ve küresel belirsizlikler üzerinden değerlendirmelerde bulunarak, "BM’nin 5 üyesi pinpon topu gibi dünya milletleri ile oynuyor" dedi. Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım ile TBMM eski Başkanı İsmet Yılmaz’a Düzce Üniversitesi tarafından fahri profesörlük tevcih töreni düzenlendi. "Türkiye’nin dünyadaki ülkelere göre birçok farklılığı var" diyen Binali Yıldırım, "Bunların başında coğrafya gelir. Coğrafyamız gereği batı ile doğunun, iki ayrı kültürün, iki ayrı medeniyetin buluştuğu, zaman zaman da çatıştığı bir bölgede yer alıyoruz. Aynı zamanda 3 kıtayı birleştiren bir coğrafyamız var. Çok dinamik bir ülkeyiz. Dinamik olmamızın sebebi, kuzeyimizde, güneyimizde, doğumuzda savaş olmasıdır. Balkanlar’da çok hassas ve kırılgan bir yapı var. Dolayısıyla bütün bu şartlar altında dış tehditlere karşı iç bünyeyi çok sağlam tutmak mecburiyetindeyiz. Görünen düşmandan korkmayın. Görünen düşmana karşı tedbirinizi rahatlıkla alabilirsiniz. Ama asıl olan sinsi düşmanlıktır; iç bünyede oluşturulan düşmanlıklardır, kardeşliğimize zarar verecek fitnelerdir, ayrılıkçı hareketlerdir, sapık düşüncelerdir" diye konuştu. "15 Temmuz’a zayıf hükümetle yakalansaydık ülke başka bir yere sürüklenebilirdi" Terör örgütlerinin amaçları değişmediğini, tiplerinin değiştiğini söyleyen Yıldırım, "1970’lerde sağ-sol ve bölücü terör örgütleri vardı. 1980’lerde sustular, 1990’larda farklı kılıklarda yeniden ortaya çıktılar. Bizim AK Parti olarak başarımızın altındaki en büyük sebep güven ve istikrar. Güçlü iktidar olduğunda ülke her türlü zorluğun üstesinden gelir. 15 Temmuz’a zayıf hükümetle yakalansaydık ülke başka bir yere sürüklenebilirdi. O gece Türk milleti destan yazdı. O gece, hakkın ve halkın gücü, tankın gücünü yendi. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sağlık ve uzun ömür diliyorum" derken gözleri doldu. "Pinpon topu gibi dünya milletleri ile oynuyorlar" Dünyanın zor günlerden geçtiğini söyleyen Binali Yıldırım, "Bu bir kriz değil, belirsizliktir. Kriz yönetilebilir ama belirsizlik yönetilemez. Dünyanın patronu olduğunu iddia eden emperyal güçler, üstlerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getiremiyor. Bölgemizde çok ciddi belirsizlikler var. Ciddi tehditler var. Dünyada İran, Filistin, Libya, Ukrayna ve Rusya gibi birçok bölgede ciddi sorunlar vardır. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler ne yazık ki artık hiçbir işe yaramıyor. Hiçbir uluslararası sorunu çözme iradesini ortaya koyamıyor. 194 üyenin, 189’u etkisi eleman. 5 tanesi her şey, dünyayı paylaşmışlar. Birinin işine gelen, diğerinin işine gelmiyor. Pinpon topu gibi dünya milletleri ile oynuyorlar" dedi. "40 yıl içinde 40 bin asker, sivil, polis, korucu kaybettik" Türkiye’nin 40 yılını terörle mücadeleyle geçirdiğini söyleyen Binali Yıldırım, "Bu bizim enerjimizden çok şey götürdü. Sadece para değil, insan kaynağımızı da yok etti. 40 yıl içinde 40 bin asker, sivil, polis, korucu kaybettik. Yaklaşık iki trilyon dolarlık kaynak bu mücadelede harcandı. Bu Türkiye’nin milli gelirinin 2 katına yakını. O paraları oralara harcamasaydık Türkiye, satın alma gücü bakımından dünyanın ilk 5 ekonomisi arasında yerini alacaktı. Fransa’nın da önünde yer alacaktı. Parasal kaynağımız gitti. Günün sonunda kazanılan bir şey yok ama güzel bir şey oldu, terör örgütü havlu attı" ifadelerini kullandı. "Ülkemizde 20 yıl içinde 20 milyon azalma riski ile karşı karşıyayız" Hizmetin kalıcı olması için güçlü iktidara ihtiyaç var" diyen Yıldırım, "Dünya küçülüyor. Eskiden, ’Bizim genç ve dinamik nüfusumuz var’ diye hava atıyorduk. Oda yok artık. Son birkaç yıldır nüfus yenileme hızı düştü. 1.48’e düştü. Gelecek için azalma büyük bir felakettir. Zenginlik para ile olmuyor. Hindistan, dünyanın en zengin ülkesi değil ama en fazla nüfusuna sahip. Kişi başı milli gelire bakıldığında otomatik olarak dünya 3.’sü. 10 yıl sonra 1. olacak eğer doğum bu şekilde devam ederse. Ülkemizde 20 yıl içinde 20 milyon azalma riski ile karşı karşıyayız. Bu sebeple Cumhurbaşkanımız son 10 yılı aile yılı ilan etti. Buna ilişkin tedbirler geldi, çok daha fazlası alınacak" dedi. Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü ise yapılan işlerden dolayı teşekkür etti. "Toplam 2 bin 282 projemiz desteklendi" Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir de "Kampus imkanları olarak Türkiye’nin en gözde yüksek öğretim kurumları başında gelen üniversitemiz büyük ivme yakalayarak Türkiye’nin en iyi üniversiteleri arasında yer bulmuştur. Yeni nesil üniversite olarak teknolojik altyapı imkanları sunuyoruz. Ankara ve İstanbul arasında olan üniversitemiz çekim noktası olarak hızla büyüyor. Bölgesel kalkınma odakları, ihtisaslaşma programında çevre sağlık alanında ihtisas üniversitesi olarak kabul edilmiştir. Hem öğrenci dekanlığı, hem araştırma dekanlığı birimlerini hizmete açtık. Büyük yapısal dönüşüme imza attık. Bölgesel kalkınma üniversitesi olarak büyük başarılara imza attık. 2006 yılından bu yana toplam 2 bin 282 projemiz desteklendi. 2006’dan bugüne 325 milyon lira proje desteği aldık. Üniversitelerin eğitim, öğretim yanı sıra toplumsal katkısı vardır. Biz bu anlamda bilim ofisi desteği ile toplumsal katkı ofisi vasıtasıyla üniversitedeki bilimsel verileri ulaştırmaya çalışıyoruz. 44 bilim kafe ve aile okulu etkinliği gerçekleştirdik. Yüksek Öğretim Kalite Kurulu tarafından akredite edildik. Avrupa Üniversiteler birliğine tam üye olduk. Ulusal ve uluslararası platformlarda köklü üniversitelerle rekabet edecek seviyeye yükseldik" dedi. Konuşmaların ardından Binali Yıldırım ve İsmet Yılmaz’a fahri profesörlük belgeleri verilerek cübbeleri giydirildi.
Eskişehir ‘Yeşilay Fest’ ESOGÜ’de başladı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ev sahipliğinde ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti Eskişehir Şubesi katkılarıyla düzenlenen ‘Yeşilay Fest’ festivalinin açılış programı gerçekleştirildi. ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki programın açılışında konuşan Türkiye Yeşilay Cemiyeti Eskişehir Şube Başkanı Av. Ayşe Fert Dökmeci, 2 gün boyunca sporla ve sanatla birlikte gençlerin bağımlılıklardan nasıl uzak tutulabileceğini göstermek istediklerini kaydetti. Dökmeci’nin mikrofonu bıraktığı ilkokul öğrencisi minik Elif, bağımlılık hakkında bilgiler verdi. Miniklerin gösterileri beğeni topladı Mustafa Kemal İlkokulu ikinci sınıf öğrencileri bağımlılık temalı pandomim, Özel Atayurt Anadolu Fen Lisesi Ritim Topluluğu ise ritim gösterileri gerçekleştirdi. Daha sonra ESOGÜ Halkbilim Uygulama ve Araştırma Merkezi (HAMER) Türk Müziği Topluluğu, Öğr. Gör. Dr. Tuncay Dağlı solistliğinde bir konser sundu. "Böyle festivalleri önemsiyoruz" Türkiye Yeşilay Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi ve Genç Yeşilay Başkanı Samet Koca, Yeşilay’ın en büyük farkının toplumun tümüne mal olmuş bir sivil toplum kuruluşu olması olduğunu belirterek, 106 yıllık böyle bir cemiyetin bayrağını taşımanın kendilerine onur ve mutluluk verdiğini ifade etti. İllerde gerçekleştirilen böyle festivalleri çok önemsediklerini ve şubelere destek vermeye çalıştıklarını dile getiren Samet Koca, il protokolüne destekleri için teşekkür etti. "Gençler spor ve sanat gibi güzelliklere yönlendirilmeli" ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, bağımlılık konusunun dünyanın ve Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri olduğunu ve artık değişen dünyada bağımlılıkların alkol ve maddelerin yanı sıra oyun ve sosyal medya gibi çok farklı alanlarda da ortaya çıkmaya başladığını kaydetti. Aileden başlamak üzere bütün toplumun bağımlılıkla ilgili bilinçlendirilmesinin ve farkındalık oluşturacak etkinlikler düzenlenmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kamil Çolak, gençleri ve çocukların kötü alışkanlıklar yerine spor, müzik, sanat gibi güzelliklere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yeşilay’ın bu noktada önemli bir rol üstlendiğini belirten Rektör Çolak, ESOGÜ’de 2 gün devam edecek ‘Yeşilay Fest’ kapsamında çeşitli atölyeler ile sanat ve spor faaliyetleri düzenleyerek çocuklar ve gençleri güzelliklerle buluşturacaklarını ifade etti. Çolak, Yeşilay Fest’e ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek Yeşilay ekibine, katkı sağlayan bütün kurumlara ve emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu. "Bağımlılıkla mücadele, geleceğimizin mücadelesi" Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, bu anlamlı etkinliğin bağımlılıkla mücadelenin gençlere ve çocuklara anlatılmasına ve desteklerinin sağlanmasına çok değerli katkılar sağlayacağına inandığını ifade etti. Yeşilay’ın mücadelesinin toplumu, milleti, gençliği huzura ve başarıya götürecek bir mücadele olduğunu dile getiren Vali Yılmaz; alkol, uyuşturucu ve dijital bağımlılığın, bağımsızlığı alıp götürdüğünü ve sonunun hüsran olduğunu söyledi. Gençlerin ve çocukların sporla, sanatla, okumayla ve eğitimle meşgul olmalarının hem onları hayatta başarılı kılacağını hem de milletimizi refaha ve toplumumuzu daha ileriye taşıyacağını belirten Vali Dr. Erdinç Yılmaz, bağımlılıkla mücadelenin geleceğin mücadelesi olduğuna dikkat çekti. Vali Yılmaz bu mücadelenin hep birlikte sürdürülmesi gerektiğini ve bunun sadece bir kurumla ya da devletle sınırlandırılamayacağını, toplumun her bireyinin bu mücadelede sorumluluğunun bulunduğunu ifade etti. Yılmaz, Yeşilay Fest’i düzenleyen Yeşilay ve ESOGÜ ile emeği geçen herkese teşekkür etti. Dereceye giren öğrencilere hediyeler takdim edildi Açılış konuşmalarının ardından Vali Dr. Erdinç Yılmaz, Okullar Arası Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek Yarışması’nda Eskişehir ilinde dereceye giren öğrencilere hediyelerini verdi. Sonrasında Yeşilay Fest’in düzenlenmesine katkı sunan kurum ve kuruluş temsilcilerine teşekkür belgeleri takdim edildi. Açılış programı, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. Programa geçmiş dönem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hasan Ünal, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah ve diğer protokol mensupları da katıldı.
İstanbul Şişli’de kayınvalide gelinini öldürmüştü, bir görümce gözaltına alındı; diğerini yakalama çalışmaları sürüyor Şişli’de Menekşe K., 6 yıldır cezaevinde olan oğlunun dini nikahlı eşi Burçin Şahin’i silahla başından vurarak öldürmüştü. ’Uyuşturucu madde ticareti’ suçundan kesinleşmiş 6 yıl 8 ay hapis cezası bulunan Menekşe K. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Şişli Asayiş Büro Amirliği ekipleri yaptığı çalışmada, Şahin’in 2 çocuğunun olaydan bir süre önce görümceleri Ceylan S. ve Nehir K. tarafından evden çıkarıldığı öğrenildi. Çocukları bir eve bırakan görümcelerin sonrasında emlakçıya gittiği, burada bir süre beklediği ve cinayetin ardından paniğe kapılarak emlakçıdan çıktıkları anların görüntüleri de ortaya çıktı. Olayla ilgili kardeşlerden Ceylan S. polis tarafından gözaltına alınırken, Nehir K.’yı yakalama çalışmaları sürüyor. Geçtiğimiz 2 Mayıs’ta Cumartesi günü saat 13.15 sıralarında Şişli ilçesi Eskişehir Mahallesi’nde meydana gelen olayda, Haydarcan K.’nin ’Hırsızlık’ suçundan cezaevinde olduğu, dini nikahlı eşi Burçin Şahin’in ise kayınvalidesi Menekşe K. ile aynı evde yaşadığı öğrenildi. İddiaya göre kayınvalide ile gelin arasında evde henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma çıkmış, kayınvalide Menekşe K., kendisine ait ruhsatsız silahla Burçin Şahin’in başına 2 kez ateş etmiş, olay sonrası Burçin Şahin hayatını kaybetmişti. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemelerde dışarıda 2 adet, evde ise 4 boş kovan buldu. Ölen Şahin’in 2 de çocuğu olduğu öğrenildi. Cinayet şüphelisi kayınvalidenin cinayetin ardından pencereye çıkarak ’Gelinimi öldürdüm, namusumu temizledim’ dediği ve camda bir süre sigara içtiği öğrenildi. Kayınvalide, gelininin oğlunu aldattığını düşünerek cinayeti işlemiş Polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alınan Menekşe K.’nin burada verdiği ilk ifadesinde, olayın ’Namus meselesi’ olduğunu söylediği, ifadesinin devamında oğlunun 6 yıldır cezaevinde olduğu, Burçin Şahin’in oğlunu aldattığından şüphelendiğini, olay günü telefonunda mesajlaşmalarını görmesi üzerine şüphelerinin arttığını, bunun üzerine sinirlenerek evde bulunan silahla başına 2 el ateş edip cinayeti işlediğini söylediği öğrenildi. Kayınvalide Menekşe K., tutuklandı İşlemleri için polis merkezine getirilen Menekşe K.’nin burada yapılan sorgusunda ’Uyuşturucu madde ticareti’ suçundan kesinleşmiş 6 yıl 8 ay hapis cezası bulunduğu da öğrenildi. Emniyette işlemleri tamamlanan Menekşe K. adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüpheli ’Kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Menekşe K.’nin eşi Selahattin K.‘nin ise 24 yıl önce yüksek doz uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. 2 çocuğu evden çıkarıp emlakçıya gitmişler Olayla ilgili çalışmalarını derinlemesine sürdüren Şişli Asayiş Büro Amirliği ekipleri, olaydan önce evde Menekşe K.‘nin kızları Ceylan S. (40) ve Nehir K.‘nin (32) de olduğunu tespit etti. Burçin Şahin ile aralarında tartışma çıktığı iddia edilen Ceylan S.‘nin, kardeşi Nehir K. ile birlikte 2 yeğenini de alarak evden çıktığı belirlendi. Ceylan S. ve Nehir K.‘nin daha sonra çocukları bir evde bıraktıkları, caddede bulunan bir emlakçıya girdikleri ve burada bir süre oturdukları belirlendi. Olayın yaşanması üzerine iki kız kardeşin emlakçıdan çıkarak eve doğru koştukları belirlendi. Emlakçıda yaşananlar güvenlik kamerasına yansıdı. Görümcelerden biri gözaltına alındı diğerini arama çalışmaları sürüyor Olaydan önce evde bulunduğu öğrenilen Ceylan S., polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Emniyette ifadesi alınan Ceylan S., sabah saatlerinde annesi Menekşe K.’nin evine kahvaltıya gittiklerini, kardeşi Nehir K.’nin Burcu Şahin’in telefonunda uygunsuz fotoğraflarını ve konuşmalarını gördüğünü, bunun üzerinde aralarında tartışma çıktığını söylediği öğrenildi. Ceylan S. ifadesinin devamında Nehir K.‘nin gelinleri Burcu Şahin’e, ’Sen kardeşime bunu nasıl yaparsın, benim kardeşim hapiste, çocuklarından utanmıyor musun’ dediği, aralarında kavga çıktığını söylediği öğrenildi. Görümce Ceylan S.’nin ayrıca gelinleri Şahin’in çocuklarını ve cep telefonunu alarak evden çıktıklarını söylediği de öğrenildi. Emniyette işlemlerinin tamamlanmasının ardından mahkemeye çıkarılan Ceylan S., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Diğer görümce Nehir K.’yi yakalama çalışmalarının ise sürdüğü öğrenildi.
Kastamonu Yüzlerce yıllık ’taş baskı’ motifleri modern sanatla buluştu, eserler hayran bıraktı Kastamonu’da üniversite öğrencisi yüzlerce yıllık yöresel taş baskı motiflerini dijital baskı yöntemini kullanarak sanatla buluşturdu. 17 adet motif kullanılarak yapılan eserler büyük beğeni topladı. Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi Şule Şahiner tarafından, Prof. Dr. Metin Uçar danışmanlığında hazırlanan proje ile Kastamonu’nun yüzlerce yıllık geçmişe sahip taş baskı motifleri dijital sanatla buluşturuldu. TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan proje çerçevesinde, yapılan araştırmaların ardından Kastamonu’ya ait 17 taş baskı motifi dijitale aktarıldı. Daha sonra, 17 taş baskı motifi kullanılarak yapılan 25 eser, dijital baskı yöntemiyle tablolara aktarıldı. Eserler, Turhan Topçuoğlu Sergi Salonu’nda açılan sergide beğeniye sunuldu. Eserler, ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Öte yandan, dijital sanata uyarlanan taş baskı motiflerinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmesi için çalışma yürütüleceği belirtildi. "Motifleri günümüze nasıl uyarlayabiliriz diye düşündük" Serginin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Uçar, proje sürecinde Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Tekstil Bölümü’nün Kastamonu’daki taş baskı motifleriyle ilgili yaptığı araştırmadan faydalandıklarını dile getirerek, "Sadece Kastamonu’da kullanılan motifleri ele aldık. Bunları daha çağdaş bir şekilde günümüze nasıl uyarlayabiliriz diye biraz düşündük. Bunu proje olarak sunduk. Projemiz önce motiflerin tespit edilmesi arkasından da dijital baskıyla bir sergi açılması ve katalog haline getirilmesinden oluşuyordu. Şu anda sergi aşamasındayız. Bir de açabilirsek kampüste aynı sergiyi açmayı planlıyoruz. Burada sergiyi açmamızın sebebi de halkla daha iç içe olması içindi. Ama açıkçası ilgi çok da düşündüğümüz gibi olmadı" dedi. "Motiflerin dijital olarak sanata tekrar kazandırılmasını istedim" Proje süreciyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi Şule Şahiner de, "Bu motifler sandıklarda duruyordu. Sadece şalvarın üstüne ve masa örtülerinin üzerine basılıyor. Bunu halkımız bilmiyor, bunu gençlik bilmiyor. Bu motiflerin dijital olarak sanata tekrar kazandırılmasını istedim. Sadece sandıklarımız da kalmasını istemedim. O yüzden dijital sanata uyarladım. Modern bir dille dijital olarak tekrar konumlandırdım ve çalışmalarımı bu şekilde ilerlettim. Bunları masa örtüsü, çarşaf deseni olarak da kullanılabiliriz. Ayrıca patent için de gerekli mecralara başvuracağım. Yeni bir dille, yeni bir çağdaş yorumla tekrar bu taş baskı motiflerini kullanabileceğiz. Motifleri taş baskı olarak sadece siyah beyaz olarak değil, rengarenk fularlarda, çarşaf desenlerinde, etek baskılarında, çanta kılıflarında birçok mecrada bunları tekstil ürünü olarak tabii ki kullanabiliriz. Şu anda gördüğünüz bu taş baskı motifleriyle yapılmış bir şal. Ama tek bir şal, çağdaş bir yorum ya da resimsel bir göz ya da sanatsal bir göz yok. Sadece taş baskı motifinin direk üzerine işlemişler. Bu da bir örnek" şeklinde konuştu. Serginin 20 Mayıs’a kadar açık kalacağı belirtildi.