SPOR - 04 Ağustos 2021 Çarşamba 15:30

Ebrar Efkan Bilgiç: 'Kararın Yargıtay’a taşınması ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolları açık'

A
A
A
Ebrar Efkan Bilgiç: 'Kararın Yargıtay’a taşınması ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolları açık'

TFF Tahkim Kurulu'nun, Galatasaraylı futbolcu Oğulcan Çağlayan hakkında verdiği kararı değerlendiren Avukat ve Spor Hukukçusu Ebrar Efkan Bilgiç, "Oğulcan Çağlayan için Uluslararası Tahkim (CAS) yolu kapalı olsa da kararın Yargıtay’a taşınması ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolları açık. Manevi tazminat açısından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılabilir" dedi.

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, Galatasaray ve Oğulcan Çağlayan'ın itirazlarını oy çokluğuyla reddetti. Bu karar hakkında İHA'ya konuşan bulunan Avukat ve Spor Hukukçusu Ebrar Efkan Bilgiç, "TFF Tahkim Kurulu, sözleşmesini tek taraflı feshederek Galatasaray’a transfer olan Oğulcan Çağlayan hakkında verdiği 1.2 milyon Euro’luk tazminatı onarken, 6 maçlık resmi müsabakalardan men cezasını da 3 maça düşürmüştü. Galatasaray SK ve Oğulcan Çağlayan’ın TFF Yönetim Kurulu’nun 02.08.2021 tarihinde vermiş olduğu karara karşı yaptıkları başvuru incelenmiş ve nihayetinde kulüp yönünden transfer yasağının kaldırılmasına ve kulübün yapacağı ödemelerin devamına karar vererek kulüp ve oyuncunun itirazlarını reddetti.

Çaykur Rizespor’un, Tahkim Kurulu kararı doğrultusunda 1.2 milyon Euro’luk alacak süreci devam etmektedir. Yani Galatasaray, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferi Talimatı’nın 12. Maddesi uyarınca Oğulcan Çağlayan’a lisans çıkarmak için yukarıda bahsi geçen meblağın Çaykur Rizespor Kulübü’ne ödenmesi şart. Çaykur Rizespor Kulübü’nden borçsuzluk belgesi veya muvafakatname alınması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Başvurulacak hukuki yollar

Sarı-kırmızılıların ret kararına karşı başvurabileceği hukuki yolları da açıklayan Bilgiç, "Oğulcan Çağlayan için Uluslararası Tahkim (CAS) yolu kapalı olsa da kararın Yargıtay’a taşınması ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolları açık. Manevi tazminat açısından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılabilir.
Tahkim Kurulu kararlarına karşı adli yargı yoluna başvuru örneğini eski Fenerbahçeli futbolcu Serdar Kesimal’dan hatırlıyoruz. Serdar, Fenerbahçe’ye açtığı davada sözleşmesel uyuşmazlıklarla ilgili Tahkim Kurulu kararlarının kesin olmadığını ortaya koymuştu. Yargıtay 3. HD’nin bu kararına göre Tahkim Kurulu kararlarına karşı adli yargı yani mahkemelere başvuru yapılabilir.

1.2 milyon Euro’luk Çaykur Rizespor Kulübü’ne ödenecek tazminat konusunda ise orantısızlık ileri sürülerek çalışma hakkı bağlamında özel yaşam hakkının ihlal edildiği konusu değerlendirilebilir. Burada ödenecek meblağ futbolcunun kazancına nazaran değerlendirildiğinde futbolcu için ağır bir tazminat olması konusu gündeme gelebilir. Ancak kural olarak sözleşmenin feshinin haklı ya da haksız olması konusu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisi içinde yer almamaktadır.

AİHM’in, Tahkim Kurulu’na ilişkin verdiği tarafsız ve bağımsız olmama kararına binaen adil yargılanma hakkı ihlali yönünden yapılacak bir başvuru ise uyuşmazlığın tazminat hususunda bir karar teşkil etmeyecektir.
Tabii ki AİHM’e başvuru yapılması öncesinde tüm iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla sözleşmesel nitelikteki bu uyuşmazlık yargı yolu Serdar Kesimal’da açık olduğu gibi burada da açıktır. Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak bireysel bir başvuru ise AİHM’e yapılacak başvuru konusunda engel teşkil eder.

Sonuç olarak Tahkim Kurulu kararının iptali için önce yargı yoluna gidilmeli, buradan alınacak neticeye göre Anayasa Mahkemesi ve akabinde AİHM’e gidilebilir" şeklinde konuştu.

Ozan Buğra Koşar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AFAD’dan gönüllülerine sertifika ve kimlik teslim töreni Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından Akreditasyon Sertifika ve Destek AFAD Gönüllüleri Kimlik Töreni düzenlendi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından 5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü kapsamında akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayan ekiplerin ve 81 ilden gelen Destek AFAD Gönüllülerinin katılımıyla AFAD Başkanlığında ‘Akreditasyon Sertifika ve Destek AFAD Gönüllüleri Kimlik Teslim Töreni’ düzenlendi. Programa, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ve gönüllüler katıldı. "Gönüllülük kavramıyla çerçeve daha da genişlemiştir" Akreditasyon Sertifika ve Destek AFAD Gönüllüleri kimlik kartlarını takdim etmek üzere bir araya geldiklerini belirten AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, "4 kavramdan bahsetmek isterim. Aslında belki de bu süreci özetleyen temel kelimeler, temel kavramlar arasında yer alan bu kavramlardan birisi; imece, diğeri gönül kelimesi gönül kavramı ve bu kavramlardan doğmuş olan gönüllü kavramı ve en nihayet akreditasyon kavramı. İmece; bizim kadim kültürümüzde, geleneğimizde yeri olan, insanlarımızın hiçbir karşılık beklemeden birbirlerinin yardımına koştuğu süreçleri ifade eder. Bir insanın, bir ailenin ihtiyacı olduğunda diğer komşuları o mahallede köyde yaşayanlar hiçbir teklif beklemeden bazen haberli bazen habersiz bu vatandaşlarımızın yardımına koşarlar ve belki de günlerce sürecek bir iş, 1 gün içerisinde bitirilir. Bunun hep birlikte mutluluğu yaşanır. Gönül kavramı; diğer insanlarda tek bir kelimeyle karşılığı olmayan, birçok anlamı içinde barındıran bir kelimedir. Kalp, ruh, duygu, arzu, istek gibi birçok anlamlı kelimeyi bünyesinde barındırır. Bu da aslında bizim sahip olduğumuz kültür ve medeniyet değerlerinin doğurduğu bir kelimedir, kavramdır. Bir işe gerçekten içtenlikle ve arzu, istekle ve kalben, ruhen katılım sağlamak, isteklilik göstermek anlamına gelir. Bu kelimeden doğmuş olan gönüllük kavramı hem imeceyle hem gönül kavramıyla bir bütünlük arz edecek şekilde hiçbir karşılık beklemeden insanların birbirinin yardımlarına kavuşmasıdır. Hatta gönüllülük kavramıyla çerçeve daha da genişlemiştir" diye konuştu. "Salondaki bütün gönüllere, bütün gönüllülere ihtiyacımız var" 5 Aralık Dünya Gönüllüler günü vesilesiyle tüm gönüllüleri tebrik eden İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, şöyle konuştu: "AFAD bir koordinasyon kurumu. AFAD, afet yönetimiyle ilgili bir işi kendisi yapacak diye bir şey yok. Dünyaya baktığımızda afet yönetiminin büyük çoğunlukla gönüllüler üzerinden yürüdüğünü de görüyoruz zaten. Şu ana kadar akredite ettiğimiz ekip sayısı 16 bini geçti. Benim resmi olarak şu anda AFAD’daki arama kurtarma eleman sayım kaç? Sadece 3 bin 500. Bin 200 daha alacağız. İşte 4 bin 500, 5 bine yaklaşacağız 5 bin bile olmayacağız. Bu bize yeter mi arkadaşlar? Yetmediğini 6 Şubat depreminde Rabbim hepimize öğretti. Bu sayıların yetmediğini, yetmeyeceğini sadece bu hizmeti kamu eliyle, kamu görevlisi eliyle yapamayacağımızı en büyük delili, ispatı 6 Şubat depremleriydi. Az önce sayı verildi. Dendi ki 6 Şubat depremlerinde 32 bin 500 arama kurtarma görevlisi sahada çalıştı. Doğru mu? Doğru. AFAD’ın elinde resmi çalışan kaç tane arama kurtarma elemanı vardı? 2 bin 200-2 bin 500. Gerisi, bir kısmı diğer kamu kuruluşlarından, emniyetin PAK’ı, Milli Eğitim’in arama kurtarma, cezaevlerinin arama kurtarma ekipleri. Diğeri de 14 bini de dünyanın çeşitli ülkelerinden bizim yardımımıza koşan dost ve kardeş ülkelerin gönüllüleri ve sivil toplum kuruluşları. Bizim bir hesabımız var. 6 Şubat depreminde 30 bin bina enkaz oldu. 25 kişidir bizim ekipler. Ekipler 25 kişi 8 saat çalıştı biz dinlenelim sonra 16 saat sonra gelip mesaiye devam ederiz diye bir kavram yok. Orada kesintisiz bir hizmete ihtiyaç var. Yani aynı enkazın başında 3 ayrı ekibe ihtiyacınız var. 75 kişi enkaz başına 30 binle çarparsanız 1 milyon 900 bin küsur arama kurtarmacıya aynı anda bütün enkazlara ulaşıp çalışma yapabilmeniz için ihtiyacınız var. Bu kadar insanı resmi olarak istihdam etme şansınız var mı? Yok. İşte o zaman salondaki bütün gönüllere, bütün gönüllülere ihtiyacımız var." Konuşmaların ardından AFAD gönüllülerine kimlikleri ve sertifikaları teslim edildi.
İstanbul Fenerbahçe’den açıklama Fenerbahçe Kulübü, Galatasaray-Samsunspor maçının son dakikalarında yaşanan penaltı pozisyonuyla ilgili bir açıklama yayımladı. Sarı-lacivertli kulüp konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Bugün oynanan Galatasaray-Samsunspor karşılaşmasının son dakikalarında yaşanan ve tüm kamuoyunun açık biçimde gördüğü penaltı pozisyonunun, hem sahadaki hakem hem de VAR tarafından değerlendirilmemiş olması, Türk futbolu adına ciddi bir soru işaretidir. Göreve geldiğimiz günden bugüne kadar hakem tartışmalarının içine girmemeyi, odağımızı sahaya ve oyuna vermeyi özellikle tercih ettik. Ancak bu tercihimiz, açık hataların görmezden gelinmesini kabullendiğimiz anlamına gelmez. Hakemlerin ve VAR’ın standardının, ligin kaderini doğrudan etkileyen bu denli belirleyici anlarda dahi sağlanamaması; sadece bir kulübün değil, Türk futbolunun tamamının problemidir. Bizim tek beklentimiz, herkes için adil, şeffaf ve eşit uygulanan bir yönetim anlayışıdır. Fenerbahçe, hiç kimsenin lehine ayrıcalık istemez; ama kimsenin de aleyhine oluşabilecek bir düzenin parçası olmayı kabul etmez. Türkiye Futbol Federasyonu’nun ve ilgili kurullarının bu konuda acil bir açıklama yapması, yaşanan pozisyonun gerekçesini kamuoyuna şeffaf biçimde sunması Türk futbolu adına zorunluluktur. Fenerbahçe Spor Kulübü, rekabetin saha içinde kazanıldığı bir lig için gereken her adımın takipçisi olacaktır."