DÜNYA - 21 Kasım 2025 Cuma 14:40 | Son Güncelleme : 21 Kasım 2025 Cuma 14:57

Epstein Belgeleri, Gülen’in Epstein’a uzanan bağlantılarını ortaya koydu

A
A
A
Epstein Belgeleri, Gülen’in Epstein’a uzanan bağlantılarını ortaya koydu

ABD Kongresi’nin denetim arşivlerinde yer alan e-postalar, terör örgütü FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ elebaşının kriz yönetim operasyonunun Avukatı Reid Weingarten tarafından yürütüldüğünü ve bu stratejik iç iletişimin siyasi nüfuzunu kullanması için Jeffrey Epstein’a iletildiğini ortaya koydu. Aynı dönemde FETÖ elebaşı Gülen yapılanmasıyla ilişkilendirilen Selman Türk’ün Prens Andrew’a para aktarması ve Gülen’in Pensilvanya’daki yerleşkesinin yanında mülk satın alması da dikkat çekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla tutuklanan ve 2019’da cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein dosyalarının açıklanmasını öngören yasayı onaylamasının ardından ABD Kongresi’nin House Oversight sisteminde bulunan belgeler, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından FETÖ elebaşı Fethullah Gülen için Washington’da kurulan kapsamlı "savunma mekanizmasının" iç işleyişine ışık tuttu. Kayıtlara göre, Gülen’in iade sürecini ve kamuoyu iletişimini koordine eden e-posta zincirleri, avukat Reid Weingarten tarafından, siyasi nüfuzunu kullanması için Epstein'a iletildi. Belgeler, FETÖ lideri Gülen dosyasının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda medya yönetimi, video kontrolü ve stratejik iletişim planlamalarını içeren büyük bir operasyon merkezinden yürütüldüğünü ortaya koyuyor.

FETÖ liderinin ABD’de kurduğu savunma ağı ilk kez net bir şekilde ortaya kondu

House Oversight kayıtlarında yer alan e-postalarda, FETÖ elebaşı Gülen’in savunmasını üstlenen Steptoe & Johnson LLP bünyesindeki Avukat Reid Weingarten, Michael Miller ve Michael Keough ile medya ve halkla ilişkiler sorumlusu Kathy King’in koordineli çalıştığı görülüyor. Elebaşı Gülen’in ABD’deki temsilcisi Alp Aslandoğan ve Gülen hareketiyle bağlantılı iş insanı Remzi Külen de zincirin her aşamasında bilgilendirildiği anlaşılan belgelerde bu isimlerin, elebaşı Gülen’in kamuoyuna yaptığı açıklamalar, video kayıtlarının yönetimi ve Türkiye’nin sunduğu iddialara karşı hazırlanan cevapların içeriği üzerinde birlikte çalıştığı açıkça görülüyor.

E-postalarda, darbe girişiminin hemen ardından FETÖ lideri Gülen’in Pensilvanya’daki yerleşkesinde kaydedilen soru-cevap videosunun hangi yöntemle gazetecilere ulaştırılacağı ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Video kaydının kötü niyetli kişilerce kesilmesini önlemek için FTP sistemi üzerinde durulduğu, YouTube’un daha hızlı yayılacağı için riskli olabileceğinin değerlendirildiği yazışmalarda Kathy King’in, videonun geniş erişime açılmasının içerik manipülasyonuna yol açabileceği ve bu nedenle kontrollü bir yöntemle servis edilmesi gerektiğini belirttiği mesaj yer alıyor.

Yazışmalar siyasi nüfuz için Epstein’a iletiliyor

5 Ağustos 2016 tarihli "Audio Recording - Fethullah Gülen" başlıklı e-posta zincirinin, Avukat Reid Weingarten tarafından Jeffrey Epstein’a iletildiği belgelerde açıkça görülüyor. Mailleşmede elebaşı Gülen’in soru-cevap videosunun analizinden Reuters, BBC ve Al Arabiya tarafından yapılan haberlerin değerlendirilmesine kadar geniş bir içerik bulunuyor.

Yazışmalarda savunma ekibinin, ABD’deki haber kuruluşlarının yayınladığı metinleri anlık olarak takip ederek nasıl bir tonla yanıt vereceğini değerlendirdiği, haberlerde kullanılan ifadelerin kamuoyunda nasıl yankı bulacağını tartıştıkları yer alıyor. Söz konusu medya akışının Epstein’a gönderilen zincirin içinde yer alması, belgelerde görülen bağlantının temelini oluşturuyor. Epstein’a iletilen yazışmalarda, Gülen’in iadesine ilişkin ABD Adalet Bakanlığı’yla yürütülen temaslar, Türkiye’den gelen belgelerin değerlendirilmesine dair iç yazışmalar ve Gülen’in beyanlarının nasıl çerçeveleneceğine ilişkin iletişim stratejilerinin yer aldığı belgelerde bu iletişimin içeriği açık şekilde görülüyor ve ek bir yorum bulunmuyor.
Epstein’ın Weingarten’a gönderdiği mesajda Kaşıkçı ses kaydına dikkat çekiyor
Kongre kayıtlarında bulunan bir diğer belgede ise Epstein’ın, Weingarten’a gönderdiği 2018 tarihli mesajda, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülmesine ilişkin ses kayıtlarına atıfta bulunduğu görülüyor. Epstein’ın mesajında geçen "Türklerin o kaydı nasıl elde ettiğini soran yok mu?" ifadesi belgelerde yer alan en dikkat çekici notlardan biri. Aynı mesajda ABD’deki siyasi gelişmelere dair kısa bir değerlendirmede dikkat çekiyor.

Epstein’ın mailde ABD Başkanı Donald Trump'ı eleştirerek, "Steve [Bannon] sana Cumhuriyetçilerin de Trump’ın gitmesini istediğini söylüyor. Artık bir yük" ifadelerini kullandığı görülüyor.

Selman Türk, Prens Andrew ve FETÖ lideri bağlantısı

Belgelerde yer almasa da aynı dosya kapsamında incelenen diğer bilgilerde, eski Goldman Sachs çalışanı Selman Türk’ün 2019 yılında Prens Andrew’a 1 milyon dolara yakın para gönderdiği ve aynı dönemde Crown Estate’e ait bir konutta kira ödemeden yaşadığı bilgisi yer alıyor. Türk’ün 2019’da FETÖ lideri Fethullah Gülen’in Pensilvanya’daki yerleşkesinin hemen yanındaki Nazareth bölgesinde mülk satın alması ve 2016’da darbe girişiminden kısa süre önce, İpek Üniversitesi bağlantılı bir şirket kurması da dikkat çekiyor. Bu gelişmeler, Gülen’in çevresi ile İngiliz Kraliyet ailesine uzanan bağlantıların aynı dönemde kesiştiğini işaret ediyor.
ABD içindeki kurumlar ve Gülen dosyasına yönelik farklı yaklaşımlar yazışmalara yansıdı
Belgeler, Gülen’in ABD’deki statüsüne yönelik tartışmaların yalnızca hukuk alanında değil, istihbarat ve dış politika kurumlarında da farklı yaklaşımlarla değerlendirildiğini gösteriyor. Gülen’in korunması gerektiğini düşünen kesimlerin, ABD’nin stratejik projelerinde önemli bir aktör olduğunu savunduğu; bir diğer kesimin ise Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi için iadenin gündeme alınması gerektiğini değerlendirdiği belgelerde görülüyor. Epstein’ın Weingarten’a gönderdiği mesajdaki, "Cumhuriyetçiler de artık Trump’ın gitmesini istiyor. Artık bir yük." ifadesi bu tartışmayı belgelere nasıl yansıdıüını ortaya koyuyor.
Belgelere göre, basın kuruluşlarının haber dilinin izlenmesi ve Gülen’in açıklamalarının uluslararası medyada nasıl yer alacağını belirleyen stratejiler savunma ekibinin gündeminde önemli bir yer tutuyor.

Epstein-FETÖ elebaşı-Weingarten hattı belgelerde açık şekilde görülüyor

Ortaya çıkan belgeler, Gülen’in darbe girişimi sonrası ABD’de yürüttüğü savunma operasyonunun hukuk, medya ve uluslararası iletişim boyutlarını tek merkezde birleştiren geniş kapsamlı bir mekanizmayla yürütüldüğünü gösteriyor. Bu mekanizmanın kritik yazışmalarının Jeffrey Epstein’a gönderilmiş olması ise belgelerde açık şekilde görülen bir unsur olarak öne çıkıyor. Aynı dosyada Selman Turk’ün finansal işlemleri ve FERÖ lideri Gülen yerleşkesinin çevresindeki hareketlilik de dikkat çeken bağlantılar arasında yer alıyor. Belgelerde görünen tüm içerikler bir araya getirildiğinde, Gülen savunma ağının ABD’de birçok farklı alana uzanan bir iletişim trafiği yürüttüğü net şekilde ortaya çıkıyor.

Dilek Kaya 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da bir haftada düzenlenen operasyonlarda 176 kişi gözaltına alındı Bolu’da polis ve jandarma ekiplerince son bir haftada düzenlenen asayiş, narkotik ve kaçakçılık operasyonlarında gözaltına alınan 176 kişiden 22’si tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kent genelinde huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla 4-10 Mayıs tarihleri arasında geniş çaplı denetim ve operasyonlar yürüttü. Narkotik suçlarla mücadele kapsamında 11 farklı adrese düzenlenen operasyonlarda 10 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 4’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yapılan aramalarda 36,66 gram metamfetamin, 9,89 gram bonzai, 29 gram eroin, 6,34 gram afyon sakızı, 2,57 skunk, 10 ectasy, 1 gram esrar, 1 gram kokain, 3 sentetik ecza ve 2 uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi. Aranan 49 kişiden 17’si cezaevine gönderildi Asayişin sağlanmasına yönelik çalışmalarda ise meydana gelen 278 farklı olaya müdahale eden güvenlik güçleri, bu olaylara karışan 111 şüpheliyi yakaladı. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 1’i tutuklandı. Öte yandan, uygulamalarda çeşitli suçlardan haklarında yakalama kararı bulunan 49 kişi de gözaltına alındı. Bu kişilerden 17’si, sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine teslim edildi. Kaçakçılık ve organize suçlara yönelik çalışmalarda 3 ayrı adrese yapılan operasyonlarda 6 kişi gözaltına alındı. Operasyonlarda bin adet kaçak sigara, 200 elektronik sigara ve 2 muhtelif kazı malzemesi ele geçirildi.
Samsun Sosyal Güvenlik Haftası: "Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" Samsun’da Sosyal Güvenlik Haftası kutlamaları, "Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" sloganıyla kutlanmaya başladı. "11-17 Mayıs Sosyal Güvenlik Haftası" kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Samsun İl Müdürü Ünal Kaya ve beraberindekiler, Samsun Valisi Orhan Tavlı’yı makamında ziyaret etti. Ziyaretin sonunda Vali Orhan Tavlı, "Sosyal güvenlik sistemimize emek vererek, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla aziz milletimize özveriyle hizmet eden tüm SGK çalışanlarımızın Sosyal Güvenlik Haftası’nı kutluyor, tüm çalışanlarımıza, işverenlerimize ve emeklilerimize sosyal güvenlik güvencesiyle sağlıklı ve huzurlu ömürler diliyoruz. Sosyal Güvenlik Haftası vesilesiyle kayıtlı istihdamın sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırım olduğunu hatırlatarak herkesi bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz" dedi. SGK’dan Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında yapılan yazılı açıklamada ise "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybı yaşamamak adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiği tespit edilmektedir. İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır. Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi: Geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. Muhtemel bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz. Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır. Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır. İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve muhtemel kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır" ifadeleri kullanıldı. "Kayıt dışı istihdam, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de koparmaktadır. Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz şartlarda çalışmaya maruz kalmaktadır" denilen açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: "Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın, oluşturduğu anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve muhtemel iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu çerçevede işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır. Tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte oluşturduğu çok yönlü tahribatlar, haksız rekabet oluşur, piyasa dengesi bozulur, işverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır, işyerinde verimlilik ve motivasyon düşer, vergi ve prim kaybı oluşur, sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur, primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar, gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır, ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir. Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebilirler. Bunun için e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabilir. ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir. İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir. Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşımaktadır. Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir. Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz."
Ankara MHP’li Yalçın’dan Bülent Arınç’a sert tepki: "FETÖ’ye kuryelik ve aracılık yaptığı günlerin karşılığını vermeye çalışıyor" MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın KHK’lılarla ilgili açıklamalarına sert tepki gösterdi. Yalçın, Arınç’ın "yanlış adrese gönderme yaptığını" belirterek, "Kendini gündemde tutmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilenlere ilişkin değerlendirmelerine tepki gösterdi. Yalçın paylaşımında, Arınç’ın "kendini unutturmamak ve gündemde kalmak için çaba gösterdiğini" savunarak, "Siyaset fosili Bülent Arınç; kendisini unutturmamak, politika müzesinin teşhir salonunda bulunmak için elinden geleni yapıyor" ifadelerini kullandı. Arınç’ın açıklamalarını eleştiren Yalçın, şu ifadeleri kullandı: "Sabık Meclis Başkanı Arınç, sabıka ekilmiş tarlalardan zehirli çiçekler devşirip hastalıklı bünyelere deva ekstreleri üreterek gündemde kalmaya çalışıyor. Aynı zamanda da FETÖ’ye kuryelik ve aracılık ettiği günlerde elde ettiği politik kazanımların karşılığını vermeye çabalıyor. Arınç, KHK’lılarla ilgili yanlış adrese gönderme yapıyor. Baltayı taşa vurmakla kalmıyor, kendi ayağına kurşun sıkıyor. Kim bilir, belki de bazı hamlelerin yerini yapıyor. Peki, kimler Bülent Arınç’ın avukatlığına soyunduğu bu KHK’lılar? Terör örgütleriyle iltisak, irtibat veya üyelik gerekçesiyle kamu görevinden ihraç edilen veya kapatılan kurumlarda çalışan kişiler. Fazla söze ne hacet."
Gaziantep Şehitkamil’de 19 Mayıs coşkusu gençlik festivali ile başlıyor Şehitkamil Belediyesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı bu yıl da birbirinden renkli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Günler öncesinden başlayan kutlama programları kapsamında düzenlenecek Gençlik Festivali ile ünlü müzik grubu Touche gençlerle buluşacak. Enerjik sahne performansı ve sevilen şarkılarıyla geniş bir hayran kitlesine sahip olan grup, festival alanında sahne alarak gençlere müzik dolu bir gece yaşatacak. Festival boyunca düzenlenecek etkinliklerde katılımcılar hem eğlenecek hem de 19 Mayıs ruhunu hep birlikte yaşayacak. 12 Mayıs 2026 Salı günü Kamil Ocak Spor Lisesi yanında bulunan alanda gerçekleştirilecek festival, saat 12.00’da başlayacak. Gün boyu sürecek programda sürpriz etkinlikler yer alacak. Konser alanında kahve, limonata, portakal suyu, su, çay, pizza, popcorn, ciğer kavurma ve nohut dürümü ikram edilecek. Özellikle gençlerin sosyal yaşamına katkı sunmayı amaçlayan etkinlikte birlik, beraberlik ve bayram coşkusu ön plana çıkacak. Başkan Yılmaz’dan davet Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz da 19 Mayıs’ın gençler için taşıdığı anlam ve öneme dikkat çekerek, tüm gençleri festivale davet etti. Yılmaz, "19 Mayıs; bağımsızlık meşalesinin yakıldığı, gençliğe duyulan güvenin tüm dünyaya ilan edildiği çok özel bir gündür. Bizler de bu anlamlı günü gençlerimizle birlikte coşkuyla kutlamak istiyoruz. Düzenleyeceğimiz Gençlik Festivali ile gençlerimize unutamayacakları bir bayram yaşatacağız. Tüm hemşehrilerimizi festivalimize bekliyoruz" diye konuştu.
İstanbul FIFA, 2026 FIFA Dünya Kupası için ’Teknik Çalışma Grubu’nu açıkladı FIFA, 2026 FIFA Dünya Kupası için ’Teknik Çalışma Grubu’nu açıkladı. Arsene Wenger’in rehberliğinde ve Pascal Zuberbühler’in liderliğinde oluşturulacak ’Teknik Çalışma Grubu’nda Otto Addo, Tobin Heath, Jürgen Klinsmann, Jayne Ludlow, Michael O’Neill, Gilberto Silva, Jon Dahl Tomasson, Paulo Wanchope, Aron Winter ve Pablo Zabaleta yer alacak. FIFA, 2026 FIFA Dünya Kupası için ’Teknik Çalışma Grubu’nu açıkladı. Bu grup, turnuvadaki tüm maçların en son teknolojiyle analizini sağlama görevini üstlenecek. FIFA Küresel Futbol Geliştirme Başkanı Arsene Wenger’in rehberliğinde oluşturulan TSG, Otto Addo (Gana), Tobin Heath (ABD), Jürgen Klinsmann (Almanya), Jayne Ludlow (Galler), Michael O’Neill (Kuzey İrlanda), Gilberto Silva (Brezilya), Jon Dahl Tomasson (Danimarka), Paulo Wanchope (Kosta Rika), Aron Winter (Hollanda) ve Pablo Zabaleta’dan (Arjantin) oluşuyor. Panel, FIFA Kıdemli Futbol Uzmanı Pascal Zuberbühler ve Futbol Performans Analizleri (FPI) Lideri Tom Gardner tarafından yönetilecek ve Miami ve Dallas’ta yerinde, Manchester’da (Birleşik Krallık) uzaktan çalışan bir futbol analistleri, veri mühendisleri, veri bilimcileri ve performans analistleri ekibi tarafından desteklenecek. Konu hakkında açıklama yapan Wenger de, "Teknik Çalışma Grubu, oyundaki eğilimleri belirlemeye, gelecek nesilleri futbolun gelişimine hazırlamaya ve oyuncuların gelecekte ihtiyaç duyacakları nitelikleri vurgulayarak sporu daha heyecanlı hale getirmeye yardımcı oluyor" dedi.