ASAYİŞ - 13 Ocak 2021 Çarşamba 09:52

Gazeteci Nedim Şener sona yaklaşılan Dink suikastı davası hakkında İHA’ya konuştu

A
A
A
Gazeteci Nedim Şener sona yaklaşılan Dink suikastı davası hakkında İHA’ya konuştu

Gazeteci Nedim Şener, Hrant Dink suikastıyla ilgili kamu görevlilerinin yargılandığı ve sona yaklaşılan dava hakkında İHA’ya konuştu. Şener son duruşmalarda verilen tutuklama kararları hakkında dava karara bağlanmadan sanıkların firar etmemesi için bir tedbir olabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen dava mütalaaya karşı son sanık savunmalarıyla devam ediyor.
Aralarında Fetullah Gülen’in de bulunduğu 76 sanıklı davada, mahkeme heyetinin savunmaların ardından kararını açıklaması bekleniyor.

Gazeteci Nedim Şener sona yaklaşılan Dink suikastı davası hakkında İHA’ya konuştu

“Dava karara doğru gittiği için tutuklama şeklinde bir tedbir kararı alındığı görülüyor”

Sona yaklaşılan dava hakkında İhlas Haber Ajansı'na konuşan gazeteci - yazar Nedim Şener, duruşmalarda verilen tutuklama kararlarını değerlendirdi.

Şener “Artık duruşmaların sonuna geliyoruz. Karara doğru gidiyoruz. Muhtemelen 2021 yılı Şubat ayında karar açıklanacak. Karara doğru giderken duruşma savcısının talep ettiği hükmen tutuklama kararları fiiliyata geçiriliyor. Yargılama açısından bunun anlamı, savcılık tarafından istenen cezaların aşağı yukarı kabul göreceği şeklinde. Dava karara doğru gittiği için tutuklama şeklinde bir tedbir kararı alındığı görülüyor. Bunun benim çıkarım yaptığım bir nedeni var. Selam Tevhid kumpas davası vardı. Bu davada yargılanan birçok tutuksuz sanık, karara doğru firar etmişti. Tutuksuz yargılama diye FETÖ’cüler her yerde bağırıp duruyorlar. Tutuksuz yargılanma hakkının nasıl suiistimal edildiğini FETÖ’cüler bir kez daha gösteriyor” diye konuştu.

“Cinayetin işlenme sürecinde aktif görev almış herkesin tutuklanacağını düşünüyorum”

Hrant Dink’in evinin etrafında bir kısım jandarma görevlilerinin cinayetin işlendiği dönemde keşif yaptığı konusuna da değinen Şener “Dink’in her anlamda gözlendiğinin, hedefte tutulduğunun bir göstergesidir. Hrant Dink öldürülmeden önce de bu böyleydi. Onu kollaması koruması gereken devlet içindeki yapı bu süreci kendi lehine kullandı. Aynı şeyi Yazıcıoğlu suikastında da görüyoruz. Bunlar FETÖ’cüler tarafından takip edilen, işlenmesine yol verilen suikastlardı ve Ergenekon için kullanılan bir araç haline geldi. Gözaltına alınanlar dönemin Jandarma ayağı. Trabzon Jandarma, İstanbul Jandarma, emniyet olarak ise Ankara Emniyet ve Trabzon Emniyet. Ben cinayetin planlandığı ve işlenme sürecinde aktif görev almış olan almış herkes hakkında tutuklama süreci yaşayacağımızı düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“Yasin Hayal ne pahasına olursa olsun Dink’i öldürecek, silah temin etti raporu saklandı”

Cinayetin işlendiği dönemde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen rapordan da bahseden Şener “Trabzon’dan İstanbul’a gelen bir yazı var. Burada ‘Hrant Dink’e yönelik ses getirici bir eylem’ yapılacağından bahsediliyor. Bütün bu yazı üzerinden ‘İstanbul neden önlem almadı? Korumalıydı’ şeklinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne suçlama vardı. Ses getirici eylem ne demektir tartışması içine girdi insanlar. Trabzon İstihbarat Şubesi tarafından hazırlanmış bir başka yazı var. Bu yazıda ise ‘Yasin Hayal ne pahasına olursa olsun Hrant Dink’i öldürecek, silah temin etti’ diye açıkça yazıyor. Bu yazı Ankara İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube’sine gitmiş. Burada kim var? Bugün o davada yargılanan Ali Fuat Yılmazer C Şube’nin başında. Yazıyı gönderen kişi ise o dönem Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek. Bu yazı geldiğinde asli görevli Ankara İstihbarat C Şube. Ama o bu raporu saklıyor” ifadelerini kullandı.

Melike İnal - Furkan Tan
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş, bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getirdiğini belirterek, "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" dedi. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getiriyor. Özellikle çocuklarda sıkça görülen bahar alerjileri, erken önlem alınmadığında daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş aileleri uyardı. "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" Doğa yeşillenirken havada uçuşan polenlerin, özellikle çocuklarda bahar alerjisini tetiklediğini ifade eden Akkuş, "Her yıl bahar aylarında çocuk polikliniklerinde alerjik rinit (saman nezlesi) ve alerjik astım şikayetlerinde belirgin artış gözleniyor. Baharda ağaç ve çimen polenleri yoğunlaştığında çocuklarda ardı ardına hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı, burun ve göz kaşıntısı, sulanan gözler, öksürük ve yorgunluk gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bahar mevsimi birçok aile için keyifli bir dönem olsa da, polen alerjisi olan çocuklar için zorlu geçebilir. Doğa uyanırken, baharın müjdecisi olarak kabul edilen çiçekler ve yeşillik aslında binlerce çocuğun sağlığını tehdit eder. Havada milyonlarca polen tanesi uçuşurken, özellikle alerjik bünyeli çocuklar için bahar ayları zorlu bir döneme dönüşür. Her yıl mart ayından itibaren çocuk polikliniklerine başvuran alerjik rinit ve astım vakalarında önemli ölçüde artış gözlenir" ifadelerini kullandı. "Belirtiler hafife alınmamalı" Ardışık hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı ve burun tıkanıklığı, burun, göz, boğaz ve damakta kaşıntı, sulanan ve kızaran gözler, kuru öksürük, hırıltı ve nefes darlığı (astım atağı belirtisi olabilir), yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku sorunları en sık görülen belirtiler arasında olduğunu dile getiren Akkuş, "Erken tanı ve doğru korunma yöntemleriyle çocukların bahar aylarını keyifle geçirmeleri mümkün. Ailelerin çocuğunda bahar belirtileri fark ettiğinde ’geçer’ diye beklememesi, mutlaka bir çocuk hastalıkları uzmanına başvurması gerekmektedir. Çünkü tedavi edilmeyen alerjik rinit, özellikle çocuklarda astım gelişimine zemin hazırlayabilir. Özellikle ailesinde alerji öyküsü olan, astımlı veya atopik bünyeli çocuklar risk grubundadır" diye konuştu. "Ailelere 7 pratik korunma önerisi" "Polenlerin en yoğun olduğu sabah erken saatleri ve akşamüstü dışarı çıkmayı sınırlayın" diyen Akkuş, "Eve geldikten sonra çocuğun kıyafetlerini değiştirin, saçını ve yüzünü yıkayın. Ev ve araç pencerelerini kapalı tutun, gerekirse hava temizleyici veya polen filtreli klima kullanın. Çocukların gözlük takmasını ve dışarıda maske kullanmasını teşvik edin. Nevresim ve çarşafları sık yıkayın, halı ve peluş oyuncakları azaltın. Belirtiler başladığında vakit kaybetmeden çocuk hastalıkları uzmanına başvurun. Doktor önerisiyle antihistaminik damla veya spreyler ile burun kortizon spreyleri gibi tedaviler erken dönemde başlanabilir. Gerekli görülen vakalarda alerji aşısı (immünoterapi) uzun vadeli çözüm sunar" ifadelerini kullandı. "Beslenme büyük rol oynuyor" Vücuttaki iltihabı azaltan anti-enflamatuar beslenme yaklaşımı, bağışıklık sistemini dengeleyerek hapşırma, burun akıntısı, göz kaşıntısı ve astım ataklarını hafifleteceğini söyleyen Akkuş, "Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin balık, ceviz ve keten tohumu, C vitamini yüksek taze meyve-sebzeler; probiyotik kaynakları ve antioksidanlar tüketmek faydalıdır. Öte yandan işlenmiş gıdalar, şeker ve kızartmalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebilir. Çocuklarda bahar alerjisinde sağlıklı ve dengeli beslenme, sadece semptomları baskılamakla kalmaz, bağışıklık sistemini güçlendirerek uzun vadede daha dirençli bir bünye oluşmasına da katkı sağlar" diye konuştu.
Antalya Feci kazada hayatını kaybeden gençlerin cenazeleri gözyaşları içinde teslim alındı Antalya’nın Korkuteli ilçesinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden iki gencin cenazeleri gözyaşları içinde Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan teslim alındı. Korkuteli ilçesi Sülekler Mahallesi’nde dün gece saatlerinde meydana gelen kazada edinilen bilgiye göre, Ramazan U. idaresindeki 09 NC 159 plakalı Tofaş marka otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak yol kenarındaki ağaca çarptı. Kazayı görenlerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı ile olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada otomobilde yolcu olarak bulunan Abdullah Çelik ve Kemal Yalçın olay yerinde hayatını kaybederken, araç sürücüsü sürücü Ramazan U. ve diğer yolcu Ömer M. yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Cenazeleri gözyaşları içinde teslim alındı Feci kazada hayatını kaybeden iki gencin cenazeleri savcılık ve olay yeri incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Abdullah Çelik ve Kemal Yalçın cenazeleri Adli Tıp Kurumu’ndaki işlemlerinin ardından yakınları tarafından teslim alındı. Cenazelerin teslimi sırasında kazada genç yaşta hayatını kaybeden Abdullah Çelik’in babası gözyaşlarına hakim olamadı. Acılı babayı yakınları teselli etti. Yakınlarının gözyaşları içinde teslim alınan iki gencin cenazesi toprağa verilmek üzere memleketleri Korkuteli’nin Sülekler Mahallesi’ne götürüldü.
İstanbul SOLOTÜRK pilotları İstanbul’da vatandaşlarla bir araya geldi SOLOTÜRK Gösteri Ekibi, İstanbul’da vatandaşlarla bir araya geldi. SOLOTÜRK Kol Komutanı Hava Pilot Yarbay Murat Bakıcı ve Hava Pilot Binbaşı Erhan Aydemir söyleşi ve imza töreni yaptı, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Ayrıca, müzede ilk defa Cumhuriyet’in kuruluş döneminde "İane" adı verilen yardımlarla alınan Türk Tayyare Cemiyeti uçaklarının hikayesi anlatıldı. Milli Savunma Bakanlığı Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde bulunan SOLOTÜRK Gösteri Ekibi, İstanbul Hava Müzesi Müdürlüğünde söyleşi ve imza töreni gerçekleştirdi. Aynı zamanda savaş pilotuda olan SOLOTÜRK Kol Komutanı Hava Pilot Yarbay Murat Bakıcı ve Hava Pilot Binbaşı Erhan Aydemir ilk olarak vatandaşlarla söyleşi gerçekleştirdi. SOLOTÜRK pilotları söyleşinin ardından vatandaşlarla imza töreninde buluştu. Pilotlardan imza almak için vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturdu. SOLOTÜRK ekibine vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi ve imza töreni geç saatlere kadar devam etti. Hava kuvvetleri komutanının Cumhuriyet’in kuruluş döneminde halkın havacılığa desteğinin ve İane sandığı ile alınan uçak bilgilerinin askeri müzelerde sergilenmesi talimatıyla hazırlanan "İane Bir Milletin Kanatlandığı Günler" sergisi ziyaretçilere açıldı. Sergide, iane sandığı ve Türk Tayyare Cemiyeti’ne uçak almak için alınan biletler, bağış makbuzları, yine gelir elde etmek için satılan rozetler anahtarlıklar ve isim verme törenlerine ait resimler sergilendi. "Sergi Türk Tayyare Cemiyeti’ne yapılan yardımlarla satın alınan uçakların hikayesi" İane sergisi hakkında bilgi veren sergi küratörü Fatih Mehmet Bölükler, "Bugün SOLOTÜRK’ün çok güzel bir etkinliğini ziyaret etmek için buradayız. Bununla birlikte ayrı bir gurur verici İane adlı sergimiz var. Sergi Türk Tayyare Cemiyeti’ne yapılan yardımlarla satın alınan uçakların hikayesini anlatmakta. Müze envanterine kayıtlı bir İane sandığıyla aslında bu sergi fikri ortaya çıktı, Sergi 1925 yılında kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’nin o günkü kısıtlı imkanlarla halkın yardımına başvurarak, satın aldığı 300’e yakın uçağın hikayesini anlatmakta. O dönem, okullara, kamu kuruluşlarına yerleştirilen yardım sandıklarında toplanan paralarla 300’e yakın uçak satın alınıyor. Uçaklara satın alan kurum, kuruluş veya şehrin adı veriliyor, bu uçaklar halkla buluşturuluyor. Mesela bu sergide gördüğümüz İane sandığı 1925-1928 yılları arasında yardım toplayan Lapseki şubesine bağlı bir sandık. Uçaklar o dönem halka götürülüyor ve aynı zamanda halkın uçuşu deneyimlemesi de sağlanıyor. Ziyaretçilerimiz bu serginin fotoğraflarında o dönemi görecekler. O dönem halkın uçaklara binmesine müsaade edilerek, uçuş denemesi yapılıyor bu o yılları düşündüğümüzde çok önemli konular" dedi. "Bir milletin birlik, bütünlük ve beraberliğini biz bu sergide ziyaretçilere anlatmak istedik" Serginin Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü simgelediğine vurgu yapan Bölükler, "Sergide altı çizilmesi gerekilen konu ise ’bir millet isterse neleri başarabilir?’ İsterse kendi uçak kanatlarını da yapabilir, bu konuya değinmeye özellikle gayret ettik. O dönem satın alınan sadece bir motor veya kanat değil, bir milletin birlik, bütünlük ve beraberliğini biz bu sergide ziyaretçilere anlatmak istedik. En önemlisi Atatürk’ün 1925 yılında ’İstikbal göklerdedir’ şiarıyla kurduğu Türk Tayyare Cemiyeti gelişerek, büyüyerek günümüze ne kadar büyük bir kurum olarak geldiğinin hikayesi aslında, Milli Mücadele yıllarında bu millet çok yorgun düşmüş ama buna rağmen bu yardımları toplayarak 300’e yakın uçak satın alarak tekrar küllerinden doğmuş ve yer meydanlarında savaşlarda at koşturan Türk milleti, kendine gök meydanlarında bir yer edinebilmek için azami gayret göstermiş ve bunu başarmış. O nedenle 1925 yılı Türkiye genelinde havacılık seferberliğinin başladığı yıl diyebiliriz" dedi. "Böyle etkinlikler daha da çok olursa bizim için güzel olur" SOLOTÜRK’ün ilk kez bir etkinliğine katıldığını ifade eden bir vatandaş, "Burada uçakları gezerken bayağı heyecanlandım ve gurur duydum. Herkesin böyle bir etkinlikte yer almalarını tavsiye ederim. Çok güzel bir duygu daha da iyilerini hak ediyoruz. Böyle etkinlikler daha da çok olursa bizim için güzel olur diye düşünüyorum. Bu gurur hepimizin" diye konuştu. İmza için sırada bekleyen Ahmet Mete Eliaçık ise, "Heyecanla karışık adrenalin dolu çok garip duygular hissediyorum" dedi.