TEKNOLOJİ - 16 Mart 2012 Cuma 13:08

Google + yeni bir yaklaşımın başlangıcı

A
A
A
Google + yeni bir yaklaşımın başlangıcı

Google +, kullanıcılara sunulduğu yedi ay öncesinden bu yana hala büyük bir algılanma sorunu yaşıyor. İnternet kullanıcıları, Google +’ı Facebook’un rakibi olan bir sosyal medya ağı olarak görse de, Google aynı fikirde değil.

Facebook, kurulduğu günden bu yana neredeyse 900 milyonluk bir üye sayısına ulaşmayı başardı ve birçok internet kullanıcısının alternatifini düşünmediği bir paylaşım ve eğlence platformu haline geldi. Facebook’un bugüne dek yaşadığı sayısız gizlilik skandalı da kullanıcıların sosyal ağa olan güvenini sarsmaya yetmedi.

Akıllı telefon, tablet bilgisayar, işletim sistemi ve uygulamalar derken, arama motoru devi Google, yedi ay önce Google + adı verilen ara yüzü hayata geçirdi. Farklı tasarımı ve kendine özgü hizmetleriyle Facebook’u karşısına alan bir sosyal ağ olarak beliren Google +,  internet kullanıcılarını bu tanım altında tatmin etmiş değil.

Yakın dönemde Google + ve Facebook hakkında bazı dikkate değer istatistikler yayımlandı. Güvenilir araştırma şirketi ComScore’un verilerine göre, Ocak 2012’de bir Google + kullanıcısının sayfada harcadığı ortalama süre 3 dakika iken, Facebook için aynı rakam 405 dakika. Bu veri, rekabete dışarıdan bakan bir internet kullanıcısı için çok yüzeysel bir değerlendirme sağlayabilir. Ama Google’a sorarsanız, Google +’ın asıl amacı göz önüne alındığında, 3 dakikanın fazla bir önemi yok.

AMAÇ HİZMETLERİ GELİŞTİRMEK
 

Google+ İçerik Geliştirme Uzmanı Ade Oshineye, geçtiğimiz gün Google + Hangout uygulamasıyla düzenlenen video konferansta Türkiye’deki teknoloji editörlerine önemli açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Oshineye, Google +’a yönelik bir algı sorunu olduğunu kabul ederken, çok kısa bir zamanda “Facebook ile yarışacak hale gelmeleri gerektiği” inanışının anlamsız olduğunu ifade etti. Oshineye, amaçlarının “sosyal ağ tanımı” içinde kalan bir hizmet sunmak değil, kullanıcılarına Google’ın sunduğu tüm hizmetleri bir arada kullanabilecekleri ve geri dönüşüm yapabilecekleri bir sistem olduğunu belirtti. Oshineye, bu bağlamda önemli bilgiler verdi:

“Google +’ı son bir ay içinde kullanan aktif kullanıcı 100 milyon. Bu rakan internetteki platformların 3-4 yılda ulaşabildiği bir rakam... Kullanıcılar, Google +’da 3 dakikadan fazla zaman harcıyor. Sadece masa üstü bilgisayarlardan değil, mobil üzerinden yapılan ölçümlerle bu rakamın bir saatin üzerinde olduğunu gördük ve bu süre giderek artıyor.”

“Son 14 yıldır Google olarak internette oluşturduğumuz tüm hizmetleri organize etmeye yöneldik. İnternette paylaşılan sayfaların 90’lardaki gibi sadece metinlerden oluşmaması ve kimler tarafından görüldüğü, paylaşıldığı önemli... Google + bir sosyal ağ anlayışından öte, insanların neleri önemsediği anlamak ve Google tecrübelerini artırmayı öngörüyor... İstediğiniz her şeyi aileniz, arkadaşlarınızla tek bir tuş kullanarak YouTube ve diğer hizmetler üzerinden paylaşabiliyorsunuz.”

ÇOK DAHA ETKİN BİR İLETİŞİM
“Google, Hangout gibi kendine özgü içeriklere sahip. Hangout ile telefonda  mesaj yazmak gibi değil, yüz yüze, çok daha güçlü bir bağlantıyla görüşüyorsunuz. Birçok kişiyle ayrı görüşme değil, tek bir oturumda bir araya geliyorsunuz.”

Hangout’un bazı mesleklere büyük faydalar sağlayabileceğine dikkat çeken Oshineye, “Cep telefonunuzla internet üzerinden nerede olursanız olun Hangout’a katılabiliyorsunuz. Bu şekilde bir gazeteci nerede olursa olsun meslektaşlarıyla bağlantı kurabilir. Ayrıca dosya paylaşım özelliğiyle sunum gerçekleştirebilirsiniz” dedi.

MEDYA PLANLAMASI NASIL GİDİYOR?

“Google + hayata geçtiğinden bu yana toplam 200 özellik geliştirdik. Bir milyondan fazla Google + sayfası oluşturuldu, 3.4 milyar fotoğraf paylaşıldı... Google+, Instant upload özelliğiyle, cep telefonunuzla  çekitiğiniz fotografları anında Google+ hesabınıza ekleyebiliyorsunuz.  Telefonunuzu kaybetmeniz veya kırmanız halinde bile bu fotoğraflarınız kaybedilmiyor... Ripples özelliğiyle de, paylaştığınız içeriğin nasıl yayıldığını takip edebiliyorsunuz. Bu sayede markalar yarattıkları içeriğin müşterileri tarafından nasıl paylaşıldığını ve onların bağımlılıklarını yakından takip edebiliyor.”

Oshineye, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Google + ziyaretçi toplamakla ilgili değil, tecrübeyi artırmakla ilgili. Ziyaretçi sayısı da yavaşça yükselecektir. Yeni pazarlama planları kullanıcıların geri dönüşümüne bağlı. Bize beğenmediğiniz bir şeyi ve nasıl olmasını istediğini söyleyin, biz de düzeltelim. Google + büyük bir paket değil, parça parça, adım adım sunuluyor. Böylece geri dönüşümü daha iyi yapabiliyoruz.”

“GERÇEK SOSYALLEŞME YENİ BAŞLIYOR”

Çarşamba günü düzenlenen Webrazzi Dijital 2012 konferansında sunum yapan Google Türkiye Müdür Bülent Hiçsönmez, Oshineye’nin açıklamalarını farklı bir açıdan yansıtan değerlendirmelerde bulundu. Hiçsönmez, internette sosyalleşmenin başlangıç aşamasında olduğunu belirtti ve Google’ın bu konu üzerinde çalıştığını belirtti.

Hiçsönmez, “Teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğinin farkında değiliz. Başka hiçbir alan bu kadar hızlı gelişmiyor. Bizler de teknolojinin hızına ayak uydurmak zorundayız, durmak mümkün değil” dedi. Tüketicilerin bu ortamda beklentilerinin de hızla değişim gösterdiğine dikkat çeken Hiçsönmez, Macro Myopia kavramına değindi.  Buna göre yeni teknolojiler büyük bir beklentiyle karşılanıyor ve abartılıyor. Ardından, büyük talep bir anda hayal kırıklığına dönüşüyor ve beklenti aşağı çekiliyor. Hiçsönmez, zincirleme olarak devam eden bu tepkinin artık değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

İnternette bilgiye erişimde arama motorunun son 15 yıldaki en önemli kıvrım olduğuna dikkat çeken Hiçsönmez, bugün gelinen noktada Google + üzerinden her gün bir milyar yeni öğe paylaşıldığını not düştü.

NEXUS  APOLLO GÖREVİNİN BİLGİSAYARINAEŞİT
Hiçsönmez, akıllı telefon ve tabletlerin hayatımızdaki etkisine ilginç örneklerle değindi. Mobil + bulut özelliği olan telefonların cebimizdeki süper bilgisayarlara döndüğünü belirten Hiçsönmez, akıllı telefonları, “kullanıcısını kopya edebilen, ona en yakın olan cihaz” olarak tanımladı.

Hiçsönmez ilginç örnekler de verdi. Buna göre, Google Android işletim sistemi  kullanan Samasung Galaxy Nexus S, Ay’a düzenlenen Apollo görevlerinde kullanılan Apollo Guidance Computer’ın (AGC) kapasitesine eşit.

Apple’ın 2011’de tablet bilgisayar piyasasını silip süpüren iPad 2 ürünü ise bir önceki modeli iPad’in tam 10 katı hızlı. Akıllı cihazların gerçek sosyal internetin kapılarını açacağını belirten Hiçsönmez, “Henüz gerçek sosyalleşmenin başındayız” dedi.

GOOGLE + İLE FACEBOOK FARKI
Konferansta sunum yapan bir diğer isim, djital pazarlama iletişimi firmalarından Ping’in yönetici ortağı Sarper Danış, Google ve Facebook’un dijital pazarlama açısından farklarını sıraladı.

Danış, Google’da ziyaret başına geçirilen süre iki dakika iken, aynı rakamın Facebook’ta 13 dakikaya ulaştığını belirtti. Google, ayda yedi milyar sayfa gösterirken, Facebook için bu rakam 26 milyar. Buna rağmen analiz imkanının daha kıstlı olduğu Facebook’a kıyasla, Google daha detaylı analiz imkanı sunuyor.

Google + ile Facebook’ta ziyaretçilerin geçirdiği ortalama süreye değinen Danış, Google +’ın başarısız olarak görülmesinin aslında bir dejavantaj olmadığını ifade etti.

Danış, Google’ın,  tüm hesaplarınızı tek bir çatı altında kumanıza olanak veren Google +  “connected account” özelliğine değindi. Google + hesabınız açıkken, yani diğer hesaplarınıza erişim olanağı bulunduğunda yaptığınız aramalar, kişisel tercih ve beğenilerinize göre sıralanıyor, spesifik ve normal aramada bulunması  zor sonuçlara erişilebiliyor. Kısaca, sosyal ağlardan beslenen aramalar göz önüne alındığında, Google + ayrı bir özelliğie sahip.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanından Ramazan’da ağız ve diş sağlığı önerileri: "Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok önemli" - "İftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli" Ramazan Ayı’nda ağız ve diş sağlığına ilişkin tavsiyelerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu. Ramazan Ayı’nda beslenme düzeninin değişmesi ve uzun açlığın ağız ve diş sağlığını etkileyebildiğini aktaran uzmanlar, tavsiyelerde bulundu. Dr. Cinik Diş Kliniği’nden Dt. Eda Tınaş, ağız kokusuna karşı iftar ve sahur sonrası ağız ve diş bakımlarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. "Tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte" Vatandaşlara önerilerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Kuruluk sebepli ağız içi PH’ı değişmekte ve mekanik temizlik azalmakta. Bu sebeple hastalarımızda dil yüzeyinin temizliği çok çok önemlidir. Hastalarımızın tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ağız kokusu aslında multifaktöriyel bir sebeptir. Keton cisimlerinin veya anaerop bakterilerin aktivitesinin artması sebebiyle ağız kuruluğu ve kokusu meydana gelmektedir. Bu noktada dil yüzeyinin temizlenmesi oldukça önemlidir. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Asitli yiyeceklerin tüketimi sonrasında hastalarımızdan minimum yarım saat sonra dişlerini fırçalamasını istiyoruz. Ağız bakımı iyi olmayan hastalarda periodontitis( diş eti hastalığı) veya gingivitis dediğimiz rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Ağız kuruluğu, tükürüğün azalması sebebiyle hastalarımız yeterli, etkin bir mekanik temizlik de yapamamakta. Bu noktada ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu. "Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, fırçalamak önemli" Ramazan Ayı’nda ağız ve diş tedavilerin ilişkin konuşan Dt. Tınaş, "Hastalarımızın konforu ve sistemik durumlar sebebiyle tedaviler iftar sonrasına belki ertelenebilir. Tabi ki acil olan durumlar için anında tedavi yapılabilir. Çürük oluşumu aslında zaman, konak direnci ve tükürük yapısı birçok faktöre bağlıdır. Hastalarımız çok fazla şekerli, asitli gıdalar tükettiği zaman tabi ki bu risk artmaktadır. Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, diş fırçalamak önemli. Kibarca dil yüzeyinin de temizlenmesi etkili, ortalama diş fırçalama süresi 2 dakika kadar olmalı, çok fazla bastırarak sert fırçalamak da yanlış. Çok fazla yumuşak, etkin temizlemekten uzak durmak da yanlış orta derece diyebileceğimiz şekilde, diş etine zarar vermeden diş etinden dişe doğru fırçalayabilir. 6 ay ya da yılda bir diş hekimi kontrolü mutlaka öneriyoruz. Diş kanması aslında hastanın periodontol olarak bir problemi olduğunu gösterir. Diş eti sağlığı aslında diş sağlığı kadar önemli bir durumdur. Düzenli diş hekimi kontrolü sayesinde bu durum kontrol altına alınabilir. İftardan sonra biraz daha protein ağırlıklı rafine şekerlerden uzak şekilde beslenebilirler" dedi.
Antalya ANTGİAD iftarında "İnsanın Fabrika Ayarları" konuşuldu Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), geleneksel iftar yemeğinde iş dünyasını, akademiyi ve sivil toplumu aynı sofrada buluşturdu. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen buluşmada insan, toplum ve değerler ekseninde güçlü mesajlar verildi. ANTGİAD tarafından düzenlenen geleneksel iftar yemeği, yoğun katılımla bir otelde gerçekleşti. Programın açılışında konuşan ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, Ramazan ayının yalnızca bir ibadet dönemi değil, insanın kendisiyle yeniden bağ kurduğu, sakinleştiği ve iç muhasebe yaptığı özel bir zaman dilimi olduğuna vurgu yaptı. Yavaş, "İnsani duygularımız kaybolmuyor; sessizleşiyor, bastırılıyor ve görünmez hale geliyor. Çünkü çağımızda hız var ama derinlik yok, gürültü var ama anlam yok" dedi. "Toplum birbirine karşı etiketler oluşturuyor " Toplumsal kutuplaşmaya dikkat çeken Yavaş, bu tablonun kendiliğinden oluşmadığını vurgulayarak, "Bugün kutuplaşma; tahammülsüzlük ve empati yoksunluğu ile beslenen bir iklimdir. İnsanlar artık fikirleriyle değil, etiketleriyle tanımlanıyor. Toplum birbirini kucaklamak yerine, birbirine karşı zıt kutuplar oluşturuyor" dedi. Kutuplaşmanın kısa vadede bazı aktörlere alan açsa da uzun vadede toplumsal zarar ürettiğini belirten Yavaş, "Kutuplaşma sorunları çözmez, sadece erteler. Ve ertelenen her sorun, büyüyerek geri döner" ifadelerine yer verdi. "Dil bozulursa, düşünce de daralır" Dilin toplum üzerindeki belirleyici etkisine değinen Yavaş, kelimelerin anlam kaybının düşünce dünyasını da daralttığını ifade etti. Yavaş, "Toplumlar önce kelimelerle ayrışır. Eleştiri ‘tehdit’, farklılık ‘tehlike’ olarak görülmeye başlandığında, insanlar düşüncelerinden değil kelimelerden korkar hale gelir. Dili kim yönetiyorsa, zihni de o yönetir" dedi. "Sorun kaynak yetersizliği değil, paylaşım eksikliği" Dünyadaki çatışmaların temel nedenlerine de değinen Yavaş, kaynakların yeterli olmasına rağmen süregelen kavgaların insani eksikliklerden beslendiğini vurgulayarak, "Dünyada hepimize yetecek kadar hava, su ve gıda var. Sorun kaynak yetersizliği değil; insani yetersizliktir. Paylaşma eksik, vicdan eksik, anlam eksik" şeklinde konuştu. "Vicdan yoksa, en güçlü sistemler bile çöker" Vicdan kavramına da vurgu yapan Yavaş, şu değerlendirmeyi yaptı: "Vicdan; insanın içindeki en sessiz ama en güçlü pusuladır. Yasa yokken de doğruyu gösterir, kamera yokken bile yanlışı durdurur." Sevginin ise toplumları ayakta tutan en güçlü bağ olduğuna dikkat çeken Yavaş, Ramazan ayının bu anlamda önemli bir vicdan ve sevgi hatırlatması sunduğunu ifade etti. ATGİAD Başkanı Ercan Yavaş, konuşmasının finalinde "Fabrika ayarlarımıza dönersek iyi insan oluruz" dedi. "İnsan bozulmadı, sadece unuttu" Programa konuk olan Prof. Dr. Sinan Canan, "İnsanın Fabrika Ayarları" başlıklı konuşmasında insan doğasının temel özelliklerine, günümüz yaşam tarzının zihin ve duygu dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Canan, insanın doğuştan getirdiği biyolojik ve psikolojik donanımın günümüz yaşam biçimiyle çoğu zaman çeliştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "İnsan doğası gereği merhametli, öğrenmeye açık ve anlam arayan bir varlıktır. Ancak içinde yaşadığımız sistem, bizi bu özelliklerden uzaklaştıracak biçimde çalışıyor. Hızlı, tepkisel ve yüzeysel bir hayata alışıyoruz. Sürekli tetikte olan bir beyin, derin düşünemez. Sürekli kıyas yapan bir zihin, şükredemez. Sürekli yarış halinde olan bir insan da merhametini kolayca kaybedebilir." "İnsan, özünde kötü değildir" İnsanın özünde kötü olmadığını, ancak çevresel şartların ve öğrenilmiş davranış kalıplarının bireyi dönüştürdüğünü belirten Canan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Her insan dünyaya masum ve potansiyel dolu gelir. Kötülük doğuştan gelmez; öğrenilir." "Fabrika ayarlarına dönmek" ifadesinin bir nostalji çağrısı değil, bilinçli bir farkındalık süreci olduğunu dile getiren Canan, "Fabrika ayarlarına dönmek demek, insanın kendi doğasını yeniden tanıması demektir. Kendi zihninin nasıl çalıştığını bilmek, duygularını fark etmek ve reflekslerini sorgulamak demektir" dedi. ANTGİAD üyelerine özel imzalı kitap Program sonunda Prof. Dr. Sinan Canan, "İnsanın Fabrika Ayarları" adlı kitabını ANTGİAD üyeleri için imzalayarak armağan etti. Bu esnada üyelerle sohbet eden Canan, yoğun ilgi gördü.
Adana Dağlı: "Adana gençliğini Türkiye Yüzyılı’na hazırlıyoruz" AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, kentteki gençlik ve spor alanındaki yatırımlara değinerek, "4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın dev yatırım hamlesi, Adana’mızın yarınlarına duyduğumuz inancın en somut göstergesidir" dedi. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, Adana genelinde gençlik ve spor alanında hayata geçirilen yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Adana’nın dört bir yanında tamamlanan, devam eden ve ihale aşamasında bulunan toplam 14 projenin şehrin gençlik ve spor altyapısını güçlendirdiğini belirten Dağlı, projelerin toplam yatırım bedelinin 4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın olduğunu vurguladı. Tamamlanan projeler arasında Adana Olimpik Kapalı Yüzme Havuzu ikmal yapımı, Sarıçam Salonlu Gençlik Merkezi ve Pozantı Yarı Olimpik Yüzme Havuzu gibi önemli tesislerin yer aldığını ifade eden Dağlı, bu yatırımlar sayesinde gençlerin modern ve donanımlı alanlara kavuştuğunu söyledi. Devam eden projeler kapsamında Sarıçam’da öğrenci yurtları, ilçelerde sentetik saha dönüşümleri ve yeni spor alanlarının yapımı sürerken; ihale aşamasındaki gençlik merkezleri ve spor salonlarıyla birlikte Adana’nın spor altyapısının daha da güçleneceğini belirtti. Başkan Dağlı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Gençliğe yapılan yatırım, Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken, güçlü şehirler ve donanımlı bir gençlik hedefiyle çalışıyoruz. Adana gençliğini Türkiye Yüzyılı’na hazırlıyoruz. 4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın dev yatırım hamlesi, Adana’mızın yarınlarına duyduğumuz inancın en somut göstergesidir." Dağlı, yatırımların planlı ve disiplinli bir kamu yönetimi anlayışıyla yürütüldüğünü, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanıldığını belirtti.