SAĞLIK - 27 Şubat 2026 Cuma 11:41

Uzmanından Ramazan’da ağız ve diş sağlığı önerileri: "Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok önemli" - "İftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli"

A
A
A
Uzmanından Ramazan’da ağız ve diş sağlığı önerileri: "Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok önemli"
- "İftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli"

Ramazan Ayı’nda ağız ve diş sağlığına ilişkin tavsiyelerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu.


Ramazan Ayı’nda beslenme düzeninin değişmesi ve uzun açlığın ağız ve diş sağlığını etkileyebildiğini aktaran uzmanlar, tavsiyelerde bulundu. Dr. Cinik Diş Kliniği’nden Dt. Eda Tınaş, ağız kokusuna karşı iftar ve sahur sonrası ağız ve diş bakımlarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.


"Tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte"


Vatandaşlara önerilerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Kuruluk sebepli ağız içi PH’ı değişmekte ve mekanik temizlik azalmakta. Bu sebeple hastalarımızda dil yüzeyinin temizliği çok çok önemlidir. Hastalarımızın tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ağız kokusu aslında multifaktöriyel bir sebeptir. Keton cisimlerinin veya anaerop bakterilerin aktivitesinin artması sebebiyle ağız kuruluğu ve kokusu meydana gelmektedir. Bu noktada dil yüzeyinin temizlenmesi oldukça önemlidir. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Asitli yiyeceklerin tüketimi sonrasında hastalarımızdan minimum yarım saat sonra dişlerini fırçalamasını istiyoruz. Ağız bakımı iyi olmayan hastalarda periodontitis( diş eti hastalığı) veya gingivitis dediğimiz rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Ağız kuruluğu, tükürüğün azalması sebebiyle hastalarımız yeterli, etkin bir mekanik temizlik de yapamamakta. Bu noktada ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu.


"Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, fırçalamak önemli"


Ramazan Ayı’nda ağız ve diş tedavilerin ilişkin konuşan Dt. Tınaş, "Hastalarımızın konforu ve sistemik durumlar sebebiyle tedaviler iftar sonrasına belki ertelenebilir. Tabi ki acil olan durumlar için anında tedavi yapılabilir. Çürük oluşumu aslında zaman, konak direnci ve tükürük yapısı birçok faktöre bağlıdır. Hastalarımız çok fazla şekerli, asitli gıdalar tükettiği zaman tabi ki bu risk artmaktadır. Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, diş fırçalamak önemli. Kibarca dil yüzeyinin de temizlenmesi etkili, ortalama diş fırçalama süresi 2 dakika kadar olmalı, çok fazla bastırarak sert fırçalamak da yanlış. Çok fazla yumuşak, etkin temizlemekten uzak durmak da yanlış orta derece diyebileceğimiz şekilde, diş etine zarar vermeden diş etinden dişe doğru fırçalayabilir. 6 ay ya da yılda bir diş hekimi kontrolü mutlaka öneriyoruz. Diş kanması aslında hastanın periodontol olarak bir problemi olduğunu gösterir. Diş eti sağlığı aslında diş sağlığı kadar önemli bir durumdur. Düzenli diş hekimi kontrolü sayesinde bu durum kontrol altına alınabilir. İftardan sonra biraz daha protein ağırlıklı rafine şekerlerden uzak şekilde beslenebilirler" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Çopuroğlu: "28 Şubat, millet iradesine kurulmuş bir tuzaktır" AK Parti Kayseri Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Şaban Çopuroğlu; 28 Şubat postmodern darbesinin yıl dönümü dolayısıyla bir açıklamada bulundu. Çopuroğlu açıklamasında; "28 Şubat, millet iradesine karşı kurulmuş vesayetçi anlayışın demokrasiye yönelttiği açık bir müdahalenin adıdır. Seçilmiş iradeyi baskı altına almayı amaçlayan bu süreç, hukuk dışı uygulamalarla toplumun geniş kesimlerini mağdur etmiş, demokrasimizin hafızasında derin yaralar bırakmıştır" dedi. Türkiye’nin bu karanlık dönemlerden gerekli dersleri çıkardığını vurgulayan Çopuroğlu; "Bugün de çok iyi biliyoruz ki Türkiye, milli iradeyi esas alan güçlü bir demokratik zemini kararlılıkla inşa etmiştir. Milletin değerleriyle kavga eden hiçbir anlayışın bu ülkede artık karşılığı yoktur" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirilen reformlara dikkat çeken Çopuroğlu; "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirilen reformlarla vesayet odakları tasfiye edilmiş, inanç, düşünce ve yaşam tarzı üzerinden kurulan baskı düzeni sona erdirilmiştir. Demokrasi ve özgürlükler alanında atılan her adım, 28 Şubat zihniyetine verilmiş en net cevaptır" dedi. Açıklamasının sonunda kararlılık mesajı veren Çopuroğlu; "Millet iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur. Demokrasi dışı tüm müdahaleleri bir kez daha kınıyor, benzer karanlık senaryoların bir daha yaşanmaması için milli iradeye sahip çıkmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Ticaret Bakanlığı: "Hizmet ihracatımızı 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz" Ticaret Bakanlığı, 10962 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar’ın yürürlüğe girdiğini belirterek, hizmet ihracatının 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendirildiğini ifade etti. Ticaret Bakanlığı, 10962 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar’ın 27 Şubat 2026 tarihli ve 33181 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesine ilişkin açıklamada bulundu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Hizmet İhracatı Destek Sistemi’nin bütüncül ve yenilikçi bir yapıya kavuşturduğu ifade edilerek, "2002’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı 2024 yılında 117,2 milyar dolara, 2025’te ise 122,6 milyar dolara yükselten sürdürülebilir büyüme performansımızı 61,4 milyar dolarlık ticaret fazlası ve 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz" denildi. Hizmet ihracatında sürdürülebilir artışın sağlanması amacıyla çalışmaların aralıksız sürdürüldüğü vurgulanan açıklamada, 2002 yılında 14 milyar dolar olan hizmet ihracatının 2024 yılında 117,2 milyar dolara ulaştığı vurgulandı. Bu başarı ile Türkiye’nin en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 21’inci sırada yer aldığı ve dünya toplam hizmet ihracatındaki payının 2002 yılında yüzde 0,89 iken, 2024 yılında yüzde 1,32’ye yükseldiğine dikkat çekildi. Ayrıca 61,4 milyar dolarlık uluslararası hizmet ticareti fazlası ile Türkiye’nin bu alanda dünyada beşinci sırada yer alma başarısını gösterdiği hatırlatılan açıklamada, hizmet ihracatındaki artışın 2025 yılında da devam ettiği ve 122,6 milyar dolara ulaştığı aktarıldı. "Hizmet İhracatı Destek Mevzuatı 17 sayfa ve 51 maddeli tek bir karar altında sadeleştirildi" Açıklamada daha önce 5 farklı Karar kapsamında 289 madde ve yaklaşık 70 sayfa olarak düzenlenen hizmet ihracatına ilişkin destek mevzuatının 17 sayfa ve 51 maddeden oluşan tek bir Karar altında sadeleştirildiği ve bütüncül bir yapıya kavuşturulduğu belirtildi. Bu çerçevede Hizmet İhracatı Destek Mevzuatı’nda yapılan düzenlemeyle daha kapsayıcı, yenilikçi, etkili; tüm taraflar açısından sade, kolay uygulanabilir ve anlaşılır bir destek sistemi oluşturulduğu kaydedildi. Ayrıca destek oranlarının, sürelerinin ve limitlerinin de yeknesaklaştırıldığı, hedef sektörlerde ise destek kapsamının genişletildiği bilgisi paylaşıldı. "Şirketlerimiz her bir hedef pazar için 5 yıl süreyle Bakanlığımız desteklerinden yararlanabilecek" Bilişim ve dijital aracılık sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için tasarlanan E-TURQUALITY Destek Programı’ndan aktif olarak yararlanan şirket sayısıınn 50’ye ulaştığı ifade edilen açıklamada, "Şirketlerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil edilebilmesi amacıyla hedef pazar uygulamasına geçilmiştir. Bu kapsamda şirketlerimiz, pazar çeşitlendirmelerini daha etkin şekilde gerçekleştirebilecek ve her bir hedef pazar için 5 yıl süreyle Ticaret Bakanlığımız desteklerinden yararlanabilecektir" denildi. "Program kapsamında yararlanıcıların kurumsal sürdürülebilirliğin tesisine yönelik hazırlanan projeler desteklenecektir" Çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları kapsayan Sürdürülebilirlik Proje Desteği’nin de hizmet ihracatçıları için uygulamaya alındığı belirtilen açıklamada, "Program kapsamında yararlanıcıların sürdürülebilirlik hedeflerine uygun organizasyon ve operasyon yapılarının geliştirilmesine, sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemelere uyum sağlanmasına ve ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla kurumsal sürdürülebilirliğin tesisine yönelik hazırlanan projeler desteklenecektir. Ticaret Bakanlığı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hizmet ihracatçılarımızın yanında olmaya, ülkemizin küresel hizmet ticaretindeki konumunu güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerine yer verildi.
İstanbul Güney Kore’li cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı Güney Kore’nin global cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı. Nacific’in Türkiye operasyonu, distribütörlüğünü üstlenen Korelle Kozmetik çatısı altında yürütülüyor. Ürünler, perakende altyapısı sayesinde Rossmann Türkiye’nin mağaza ağı ve online satış kanalları üzerinden tüketicilerle buluştu. Güney Kore’nin önde gelen cilt bakım markalarından Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı. Türkiye yapılanması, Korelle Kozmetik liderliğinde şekillenirken; Rossmann Türkiye’nin perakende ağıyla tüketicilerle buluştu. Türkiye, Nacific’in EMEA bölgesindeki büyüme stratejisinde stratejik öncelikli pazarlardan biri olarak konumlanıyor. Korelle Kozmetik ve Rossmann Türkiye özel iş birliğiyle hayata geçirilen bu model, K-Beauty ekosisteminde uzun vadeli, sürdürülebilir ve kurumsal marka yatırımı yaklaşımının bir örneğini ortaya koyuyor. Küresel K-Beauty pazarının yaklaşık 15 milyar ABD doları büyüklüğe ulaştığı ve 2030 yılına kadar istikrarlı büyümesini sürdüreceği öngörülüyor. Bu ivme; yüksek inovasyon kapasitesi, içerik şeffaflığı, dijital pazarlama gücü ve tüketici odaklı ürün geliştirme yaklaşımıyla destekleniyor. Kore cilt bakım felsefesi ise kısa vadeli çözümler yerine önleyici bakım anlayışını, katmanlı rutinleri ve uzun vadeli cilt sağlığını merkeze alıyor. Güney Kore merkezli global cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına Korelle Kozmetik distribütörlüğünde, kurumsal marka kimliğiyle giriş yaptı. Markanın Türkiye yapılanması ve pazara giriş stratejisi, Korelle Kozmetik liderliğinde kurgulanırken; Nacific ürünleri Rossmann’ın mağaza ağı ve online satış kanalları üzerinden özel olarak tüketicilerle buluşuyor. Bu iş ortaklığı modelinin, markanın Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir büyüme hedeflediğini ortaya koyduğu kaydedildi. Türkiye, EMEA stratejisinde öncelikli pazar Nacific, her cildin farklı olduğu ve kişiye özel bakım yaklaşımını hak ettiği inancıyla geliştirdiği formülleriyle bugün 58’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. İş hacminin yüzde 80’den fazlasını global pazarlardan elde eden marka, uluslararası büyüme vizyonunu istikrarlı şekilde sürdürüyor. Türkiye ise; stratejik coğrafi konumu, gelişmiş ve organize perakende altyapısı, genç ve bilinçli tüketici profili ile Nacific’in EMEA bölgesindeki en güçlü büyüme merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Avrupa ile Orta Doğu arasında köprü niteliği taşıyan Türkiye pazarının, markanın bölgesel ölçeklenme ve sürdürülebilir büyüme stratejisi açısından önemli bir kaldıraç etkisi oluşturduğu aktarıldı. Korelle Kozmetik liderliğinde uzun vadeli yapılanma Nacific’in Türkiye operasyonu, distribütörlüğünü üstlenen Korelle Kozmetik çatısı altında yürütülüyor. Korelle Kozmetik; marka konumlandırma, dağıtım yönetimi, pazarlama stratejisi ve pazar geliştirme süreçlerini bütünleşmiş bir yaklaşımla yöneterek markanın Türkiye’de kurumsal ve sürdürülebilir bir yapı içinde büyümesini hedefliyor. Ürünler, perakende altyapısı sayesinde Rossmann Türkiye’nin mağaza ağı ve online satış kanalları üzerinden tüketicilerle buluşuyor. Bu iş birliği modeliyle Nacific; Türkiye’de yalnızca satış hacmine odaklanan bir büyüme yerine, marka konumlandırma, tüketici eğitimi ve kategori geliştirme süreçlerini kapsayan uzun vadeli ve sürdürülebilir bir marka yatırımı gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşımın, K-Beauty segmentinde stratejik ve kalıcı bir konum elde etmeyi hedefleyen bütüncül bir büyüme modelini ortaya koyduğu belirtildi. Türkiye, uluslararası kozmetik markaları için stratejik büyüme merkezi K-Beauty trendinin küresel ölçekte istikrarlı büyümesini sürdürdüğü bir dönemde Türkiye; genç nüfusu, artan cilt bakım bilinci, dijital adaptasyonu yüksek tüketici profili, gelişmiş perakende ekosistemi ve bölgesel erişim avantajı sayesinde uluslararası kozmetik markaları için stratejik büyüme merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Nacific’in Türkiye yatırımı da bu stratejik konumun somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Korelle Kozmetik distribütörlüğünde uzun vadeli büyüme hedefiyle konumlanan marka, Rossmann Türkiye iş birliğiyle marka bilinirliğini güçlendirmeyi, tüketicilerle güçlü ve kalıcı bir bağ kurmayı ve Türkiye’yi bölgesel stratejisinin önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyor. 26 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilen basın toplantısında; Korelle Kozmetik Kurucu Ortağı ve Başkanı Fatih Akşener, The Skin Factory CEO’su Jason Roh, Overseas Business Division Director Julie Sun ile Rossmann Türkiye üst düzey yöneticileri bir araya geldi. Toplantıda konuşan Korelle Kozmetik Kurucu Ortağı ve Başkan Yardımcısı Neslihan Niğiz Ulak şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye’de Kore kozmetiği kategorisi hızla büyürken, pazarda güçlü kurumsal yapı ve uzun vadeli marka yönetimi konusunda önemli bir boşluk olduğunu gözlemledik. Korelle Kozmetik’i tam da bu ihtiyaca yanıt vermek amacıyla konumlandırdık. Nacific’in marka gücü, bilimsel yaklaşımı, içerik şeffaflığı ve gerçek sonuç odaklı marka felsefesi vizyonumuzla güçlü bir uyum gösterdi. Nacific’in global gücünü Rossmann’ın güvenilir perakende altyapısıyla birleştirerek Türkiye’de sürdürülebilir bir büyüme ivmesi yakalayacağımıza inanıyoruz. Uzun vadede hedefimiz, Korelle’yi Kore güzelliğinin Türkiye’deki en etkili ve belirleyici oyuncularından biri haline getirmek." Rossmann Türkiye Pazarlama ve E-Ticaret Grup Müdürü Gülçin Uysal ise şunları söyledi: "K-Beauty kategorisi, global ölçekte olduğu gibi Türkiye’de de kalıcı bir büyüme potansiyeli taşıyor. Rossmann olarak bu kategoriyi stratejik öncelik alanlarımızdan biri olarak görüyoruz ve müşterilerimize en doğru markaları güvenilir bir perakende deneyimiyle sunmayı hedefliyoruz. Kore güzellik kategorisini yalnızca takip eden değil; geliştiren ve sahiplenen bir marka olmayı amaçlıyoruz. Nacific, Türkiye’deki ilk exclusive Kore cilt bakım markamız olması açısından bizim için son derece özel. Exclusive iş birlikleri sayesinde markayı daha doğru konumlandırabiliyor, tüketici deneyimini daha yakından yönetebiliyor ve güven ilişkisini güçlendirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde hem global markalar hem de private label ürünlerimizle K-Beauty ekosistemini genişleterek kategorinin gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz." Rossmann Türkiye Satın Alma Grup Müdürü Yavuz Selim Taşkın da konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bilimsel yaklaşımı, doğal içerik odağı, çok adımlı bakım rutini ve yenilikçi formülasyonlarıyla K-Beauty artık yalnızca bir trend değil; kalıcı bir bakım kültürüne dönüşmüş durumda. Türkiye’de private label Kore Cilt Bakım Serisi sunan öncü perakende zincirlerinden biri olmaktan gurur duyuyoruz. Nacific gibi Türkiye’ye yatırım yapmaya hazır, güçlü Kore markalarını ülkemize kazandırmak ve onların bilgi birikimi ile uzmanlığından faydalanmak istiyoruz. Rossmann kalite standartlarını karşılayan tüm Kore markalarına kapımız açık."