GENEL - 04 Eylül 2011 Pazar 14:13

Hayatı film oluyor

A
A
A
Hayatı film oluyor

Mardin'de 1920'li yılların sonlarına doğru Suriye'ye gitmek zorunda kalan ve annesi tarafından Mardin'deki Deyrulzafaran Manastırı'na bırakılan 75 yaşındaki Bahe'nin hayat hikayesi beyaz perdeye çekiliyor.

'Babam Tarih Yapıyor' kısa metrajlı filmi ile 6 ödüle layık görülen senarist ve yönetmen Haydar Demirtaş, Mardin'de 1920'lı yıllarda annesi tarafından Mardin'in Deyrulzaferan Manastırı'na bırakılan 10 yaşındaki Bahe'nin hayat hikayesini beyaz perdeye taşıyor. Mardin'de 1920'lı yıllarda henüz nedeni bilinmeyen bir sebepten dolayı 3 çocuğundan biri olan 10 yaşındaki oğlunu manastıra bırakan bir anne ile çocuğun annesini beklemesini konu alan 'Misafir' filmi ocak ayında sinema severler ile buluşacak.

 

Başrol oyuncusunun Bahe'nin kendisinin olacağı 'Misafir' filminin konusunu anlatan Senarist ve Yönetmen Haydar Demirtaş, çok hüzünlü ve dramatik bir filmi çekeceklerini belirterek, "Mardin'de 1920'lı yılların başlarında doğmuş ve üç çocuğu ile 1920'li yılların sonlarına doğru Suriye'ye gitmek zorunda kalan anne bir çocuğunu Mardin'deki Deyrulzafaran Manastırı'na bırakılmış. Manastırda rahibeler ve rahipler tarafından büyütülen Bahe yıllarca manastırın bahçıvanlık, çobanlık ve temizlik işlerini yapar.

 

Geçen yıllar boyunca sürekli annesini anan ve annesinin gelmesini bekleyen Bahe, hala orada ve zihninde iyice silikleşen annesini beklemeyi sürdürmektedir. O artık orada hiçbir iş yapmamakta ama manastırın Süryani cemaati ona sevgi ile bakmaktadır. Çünkü Bahe, Deyrulzafaran'ın 75 yıllık misafiridir. Ve halen annesini sayıklamaktadır" diye konuştu.


'Babam Tarih Yapıyor' filmi ile sinema dünyasına adım atan Haydar Demirtaş, genç bir sinemacı olarak, doğduğu toprakların çok kültürlü yapısını çok sevdiğini kaydederek, "İlk kısa filmlerimde, binlerce yıldır bu topraklarda birikmiş mirası anlattım ve anlatmaya da devam edeceğim. Ben, Bahe'yle Süryani arkadaşlarımla sık sık gittiğim bir Deyrulzafan ziyaretinde karşılaştım. Öyküsünü dinlediğim Bahe o an için benim dramatik bir figürüm oluverdi.

 

75 yıl önce zorunlu olarak annesi tarafından manastıra bırakılmış bir erkek çocuk. 75 yıl gelemeyen annesini o manastırda bekleyen, orada büyüyen ve oraya hizmet ederek yaşlanan bir insan. Dile kolay tam 75 yıllık bir misafir ve 75 yıl misafir eden bir manastır var orada. Bir sinemacı Bahe'nin bir belgeselini yapmamak için daha ne bekler" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 15 yaşındaki Burak’ın otizmle mücadelesi başarı hikayesine dönüştü 3 yaşında otizm teşhisi konulan 15 yaşındaki Burak Göçer, son bir yıldır aldığı kök hücre, TMS tedavisi ve yoğun eğitimle birlikte davranışlarında gözle görülür değişim yaşamaya başladı. Buz pateni ve at biniciliği eğitimleri alan Burak, 2026’da özel bir yarışmaya hazırlanırken, ablası Ayşenur Göçer, "İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor" diyerek süreci anlattı. 15 yaşına giren Burak Göçer’e 3 yaşındayken otizm teşhisi konuldu. Çocukluk döneminde görece daha sakin bir süreç geçiren Burak’ta, ergenlik çağıyla birlikte davranışsal değişimler belirginleşti. Aile, bu dönemde huzursuzluk ve saldırganlık belirtilerinin artması üzerine farklı tedavi ve eğitim yöntemlerine yöneldi. Son bir yıldır kök hücre ve TMS tedavisi alan Burak, aynı zamanda yoğun bireysel ve sosyal eğitimlerden geçiyor. Tedavi ve eğitim süreciyle birlikte Burak’ın daha sakin bir yapıya büründüğü, çevresiyle temas kurma becerisinde ilerleme kaydettiği gözlendi. Sosyal yaşama adım adım Burak’ın annesi, doğumdan sonra teşhisi uzun süre konulamayan bir hastalıkla mücadele ederken; baba hem evin geçimini sağlıyor hem de aile düzenini ayakta tutmaya çalışıyor. Üniversite sınavına hazırlanan ablası Ayşenur Göçer ise kardeşinin bakım ve eğitim sürecinde aktif rol alıyor. Aldığı eğitimlerle birlikte Burak’ın ilgi alanları da genişledi. Buz pateni ve at biniciliği gibi sportif faaliyetlere yönelen Burak, özel eğitimle desteklenen bu süreçte 2026 yılında at biniciliği alanında düzenlenecek özel bir yarışmaya hazırlanıyor. Ailenin hedefi, Burak’ın yalnızca sportif başarı elde etmesi değil; aynı zamanda günlük yaşam becerilerini geliştirmesi ve sosyal hayata daha bağımsız şekilde katılabilmesi. Ablası süreci anlattı Üniversite sınavına hazırlanan abla Ayşenur Göçer, kardeşinin geçirdiği süreci şu sözlerle anlattı: "Annem, kardeşim doğduktan sonra rahatsızlandı. Kardeşim on yaşına kadar iyiydi ancak on yaşından sonra ergenlik dönemiyle birlikte belirgin bir huzursuzluk ve saldırganlık başladı. Durduk yere sinirleniyor, etrafa ve bize saldırıyordu. Daha sonra kök hücre tedavisi görmeye başladı ve bu süreçten sonra biraz daha iyiye gitti. Eğitim almaya da devam etti. Yaklaşık bir yıldır buz pateni benzeri yoğun eğitimler alıyor. Kök hücre ve TMS tedavisi görüyor. Normal eğitimine devam ederken, son bir yıldır sosyal etkinlikler ve bu tür eğitimlere daha fazla yoğunlaştık. İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor." Tedavi sürecinin hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göçer, "Bu sürecin devam edebilmesi için herkesten destek bekliyoruz" dedi.
Konya Konya’da aileler yeni yılın ilk sabah namazında camide buluştu Konya İl Müftülüğü tarafından yeni yılın ilk sabahında "Ailece Sabah Namazında Buluşuyoruz" programı gerçekleştirildi. Kapu Camii’nde kılınan sabah namazının ardından başta Filistin olmak üzere tüm mazlum coğrafyalar için dua edildi. Programın devamında ise Milli İrade Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada konuşan eski Konya Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, Gazze’de yaşamın, "normalleşme" değil; hayatta kalma mücadelesi üzerinden sürdüğünü belirtti. Uluslararası hukukun güçlüye kalkan, zayıfa verilen sus payı olmaması gerektiğinin altına çizen Poçanoğlu, bugün, yaşanan iletişim çağında; bir çocuğun soğukta can verdiği haberini "akış" içinde tüketebiliyorsa, burada bir sorun olduğunu söyledi. Bir toplumun ihtiyaç duyduğu "insani yardım" kavramını süsleyerek tartışmalı hale getiren prosedürlerin büyük bir soruna yol açtığını ifade eden Poçanoğlu, "Çağrımız; bir ülkeye, bir halka, bir kuruma karşı ‘önyargı’ değil; insan hayatını merkeze alan evrensel bir tutarlılık talebi içermektedir" dedi. Programa, AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, Meram Belediye Başkanı Mustafa kavuş, Konya İl Müfütüsü Prof. Dr. Ali Öge, protokol mensupları ve vatandaşlar katıldı.