GÜNDEM - 15 Mart 2020 Pazar 13:15

Hayatın dibinden zirveye

A
A
A
Hayatın dibinden zirveye

Gaziantep’te çocuk yaşta evlendikten sonra üst üste acılar yaşayan 33 yaşındaki Hacer Bülbül, hayatın en dibinden zirvesine ulaştı.

İki kez kanseri yenen ve babasının kanserden kurtulduğu gün kendisinin kanser olduğunu öğrenen talihsiz kadın, eşinden ayrıldı, ikiz çocuklarını bir daha göremedi ama yine de pes etmedi. Bu kadar acılar çekmesine rağmen ayakta kalmayı başaran Bülbül, şimdi ödüle doymuyor.

Gaziantep’in İslahiye ilçesine bağlı Kerküt köyünde 1987 yılında 8 çocuklu Mehmet - Menekşe Bülbül çiftinin son çocuğu olarak dünyaya gelen Hacer'in hikayesi duyanlara parmak ısırtıyor. Ailenin en küçük çocuğundan tam 7 yıl sonra dünyaya gelmesi nedeniyle ailesinde ayrı bir yeri olan küçük Hacer, 15 yaşına kadar hiç ayrılmadığı anne ve babasının sevgisiyle büyüdü.

Hasta annesine bakmak için okulu bıraktı

Annesinin rahatsızlığı nedeniyle ilkokul döneminde okulu bırakan küçük kız, 16 yaşında görücü usulüyle çocuk yaşına rağmen gelin oldu. Hacer Bülbül, evlendikten sonraki süreçte ise erkeklerin bile sırtlayamayacağı büyüklükte üst üste şoklar yaşadı.

Karnındaki bebeği tümör zannedildi

17 yaşında anne olacağını öğrenen Hacer Bülbül'ün hamileliği ilk başta anlaşılamazken, karnında tümör bulunduğu zannedildi. Hamilelik döneminin 2.5 ayı bulduğunda ise ikiz çocuğu olacağını öğrenen Hacer, zorlu geçen hamilelik dönemini atlatabilmek ve çocukları yetiştirebilmek amacıyla bulduğu boş vakitlerinde kitaplar okumaya başladı.

17 yaşında ikiz annesi oldu

Annelik heyecanı da yaşayan Hacer, küçük yaşına rağmen 2 çocuğuna da bakabilmek için birçok acıya göğüs gerdi. Çocukları 4, kendisinin 21 yaşına geldiğinde ise tiroit kanseri olduğunu öğrenen Hacer, oldukça zor geçen tedavi sürecinde 7 yıldır evli olduğu eşinin ayrılma talebi ile bir şok daha yaşadı.

Babası da kanser oldu

Tüm hayatı tepetaklak olan Hacer Bülbül, bu acıların üzerine babasının da kanser olduğu haberini aldı. Hacer Bülbül, babasının mücadelesinde de en yakın destekçisi oldu. Babasının kanserden kurtulduğu gün ise kendisinin ikinci kez kanser olduğunu öğrenen Bülbül, 31 yaşında ise lenf kanseri için tedavi görmeye başladı. 2 yıldır süren tedavi sürecinde ise ikinci kez kanseri yenmeyi başardı.

“Ayakta durmam gerekiyordu”

Film senaryolarını aratmayan bir yaşam süren ve yaşadıklarını anlatan talihsiz kadın, ikiz çocuğu olmasına rağmen mutsuz olduğunu ifade etti. Eşi ve çocukları için hayata tutunmaya çalıştığını belirten Hacer Bülbül, “Çocuklar doğduktan sonra mutsuzdum ama anneydim. Her şeye rağmen ayakta durmam gerekiyordu” dedi.

“Kanseri kendim istedim”

Hacer Bülbül, tiroit kanseri olduğunda hissettiklerini şöyle anlattı:

“Tiroit kanseri olduğumu öğrendim. İlk etapta duyduğunuzda türüyle ilgilenmiyorsunuz. Öleceğiniz gözüyle hayata bakıyorsun.”
Yaşadıkları nedeniyle kanseri ve ölümü kendi istediğini vurgulayan Bülbül, sonraları ise çocuklarına karşı bu isteğin mahcubiyetini yaşadığını kaydetti. Bülbül, “Hastalığı öğrenince çocuklarım 4 yaşındaydı. Çocuklara mahcubiyetim oluştu. Bunu ben istemiştim ama ‘çok mu erken oldu’ diye düşünmeye başladım” şeklinde konuştu.

“Hayatım tepetaklak oldu"

Kanseri öğrendikten sonra her şeyin ters düz olduğunu vurgulayan Bülbül, “Hayatım kanserle birlikte tepetaklak oldu. Psikolojim bozuldu. 7 yıllık evliliğim bitti. Hastalıkla birlikte çocuklarımı kaybettim. Hastalıkla birlikte boşandığım için kendi ailemden kaybettiklerim oldu” ifadelerini kullandı.

İki dönüm noktası oldu

Hayatının en zor döneminin ise kanser olduğunu ilk öğrendiği ve eşinden ayrıldıktan sonraki süreçler olduğunu söyleyen acılı anne, hayatındaki iki dönüm noktasını ise şöyle anlattı:

“Ayakta duramayacak bir pozisyondaydım. Çok acı çekiyordum, evlatlarımdan ayrılmışım. Her şeyi kaybetmişim. Hastalıkla savaşıyorum. O dönem 'tamamen bitti' dedim. Hayat bitti, son nokta olarak düşünüyordum. Böyle bir süreçte çok acıdır ki dulluk kavramı sizi tamamen toplumdan soyutlaştırıyor. Ailemin bazı fertleri için benim çocuklarım benden daha önemliydi. Hastaneye geldiğimizde, değerlerim, sonuçlar enteresan derecede yüksek çıkmıştı. Doktorun yalnız görüştüğü babam, o odadan çıktığında, bana sarılarak, ‘Seni azat ediyorum. Yılda bir de olsa, sana sarılabileyim ama söz ver yaşayacağına’ dedi. Böyle bir süreçte hayatım için iki dönüm noktası olduÖnemli olan tek şey eşimden ayrılmamammış. Eşimin yanında ölseymişim ama ayrılmasaymışım. İkincisi de babamın kanser olduğunu öğrendiğimiz gün bana verdiği destekti. O gün babamın sözleri ile benim elime balyozu verdi, ‘tabuları yık, ben senin arkandayım’ dedi. Ben bu tabuları yıkarken alnımdaki teri babam sildi. Susadığımda babam bana su uzattı. Hem annemin, hem babamın her zaman gücünü yanımda hissettim. Daha sonrasında yeni bir hayat, yeni dönem başladı. Sonra her şey değişti. Her şeyden önce ben değiştim.”

“Tedavi süreci çok sancılı geçti”

Evli olduğu dönemde bir kez ameliyat olan Hacer Bülbül, boşandıktan sonraki süreçte de 2 kez ameliyat olduğunu kaydederek, “Ameliyatlar ve süreç çok ağır ve sancılı geçti. Her uyanışta hep şükrettim. Hep şu anki hayatımı hayal ederdim. Bu hayali sadece ‘o gün beni rahatlatsın' diye kuruyordum” dedi.

Sevinemeden yıkıldı

Kocasından ayrıldıktan 1 yıl sonra kanserden kurtulan talihsiz kadın bu kez kendisinin en büyük destekçisi olan babasının kanser haberiyle tekrar zor günlerine geri döndü. Kendisinin kanserden kurtulmasının sevincini yaşayamadan babasının kanser haberini alan genç kadın, “Babamın lenf teşhisi konduktan sonra bir tedavi süreci oldu. Hayatımın en zor günlerini geçirdiğim süreçlerden biri oldu. Babamın ameliyattan çıkmama ihtimali de vardı” ifadelerini kullandı.

Babasının kanserden kurtulduğu gün kendisinin kansere yakalandığını öğrendi

Babasının tedavi sürecinde iyi haberleri üst üste alan genç kadın, babasının kanserden kurtulduğu gün ise ikinci kez kansere yakalandığını öğrendi.
Hacer Bülbül, “Babam ameliyattan çıktığı günden sonra ise güzel haberler aldık. Babamın sağlığı her geçen gün daha iyiye gidiyordu. Ama o süreçte yaşadığım üzüntü ve sıkıntı benim tekrar kanser olmama neden oldu. Babamın sonuçlarının temiz çıktığı gün benim teşhisim konuldu” diye devam etti.

Yine pes etmedi

Tiroit kanseri olduğunu öğrendiği tarihten yaklaşık 10 yıl sonra bu kez lenf kanseri olduğu haberini alan Bülbül, ailesinin ve yakınlarının yaşadığı büyük üzüntüye rağmen yine pes etmedi. Ailesine üzülmemelerini belirten Hacer Bülbül, “Ailemin tamamı dövünüp ağlarken, köydeki yakınlarımız hepsi üzülürken, ‘üzülmeyin, üzülmenize gerek yok. Ben buna da yenilmeyeceğim’ dedim. Yenilmeyeceğimi biliyordum. Nefes aldığınız müddetçe hayatta her şey mümkün” diye konuştu.

Mesleğinde de zirveye çıktı

Yaşadığı onca acıya rağmen herkesin kısa süreceğini düşündüğü hayatında kendi ayakları üzerinde kalmayı başaran Hacer Bülbül, diğer taraftan da iş hayatında merdivenleri hızla tırmanmaya başladı. Süreçte halkla ilişkiler personeli, medikal firmalarda bölge müdürlüğü, genel müdürlük gibi görevleri başarıyla yerine getiren Hacer Bülbül, bir AVM’de yaptığı proje müdürlüğü işinden sonra ise 'yaşam koçu' olmaya karar verdi.

Ödüle doymuyor

Şu anda kendisine bir danışmanlık şirketi de kuran Bülbül, mesleki alanda aldığı eğitimlerle Kişisel Gelişim Uzmanı, Kurumiçi Eğitim Uzmanı, Kurumsal Yönetici, Koç, Yaşam, İlişki, Eğitim Öğrenci Koçu ve NLP uzmanı gibi birçok sıfatı da almaya hak kazandı. Mesleğinde art arda ödüller alan Hacer Bülbül, üniversitelerde ise bilgi ve tecrübeleriyle eğitimler ve seminerler veriyor. Yaşadığı acı tecrübelerine kitaplarda okuduğu deneyimleri ve eğitimlerde aldığı bilgileri de katan Bülbül, “Her yaptığım işi en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Çünkü köyden çıktığımda hiçbir şey bilmiyordum. Yaşam koçluğundan sonra da birçok eğitim aldı. Eğitime doyamamaya başladım. Kendimle tam tanışmam bu oldu. Birçok iş yapmıştım, hedeflerim hep vardı ama tam olarak ne olduğunu bilmiyordum. Bir gün sabah uyandım. Konya’ya gittim geldim. Ertesi gün İstanbul’a gidip eğitime yazıldım. O sürecin nasıl olduğu konusunda benim de hiçbir fikrim yok. Sadece içimden geldiği gibi yaptım. Asıl yapmam gereken şeyle tanıştım. Bu kadar şey yaşadım. Çok acı çektim. Öldüm bittim denilecek kadar acılar çektim. Ama hiç zaman pes etmedim” dedi.

"Hayat bir film gibi"

Hayatını film gibi düşündüğünü belirten Bülbül, yaşadığı acıların ise kendisini bu mesleğe hazırladığını savunarak, “Yaşadığım her şey sanki beni bugüne hazırladı. Onun için hayatımdaki hiç kimseye kızgın ya da kırgın değilim. Herkesi affettim. Çünkü onların da görevi buydu. Bizim hayatımız bir film gibi düşünürsek biz başrolüz. Başrol öldüğü zaman son yazar. Hayatımıza giren herkes acısıyla tatlısıyla bir şeyler katar. Rollerini tamamladıktan sonra giderler, gitmek zorundalar. Onların suçu değil. Bunun için hayatımdaki hiç kimseye kızgın ve kırgın değilim” şeklinde konuştu.

“Üstünüzü silkeleyin devam edin”

Danışmanlık yaptığı kadınların da çok acılı hikayeleri olduğunu ifade eden Hacer Bülbül, tüm seanslarda öncelikle pes etmemesi gerektiğini anlattığını ifade etti. Yaşadığı acılara rağmen kendisini de etkileyen hikayeler olduğunu kaydeden Bülbül, tecrübe ve deneyimleri kadınların umut aşıladığını vurguladı. Tüm kadınlara seslenen Bülbül, “Hayatınızda her şeyi yaşayabilirsiniz. En acı şeyleri bile yaşayabilirsiniz ama dövünüp ağlamayın. Düştüyseniz kalkın üstünüzü silkeleyin ve tekrar yolunuza devam edin. Önünüzde engeller olabilir ama her engel aşılmak için vardır” diye konuştu.

Serhat Demir - Lider Olgun
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Etiyopya’dan Torbalı’ya özel ilgi Etiyopya Büyükelçisi Adem Mohammed Mahmud ve heyeti, Torbalı’daki gıda imalatçısı firmalarla bir araya geldi. Büyükelçi Mahmud, "Torbalı’nın üretim gücü ve ihracat potansiyeli, Etiyopya için güçlü ve stratejik bir iş birliği fırsatı sunuyor" dedi. Torbalı Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen programda, Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Adem Mohammed Mahmud, ilçedeki gıda imalatçılarıyla bir araya gelerek karşılıklı ticaret ve yatırım imkanlarını değerlendirdi. Torbalı Kaymakamı Adem Çelik, Ege Hububat Bakliyat İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, İzmir Fahri Konsolosu İlhami Yıldırım, Meclis Başkanı Bekir Söyler ve Yönetim Kurulu Başkanı Abdulvahap Olgun’un da katıldığı programda, gıda imalatı sektöründe faaliyet gösteren 50 firma hazır bulundu. Program kapsamında firma temsilcileri, Etiyopya heyetiyle birebir görüşmeler gerçekleştirerek ürünler, ticaret süreçleri ve muhtemel iş birlikleri hakkında karşılıklı değerlendirmelerde bulundu. Torbalı Ticaret Odası (TTO), Afrika pazarına yönelik çalışmalarını sürdürülebilir ve planlı bir yaklaşımla yürütmeye devam ediyor. Bu kapsamda odanın ev sahipliğinde geçtiğimiz yıl "Hedef Afrika: Uluslararası İş Konferansı & B2B Görüşmeleri" düzenlenmiş; Benin, Kamerun, Senegal ve Nijer’den gelen 25 kişilik Afrika heyeti ile tarım, gıda, makine, enerji ve su arıtma alanlarında birebir iş görüşmeleri gerçekleştirilmişti. Önceki gün gerçekleştirilen program, bu temasların devamı niteliğinde değerlendirilerek Afrika ile ticari ilişkilerin derinleştirilmesine katkı sundu. Etiyopya, stratejik bir pazar Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Adem Mohammed Mahmud toplantı sonrası yaptığı değerlendirmede, "Türkiye ile Etiyopya arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda istikrarlı bir şekilde gelişiyor. Amacımız, bu güçlü ilişkiyi daha da ileri taşıyarak iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmak. Etiyopya, tarımsal üretim gücü ve genç nüfusuyla Türk firmaları için önemli fırsatlar sunuyor" dedi. Mahmud, özellikle gıda ve tarıma dayalı sanayi alanlarına dikkat çekerek, "Gıda işleme, tarımsal ürün tedariki, paketleme ve lojistik başta olmak üzere birçok alanda Türk firmalarıyla güçlü iş birlikleri kurmak istiyoruz. Torbalı’nın üretim kapasitesi, ihracat başarısı ve organize sanayi yapısı bizim için çok kıymetli. Torbalı’ya özel bir ilgi duyuyoruz ve bu bölgeden Etiyopya’ya yönelik yatırımları memnuniyetle karşılıyoruz. Türk firmalarını Etiyopya pazarında yatırım ve ticaret yapmaya davet ediyoruz" diye konuştu. Afrika, firmalarımız için fırsat Torbalı’nın ihracatta elde ettiği başarının kararlı ve planlı çalışmaların sonucu olduğunu belirten Torbalı Ticaret Odası Başkanı Abdulvahap Olgun, "Torbalı bugün 2,1 milyar doları aşan ihracat hacmiyle Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri konumunda. Bu gücü, Afrika pazarları gibi yeni ve stratejik alanlara taşıyarak firmalarımız için kalıcı ticari ilişkiler oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. Sözlerine devam eden Olgun, "Afrika pazarı, özellikle gıda ve tarıma dayalı sanayi açısından firmalarımıza önemli fırsatlar sunuyor. Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz Hedef Afrika programında bunun somut karşılıklarını gördük. Bugün, Etiyopya heyetiyle gerçekleştirdiğimiz bu buluşma da firmalarımızın yeni pazarlara açılması açısından çok kıymetli. Torbalı Ticaret Odası olarak, firmalarımızın uluslararası pazarlara erişimini desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş Başkan Toptaş:" Karla mücadele çalışmalarımız aralıksız sürüyor" Kahramanmaraş’ın Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş,"141 mahallemizin tamamında karla mücadele çalışmalarımız aralıksız sürüyor" dedi. Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, ilçede etkili olan kar yağışı sonrası yürütülen karla mücadele çalışmalarının koordine edildiği merkezi ziyaret ederek, ekiplerden çalışmalara ilişkin bilgi aldı. Başkan Toptaş akabinde, Hürriyet Mahallesi’ne geçerek mahalle muhtarı ve vatandaşlarla bir araya geldi, ekiplere kolaylıklar diledi. Başkan Toptaş, görev yapan belediye ekiplerine kolaylıklar dileyerek yürütülen çalışmaları yerinde değerlendirdi. Saha incelemeleri sırasında açıklamalarda bulunan Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, kar yağışının başladığı ilk andan itibaren tüm ekiplerin teyakkuz hâlinde olduğunu vurguladı. Başkan Toptaş, "Onikişubat Belediyesi olarak 60 aracımız ve 150 personelimizle birlikte gece saat 12’den itibaren sahadayız. İnşallah bu iki günlük süreç içerisinde ekiplerimiz yoğun bir şekilde çalışmalarına devam edecek. 141 mahallemizin tamamında, özellikle kırsal mahallelerimizde ve merkez mahallelerimizde karla mücadele çalışmalarımız aralıksız sürüyor"diye konuştu. Meteorolojiden alınan veriler doğrultusunda hazırlıkların önceden yapıldığına dikkat çeken Toptaş, "Gece saatlerinde başlayan kar yağışı ilimizin büyük bölümünde etkili bir şekilde devam ediyor. Bizler de ekiplerimizle birlikte sahadayız. Şu anda Hürriyet Mahallemizdeyiz hem çalışmaları yerinde inceliyor hem de hemşehrilerimizle istişare ediyoruz. Çok şükür şu an için ciddi bir olumsuzluk söz konusu değil. Kar her şeyden önce bizim için rahmet ve bereket demektir. Özellikle son yıllarda yaşanan kuraklıklar, suyun ne kadar kıymetli olduğunu hepimize gösterdi. Elhamdülillah 2026 yılı bereketiyle birlikte geliyor. Kar yağışı yer yer ara verse de önümüzdeki 1-2 gün boyunca devam edecek. Sonrasında oluşabilecek buzlanmalara karşı da ekiplerimizle gerekli önlemleri alıyoruz. Kaldırımlar başta olmak üzere tuzlama ve solüsyon çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi’nin kokusal peyzaj alanındaki projesi desteklenecek Kastamonu Üniversitesi yürütücülüğünü yapacağı "Sanal Gerçeklik Tabanlı Tilia tomentosa’nın Kokusal Peyzaj Performansının Değerlendirilmesi" başlıklı proje, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazandı. Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğretim Üyesi Elif Ayan Çeven’in yürütücülüğünü yaptığı "Sanal Gerçeklik Tabanlı Tilia tomentosa’nın Kokusal Peyzaj Performansının Değerlendirilmesi" başlıklı projesi, TÜBİTAK 1002-Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje, Türkiye’nin birçok kentinde açık ve yeşil alan sistemlerinde yaygın olarak kullanılan gümüşi ıhlamur (Tilia Tomentosa) bitkisinin kokusal özelliğinin, kullanıcıların mekansal algısı, duyusal deneyimi ve psikososyal tepkileri üzerindeki etkilerini kokusal peyzaj yaklaşımı çerçevesinde ele alıyor. Çalışmada, kokunun mekanla kurulan ilişki üzerindeki rolü hem gerçek mekan deneyimleri hem de sanal gerçeklik ortamları üzerinden karşılaştırmalı olarak değerlendirilecek. Araştırma kapsamında, ıhlamur türünün yaya aksları ile park, oturma ve dinlenme alanları çevresindeki kullanımının kokusal peyzaj potansiyeli, koku ile bellek, yere bağlılık ve algısal şema arasındaki ilişkiler ile kokunun gündüz ve gece şartlarında algılanma düzeyindeki değişimler incelenecek. Ayrıca, koku özelliği gösteren bitkiler için peyzaj tasarımına yönelik ölçütlerin geliştirilmesi hedefleniyor. Proje iki aşamalı olarak yürütülecek. İlk aşamada, belirlenen kentsel alanlarda gerçekleştirilecek duyusal yürüyüşler aracılığıyla katılımcıların algıları gerçek mekân deneyimi üzerinden değerlendirilecek. İkinci aşamada ise aynı alanlar sanal gerçeklik ortamında modellenerek, kontrollü şartlar altında ıhlamur kokusunun sanal gerçeklik deneyimine entegrasyonu sağlanacak ve katılımcı algıları yeniden ölçülecek. Elde edilen veriler karşılaştırılarak, sanal gerçeklik ortamlarının kokusal peyzaj değerlendirmelerinde gerçek mekanı temsil etme düzeyi analiz edilecek. Toplam 100 bin TL bütçeye sahip olan projede, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Doruk Görkem Özkan danışman olarak görev alırken, projede bir yüksek lisans öğrencisi dört ay süreyle bursiyer olarak yer alacak. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, "Sanal gerçeklik tabanlı yöntemlerle kokusal peyzaj konusunu ele alan bu özgün çalışmanın desteklenmeye hak kazanmasından memnuniyet duyuyoruz. Disiplinler arası yaklaşımıyla dikkat çeken projenin, mekân-insan etkileşimi ve peyzaj araştırmalarına bilimsel katkılar sunacağına inanıyorum. Projenin yürütücüsü Dr. Öğretim Üyesi Elif Ayan Çeven’i, danışmanı Prof. Dr. Doruk Görkem Özkan’ı ve projede görev alan tüm araştırmacıları tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı.
Kırklareli Yargıtay’dan kamulaştırma davasında emsal karar Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde enerji nakil hattı sebebiyle yapılan kamulaştırma işlemine açılan dava, Yargıtay’ın emsal niteliğindeki kararıyla sonuçlandı. Kamulaştırma bedeline yalnızca yasal faiz uygulanmasına itiraz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay, kamu alacaklarında uygulanan en yüksek faizin esas alınması gerektiğine hükmetti. Kamulaştırma davaları açısından Türkiye genelinde etkili olacak önemli bir karar Yargıtay’dan çıktı. İstanbul Barosu avukatlarından Av. İbrahim Çınar’ın takip ettiği dosyada, kamulaştırma bedeline yalnızca yasal faiz uygulanmasına ilişkin yerleşik uygulama değiştirildi. Süreç, Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi’nin, Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ve kamulaştırma bedeline sadece yasal faiz işletilmesini öngören kararını kesin nitelikte kabul edilmesiyle başladı. Bunun üzerine müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirten Av. İbrahim Çınar, dosyayı temyiz ederek Yargıtay’a taşıdı. Yargıtay yaptığı incelemede, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kesin nitelikteki kararını kaldırdı. Yerel mahkeme kararını düzelterek onayan Yargıtay, kamulaştırma bedeline yasal faiz değil, kamu alacaklarında uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğine hükmetti. Kararın, kamulaştırma sürecinde yaşanan gecikmeler sebebiyle vatandaşların uğradığı maddi kayıpların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığı belirtilirken, benzer davalar için de emsal oluşturacağı ifade edildi. Av. İbrahim Çınar, kararın ardından yaptığı değerlendirmede, "Bu karar yalnızca müvekkilimiz açısından değil, Türkiye genelinde kamulaştırma süreci yaşayan tüm vatandaşlar açısından büyük önem taşıyor. Bölge Adliye Mahkemesi’nin yalnızca yasal faize hükmedilen kararı kesinleştirmesi halinde ciddi bir hak kaybı yaşanacaktı. Yargıtay, kamulaştırma bedellerine her zaman itiraz edilebileceğini ve bu bedellere kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu karar, idarenin gecikmesinden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesi açısından son derece önemlidir" dedi. Av. Çınar ayrıca, kamulaştırmanın bir idari işlem olduğunu ancak bu süreçte vatandaşın mülkiyet hakkının korunmasının esas olduğunu vurgulayarak, "Vatandaşın hakkını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Söz konusu davanın, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde vatandaşlara ait tarım arazilerinden geçirilen enerji nakil hattı sebebiyle yapılan irtifak hakkı kamulaştırmasına ilişkin olduğu bildirildi.