GÜNDEM - 15 Mart 2020 Pazar 13:15

Hayatın dibinden zirveye

A
A
A
Hayatın dibinden zirveye

Gaziantep’te çocuk yaşta evlendikten sonra üst üste acılar yaşayan 33 yaşındaki Hacer Bülbül, hayatın en dibinden zirvesine ulaştı.

İki kez kanseri yenen ve babasının kanserden kurtulduğu gün kendisinin kanser olduğunu öğrenen talihsiz kadın, eşinden ayrıldı, ikiz çocuklarını bir daha göremedi ama yine de pes etmedi. Bu kadar acılar çekmesine rağmen ayakta kalmayı başaran Bülbül, şimdi ödüle doymuyor.

Gaziantep’in İslahiye ilçesine bağlı Kerküt köyünde 1987 yılında 8 çocuklu Mehmet - Menekşe Bülbül çiftinin son çocuğu olarak dünyaya gelen Hacer'in hikayesi duyanlara parmak ısırtıyor. Ailenin en küçük çocuğundan tam 7 yıl sonra dünyaya gelmesi nedeniyle ailesinde ayrı bir yeri olan küçük Hacer, 15 yaşına kadar hiç ayrılmadığı anne ve babasının sevgisiyle büyüdü.

Hasta annesine bakmak için okulu bıraktı

Annesinin rahatsızlığı nedeniyle ilkokul döneminde okulu bırakan küçük kız, 16 yaşında görücü usulüyle çocuk yaşına rağmen gelin oldu. Hacer Bülbül, evlendikten sonraki süreçte ise erkeklerin bile sırtlayamayacağı büyüklükte üst üste şoklar yaşadı.

Karnındaki bebeği tümör zannedildi

17 yaşında anne olacağını öğrenen Hacer Bülbül'ün hamileliği ilk başta anlaşılamazken, karnında tümör bulunduğu zannedildi. Hamilelik döneminin 2.5 ayı bulduğunda ise ikiz çocuğu olacağını öğrenen Hacer, zorlu geçen hamilelik dönemini atlatabilmek ve çocukları yetiştirebilmek amacıyla bulduğu boş vakitlerinde kitaplar okumaya başladı.

17 yaşında ikiz annesi oldu

Annelik heyecanı da yaşayan Hacer, küçük yaşına rağmen 2 çocuğuna da bakabilmek için birçok acıya göğüs gerdi. Çocukları 4, kendisinin 21 yaşına geldiğinde ise tiroit kanseri olduğunu öğrenen Hacer, oldukça zor geçen tedavi sürecinde 7 yıldır evli olduğu eşinin ayrılma talebi ile bir şok daha yaşadı.

Babası da kanser oldu

Tüm hayatı tepetaklak olan Hacer Bülbül, bu acıların üzerine babasının da kanser olduğu haberini aldı. Hacer Bülbül, babasının mücadelesinde de en yakın destekçisi oldu. Babasının kanserden kurtulduğu gün ise kendisinin ikinci kez kanser olduğunu öğrenen Bülbül, 31 yaşında ise lenf kanseri için tedavi görmeye başladı. 2 yıldır süren tedavi sürecinde ise ikinci kez kanseri yenmeyi başardı.

“Ayakta durmam gerekiyordu”

Film senaryolarını aratmayan bir yaşam süren ve yaşadıklarını anlatan talihsiz kadın, ikiz çocuğu olmasına rağmen mutsuz olduğunu ifade etti. Eşi ve çocukları için hayata tutunmaya çalıştığını belirten Hacer Bülbül, “Çocuklar doğduktan sonra mutsuzdum ama anneydim. Her şeye rağmen ayakta durmam gerekiyordu” dedi.

“Kanseri kendim istedim”

Hacer Bülbül, tiroit kanseri olduğunda hissettiklerini şöyle anlattı:

“Tiroit kanseri olduğumu öğrendim. İlk etapta duyduğunuzda türüyle ilgilenmiyorsunuz. Öleceğiniz gözüyle hayata bakıyorsun.”
Yaşadıkları nedeniyle kanseri ve ölümü kendi istediğini vurgulayan Bülbül, sonraları ise çocuklarına karşı bu isteğin mahcubiyetini yaşadığını kaydetti. Bülbül, “Hastalığı öğrenince çocuklarım 4 yaşındaydı. Çocuklara mahcubiyetim oluştu. Bunu ben istemiştim ama ‘çok mu erken oldu’ diye düşünmeye başladım” şeklinde konuştu.

“Hayatım tepetaklak oldu"

Kanseri öğrendikten sonra her şeyin ters düz olduğunu vurgulayan Bülbül, “Hayatım kanserle birlikte tepetaklak oldu. Psikolojim bozuldu. 7 yıllık evliliğim bitti. Hastalıkla birlikte çocuklarımı kaybettim. Hastalıkla birlikte boşandığım için kendi ailemden kaybettiklerim oldu” ifadelerini kullandı.

İki dönüm noktası oldu

Hayatının en zor döneminin ise kanser olduğunu ilk öğrendiği ve eşinden ayrıldıktan sonraki süreçler olduğunu söyleyen acılı anne, hayatındaki iki dönüm noktasını ise şöyle anlattı:

“Ayakta duramayacak bir pozisyondaydım. Çok acı çekiyordum, evlatlarımdan ayrılmışım. Her şeyi kaybetmişim. Hastalıkla savaşıyorum. O dönem 'tamamen bitti' dedim. Hayat bitti, son nokta olarak düşünüyordum. Böyle bir süreçte çok acıdır ki dulluk kavramı sizi tamamen toplumdan soyutlaştırıyor. Ailemin bazı fertleri için benim çocuklarım benden daha önemliydi. Hastaneye geldiğimizde, değerlerim, sonuçlar enteresan derecede yüksek çıkmıştı. Doktorun yalnız görüştüğü babam, o odadan çıktığında, bana sarılarak, ‘Seni azat ediyorum. Yılda bir de olsa, sana sarılabileyim ama söz ver yaşayacağına’ dedi. Böyle bir süreçte hayatım için iki dönüm noktası olduÖnemli olan tek şey eşimden ayrılmamammış. Eşimin yanında ölseymişim ama ayrılmasaymışım. İkincisi de babamın kanser olduğunu öğrendiğimiz gün bana verdiği destekti. O gün babamın sözleri ile benim elime balyozu verdi, ‘tabuları yık, ben senin arkandayım’ dedi. Ben bu tabuları yıkarken alnımdaki teri babam sildi. Susadığımda babam bana su uzattı. Hem annemin, hem babamın her zaman gücünü yanımda hissettim. Daha sonrasında yeni bir hayat, yeni dönem başladı. Sonra her şey değişti. Her şeyden önce ben değiştim.”

“Tedavi süreci çok sancılı geçti”

Evli olduğu dönemde bir kez ameliyat olan Hacer Bülbül, boşandıktan sonraki süreçte de 2 kez ameliyat olduğunu kaydederek, “Ameliyatlar ve süreç çok ağır ve sancılı geçti. Her uyanışta hep şükrettim. Hep şu anki hayatımı hayal ederdim. Bu hayali sadece ‘o gün beni rahatlatsın' diye kuruyordum” dedi.

Sevinemeden yıkıldı

Kocasından ayrıldıktan 1 yıl sonra kanserden kurtulan talihsiz kadın bu kez kendisinin en büyük destekçisi olan babasının kanser haberiyle tekrar zor günlerine geri döndü. Kendisinin kanserden kurtulmasının sevincini yaşayamadan babasının kanser haberini alan genç kadın, “Babamın lenf teşhisi konduktan sonra bir tedavi süreci oldu. Hayatımın en zor günlerini geçirdiğim süreçlerden biri oldu. Babamın ameliyattan çıkmama ihtimali de vardı” ifadelerini kullandı.

Babasının kanserden kurtulduğu gün kendisinin kansere yakalandığını öğrendi

Babasının tedavi sürecinde iyi haberleri üst üste alan genç kadın, babasının kanserden kurtulduğu gün ise ikinci kez kansere yakalandığını öğrendi.
Hacer Bülbül, “Babam ameliyattan çıktığı günden sonra ise güzel haberler aldık. Babamın sağlığı her geçen gün daha iyiye gidiyordu. Ama o süreçte yaşadığım üzüntü ve sıkıntı benim tekrar kanser olmama neden oldu. Babamın sonuçlarının temiz çıktığı gün benim teşhisim konuldu” diye devam etti.

Yine pes etmedi

Tiroit kanseri olduğunu öğrendiği tarihten yaklaşık 10 yıl sonra bu kez lenf kanseri olduğu haberini alan Bülbül, ailesinin ve yakınlarının yaşadığı büyük üzüntüye rağmen yine pes etmedi. Ailesine üzülmemelerini belirten Hacer Bülbül, “Ailemin tamamı dövünüp ağlarken, köydeki yakınlarımız hepsi üzülürken, ‘üzülmeyin, üzülmenize gerek yok. Ben buna da yenilmeyeceğim’ dedim. Yenilmeyeceğimi biliyordum. Nefes aldığınız müddetçe hayatta her şey mümkün” diye konuştu.

Mesleğinde de zirveye çıktı

Yaşadığı onca acıya rağmen herkesin kısa süreceğini düşündüğü hayatında kendi ayakları üzerinde kalmayı başaran Hacer Bülbül, diğer taraftan da iş hayatında merdivenleri hızla tırmanmaya başladı. Süreçte halkla ilişkiler personeli, medikal firmalarda bölge müdürlüğü, genel müdürlük gibi görevleri başarıyla yerine getiren Hacer Bülbül, bir AVM’de yaptığı proje müdürlüğü işinden sonra ise 'yaşam koçu' olmaya karar verdi.

Ödüle doymuyor

Şu anda kendisine bir danışmanlık şirketi de kuran Bülbül, mesleki alanda aldığı eğitimlerle Kişisel Gelişim Uzmanı, Kurumiçi Eğitim Uzmanı, Kurumsal Yönetici, Koç, Yaşam, İlişki, Eğitim Öğrenci Koçu ve NLP uzmanı gibi birçok sıfatı da almaya hak kazandı. Mesleğinde art arda ödüller alan Hacer Bülbül, üniversitelerde ise bilgi ve tecrübeleriyle eğitimler ve seminerler veriyor. Yaşadığı acı tecrübelerine kitaplarda okuduğu deneyimleri ve eğitimlerde aldığı bilgileri de katan Bülbül, “Her yaptığım işi en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Çünkü köyden çıktığımda hiçbir şey bilmiyordum. Yaşam koçluğundan sonra da birçok eğitim aldı. Eğitime doyamamaya başladım. Kendimle tam tanışmam bu oldu. Birçok iş yapmıştım, hedeflerim hep vardı ama tam olarak ne olduğunu bilmiyordum. Bir gün sabah uyandım. Konya’ya gittim geldim. Ertesi gün İstanbul’a gidip eğitime yazıldım. O sürecin nasıl olduğu konusunda benim de hiçbir fikrim yok. Sadece içimden geldiği gibi yaptım. Asıl yapmam gereken şeyle tanıştım. Bu kadar şey yaşadım. Çok acı çektim. Öldüm bittim denilecek kadar acılar çektim. Ama hiç zaman pes etmedim” dedi.

"Hayat bir film gibi"

Hayatını film gibi düşündüğünü belirten Bülbül, yaşadığı acıların ise kendisini bu mesleğe hazırladığını savunarak, “Yaşadığım her şey sanki beni bugüne hazırladı. Onun için hayatımdaki hiç kimseye kızgın ya da kırgın değilim. Herkesi affettim. Çünkü onların da görevi buydu. Bizim hayatımız bir film gibi düşünürsek biz başrolüz. Başrol öldüğü zaman son yazar. Hayatımıza giren herkes acısıyla tatlısıyla bir şeyler katar. Rollerini tamamladıktan sonra giderler, gitmek zorundalar. Onların suçu değil. Bunun için hayatımdaki hiç kimseye kızgın ve kırgın değilim” şeklinde konuştu.

“Üstünüzü silkeleyin devam edin”

Danışmanlık yaptığı kadınların da çok acılı hikayeleri olduğunu ifade eden Hacer Bülbül, tüm seanslarda öncelikle pes etmemesi gerektiğini anlattığını ifade etti. Yaşadığı acılara rağmen kendisini de etkileyen hikayeler olduğunu kaydeden Bülbül, tecrübe ve deneyimleri kadınların umut aşıladığını vurguladı. Tüm kadınlara seslenen Bülbül, “Hayatınızda her şeyi yaşayabilirsiniz. En acı şeyleri bile yaşayabilirsiniz ama dövünüp ağlamayın. Düştüyseniz kalkın üstünüzü silkeleyin ve tekrar yolunuza devam edin. Önünüzde engeller olabilir ama her engel aşılmak için vardır” diye konuştu.

Serhat Demir - Lider Olgun
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda Türk sahipli 14 tane gemi var, 3 tane geminin çıkma talebi yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki Türk gemileriyle ilgili, "Boğaz’da Türk sahipli 14 tane gemi var. Dolayısıyla gemilerin bütün mürettebatıyla görüşme halindeyiz. 3 tane geminin çıkma talebi yok" dedi. Bakan Uraloğlu TBMM’deki AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarını sorularını cevapladı. Hürmüz Boğazı’ndaki Türk gemilerinin son durumu hakkındaki soru üzerine Uraloğlu, "Önümüzdeki sıkıntı devam ediyor. Dışişleri Bakanlığımızın koordinasyonunda gemileri oradan çıkarabilir miyiz diye gayret içerisindeyiz. Boğaz’da Türk sahipli 14 tane gemi var. Dolayısıyla gemilerin bütün mürettebatıyla görüşme halindeyiz. 3 tane geminin çıkma talebi yok, belli operasyonlar için orada. Enerji üretimi için gemilerimiz var. Onun haricinde diğer gemileri çıkarma ile ilgili görüşmeler devam ediyor. Henüz gemileri çıkarma imkanı olmadı. Personelle ve kaptanlarla sürekli iletişim halindeyiz. İnsani problemlerinin olmadığını söylemek isterim. Yakından takip ediyoruz" cevabını verdi. Karadeniz’de Türk sahipli geminin vurulması ile ilgili soru üzerine Bakan Uraloğlu, "Bu olay vurulma mıdır, patlama mıdır uzmanlarımız takip ediyor. Ama dıştan bir müdahale olduğunu söyleyebilirim. Bizim karasularımızın dışında olan bir olaydır. Seferler anlamında genel bir problem yoktur" dedi.
İstanbul Kibar Holding’den ABD’de stratejik yatırım Yassı alüminyum üreticisi Assan Alüminyum, ABD’de alüminyum folyo üretim tesisi satın aldı. Kibar Holding’in globalleşme vizyonu kapsamında, şirketin iştiraki Kibar Americas üstünden yapılan satın almayla, Amerika kıtasında da yerel üretici konumuna geçti. Assan Alüminyum, çatısı altında faaliyet gösterdiği Kibar Holding’in yurtdışında büyüme stratejisi kapsamında ABD’nin Batı Virginia eyaletine bağlı Fairmont kentindeki alüminyum folyo üretim tesisinin satın alma sürecini tamamladı. Tesis, Assan Alüminyum tarafından Kibar Americas üzerinden Novelis şirketinden satın alındı. Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı satın almanın, uzun süredir gündemlerinde olan globalleşme vizyonlarının doğal bir sonucu olduğunu belirtti. Kayabaşı yaptığı değerlendirmede, "Kibar Topluluğu olarak yurt içindeki güçlü sanayi temellerimizi, yurt dışı yapılanmalarla daha da derinleştirerek global ölçekte rekabet gücümüzü artırmak için adımlar atmaya devam ediyoruz. Globalleşme stratejimizin merkezinde, sürdürülebilir üretim, dijitalleşme ve çevresel sorumluluk ilkeleriyle faaliyet alanlarımızı uluslararası ölçekte güçlendirmek var" diye konuştu. Kayabaşı bu yatırımın, Kibar Holding’in alüminyum, otomotiv ve ambalaj sektörlerinde büyümeye devam eden sürdürülebilir sanayi grubu vizyonunun önemli bir halkası olduğunu da vurguladı. Yerel üretici olarak küresel oyuncu Assan Alüminyum Genel Müdürü ve Kibar Americas Yönetim Kurulu Üyesi Göksal Güngör, yatırımla ilgili şunları söyledi: "Tesis, özellikle otomotiv finstok, iklimlendirme finstok, gıdaya uygun alüminyum buruşuk kap ve endüstriyel folyo gibi alanlarda üretim yapacak. Tesisin kullanımına yönelik detaylı analizler ve değerlendirmeler yapılıyor. Bu adım, şirketimizin halihazırda hizmet verdiği sektörlerde ‘yerinde üretim’ anlayışıyla büyümesini destekleyecek." Güngör, şirketin Avrupa’dan sonra Amerika kıtasında da faaliyetlerini genişleterek, ’yerel üretici olarak küresel oyuncu’ konumunu güçlendirdiğini vurgularken, "Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, yerel üretimin giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde bu yatırım, uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir yansıması. Güvenilirlik, esneklik, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik temelinde oluşturduğumuz büyüme modelimizi, yeni dönemde Amerika kıtasına taşıyacağız" dedi.