Türk futbol hakemliğinin son dönemde en büyük çıkış yapan ismi olarak dikkati çeken Cüneyt Çakır, Futbol Federasyonu'nun aylık resmi yayın organı Tam Saha dergisinin aralık sayısında yer alan röportajında, "Her hakemin bir hedefi vardır hakemliğe başlarken. En uç nokta da Dünya Kupası'dır. Benim de hedefim bu" dedi.
UEFA'nın 1. kategori hakemleri arasına yükselen ve uzun bir aradan sonra Şampiyonlar Ligi'nde düdük çalan ilk Türk hakemi olan Cüneyt Çakır, Türkiye'ye göre Avrupa'da maç yönetmenin daha rahat olduğunu söyleyerek, "Maç öncesinde, maç sonrasında, maç sırasında ciddi bir saygı ortamı var. Hakemlerin ismi okunurken ıslıklanan başka bir ülke görmedim, rastlamadım. Ama biz Türkiye'de sadece hakemleri değil, kendi oyuncularını, kendi yönetimlerini, kendi teknik adamlarını ıslıklayan bir futbol kültürüne sahibiz. Bunlar hep o saygı eksikliğinden kaynaklanıyor.
Biz milyonlarca para harcayıp bir takım kuran yöneticiye de saygı göstermiyoruz. Emek veren, takımını oluşturan teknik adamlara da saygı göstermiyoruz. Orada, sahada, antrenmanda, maçlarda ter döken, emek veren futbolculara da saygı göstermiyoruz. Sahaya çıktığı zaman sadece adalet dağıtmaya çalışan, gördüğünü çalmaya çalışan hakeme de saygı göstermiyoruz. Bunlara Futbol Federasyonu'nu, başta MHK olmak üzere bütün kurumları da katabiliriz. Hal böyle olunca da her şey zorlaşıyor" diye konuştu.
"TÜRKİYE'DE BASKI ORTAMI AVRUPA'YA GÖRE FARKLI"
Avrupa ve Türkiye'de baskı ortamlarının farklı olduğunu belirten Çakır, "Türkiye'de baskı ortamı çok farklı. Maç öncesinde ve maç sonrasında hakemler üzerinde bir baskı oluşuyor. Biz üst düzey hakemler olarak bunların eğitimini alıyoruz. Yaptığımız seminerlerde teknik olarak, fizik olarak maça hazırlanmanın yanında mental olarak da hazırlanıyoruz. Psikologlarımız var. Geliyorlar, çalışmalar yapıyoruz. Bu baskıyı bu şekilde atlatmaya çalışıyoruz. Bugüne kadar edindiğimiz tecrübemizle baskının üstesinden gelmeye çabalıyoruz" şeklinde konuştu.
"HEDEFİM DÜNYA KUPASI"
Gelecek süreçteki hedeflerine de değinen Çakır, "Bir Türk hakemi olarak Avrupa'da fırsat yakalamak çok zor. Fırsatı yakaladığınız zaman da değerlendirmek zorundasınız. Ben de hakem arkadaşlarımla birlikte Şampiyonlar Ligi'nde iki maç yönetme fırsatını yakaladım ve başarılı olduğumu da düşünüyorum. Burada önemli olan verdiğimiz kritik kararların kamuoyunun doğru karşılık bulması. Bu bizim adımıza mutluluk verici. Emeğinizin karşılığını somut bir şekilde alma anlamında söylüyorum.
Tabi ki büyük beklentilerimiz var. Ama bunları beklerken de sadece bekleyecek değiliz. Daha fazla çalışacağız. Her hakemin bir hedefi vardır hakemliğe başlarken. En uç nokta da Dünya Kupası'dır. Benim de hedefim bu. Ama bu uzun vadeli bir hedef. Ben planlı ve programlı bir şekilde adım adım gitmekten yanayım. Şimdi biz Avrupa'da bize verilen fırsatları yakaladık ve başarılı bir şekilde değerlendirdiğimizi düşünüyorum. Bundan sonra gidilecek ilk adım bir kategori daha yükselip en üst kategori olan elit kategoriye çıkmak. Ondan sonra Şampiyonlar Ligi'nde kalıcı olmak, Avrupa şampiyonalarında görev almak. Şu anda da bu büyük beklentilerimizi beklerken çalışmaya devam" şeklinde görüş belirtti.
Şampiyonlar Ligi'nde Chelsea ve Barcelona'nın maçlarında düdük çalan Cüneyt Çakır, bu takımlar hakkında ise, "Bu iki takım sadece futbol oynamayı düşünüyor. Bu kadar. Sadece futbol. Onun bir keyif, bir spor olduğunu düşünüyorlar. Şampiyonlar Ligi çok büyük bir organizasyon ve bu organizasyonun bir parçası olmak gerçekten gurur verici bir şey. Ama bu takımlardan bağımsız, o organizasyonun ihtişamından kaynaklanıyor. Maç öncesi, maç sırası, maç sonrası, her şeyi çok farklı. İnanılmaz profesyonel bir yapı var. Sabah maç toplantısından stadı terk edene kadar her şey düzenli. Her şey bilginiz dahilinde ve saatinde gerçekleşiyor. Her şey planlı, herkes ne yapacağının bilincinde. Oyunu farklı kılan bundan keyif almaları ve dediğim gibi hakemle, verilen bir kararla, rakiple uğraşacaklarına sadece kendi oyunlarını oynamak istemeleri. Bu da işi güzelleştiriyor. Orada bir futbol kültürü var. Herkes ona uyuyor. Bizim takımlarımız da o seviyeye çıktığında o kültürün bir parçası oluyor" yorumunu yaptı.








