SAĞLIK - 10 Nisan 2015 Cuma 11:33

Her el titremesi parkinson değil

A
A
A
Her el titremesi parkinson değil

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başasistanı Uzm. Dr. Ahmet Yılmaz, parkinson hastalarının yüzde 80’inde ellerde titreme görülmesine rağmen her el titremesinin parkinson olarak görülemeyeceğini söyledi.

Parkinson hastalığı hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Ahmet Yılmaz, “Parkinson hastalığının genellikle yaşlılık döneminde ortaya çıkan, ellerde titreme, dengede bozukluk ve yavaş hareket etmeyle kendini gösteren bir hastalık olduğunu, hastaların yüzde 80’inde ellerde titreme görülmesine rağmen her el titremesinin parkinson olarak görülmemelidir” dedi.

AİLESEL EL TİTREMESİ İLE PARKİNSON KARIŞTIRILMAMALI
Tanı konurken hastanın şikayetlerinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Özellikle titreme esansiyel tremor (ailesel el titremesi) hastalığı karıştırılmaması gerekir. Hastaların bunu çok sıklıkla yaparak, el titremesi görüldüğünde hemen parkinson olduğunu düşünerek umutsuzluğa kapılıyor. Ailesel el titremesi hastalığı; erken yaşta başlayabilen, daha çok iki eli birden tutan, stres ile artan, istirahat sırasında değil de hareket sırasında ortaya çıkan titremelerdir. Parkinsonda ise el titremeleri istirahat haline ortaya çıkar, su içerken ya da bir objeye uzanırken kaybolur. Hareketlerde yavaşlama görülebilir. Ayrıca hastalar küçük adımlarla, öne eğik bir postürde (duruş), duruş ve denge bozuklukları, yürürken kilitlenme ve düşmeler, yüz ifadesinde donukluk, el yazısında bozulma, yutma zorluğu, kabızlık, ağızda salya birikmesi, konuşma bozuklukları da Parkinson’un ek olarak görülen diğer belirtilerindendir. Parkinson hastalığının sinsi olarak başladığını ve yıllar içinde, son derece yavaş ama giderek artarak belirtilerini ilerletir. Tanıyı kesinleştirmek yapılan beyin görüntülemesi veya kan tahlilinin parkinson hastalığına benzeyen hastalıkları dışlamak amacı ile yapılır. Yani parkinson hastalığının, beyin görüntülemelerine veya kan tahlillerine özel bir bulgusu yoktur. Parkinson hastalığının esas belirtilerinden olan titreme, hareket yavaşlığı veya kas sertliği erken dönemlerde Parkinson ilaçlarıyla tamamen düzelebilir veya büyük ölçüde azalır. Tedavide esas olan, beyinde az üretilen ‘dopamin’in ilaçlarla dışarıdan verilmesidir. Bu tedavi sonucunda hastada belirgin bir düzelme görülür. Çok ileri dönemlerde el titremeleri ve hareket güçlüğü ilaç ile tedavi edilmez duruma geldiğinde cerrahi tedavi düşünülebilir” diye konuştu.

FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON SÜRECİ ÖNEMLİ
Tedavinin önemli bir aşamasının fizik tedavi ve rehabilitasyon olduğunu ifade eden Yılmaz, “Düzenli olarak yapılan yürüme, denge gibi fiziksel egzersizler çok faydalıdır. Özellikle hastalığın ilerlediği durumlarda kişisel bakımdan ev içinin düzenlenmesine kadar giden bir aralıkta planlamaların yapılması gerekir. Çok ilerleyen dönemlerde unutmalar yaşanabilir. Hareket etmek isteyip de edemeyen ya da istemsiz hareketleri ile etrafın ilgisini çeken durumda olan bir kişinin psikolojisinin etkilenmemesi mümkün değildir. Dolayısıyla yakınlarının da sosyal destek açısından yardımcı olması gerekir. Beraberce gösterilecek çaba, aile bireylerinin, özellikle eşlerin desteği ve sevgisi, hastayı rahatsız eden psikolojik sorunların hissedilir şekilde azalmasını sağlar” şeklinde konuştu. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’de bağımlılıkla mücadele masaya yatırıldı Denizli’de 2026 yılının ilk Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının ardından mobil sigara bırakma aracı hizmete alındı. Denizli’de bağımlılıkla mücadele kapsamında önemli bir toplantı gerçekleştirildi. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger başkanlığında 2026 yılının ilk "Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı" Valilik Makam Toplantı Salonu’nda yapıldı. Toplantıya, Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Ataman, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Mahmud Güngör ve kurul üyeleri katıldı. Toplantıda, bağımlılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar ele alınarak Denizli’ye ait veriler değerlendirildi. Yapılan değerlendirmeler doğrultusunda, mücadelenin daha etkin yürütülmesi için alınması gereken tedbirler ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik kararlar alındı. Vali Köşger, toplantıda yaptığı değerlendirmede bağımlılıkla mücadelenin toplum açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, özellikle dezavantajlı bölgelerde farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiğini ifade etti. Köşger ayrıca, başta Yeşilay olmak üzere sivil toplum kuruluşlarına verilen desteğin artırılacağını belirtti. Bağımlılığın yalnızca bireyleri değil, toplumu ve ekonomiyi de etkileyen çok yönlü bir sorun olduğuna dikkat çeken Köşger, eğitim, rehabilitasyon ve bilinçlendirme çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi. Toplantının ardından Valilik bahçesinde Denizli’ye kazandırılan Mobil Sigara Bırakma Aracı’nın teslim töreni gerçekleştirildi. Tütün bağımlılığı tedavisi konusunda eğitimli sağlık personelinin görev alacağı araç, il merkezi ve ilçelerde hizmet vererek vatandaşlara yerinde destek sağlayacak. Mobil araç sayesinde sigarayı bırakmak isteyen vatandaşların başvuruları yerinde değerlendirilecek, muayene ve yönlendirme hizmetleri sunulacak. Özellikle ulaşım imkânı kısıtlı vatandaşlara ulaşılması hedeflenirken, sigara bırakma hizmetlerinin sahaya taşınmasıyla daha fazla kişiye destek olunması amaçlanıyor.
Kayseri Vücudundan 3,7 kiloluk tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nda gerçekleştirilen başarılı operasyonda vücudundan 3,7 kilo tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu. 72 yaşındaki A.A.; sol kalça çevresinde yerleşim gösteren ve yaklaşık 3.7 kilogram ağırlığında olduğu belirlenen büyük yumuşak doku tümörü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar ile Öğretim Görevlisi Dr. Feridun Arat ve araştırma görevlilerinden oluşan uzman ekip tarafından başarıyla çıkarıldı. Yaklaşık 4 ay önce kalça bölgesinde şişlik ve hareket kısıtlılığı şikâyetleri yaşayan hastaya yapılan detaylı tetkiklerin ardından ERÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji ekibi tarafından operasyon planlandı. Ameliyat sırasında tümörün çevre dokularla ilişkisi dikkatle değerlendirilerek, hayati yapıların korunması ile dev kitle başarıyla çıkarıldı. Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar; "Bu tür büyük yumuşak doku tümörlerinin erken teşhis ve multidisipliner yaklaşım ile başarıyla tedavi edilebildiğini, benzer şikâyetleri olan ve kısa süre içinde hızla büyüyen kitleleri olan kişilerin zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerekir" dedi. Başarılı operasyon; Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri’nin ileri cerrahi kapasitesini ve deneyimli sağlık kadrosunu bir kez daha gözler önüne serdi.