TEKNOLOJİ - 29 Mayıs 2015 Cuma 10:33

İşte WhatsApp hakkında bilmedikleriniz

A
A
A
İşte WhatsApp hakkında bilmedikleriniz

Cep telefonu sektöründe akıllı telefonlar ilerlemesiyle WhatsApp’ta bu durumdan nasibini aldı.

Dünya genelinde 800  milyondan fazla kullanıcıya sahip olan whatsapp çevirim içi mesajlaşma kullanımında da ön sıralarda yer alıyor.

İşte bu anında mesajlaşma devi hakkında bilmedikleriniz.

Araştırma şirketi Shoponless'ın hazırladığı Whatsapp raporuna göre dünyanın en büyük sohbet platformunda çalışan sayısı sanılanın aksine çok da kalabalık değil; sadece 55 kişi.

Whatsapp sahibi Facebook'u geride bırakarak Android cihazların en çok indirilen 5'inci uygulaması oldu.

Android'in en çok indirilen 5'inci uygulaması da olan Whatsapp'la ilgili şaşırtıcı bir diğer sonuç ise İtalya'da olan boşanmaların yüzde 40'ının Whatsapp kaynaklı olması.

Günde 30 milyar yazılı mesaj, sesli olarak 200 milyon mesajın gönderildiği WhatsApp’a her gün binlerce kullanıcı kayıt oluyor.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Kontrolsüz ve yoğun yeraltı suyu kullanımının bedeli: Ovadaki obruklar Konya’da obruk oluşumlarında youn ve kontrolsüz yeraltı suyu kullanımının etkisine dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, "Son yıllarda oluşan obruklar, ana kaya çökmesinden ziyade bizim örtü kalınlığı dediğimiz örtü çökmesi obrukları olarak nitelendirdiğimiz obruklardır. Bu obruklar, tamamen yeraltı suyuyla ilişkili olarak oluşmakta" dedi. Son yıllarda özellikle Konya Havzası’nda artış gösteren obrukların oluşumuna dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, geçmişte oluşan obrukların karstik sistemler içinde yer alan mağaraların tavan bloklarının çökmesiyle meydana geldiğini ve bu tür yapıların yeraltı suyundan bağımsız olduğuna dikkat çekti. Başkan Şükrü Arslan, "Obruk Platosuna adını veren obruklar, bizim ana kaya çökmesi dediğimiz bir karstik sistem içerisindeki mağaranın üstündeki tavan bloğun çökmesi sonucu oluşan obruklardır. Bunlar, yeraltı suyundan bağımsız, yeraltı suyundan alakasız bir şekilde oluşan obruklardır. Fakat son yıllarda oluşan obruklar, ana kaya çökmesinden ziyade bizim örtü kalınlığı dediğimiz örtü çökmesi obrukları olarak nitelendirdiğimiz obruklardır. Bu obruklar, tamamen yeraltı suyuyla ilişkili olarak oluşmakta. Yeraltı suyunun çekimine bağlı olarak hem statik seviyede aşağı ve yukarı yönlü hareketler yağışlı ve kurak dönemden kaynaklanan hem de yeraltı suyunun akış hızı özelliklerinden kaynaklı. Oradaki kalsiyum karbonatca zengin mineralleri çözmesi, eritmesi, bünyesine katması ve çözmesi sonucunda aşağıya doğru taşımasıyla oluşan boşlukların zaman içerisinde büyümesi, bu büyüyen boşlukların diğer boşluklarla birleşip daha büyük boşluklar oluşturup en sonunda da bu boşluğun üzerindeki örtü tabakasının çökmesi sonucu oluşan obruklardır" dedi. "Konya’da son 30 yılda oluşan obruklarımız, genelde havzalarda görülen örtü tabakası dediğimiz güncel yaşlı alüvyal malzemelerden oluşmaktadır" Özellikle 30 yılda meydana gelen obrukların genellikle örtü çökmesi şeklinde gözlemlendiğini ifade eden Şükrü Arslan "Son yıllarda, özellikle son 30 yılda oluşan obruklar, genellikle örtü çökmesi dediğimiz yani bizim alüvyal yelpaze dediğimiz daha ziyade son zamanlarda oluşmuş olan oluşum içinde gözlemlenmektedir. Uluslararası makaleleri konu olan, işte Konya’nın altında litosfer dediğimiz taş kürenin altında erime ile mağmaya doğru akan bir yapının olması ve buna bağlı olarak oldukların oluştuğu söylemi, aslında bir teorem olarak ortaya konulmuş ama kanıtlayıcı net bir kanıt bulunmamaktadır. Dünyanın oluşumunda, Litosfer dediğimiz taş küre bulunmakta. Bu taş küre yaklaşık 5 km ila 70 km kalınlıklara ulaşan bir kalınlığı bulunmakta. Taş kürenin hemen altında, üst ve alt manto bulunmakta. Bunun kalınlığı da yaklaşık olarak 2 bin 970 km kalınlığında bulunmaktadır. Bunlar, taş küreye göre daha yumuşak bir yapıya sahiptir. Tabii ki, bu sistem üzerinde taş kürenin içerisinde mağma sistemi dediğimiz, volkanik sıcak lavlar da bulunmaktadır. Bu lavların eritmesi sonucu taş kürenin tabanında malzeme eriterek, kendi bünyesine tekrar katabilir. Fakat bizim Konya’da son 30 yılda oluşan obruklarımız, taş kürenin üzerindeki genelde havzalarda görülen örtü tabakası dediğimiz güncel yaşlı alüvyal malzemelerden oluşmaktadır. Bu malzemeleri, yer altındaki taş kürede oluşan bu damlalara bağlı olarak, yüzeye kadar ulaşıp, yüzeyde bu tarz bir akıntı oluşturmasını biz çok ihtimal dahilinde bulundurmuyoruz" ifadelerini kullandı. "40 metreye kadar yer alt seviyesindeki statik seviye değişimi de gözlemleniyor" Obruk oluşumunun bu kadar sık olmasının yeraltı sularını yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanmakla ilgili olduğunu ifade eden Arslan, "Obruk oluşumunun bu kadar sık olması, bizim yeraltı sularını yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanmamız olarak görülüyor. Bugün, Konya Kapalı Havzasında, Devlet Su İşleri verilerine göre, yaklaşık 35 bin civarında ruhsatlı kuyu var iken, ne yazık ki günümüzde 100 binin üzerinde ruhsatsız kuyu olduğu düşünülmekte. Bunda da, totale baktığımızda bu 150 bin kuyuya tekabül etmektedir. Konya’da yeraltı suları seviyesi, yıllık ortalama, eskiden kuraklık ve iklim değişikliğinden dolayı yarım metre ila 1 metre düşümler olurken, günümüzde bu, bazı Konya’nın alt havzalarında 8-10 metre yeraltı su seviyesinde düşümleri gözlemleyebiliyoruz. Yağışlı dönem ile kurak dönem arasındaki statik su seviyesi farkı, yeraltı sularında bu da bazı bölgelerde 10 metre, 20 metre, hatta 30, 40 metre yer alt seviyesindeki statik seviye değişimi de gözlemleniyor. Şöyle söyleyebilirz, aslında, çayın içine şeker atıyoruz, daha sonra kaşıkla karıştırdığınız zaman şeker nasıl eriyorsa, işte yeraltı suyunun yer altında aşağı ve yukarı yönlü devamlı hareketi oradaki işte toprak malzeme, kalsiyum karbonatca zengin malzemeyi eriterek bünyesine katmaya ve onları çözerek aşağılara çekmeye ve yukarılarda boşluklar oluşturmaya sebebiyet veriyor" diye konuştu.
Hatay Protez bacaklarıyla yeniden yaşama tutunan depremzede Emre, yuva kurup evlat sahibi oldu Hatay’da depremde 2 bacağı ampute olan ve protez bacakları sayesinde yeniden yaşama tutunan 22 yaşındaki Emre Yüksek, asrın felaketi sonrasında evlenerek evlat sahibi oldu. Depremin ardından zor günler geçiren Yüksek, proteziyle araba sürebiliyor ve ailesiyle birlikte doyasıya vakit geçirebiliyor. Asrın felaketiyle Hatay’da 25 bine yakın can kaybı yaşanırken, çok sayıda kişi enkazdan sağ kurtarılmıştı. Depreme Defne ilçesi Elektrik Mahallesi’nde yakalanan 22 yaşındaki Emre Yüksek, enkazdan 2 gün sonra kurtarıldı. Enkazdan kurtarılma anı cep telefonuna yansıyan Yüksek, tedavi sürecinde 2 bacağını kaybetti ve protez bacak takılarak hayatına yeniden başladı. Depremin ardından protez bacaklarıyla yeni bir yaşama başlayan Yüksek, Nur Yüksek ile evlendi ve çocuk sahibi oldu. Yaşamına evladı ve eşiyle devam eden Yüksek; protezi sayesinde araba sürebiliyor ve çok sevdiği ailesiyle özgürce gezebiliyor. Depremden sonra evlenip çocuğum olacağını hiç düşünmediğini ifade eden depremzede Yüksek, depremden sonra tanıştığı eşi Nur ve evladı Yasin Poyraz’la mutlulukla hayatına devam ettiğini söyledi. "Depremden sonrasında evlendim, bir çocuğum oldu ve kendileriyle birlikte konteyner da yaşıyorum " Depremde bacaklarını kaybettikten sonra evlenip çocuk sahibi olan Emre Yüksek, "6 Şubat depremine Elektrik Mahallesi’nde yakalanmıştım. Ankara’da bir hastanede sağ sol diz altı iki bacağım kesilmişti. Hayırseverlerimizin desteğiyle birlikte yeni protezlerime kavuştum. Allah onlardan da razı olsun. Onlara da buradan çok teşekkür ederim. Her 6 Şubat geldiğinde üzüntüler içerisindeyiz ve memleket sevdamız var. Depremden sonrasında evlendim ve bir çocuğum oldu. Kendileriyle birlikte konteyner da yaşıyorum. Ailemle birlikte mutluyum ve yaşantıma devam ediyorum. Mutlu bir şekilde yaşayacağımı düşünmüyordum ister istemez enkazın altındaki psikolojiye tabii ki çok kötü oluyor. Ama daha sonrasında birisi bana gelip dese ki evleneceksin, bir çocuğun olacak, mutlu bir şekilde yaşamına devam edeceksin deseydi buna biraz zor karar verirdim. Çünkü o enkazın altında yaşadığım durumlar ve sıkıştığım zamanlar hiçbir zaman aklımdan gitmiyor. Dediğim gibi evlenip mutlu olacağım hiçbir zaman aklıma gelmezdi. Şu an evliyim ve mutluyum" dedi. "Çocuğumu kucağıma alıp, eşimle el ele tutuşup parkta da yürüyebiliyorum" Protezleriyle çocuğunu kucağına alıp, eşiyle el ele yürümenin mutluluğunu yaşayan Yüksek, "Eşimle depremden sonra tanıştık, o zamanlarda hala benim psikolojik sıkıntılarım devam ediyordu. Eşim bu durumda en büyük destekçim oldu, depremden sonrasında sürekli yanımda durdu. Kendisiyle birlikte bir hayat kurmaya karar verdik, evlendik ve şu anda hala yanımda durmaya devam ediyor. Her 6 Şubat günü geldiğinde hangi tarih hangi yıl olursa olsun o an ayaklarımın gitmesi, enkazda sıkışmamı ve ben dışarıyı göremiyordum. Antakya’nın durumunu hastanedeyken telefon da izledim. Böyle bir durumun acısı unutulamaz ve birçok kişinin üzerinde birçok vatandaşımızın, abilerimin, kardeşlerimin üzerinde çok büyük bir etki bıraktı. Bu sebepten dolayı hangi yıl olursa olsun 6 Şubat günü unutulamayacak bir tarih oldu. Protezle şu an yürüyebiliyorum, arabayı da rahat rahat kullanabiliyorum. Araba manuel veya otomatik olsun, protezlerim çok büyük bir rahatlığı oldu. Bu sebepten dolayı bütün herkese tekrar teşekkür ediyorum. Çocuğumu kucağıma alıp da yürüyebiliyorum. Eşimle el ele tutuşup parkta da yürüyebiliyorum. Bu sebep dolayı gerçekten çok rahatım ve tekrardan çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Muş Muş’ta besicilerden alternatif yem yöntemi Muş’ta küçükbaş hayvan yetiştiricileri, budanan söğüt dalları ile hem hayvanları besliyor hem de saman ve arpa maliyetini azaltıyor. Türkiye’nin en fazla kar yağışı alan illerinden Muş’ta besiciler, kış aylarında alternatif yöntemler geliştiriyor. Kar üzerinde hayvanlarını beslemekte zorlanan üreticiler, kendi bahçelerindeki söğüt ağaçlarını budayarak küçükbaş hayvanlarına veriyor. Sabah saatlerinde hayvanlarına saman ve arpa veren besiciler, günün ilerleyen saatlerinde ise budadıkları söğüt dallarını yem olarak kullanıyor. Lif açısından zengin olan söğüt dalları, küçükbaş hayvanlar tarafından severek tüketiliyor. Kendi arazisindeki söğüt ağaçlarını budayarak hayvanlarını besleyen genç besici İsmail Güngör, uygulamanın ekonomik ve pratik olduğunu belirterek, "Ayrancı köyünde hayvancılık yapıyoruz. Burada babama yardım ediyorum. Biz de saman ve arpadan tasarruf etmek için söğüt dallarını getiriyoruz. Günde söğüt dallarını getirip keçilere veriyoruz. Günde 3 defa söğüt dallarını ve buğdayı getirip hayvanlara veriyoruz. Ağaçlara çıkmak ne kadar zor olsa bile biz bu işi severek yapıyoruz. Keçilerimiz doğum yapmak üzere. Doğumdan önce keçilerimizi iyi beslemek için büyük çaba sarf ediyoruz. Günde üç defa keçilerimize saman, arpa ve söğüt dalı veriyoruz. Söğüt dalı bizim için alternatif bir yem oldu" dedi.
Ankara Konut kredilerinde birinci el - ikinci el ayrımı kaldırıldı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) kredi ve kredi kartlarının kullanıma ilişkin yeni kararlar ve düzenlemeler hakkında yazılı açıklama yaptı. BDDK, Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı ile uyumlu olarak ve 21.01.2026 tarihli Finansal İstikrar Komitesi toplantısında eşgüdüm içerisinde alınan finansal istikrarın sağlanmasına yönelik koordineli makro ihtiyati kararlar doğrultusunda; Finansal kaynakların alt gelir gruplarını destekleyecek şekilde verimli kullanımıyla kredi sisteminin etkinliğinin artırılması, finansal istikrarın güçlendirilmesi, finansal tüketicinin korunmasına yönelik olarak, borçluluğun gelirle uyumunun ve sürdürülebilir ödeme performansının sağlanması, dolandırıcılığın önlenmesi ve yasa dışı bahis ile etkin mücadele kapsamında finansal tüketicilerin korunması saikiyle, kullanılmayan kredi kartı limitlerinin suistimalinden kaynaklı oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi ve bankacılık sektörüne ilişkin düzenleyici çerçevenin uluslararası düzenlemelerle uyumunun sağlanması amaçlarıyla yeni kararlar aldı. Konut kredilerinde birinci el - ikinci el ayrımı kaldırıldı Buna göre tüketicilere kullandırılan konut kredilerinde; kredi tutarının teminat olarak alınan konutun değerine oranı açısından birinci el-ikinci el konut ayrımı kaldırıldı. 2010 yılından sonra yapılan binaların enerji sınıfı için asgari şart olan C enerji sınıfına sahip konutlar da avantajlı kredi değer oranı uygulanan konutlar kapsamına alındı. Bu çerçevede, konut kredilerine ilişkin düzenlemelerde enerji verimliliği yüksek, görece depreme dayanıklı yeni konutların alımı ile ilk konutunu edinecek tüketicilerin desteklenmesine yönelik değişiklikler yapıldı. Tüketicinin kendisinin, eşinin veya 18 yaş altındaki çocuklarının malik olduğu en az bir konutunun bulunması halinde ise; belirlenen kredi değer oranlarının azaltılarak uygulanmasına devam edilecek. Bireysel kredi ve kredi kartlarına 48 ay vade ile yeniden yapılandırma imkanı Dönem borcu kısmen ya da tamamen ödenmemiş bireysel kredi kartları ile ödemesi 30 günden fazla gecikmiş ihtiyaç kredilerinin, yapılandırma tarihindeki borç bakiyelerinin, kart hamili/borçlu tarafından 3 ay içinde talep edilmesi hâlinde azami 48 ay vadeyle yeniden yapılandırılabilmesine imkan sağlanacak. Kredi kartı limitlerine ilişkin düzenleme Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca; kart hamilinin sektördeki toplam kredi kartı limitinin, ilk yıl için aylık ortalama gelirin azami iki katı, ikinci yıldan sonra ise azami dört katı olacak. Yeni kredi kartı çıkarılması veya mevcut kredi kartlarının limitlerinin artırılması işlemlerinde yalnızca aylık veya yıllık ortalama gelir dikkate alınacak ve gelir düzeyinin teyidinin yalnızca, bankalarca geliri ispata elverişli olarak değerlendirilen belgeler üzerinden gerçekleştirilecek. Kart hamillerinin, tüm bankalardaki toplam kart limitlerinin 400 bin TL’nin üzerinde olması halinde, son bir yıl içerisindeki en yüksek harcamanın yapıldığı hesap kesim tarihindeki kullanılmayan kart limitleri, bankalarca kısmi bir oranda azaltılacak. Bankalar tarafından, tüm kart hamillerinin kredi kartı limitlerinin, 01.01.2027 tarihine kadar aylık/yıllık ortalama gelirleriyle uyumlu hale getirilecek. Kredili mevduat hesaplarına ilişkin düzenleme Bireysel müşterilere ait kredili mevduat hesabı (KMH) açılışı ile mevcut KMH limitlerinin artışı işlemlerinde KMH limiti; müşterinin bankalarca ispata elverişli belgeler üzerinden tespit edilen aylık ortalama gelirinin azami iki katı olacak. Bankalar ile eğitim kurumları arasında yapılan sözleşmelere istinaden eğitim ödemeleri amacıyla bireysel müşterilere tanınan KMH limitleri bu sınırlamadan muaf tutulacak. Uluslararası düzenlemelerle uyumlu bir şekilde bireysel müşterilere ait KMH limitinin kullanılmayan kısımları için bankaların sermaye yeterliliği oranlarının hesabındaki sermaye yükümlülükleri artırılacak.